Menfaat çatışması kıskacındaki fon skandalı

Organizasyon yönetiminde uyulması gereken ve aynı zamanda sarsıntılarını henüz atlatamadığımız fon skandalıyla yakından ilgili temel bir ilke var:

Genel bir yönetim çevresinde veya bir kuruluşta görev ve sorumluluk dağılımının ve personel atamalarının menfaat çatışması doğurmayacak şekilde yapılması…

Karar verme ve uygulama mevkiindeki otoritenin yasal, profesyonel veya etik sorumlulukları ile kendi dar kapsamlı (şahsi, birim düzeyinde veya ticari) çıkarları arasında sıkıştığı; bu çelişkinin de objektif, tarafsız, liyakate dayalı ve herkesin ortak faydasına olması gereken karar alma yeteneğini tehlikeye atmasına ve bu doğrultuda kullanmasına sebep olan tüm durumlar menfaat çatışması olgusunu ifade eder.

Menfaat çatışmasına düşülmemesi konusunda en çok dikkat edilmesi gereken alan, hiç şüphesiz devlet yönetimidir.

Yani, kamu kurumlarının;

-Kuruluş örgütlenme ve birbirleriyle ilişki düzenlerinin belirlenmesinde,

-Organizasyon yapılarının tasarlanmasında,

-Birimler arasında görev, yetki ve sorumlulukların dağıtılmasında,

-Görev pozisyonlarının görev yetki ve sorumluluk çerçevelerinin belirlenmesinde ve özellikle bu pozisyonlara yapılacak atamalarda bu ilkeye uyulmasıdır

Ne yazık ki devlet pratiğimizde, özellikle genel çerçevede idari yapının mimari tasarımından başlayarak personel atamalarına kadar olan hemen tüm aşamalarda idari tutarlılık ve sürdürülebilirliğin anahtarı olan bu hassasiyete uyulmuyor ve bu çerçevedeki kritik gereklilikler çoğu defa bütünüyle göz ardı ediliyor..

Son günlerde yaşanan fon batağında; bu skandala kurumlararası ilişkilerdeki zafiyet ve çelişkilerin yanı sıra sermaye piyasalarının düzenlenmesi, gözetimi ve denetimi düzeyinde sebebiyet veren ihmaller ve denetimsizlik zincirini incelediğimizde; karşımıza konumuz açısından laboratuvar incelemesine esas olacak çok boyutlu bir örnek olay çıktığını görüyoruz.

Örneğimizde, konumuz kapsamında en çok dikkat çeken iki temel açmaz ve uyuşmazlığa yer vereceğiz:

-Çelişki konusu en önemli açmaz; Devlet Denetleme Kurulu Başkanının Borsa İstanbul’un yönetim ve denetim kurullarında görev almış almasıdır.

Kriz patlak verdikten sonra, Devlet Denetleme Kurulu, Cumhurbaşkanlığınca skandalı soruşturmak üzere görevlendirildi.

Devletin en üst denetim kurulu olan DDK’ya böylesine derin, yaygın ve sarsıcı etkileri olan bir skandalı soruşturma görevi verilmiş olması son derece önemlidir ve yerinde olmuştur.

Görevlendirmenin ardından DDK başkanı, süreci bağımsız ve tarafsız bir şekilde yürütebilmek amacıyla; BİST’deki yönetim ve denetim kurulundaki görevlerinden ayrıldı.

Burada iki temel sorun var:

Birincisi, başında mevcut başkanının bulunduğu Devlet Denetleme Kurulu’nun fon skandalını soruşturamayacak olması…

DDK bu konuda bir soruşturma yürütecekse, kurulun mevcut başkanının, Borsa İstanbul’daki yönetim kurulu üyeliği ve denetim komisyonu başkanlığı görevlerinden istifa ettiği gibi; üç yıldır yürütmekte olduğu DDK başkanlığı görevinden de istifa etmesi gerekirdi.

Bu şartlar altında, başında yaklaşık 3 yıldır Borsa İstanbul’un yönetim ve denetim organlarında görev yapan mevcut başkanının bulunmadığı bir Devlet Denetleme Kurulu, ancak söz konusu skandalı soruşturabilir.

Çünkü, Devlet Denetleme Kuruluna, krizde Borsa İstanbul’un, DDK’nın mevcut başkanının oradaki görevinden ayrıldıktan sonraki görev ve sorumluluk döneminin değil; bugüne kadar orada görev yaptığı ve kriz gelişme süreciyle ilgili olduğu dönemin soruşturma görevi verilmiştir…Yani geçmişte kendisinin de yönetim kurulunda olduğu BİST’in fon manipülasyonlarını gözetim ve denetim altında bulundurma ve engelleme konusundaki sorumluluk ihmalini araştırması gerekecektir.

Birincisiyle bağlantılı ikinci sorun; Devlet Denetleme Kurulu Başkanının Borsa İstanbul yönetim ve denetim kurullarındaki görevlerinden ayrılmasının, yapacağı denetimin tartışılır olmasını değiştirmeyeceği gerçeğidir.

Neden?

Çünkü, fon skandalı süreci ve krizin patlak vermesi aşamaları, DDK başkanının Borsa İstanbul’dan henüz ayrıldığı tarihten daha önceki dönemde gelişti ve sonuçlandı.

Devlet Denetleme Kurulu, krizde Borsa İstanbul’un, DDK başkanının oradaki görevinden ayrıldıktan sonraki sorumluluğunu değil; bugüne kadar orada görev yaptığı ve kriz gelişme süreciyle ilgili olduğu dönemi soruşturacaktır. Yani geçmişte kendisinin de yönetim ve denetim kurullarında olduğu BİST’in fon manipülasyonlarını gözetim ve denetim altında bulundurma ve engelleme konusundaki sorumluluk ihmalini araştıracaktır.

Bu temel bir çelişkidir.

-İkinci açmaz, Tera Yatırım Holding’in sahibi Emre Tezmen’in, Türkiye’deki tüm hisse senedi, sahiplik ve alım-satım verilerinin gizli olarak tutulduğu Merkezi Kayıt Kuruluşu’nda (MKK) yaklaşık 3 yıl boyunca yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmasıdır.

Bu, ders kitaplarına girecek düzeyde ağır bir menfaat çatışmasıdır. Piyasada kâr amacı güden, portföy yöneten ve komisyon karşılığı aktif işlem yapan ticari bir aktörün (oyuncunun); rakiplerinin ve tüm yatırımcıların en mahrem finansal sırlarını, anlık pozisyonlarını ve stratejilerini görebilecek makro düzeydeki hakem niteliğinde bir altyapı kurumunun tepe yönetimine atanması, adil rekabeti ve piyasa güvenilirliğini kökünden zedeleyen yapısal bir çelişkidir.

Sonuç itibariyle; menfaat çatışması sadece bir “etik ihlali” değil, devletin ve piyasaların taşıyıcı kolonlarını içten içe yıkan bir sistem krizidir. Hakem ile oyuncunun ortak çıkarı paylaştığı, denetleyen ile denetlenenin iç içe geçtiği “döner kapı”mimarisi yıkılmadıkça ve katı bir hesap verebilirlik sistemi inşa edilmedikçe, bu tür skandalların faturası her zaman pahalıya mal olacaktır.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.