Back To Top
Siyasallaşan “sizin” yargınız!

Siyasallaşan “sizin” yargınız!

- A +

Kadir Has Üniversitesi’nin Toplumsal Eğilimler Araştırması’nın ortaya koyduğu veriye göre, AK Parti seçmeninin yüzde 33.6’sı yargının siyasallaştığına, yüzde 45.1’i ise yargının siyasallaşmadığına inanıyor.

2012 yılında yani “AK Parti’nin iktidar olup da henüz muktedir olamadığı” dönemde ise yargının siyasallaştığına inanan AK Partililerin oranı yüzde 42.

CHP’lilerde yargının siyasallaştığını söyleyenlerin oranı 2012’de 69.4 iken bu oran 2017’de yüzde 77.9’a yükselmiş.

Yani...

CHP’lilere göre yargı giderek daha fazla siyasallaşıyor...

AK Partililere göre ise yargı artık siyasallaşma ile arasına mesafe koyuyor. Siyasallaşmaktan uzaklaşıyor.

Tuhaf olanı ise, neredeyse AK Parti’den daha fazla AK Partili olan MHP tabanının, AK Parti tabanının aksine yüzde 56.7’sinin yargının siyasallaştığına inanıyor oluşudur.

Hatta MHP tabanında 2012 yılına oranla hiç bir değişmenin olmadığını söyleyebiliriz.

Bir tuhaflık yok mu sizce de?

Nasıl yorumlayacağız peki bu durumu?

Galiba bu durumda yazının başlığına geliyoruz.

Kurumlara olan güven/güvensizlik “iktidarda kimin olduğu” ile ilintili olarak değişiyor. 

Mevcut tablo siyasi konjonktüre göre tam tersi de olabilirdi.

Yani, demek istediğim şey, bugün CHP iktidarda olsaydı, yargının siyasallaştığını düşünen yüzde 77 AK Partililer olabilir, hatta bu oran yüzde doksan olurdu. Yargının siyasallaşmadığına inanan yüzde 45 de CHP’liler olarak karşımıza çıkabilirdi. 

Konumuza dönerek tekrar gelelim, Kadir Has Üniversitesinin Eğilimler Araştırmasına.

Araştırma sonucuna göre toplumumuzun yüzde 50.6’sı yargının siyasallaştığını düşünüyor.

Bu verilerin sağlıklı bir sonuç ortaya koyduğunu söylemek mümkün değil.

Bilakis bu araştırma sonucunun ortaya koyduğu vahim gerçek, had safhada olan toplumsal gerilim ve toplumsal kamplaşmadır.

Siyasallaşmış bir yargının bedelini bütün toplum öder. Yargının siyasallaşması demek hukuk devletinin sonu demektir.

Bugün aklını ve vicdanını siyasi konjonktüre göre kiralayanın yarın başka siyasi konjonktür oluştuğunda farklı davranacağını düşünmek saflıktan öteye bir şey değildir. İradesine ipotek konulmasına müsaade ederek yasaların kendisine çizmiş olduğu sınırları bugün aşan yarın aşmayacak mıdır?

Türkiye’nin en büyük sorunu yargı sorunudur. Türkiye’nin en büyük sorunu hukuk, adalet, özgürlükler sorunudur. Ve bu sorunlarının aşılmasında bir arpa boyu yol alınamamıştır. Maalesef.

27 Mayıs Darbesi’nden bu yana yargının siyasallaşmasının ceremesini çekiyoruz toplum olarak.

Peki, nedir yargının siyasallaşması ya da siyasallaşmaması?

Nasıl anlaşılır ya da nasıl tespit edilir?

Şu mudur mesela: Yargının siyasallaşması, adalet dağıtıcıların siyasi bir ideolojiye ve siyasi bir görüşe sahip olup olmadıklarıyla ilintilidir.

Dolayısıyla yargının siyasallaşması yargıçlara bağlıdır. Öyleyse yargıçların ideolojik ve siyasi fikirleri olmaması gerekir... 

Bu mümkün mü?

Doğru olan da bu değil zaten.

Adalet dağıtıcıların da elbette sahip oldukları siyasi görüşleri, savundukları ideolojileri olacaktır. Önemli olan husus yargılama yaparken yasaların, evrensel hukuk kurallarının dışına çıkmamalarıdır. Esas alacağı kriter yasalar ve evrensel hukuk kurallarının gereği olmalıdır.

Bir yargıç, hukuka, kanuna göre ceza gerektiren bir eylem hakkında ceza vermiyorsa, ceza gerektirmeyen, yasalarca suç unsuru olmayan bir fiil hakkında da siyasi konjonktüre göre konum alıp kararlarını ona göre veriyorsa işte orada siyasallaşma var demektir.

Daha açık yazalım. Adalet dağıtıcılar, terazinin kefesine hukuk, adalet, yasalar yerine siyasal nedenleri yerleştirdiğinde yargı siyasallaşmış demektir.

Yargı siyasallaştığında vatandaşlar, yargıçların önüne işledikleri eylemlerle çıkarlar ancak siyasi nedenlerle hüküm giymeye başlarlar.

• Soma Davası’nın karar aşamasında, dosyayı en iyi bilen, hakkında tek şikayet olmayan, bilakis Soma’da hayatını kaybeden işçilerin yakınlarının memnuniyet duyduğu yargıçların ansızın görevden alınması ve peşinden gelen tahliyeler.

• Kızılca kıyamet kopartılan Büyükada Davası ve gelinen sonuç.

• “ByLock tek başına delil olamaz, başka delillerle desteklenmeli” diye karar verdikleri için bir kısım medya tarafından önce FETÖ’cü ilan edilip, sonra HSK tarafından apar topar tenzili rütbe ile görev yerleri değiştirilen Antalya ve Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlarını biliyoruz da bir de medyaya yansımayanlar var.

• Şahin Alpay ve Mehmet Altan hakkında “hak ihlali” var diyen AYM’nin kararına açıktan direnen yerel mahkemeler ve HSK’nın tuhaf suskunluğu.

• Zeytin Dalı harekatı aleyhinde bildiri yayınlayan Türk Tabipler Birliği hakkında hemen Terörle Mücadele kanunun devreye sokulması. Ki toplumun yüzde 85’nin Zeytin Dalı harekatına destek verdiği bir ortamda.

Velhasılı kelam... Keyfi tutumların tavan yaptığı bir ortam sadece yargıya değil,
devlete de, topluma da zarar vermişken.
Ve bunun bedelini toplum olarak hepimizin ödeyeceği bir hakikat iken...

Yargı gibi bir konuda dahi görüşlerimizde sahicilik yok. Zaten hiç olmamıştı.

Siyasi görüşümüze göre yargı ya siyasallaşmış, ya da siyasallaşmamış oluyor.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Salih 03 Şubat 2018 05:56
Bugün parmağını yalayıp şatafatlı hayat sürenlerin çığlıklarını iktidar düşünce göreceğiz. Sonra diyecekler biz bu sistemi nerden bulduk. Varsayımım cumhurbaşkanı değişti. Bütün vali ,emniyet md. Müsteşarlar , hsyk, ysk, aym, genel müdürler değişecek. Ak partinin kadro verdikleri ihraç edilecekler. Maliye ve emniyet tarafından ak parti döneminde ihale alan yandaş firmalara cokecekler. Yandaş medya el değiştirilecek. Muhalif parti belediye başkanları görevden alınacak ak partili zenginlerin mallarına el kiycaklar vs vs. Böyle bir döngü sürekli ol
Hersoy 03 Şubat 2018 01:59
Sayın yazar bunları yazmak için epeyce geç kalmadınız mı? Referandum sürecinde bu konulara değinmeniz gerekmezmiydi? Gazeteciliğin gereği halkı doğru bildiğimiz konularda uyarmak değil midir? Yoksa o zamanlar bu günleri öngörememişmiydiniz?
HACI VAC VAC 03 Şubat 2018 01:34
Son verdiğiniz örnekler yargının siyasallaştığının en büyük delili bence . AYM nin verdiği karara alt mahkeme uymuyor ya . ŞAKA GİBİ .
KARAR OKURU 02 Şubat 2018 21:48
Sayın yazar. Muhaliflerin ağzıyla yazamak size hiç yakışmıyor
hulusi 02 Şubat 2018 19:52
Bu yazınızı bir cümlede toplayabilirdiniz aslında.
Yapılan yanlışları gündeme getirmek muhalefet etmek değildir hele bunu söyleyen de ne düşmandır nede haindir... Bizim iktidarın yada menfaatin bizleri zehirlemesinden acilen kurtulup yanlışlarımızı ve eksikliklerimizi cesurca söyleyen kişilere ihtiyacımız var, yalakalara değil....
Üç yıl kadar önce komşum ile mahkemelik olabilecek bir olayımı bir şekilde zaraz çekerek uzlaşma yoluna gittip. Çünkü şahıs yargıya dışardan müdahele edebilecek konumda idi ve haklı davanızda haksız çıkma durumum yüksekti. Yargı imamlarla idare ediliyordu. Şimdi farkı olan ne, imamlar gitti siyasi irade geldi. Siz olsanız ne yaparsınız. Güvenirmisiniz. Yaşadığım gerçeği anlattım. Çünkü eşim buna benzer bir olayda beş yıl aynı suçu yani insanlara hakaret etmeme suçunu işlememe cezası almiştı.
lllll 02 Şubat 2018 14:39
Yargı nasıl yargı olurdu sizce syn yazar..?Devletin her tasarrufunu küçümseyen,içe ve dışa şikayet eden,halkın ve değerlerinin yanında hiçbir zaman yer almamış kurum, kuruluş kişi vs. lere karşı duyarsız kalsa mı siyasal olmayan yargı olur?hadi oradan sende....
Hüdayî nabit 03 Şubat 2018 11:21
0
Dediğin gibi de olmayacak şimdiki gibi de olmayacak. Her türlü dış ve iç etkenden etkilenmeyen, korkmayan, ben dahi haksız olsam beni bile üzecek ve haklıyı sevindirecek kararı veren bi adalet sistemini işletecek bir yargı olmalıdır ki kişi kendini savunabiksin. Maalesef bugünkü yargı da eskinin zıddı. İkisi de bireyin yaradandan gelen hallarını gözetim ve koruma altına almıyor.
Sinan Can 05 Şubat 2018 15:41
0
Yazar sorunuzun cevabını yazıda vermiş zaten: "Önemli olan husus yargılama yaparken yasaların, evrensel hukuk kurallarının dışına çıkmamalarıdır. Esas alacağı kriter yasalar ve evrensel hukuk kurallarının gereği olmalıdır. Bir yargıç, hukuka, kanuna göre ceza gerektiren bir eylem hakkında ceza vermiyorsa, ceza gerektirmeyen, yasalarca suç unsuru olmayan bir fiil hakkında da siyasi konjonktüre göre konum alıp kararlarını ona göre veriyorsa işte orada siyasallaşma var demektir. Daha açık yazalım. Adalet dağıtıcılar, terazinin kefesine hukuk, ada
KARAR OKURU 02 Şubat 2018 12:03
Kilicdaroglu, Riza Sarraf'a "rusvetci" dedigi icin tazminat vermekle cezalandirilmisti. Dun Yargitay bu karari bozmus. Sanki Sarraf'in rusvetci oldugunu daha once bilmiyorlardi da, itirafci olduktan sonra ogrendiler. Bu kadar kepazelik olmaz.
KARAR OKURU 02 Şubat 2018 17:01
5
He yavvvv bu kadar skandal olmaz
Ali Yılmaz 02 Şubat 2018 09:33
Süper bir yazı ..çok kıymetli yazdıklarınız hele ki herkesin sustuğu şu dönem..
KARAR OKURU 02 Şubat 2018 07:19
Elif hanım bu toplumun kutuplaşmasında sizin hiç mi rolünüz yok? Bir durup düşünün derim...
KARAR OKURU 02 Şubat 2018 23:31
0
He var devam mı etsin şimdi...
KARAR OKURU 02 Şubat 2018 02:08
Adalet teyzenin gözünün açık olması gerektiğini savunan entellektüellerimiz (!!!!!) var, daha ne olsun.
harun 02 Şubat 2018 10:47
6
Adaletin gözü açık olmalı evet, adalet mekanizması diğer kamu hizmetleri gibi memuriyet ve kağıt tamamlamaya dönüşmeyip kendi evrensel kamu lehine mantığını oluşturabilse sürekli başına bir koca aramazdı, siyasete her yönden müdahale eden/sınırlayan amerikan yargısı burada yürütmeyi zayıflatmaz sınırlar ve bunu kamu lehine yapar ezbere kanunculuk ve mevzuatçılık hakimi memur kılar o da amir arar kendine ...hakimin gözü o kadar açık olmalı ki yaklaşan toplumsal eğilim ve/veya cinnetleri bile görüp kanun ona göre uygulamalı ...
KARAR OKURU 02 Şubat 2018 12:21
0
@harun: Adalet teyzenin gözünün kapalı olması nesnelliğini simgeler, klasik anlamda gözü açık-kapalı olma hali değil.
KARAR OKURU 02 Şubat 2018 14:36
0
@Harun: Hakimler karları "toplumsal eğilime" değil, evrensel hukuklara göre vermeli. "Eğilime" göre karar verilcekse kanun ve anayasa'ya ne gerek var? Hem bu zamanlar "toplumsal eğilim" sade bir kişinin dudak arasında aranıyor.
KARAR OKURU 02 Şubat 2018 02:05
Belli ki bazı tabanlar soruyu anlamamış. Bir insanın tercihini 'yargının siyasallaşıp-siyasallaşmadığı' meselesi belirlemiyorsa, daha ne belirleyebilir ki?
KARAR OKURU 02 Şubat 2018 18:59
0
Olagan devlet fonksiyonlarinda, eleman alma, gorevde yukselme, ihale, hizmet sunma gibi, siyasallasmanin normal gorulmesi, ister istemez neden yargida olmasin mantigi ile yargiya yansiyor. Sorun sadece yargi bazinda dusunulmemeli, genel olarak dusunulmeli.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN