Oksijensiz bir toplumuz artık

Yaşadığımız son gelişme yozluk ve yolsuzluk. Merkezinde iktidara yakın isimler, kuruluşlar var. Özetle, ülkenin hukuk kurumlarından sonra piyasa kurumlarına da güven sarsılıyor.

Diğer iktidar marifetleri malum.

Basının içi boşaltıldı ve bir gazeteci nesli, patronajı tasfiye edildi. Bugün hâkim basını iktidar ve adamları yönetiyor. Sosyal medyadaki alternatif arayışlar yok ediliyor, kanallar kapatılıyor. Muhalif gazeteciler, yalan haber yapmak ve eleştiriyi hakaret olarak tanımlamak vasıtasıyla susturuluyor, tutuklanıyor.

Oklar topluma da yönelik. Eleştiri kimin haddine? Siyaset sadece parlamentoda yapılan bir faaliyet olarak algılanıyor. Sivil toplum örgütleri yok oldu. Sosyal medya takip altında. Sert bir eleştiri, itiraz gözaltına alınmakla sonuçlanabiliyor.

Siyasi alan malum. Siyasi iktidarın şubesi hâline gelmiş adliye vasıtasıyla iktidar, muhalif muhtemel cumhurbaşkanı adaylarını siyasetten iğdiş ediyor. Ana muhalefet partisini boğdu, parçaladı, böldü, buna devam ediyor.

Siyasi etik darmadağın. İmamoğlu’nun tutuklanmasından bu yana CHP’den AK Parti’ye geçen belediye başkanı sayısı 34. İki de başkanvekilini eklersek etti 36. DEM’in kazandığı 10 büyükşehir veya il belediyesinin 6’sını kayyumlar, yani devlet-AK Parti yönetiyor. Dört de kayyumun yönettiği DEM’li ilçe belediyesi var. Siyasi ahlak kelimesini dilinden düşürmemiş adamlar bunu yaparken, aynı kelimeyi yücelten, partisinin adına veren iktidar, güçlüye doğru koşmakta hiç beis görmüyor, ilke aramıyor.

Kuvvetler birliği düzeni ülkenin elindeki üç buçuk demokratik kurumu yok etti. Kritik yerlerdeki mahkeme heyetleri ve savcıların çoğu sadakat kurallarına göre seçiliyor. İstenmeyen kararlar alan mahkeme heyetleri dağıtılıyor. Alt mahkemeler, iktidarın isteğine aykırıysa üst mahkeme kararlarını tanımıyor. AİHM kararları uygulanmıyor, düzene eleştiri getiren AB mensupları Cumhurbaşkanı danışmanları tarafından “emperyalist” ilan ediliyor.

Demokrasi bakımından oksijensiz bir toplumuz artık.

Geleneksel, muhalif hataya düşerek bunları yapan bir iktidar toplumdan nasıl oy alabiliyor, sorusunu sormayalım.

Asıl soru şudur: İktidarın söylemi, siyaseti, stratejisi, toplumsal yapının hangi unsurları ile buluşuyor? Buluşuyor ki desteğini en azından kamuoyu araştırmalarında devam ettirebiliyor.

Asıl sorun da odur ki bu sorunun sorulmasını, verilecek yanıtlar üzerinden muhalefetin açıklarına işaret edilmesini muhalif kesim hiç sevmiyor. Dolayısıyla böyle bir soruyu aklının ucundan bile geçirmiyor. Onlara göre iktidarın hâlâ oy almasını sağlayan hususlar baskı, hileler, kural ve kanun ihlalleri…

Evet, ortada otoriterleşen, ekonomik olarak başarısız, kibir etrafında kurulmuş bir tek adam sisteminin kurucuları nasıl oluyor da hâlâ Türkiye’nin önemli partisi olmayı sürdürebiliyor? Bunları pozitivizm meşrep akla gelen bildik nedensellik ilişkileri ile izah etmek de her zaman kolay değil.

Görülmek istenmeyen şu: İktidarın kendine has alanı var. İktidar bir hikâye anlatıyor topluma ve bu hikâyenin gelecekle, gelecekteki refahla, mutlulukla, bağımsızlıkla bir ilgisi var. Siyaset algısını güç-başarı-büyüme fikri üzerine oturtuyor. İstikameti bireysel olmaktan çok kimliksel, ulusal, ama ulus anlamında kimliksel bir söylem geliştiriyor.

Bunlar sadece ülkenin ortalama muhafazakâr ve ortalama milliyetçi değerleriyle kesişmekle kalmıyor, dünya siyaseti bunları besleyecek, otoriter düzenlere yer açacak, onlara ihtiyaç duyacak bir istikamette ilerliyor.

Muhalefet bu iklimi görmezse, bu iklim altında geliştirilen politikalar sahasına el atmazsa, Türkiye’nin önümüzdeki seçimlerde Erdoğan’ın umduğu ve altını çizdiği yeni Türkiye’ye, özetle otoriter, tek adama endeksli, tek parti zihniyetine doğru evrileceğinden korkarım.

Yanılmaktan elbet çok mutlu olurum.

Ama türlü krizlere rağmen gidişat böyle değil.

YORUMLAR (5)
5 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.