28 Şubat mağdurlar için ‘bin yıl’ mı sürecek

28 Şubat mağdurlar için ‘bin yıl’ mı sürecek

28 Şubat sürecinde birçok kişi kumpaslarla tutuklandı. Aralarında 2042 yılına dek ceza alanlar bile var. Mağdurların hikayelerini ‘Derdest’ belgeselinde derleyen yönetmen Kevser Çakır Demir “İçeridekiler af değil gerçeklerin ortaya çıkmasını istiyor” diyor.

ERKUT TEZERDİ / ÖZEL HABER

Darbe yalnızca tankla, uçakla yapılmıyor. Bir de 28 Şubat 1997’de yaşanan tankın, topun ve silahın kullanılmadığı ‘post-modern darbe’ var. 28 Şubat sürecinde hazırlanan ‘İrticayla mücadele eylem planı’ ile İslam grupları hedef alındı, müteddeyin kişiler sudan bahanelerle yargılanarak hapishanelere atıldı. Bazıları işkence görürken bazıları şu an hayatta bile değil. Mahkumlar hukuki açıdan yeniden yargılanmak, aileleri ise gerçeklerin ortaya çıkmasını istiyor. ‘Derdest’ belgeseli de bu yaşananlara çarpıcı bir şekilde odaklanıyor.

Anlatıcılar hukukçular, aileler ve mahkum yakınları… Önceki gün akşam İstanbul Fatih Ali Emiri Kültür Merkezi’nde ilk kez izleyiciyle buluşan belgeselin gösterimine mahkumların yakınları ve siyasiler katıldı. Belgeselin yönetmeni Kevser Çakır Demir ile metin yazarı Yılmaz Çakır, 28 Şubat’ın yaşanan bu acı yönüne dikkat çekmek istedikleri için, yakın zamanda televizyonlarda da yayınlanacak bu belgeseli yapma kararı almışlar.

TARİHİN TOZLU SAYFALARININ ARASINDAN

‘Derdest’ belgeselinin metin yazarı Yılmaz Çakır, böyle bir metni kaleme almanın ağır bir sorumluluğu olduğunu belirterek şunları anlattı: “Yakıcı bir sıkıntı var. Hapishanedeki Müslümanların geçmişten beri çok ciddi mağduriyet yaşadıkların biliyorduk. Bunlar tarihin tozlu sayfaları arasına saklanmıştı, orada öylece bekliyordu ama bir kere daha anladık. Elbette gerçekleri görmeyişimiz, göremeyişimiz gerçeklerin olmadığı anlamına gelmiyor. Çünkü bu sıkıntılar yalnızca hapishanelerdeki kardeşlerimizde değil, ailelerinde ve dostlarında devam ediyor. Aslında belgesel bize bir tablo daha hatırlattı.”

‘İKNA ODALARINI DA ÇEKTİM’

Belgeselin yönetmeni Kevser Çakır Demir ise süreci çok yakından takip ettiklerini anlatıyor. “Etrafımızda dindar kimliklerinden ötürü suçlanıp da çok hızlı bir yargılanma sürecinden geçen, ardından da uzun süredir içeride olan kişilerin yakınları var” diye söze başlayan Demir şöyle devam ediyor: “Onların acılarını, özlemlerini biliyorduk. Ama belgeseli hazırlarken gerçekten bunu bir kez daha anladık. Ben zaten daha önce ‘İkna Odaları’ belgeselini çekmiştim. Yaşananların öncesini ve sonrasını o belgeseli hazırlarken görüşmelerimde de öğrenmiştim. O belgeselde başörtüsü yasağına değinmiştik. Ancak dediğim gibi, bu belgeselde daha farklı sorunlarla yüzleşmiş olduk. Bir kere, yine gerçek bir acı var ve 28 Şubat yalnızca başörtüsü yasağı üzerine değil! Çok kapsamlı bir süreç” dedi.

YENİDEN YARGILANMALILAR

Kevser Çakır Demir, 28 Şubat’ın İslami kesimi hedef alan yaptırımları olduğunu belirterek “28 Şubat’ın birçok yaptırımı aşıldı ama özellikle bu kısım hala devam ediyor. Aileler umutla içerideki yakınlarının dışarıya çıkmasını bekliyor. İçeride haksız yere tutulan bir sürü kişi var. Çeşitli davalardan tutuklanmışlar, işkence görmüşler... Elbette acılar rakamlarla ifade edilmez. Ancak ortada bir haksızlık olduğunu düşünüyorum. Ve bu kişiler çok ciddi mağduriyet yaşamışlar. Aileleri de öyle. Yani sadece içerideki kişilerin yaşadığı hukuksuzluk değil bu. İşkenceler sonrası kalıcı rahatsızlıklar yaşayanlar oldu. Belgeseli de bu nedenlerden dolayı çektik. Bu büyük soruna dikkat çekmek istedik. Ayrıca bakın bu çok önemli: Şu an içeride olan bu insanlar affedilmek istemiyorlar. Yeniden yargılanmak, gerçeklerin ortaya çıkmasını istiyorlar. Biz de bunu dillendirmek istiyoruz” diyor.

‘2042’DE TAHLİYE OLACAKLAR VAR’

Yılmaz Çakır, İslami olaylara karıştıkları gerekçesiyle birçok Müslüman’ın haksız yere alıkonulduklarını, işkenceler gördüklerini söylüyor. Çakır, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu ülkede Necip Fazıl’ın ifadesiyle ‘öz yurdunda parya’ olmanın anlamını bir kere net bir şekilde gördük. Bunu neye istinaden söylüyorsunuz denildiğinde, Sivas Davası ve Sivas Davası’ndan üç gün sonra da Erzincan’da Başbağlar Katliamı gerçekleşiyor. Ancak insanlar olay yerinde olmadıklarına ve olaylarda herhangi bir ilişkileri olmadıklarını belirten 20 küsür kanıt sunmalarına rağmen ceza aldılar. Davalardan suçlu bulunanlar hala da içerideler. İşkence gördüler. Aralarında 2042’ye kadar yatacak olanlar var. Adil yargılanma söz konusu değil. Tüm bunlar, 28 Şubat sürecinin devam ettiğini gösteriyor. Bu belgesel de yakıcı sıkıntıya dikkat çekmek adına yapıldı.”

‘BU GERÇEKLER MUTLAKA ÖĞRENİLMELİ’

Belgeseli hazırlarken her belgeselci gibi teknik sorunlar yaşadıklarını ama bunların içerideki ve dışarıdaki kişilerin yaşadıklarıyla asla kıyaslanmayacak boyutta olduğunu söyleyen Demir, “Ben yaşananların, açıkçası bu belgeseli hazırlayıp çekene kadar bu kadar da derin boyutta olduğunu bilmiyordum. Dinlemek farklı öğrenmek çok farklı. Ailelerin acıları ve hukukçuların anlattıkları hukuksuzluklarla karşılaştıkça işin derinliğini fark ettim. Ayrıca ‘Derdest’ bir kanalda yayınlanacak, daha geniş kitlelere de ulaşacak. Birkaç kanaldan teklif geldi. Umarım yakın zamanda anlaşma sağlanır ve izleyiciyle buluşur. İlerleyen süreçte ‘Derdest’ gibi siyasi belgeseller çekmeye devam edeceğim. 28 Şubat sürecinin İslami kesime yaptırımlarını, anlatmak istiyorum. Yasaklar çok canları yaktı. Birilerinin bu gerçekleri öğrenmesi gerek” diye konuştu.

İlgili Haberler
Öne Çıkanlar
YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN