Onun ağzı bunun çenesi şunun yarışı ötekinin kazancı…

Çiçekler arasında yarış yoktur fakat insan onları yarıştırır. Güle soy ekler. Sarmaşığa aşk isnad eder. İsim koyar her birine sıralı. Paha biçer. Adına şarkı besteler. Üstüne mitoloji üretir. Baharın onca çiçeğe sinesini açması cömertliğinden gelir. Her çiçeğe meşrebince koku meşrebince eda katar bahar. İnsana kendisi olmak yetmez oysa. Baharı yaşasa yaz der. Yazı bulsa kıştan söz eder. Diğerleri de yetinmesin ister varlıklarıyla. Biraz koşsa yoruldum susadım derdine düşer insan. Sıcaktan bunalır. Soğuktan titrer. Kendisini onunla bununla kıyaslar. Elinde olsa armut piş ağzıma düş ilkesine tapar ebediyen. Eline çöp, ip, metre ne bulursa alır, sağı solu hesaplar. Dağa yükseklik atfeder. Nehre uzunluk. Ayna yapar. Karşısına geçer. Boyunu ölçer. Varlıkların hiçbirinin umurunda değildir insanın bu yakıştırmaları. Çiçek sessizce söner. Tohuma durur. Varlığına teslim olur. İnsan yine o razı gelmez bu teslimiyete. Akıl sevdasına kapılır. Faniliği karartır. En büyük korkusudur faniliğin terazisine çıkmak. Yer değiştirmek, başkasının yeriyle oynamak yazgıdır ona. Ağaç çiçek, buğday başak dinlemez o tohumu buna ekler şu aşıyı bu fidana uygular. Kıtalar gezdirir. Ovalar, vadiler dolaştırır.

Bitkiler değil sadece deniz ve kara canlıları da yarış bilmezler. Nehir denize şevkle karışır. Dalganın kıyıya koşması yan yana, el eledir. Köpükler birbirini tamsmlar. Oyun içinde o yandan bu yana şu kıyıdan bu bucağa gidip gelmeler de yarış sayılmaz doğada. Rüzgar dalı eğer. Çölde kumdan katlımlar yapar. Velev ki av olmasınlar birbirlerine canlılar. Kimisinin kanadı kimsinin pençesi kimisinin de gözleri öne geçer bu durumda bile. Denge dengeyi çağırır. İnsan dışındaki canlılar arasında başkasını başkasına kırdırmak yoktur. Hepsi kendi doğaları etrafında dönerler. Cins cins ayrışma vardır elbet. Fil fili

ceylan ceylanı arayıp bulur. Kuşlar aleminde de göç yolundan tutun besin bulma içgüdüsüne değin türlü birliktelikler görülür. Papağan papağanı yarıştırmaz. Bazı maymun türlerinde görülen şiddet eğilimi tam çözülememiştir. Canlılar birbirlerine karşı muamma olma vasıflarını hep korurlar. Muamma tabiatın büyüsüdür. Ay altında akan ırmağıdır.

İnsanın diğer canlılara karşı aldığı konumun kökeninde ilkin zayıflıkları vardır. Sonradan ihtirası, iştahı, kötülüğü hata kötücüllüğü. Zayıflık insana değerdir. Merhamet zayıf olmaktan gelir. Ama o bu zayıflıkları kapatmak için bazen onları taklit eder çokça da onları evcilleştirerek yarara dönüştürür. Mesafe kat etmek için ata ihtiyaç duyması onun bakımını üstlenmesi hatta ona sevgi duyup bağlanması anlaşılabilir. Lakin bununla yetinmez. Güç, iktidar, kazanç kapısı aralanır. Tıpkı bir başlarına kaldıklarında asla yarışmayacak atların üstüne jokeyler dizip ağızlarını gemledikten sonra seyircilerin çılgın bağırışları arasında çatlatırcasına koşturulması gibi. Bahisçiler, at sahipleri, seyisler, sponsorlar el ele neyin doğasını ne adına bozduklarını düşünmeden koşturup dururlar. Horozları dövüştüren, köpekleri diş pençe kapıştıran, balıkları özyurdu denizlerde ağ hapishanelerine tıkıp yemleyen yine odur, o. Rüzgarın dilini, güneşin enerjisini çözmesi anlaşılır da oradan ürettiği şeyi satması düşünmeye değmez mi? Rüzgarın mülkiyeti kimindir güneş kimin metası olabilir? Okyanuslardaki mülkiyet savaşı nerede durur?

Bu kadar mı sanırsınız onun marifeti bulutlara yön değiştirip suni döllemelerle yağmurun ve mevsimlerin dengesini bozan da başkası değildir. İnsanın, devletler, şirketler, kurumlar, organizasyonlar vasıtasıyla dünyaya saldırısı yaşama içgüdüsünü çoktan aşmış aklın ve duygunun tohumunu kurutup bir dinginlenemez kötülüğün hallerine bürünmüştür. Sebep sonuç halkalarına bağlana bağlana dünyanın her yerini kaplayan şiddet dürtüsü, hak hukuk, adalet eşitlik, ahlak erdem, umut yaşama neşesi ne varsa dalgalanıp durmaktadır. Bizim ocağımıza, sokağımıza düşen kıvılcım da bundandır. İnsandan, büyük hikayeden bakmadıkça olan bitene ne gecenin sonu gelir ne masalın tadı kalır. Onun ağzı bunun çenesine, şunun yarışı bunun kazancına eklenip durur.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.