Back To Top
AK Parti popülizme muhtaç mı?

AK Parti popülizme muhtaç mı?

 - Son Güncelleme: 07.09.2017 Perşembe 02:05
- A +

Düşünün ki Batı’daki türden bir kültürel iç çatışma yaşamayan, heterojenlikle sorunu olmayan, çoğunluğu Müslüman bir toplumuz. Önümüzdeki küresel gerilim atmosferinde ‘ortada’ durabilecek, hakemlik yapabilecek nadir, belki de tek ülkeyiz. Demokrasi geleneğimiz zayıf olmasına karşın, son on beş yıl içinde olumlu yönde yapısal değişiklikler yaşamış, sistemden gelen iç direnci atlatmış, fırsatçı yapılanmaları bertaraf etmiş, bu tarihsel dönemeci göreceli olarak çok az hasarla geçmişiz. Bu meyanda toplum içindeki kültürel cemaatlaşme eğilimleri eprimiş, kültürlerarası melezleşmenin önü açılmış... Genç nüfus ve genişleyen orta sınıfıyla küresel dinamiklere kendi irademiz ile dahil olmuşuz. Kamu yönetiminde ekonomik ve sosyal planda evrensel standartlar benimsenmiş, kamusal alan bir bütün olarak genişlemiş, rasyonel bakış her alanda hakim olmaya başlamış…

***

Bütün bunlar olurken iktidarda tek bir parti bulunmuş ve o parti hem devletin ideolojik anlayışına, hem de sistemin irrasyonel savurganlığına direnerek demokratik bir karar mekanizması kurmayı, bunu toplumdan aldığı destekle sağlam bir meşruiyet zeminine oturtmayı becermiş… Bu noktadan sonra o ülkede yeniden otoriterleşme ve popülizm bekler misiniz?

Herhalde beklemezsiniz… Çünkü otoriterleşme ve popülizm tam da söz konusu partinin var oluş nedenlerinin karşısında olan zihniyeti ifade ediyor. O parti bu mücadele içinde kendisini topluma ve dünyaya göstermiş, ideoloji olarak, söyleminde ve eyleminde yerleşik sistemin tam tersi bir duruş sergileyerek rüştünü kanıtlamış. Otoriterliğe ve popülizme kaymanın doğrudan bu partinin aleyhine olacağını öngörmek için siyaset bilimci olmak gerekmiyor… Böyle bir kaymanın orta vadede söz konusu partinin özgürlükçü ideallerine zarar vereceği, kazanılmış hakların kaybedilmesine neden olacağı, siyasi tabirle sistemin o partinin ‘işini bitirmesine’ zemin hazırlayacağı açık…

Ne var ki tarihsel açıdan akıl dışı gözüken bu olay şu an itibariyle aynen yaşanıyor. AK Parti bilerek ve isteyerek otoriterliğe ve popülizme kayıyor. OHAL imkanı ve kararname yetkisi fazla serbest kullanılmakla kalmıyor, adalet dağıtma işlevini siyasi perspektifin uzantısı kılma yönünde bariz bir eğilim bulunuyor. Diğer taraftan söylem bazında içe kapanmacı, sertleşme yanlısı, milliyetçi ve devletçi bir dil tutturulurken, devletin ekonomik ve sosyal bir rant üreticisi olarak yeniden şişkinleşmesine tanık oluyoruz.

Kısacası otoriterliğe ve popülizme açık şekilde karşı çıkmış ve bu özelliği ile genel kitlesel desteğe mazhar olmuş bir siyasi hareket bugün, hem de hiçbir zorlayıcı neden yokken, kendi iradesiyle otoriterliğe ve popülizme dönüyor. Bunun cumhurbaşkanlığı sisteminin seçimler üzerinde kurduğu baskı nedeniyle olduğunu görüyoruz. Ancak cumhurbaşkanlığı sistemini demokratik bir hale getirerek bu ikilemden çıkmak mümkündü…

AK Parti bunu tercih etmedi. Demokratik bir sistemde iyi bir cumhurbaşkanlığı sistemi yaratmak yerine, kötü bir cumhurbaşkanlığı sistemi uğruna otoriterlik ve popülizme razı oldu. Böylece kısa vadede iktidar olanakları uğruna, orta ve uzun vadede muhafazakâr ve demokratik bir yönetimin kalıcılığını riske attı.

***

Acaba niye? Gelinen durumun AK Partililer için bir sürpriz olduğunu söylemek herhalde mümkün değil… Demek ki demokratik bir sistemi devam ettirme durumunda kaybedilecek ve kaybedilmesi istenmeyen bir unsur söz konusuydu. Ne olduğunu biliyoruz: Erdoğan’ın tek adam olarak yönetebilme imkanının sistemleşmesi…

Bu tercihin siyasi muhasebesi tabii ki öncelikle partililere ve muhafazakârlara düşüyor. Ancak ellerine geçmiş olan böylesine büyük bir tarihsel fırsatın, onları ‘başkalarına benzetecek’ şekilde kullanılmasının ideolojik ve kültürel bedelinin olmayacağını sanmak saflık olur.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar
Çetin Erdoğan 08 Eylül 2017 11:26
Gerçekçi takdirlerinizi sıralayıp, olumlu icraatlarını sağlam bir meşruiyet temeline oturtmayı başarmış Ak Parti'den "yeniden otoriterleşme ve populizm bekler misiniz"? diye sormuşsunuz ve "OHAL", "aşırı yetki kullanma", "adalet dağıtma" konularındaki evrensel norm dışı uygulamalardan örnekler verip ekliyorsunuz: "...hiçbir zorlayıcı neden yokken, kendi iradesiyle otoriterliğe ve popülizme dönüyor". PKK'nın hendek ayaklanmasını, 15 Temmuz işgal girişimini, ordunun ve demokrasi kurumlarının çoğunu ele geçirmiş ve küresel desteği arkasına almış benzersiz bir saldırıyı sizin yaptığınız gibi yok sayarsak, "evet haklısınız" diyebilirdik. Çektiğiniz resimden Photo Shop ile bu saldırıyı sildiğiniz zaman gerçekten de "ortada hiçbir zorlayıcı neden" kalmıyor. Ama öyle mi? Üst üste gelen her çeşit darbe girişimizi alt etmemize rağmen küresel bir hegemonya inadıyla yenilerinin tezgahlandığı bir ortamda OHAL yetkisini biraz sıkılaştırınca dünyanın en zalim ülkesi ilan ediliyoruz. Kim ilan ediyor? Teröristleri sütle besleyen Batı ve sizin gibi, tarihsel bir tespit yaparken "zorlayıcı nedenleri" rötuş ile ortadan kaldırma ustası aydınlarımız. Bizim, Quantanamo marka camları karartırmış limuzin içinde dünyaya insan hakları dersi veren ABD'den en büyük farkımız nedir biliyor musunuz? Devletimizin daha kötü olması değil, aydınlarımızın kendi pencerelerini karartmalarıdır.
Kemal 08 Eylül 2017 07:14
Not tutarak izaha muhtaç bir yazı olmuş.. Eğer tam manası ile popülist davranmış bir siyasi hareket olmuş olsaydı, toplumun ödünün patladığı , çoğu Zamanda zararına gibi , durumlar göze alınmaz , söylemleşmez ve savunulmazdı...! Sürekli Herkesin hoşuna gidecek, kabartacak pohpohlayacak şeyler söylenmedi , yaşanmadı ve olmadıda bu memlekette... Aslında Yüzümüze tokat gibi çarptırıldı da gerçek durumumuz.. bazı anlayış ve kavrayış eksikliğimiz , çarpıtılmış gerçekliğimiz ve aslında hepimizin "mevcutla yetinmeci " statükocu kafalı oluşumuz gibi.. Bunun bedelleri göze alındığı gibi , ödene ödene de yol alıyorlar.. Bu durumların popülizme neden olacak hayranlığı yaratmasından daha doğal ne olabilir !. Bunu inkar etmek ve değersizleştirme çabaları , hiçbir zaman hiç bir toplumun gerçekliği ile bağdaşamaz.. Bu aksine gelişimin motorudur., çünkü popülar olan aynı zaman da hızla tüketilendir.,bunun yarattığı müthiş canlı bir baskı var.., sürekli toplumların geneline en uygun olan bir daha yüksek standartı sunmak vede oluşturmak da zorundasınız.., popüler olan şeylerimiz yanlış ve kötü olan şeyler değil ., genelin ortak teveccühünü de kazanmış ; ortak ihtiyaçını en uygun şekilde de karşılayan şeylerdir ..,Bu insanlığı bir aşama sonrasına taşıyan bir gerçektir. daha uygununu da bulana kadar... sürekli standartı zorlayanda bir yapıdır ., gelişimin dinamosu.. yaşadığımız gerçek
Tuğulka 07 Eylül 2017 23:06
İrrasyonel savurganlığı önlemek mi? Borçlar dağ gibi büyürken, bütçe rekor açıklar verirken nasıl önlemişler çok merak ettim doğrusu. Nereye gittiği belli ol(may)an örtülü ödenekler, karanlık bir şekilde yönetilen varlık fonu aş.. Nerede rasyonellik?
KARAR OKURU 08 Eylül 2017 06:59
0
Ve bugün varlık fonu Başkanı görevden alındı bir yılını doldurmadan. Neden acaba?
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 21:02
Milli iradeyi önemsemeyen kesimlerce bu ülke insanına yapılan zulümleri,hayatımızda bedeller ödeyerek tecrübe ettik.Bu yüzdendir ki yeni bir sistem kurgusu yapılırken, hangi uygulamanın ülkeye ne kaybettiğini ve ne kazandırdığını, başka tecrübelere ihtiyaç duymadan,kendi geçmiş yaşantımıza bakarak bilebiliyoruz. Nitekim yeni yapılan anayasal düzenleme, bu tecrübe neticesinde şekillenmiştir.Yeni yapılan Anayasal değişikliği ile dışardan müdahalelere kapalı bir sistem oluşturuldu.Cumhurbaşkanlığı sisteminde, devlet yönetimi ve Anayasal kurumların,görev ve sorumluluklarında ki muğlak alan ortadan kaldırılmış oldu.Özlemini çektiğiniz, Sabih Kanadoğlu ve avanelerinin, Üzerinde tepindiği ve fantazi kurduğu,anayasal düzen artık olmayacak.Ülke kaybettiği zamanı yakalamak durumundadır, bir takım memnuniyetsizlerin ayak sürmesiyle bu teker yolda kalmayacaktır.
KARAR OKURU 08 Eylül 2017 00:32
1
Hic merak etmeyin yeni sistem 1 sene içinde yeniden meclise gelir, tekrar değiştirmek için.
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 20:15
Sonuçta halk otoriterliğe prim verdi veriyor. Bu halka böyle yönetim layık. Bir arpa boyu yol da gitmemişiz demek ki demokrasi yolunda. Tramvaydan inmişiz yeri ve zamanı gelince. Demokrasi Türkiye'de halkın isteği ile değil NATO'ya girme yolunda dayatılan bir tercihti. Hukuki düzenlemeler de AB yolunda dayatılan başka tercihler. Halkın bu konularda doğru dürüst ne eğitimi ne bilgisi ne de anlayışı var. Sokağa çıkan bunu sabah akşam görüyor zaten. O yüzden boşuna kafa yoruyoruz. Bu topraklardan, genel olarak orta doğu ve islam dünyasından bir hikaye çıkmadı çıkmaz da. Demokrasi buralara asla uğramayacak nokta.
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 21:58
0
güzel bir yorum karar okuru. işin kötüsüde bu ülkede, fransada olduğu gibi macron beklemekte bir hayal. Ne yazık ki klasik ortadoğu ülkesi.
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 19:47
Merhaba. Yıllarca oku,onca entelektüel makaleler döktür, sonra da geldiğin nokta ""tek adam "" öyle mi? Yani Kılıçdaroğluna söylettirilene mi geldin. Yazık Etyen Bey.Sizin sıkı bir okurunuz olarak üzülüyorum bu durumunuza.
bir popilist 07 Eylül 2017 15:13
Geçiniz.. Muhalefet edecekseniz bu ülkenin ciddi sorunlarını gündeme taşıyarak yapın mesleğinizi,egemen güçlerin Türkiye tasavvuruna göre biçimlenmiş eleştiriler sıkça şikayet ettiğiniz kamplaşmayı tahkimden öte bir anlam taşımıyor sayın Mahcupyan
Batuhan 07 Eylül 2017 17:32
1
Bir Popülist'ten güzel bir popülizm örneği! "Egemen güçlerin Türkiye tasavvuru" muhakkak ki tartışmasız bir tehdit oluşturur, dış ve iç mihrakların beraberliği ile devletin ve ülkenin bekası da tehlikededir bu duygulara göre. Sözgelimi BOB başkan yardımcılığını da "Egemen güçlerin Türkiye tasavvuru" olarak görebilir miyiz? Bunun "evet" olduğunu düşünürsek, şu anda ki AK parti içindeki ve AK partinin yönettiği Türkiye'deki gelişmeleri de "Egemen güçlerin Türkiye tasavvuru" dahilindeki görebilir miyiz? İşte popülizmin ürettiği tartışma tarzı budur. Sorunlara somut çözüm bulmaktan çok uzakta kalırsınız. Belki de devlet olanaklarını ve aygıtlarını otoriter bir anlayışla kullanarak, sorunları bastırabilir, gelecek nesillere erteleyebilirsiniz. Hatta daha ağır sorunlar bırakırsınız gelecek nesillere ama çözemezsiniz!
veni vidi 07 Eylül 2017 12:08
AKP'yi tanimlamak icin pragmatist kavrami populistten cok daha uygun. Erdogainin iktidari icin zaman ve sartlar neyi gerektiriyorsa oyle davraniyorlar. Oncesinde bu evrensellik ve ozgurluktu simdi ise yerli-mille soylemi altinda otoriterlik.
Akif 07 Eylül 2017 19:22
1
Evet, evet; "makyavelist" daha uygun ...
Abdullah hasan 07 Eylül 2017 11:55
bence yazar yazısını 'akp tercihini neden bu yönde kullandı'' nın analizinde yapmalıydı. Bu zaten analiz değil oluşmuş olaylar , zaten bunu herkes biliyor yazmaya gerek varmı.
külyutmaz 07 Eylül 2017 11:33
Yapılacaklar listesinin arka sayfasında itaatkar bürokrasi ve sermaye yaratmak varsa ülke çıkarları ve kendi çıkarlarınız çatışacaktır. Ülkeyi refaha ve huzura götürecek uygulamalar apaçık ortadayken iktidar "paradigma" diye aslında gerçeğin çarpıtılmasına hizmet eden safsataların peşinden koşmaktadır.
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 10:13
Yorumcularin cogu populizmin ne oldugu hakkinda bir arastirma okumus oldugunu sanmiyorum. Populizmin ne oldugunu ve sonuclarini ogrenmek icin Matthijs rooduijn "populizmi olcmek" arastirmasini okumalarini tavsiye ederim. 7 maddelik arastirma sonucunun yedisi akp politikalarina uyuyor malesef.
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 16:49
1
"Bencillik gozune takilmis bir ayna gibidir. O gozler nereye bakarsa baksin kendinden baska birini gormez./Hz. Mevlana"
recep 07 Eylül 2017 09:23
Otariterlik ve popülizm yapıldığı fikrine katılmıyorum. saldırılar karşısında milleti uyarmak uyandırmak ülke liderinin görevidir. tepemize bombalar yağdığı zaman(yeterince zorlayıcı neden mi?) hala ayakta uyuyanların ne yapacağını çok merak ediyorum.
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 11:53
2
Kim yağdıracak o bombaları bir NATO ülkesine? Ak Parti iktidarda olmazsa mı yağacak bombalar? Otoriter rejimlerde tam da böyle yürür bu işler. Sürekli bir tehdit ve savaş havası yaratılır. "Bize oy vermezseniz yandınız" denir. Asıl mesele, bizim neye "uyanacağımızı" hep siyasetçinin belirlemesidir. Örneğin TRT'nin ne kadar para harcadığını sorarsanız, cevap verilmez. Niye? "Ticari sır efendim"! Yahu kamu kurumu bu! Olsun, ona "uyanmanıza" gerek yok! ABD'ye AOÇ'den arazi sattık. "Açıkla bakalım şu satış sözleşmesini". Olmaz! Niye? "Ticari sır efendim"! Ona da "uyanmanıza" gerek yok! "Ama halktan bunları niye saklıyorsunuz? Hani milli irade falan!" "O sadece sandıkta lazım efendim."
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 14:54
5
Hem otoriterliği kabul etmiyorsun hemde otoriter olma ve gerekçelerini sayıyorsun. Ne yaman çelişki.
recep 07 Eylül 2017 15:54
7
milleti uyandırmanın otoriteyle ne alakası var?
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 17:14
4
Nato yu kafanızda çok büyütmüşsünüz. Nato üyesi ülkeye neler yaptılar neler hala uyuyorsunuz.Bu gidişle uyanamayacaksınız. İyi uykular.
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 19:33
1
Uyuyan biri varsa o da hükümetti. "Rabbim bizi affetsin" diyenlerdi. Fethullah'ın bankasını, okullarını açmaya koşanlardı, ona toz kondurmayanlardı, ona referans olanlardı. Bir cemaatin milyarlarca Dolarlık bir holdinge dönüşmesine şaşırmayanlar, hatta onu destekleyenlerdi. Biz solcuların alnı hep ak oldu bu konuda. Siz uyandınız mı peki bu arada? Sanmam, zira şimdi de menzilciler doluşuyormuş devlete.
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 09:17
Sayın Etyen, öncelikle akp hali hazırda popülist söylemlerle iktidara gelmiştir. Çünkü halkın seneler boyu beklentileri vardı. Popülizm bu anlamda küllen kötü bir ideolji olmadığını bilirsiniz diye tahmin ediyorum. Popülizm nezaman zarar verir. Batının düştüğü duruma düştğünüzde. Şuan olan ise batının gölge siyasetçilerinin tehlikeli ve geriye dönüşü zor popülist söylemlerine karşı " etki - tepki " kuramından ibarettir.bu durumda Türkiye yi direkt popülizmle itham etmek safdilliktir. Durumun gerçek izahı olmaz. Daha öncede soruduğum gibi , asıl soru batının, bunun sonuçlarını bilerek ,neden böyle bir yola girdiğinin cevabıdır.batıda akılcılıkla makul söylemler sayın mogherini den gelmektedir. Ve karşılıkta bulmaktadır. Almanya ise ekonomik ihtirasları ve gölge siyasetçilerinin aşırıcık üzerine bina ettiği popülizmin esiri olmaktadır. Türkiyede karşılığını vermektedir. 15 temmuz sürecini iyi yönetebilmek , durumun karışıklığıyla ilgilidir. Eleştiri olacak ki daha iyiye ulaşılabilinsin. Sağlam bir adalet sistemi hepimizin temel ihtiyacıdır.bu anlamda kurulan komisyonlar tam anlamıyla çalışmadan veryansın etmek te adil olmayacaktır. Sonucu hep ıskaladığınız nokta da burası : şayet halkımız bu anlamda bir zaaf gördüğünde demokratik hakkını kullanırken , babasının gözünün yaşına bakmaz. Bunu defalarca ispat etmesine rağmen ıskaladığınız yerde tam burasıdır. Gelelim cumhurbaşkanlığı sistemine, yeni bir sistem. Daha denenmeden eksikleri bilinmeden kaygı kaynaklı yapılan eleştirilere sözüm yok. Ancak ,kesin şöyle olacak , böyle olacak demek önyargıdır. Sizi bu önyargıya iten nedir? Demokratik kazanımların kaybedileceği korkusu , bu kazanımları ülkeye yaşatan bir liderden beklemek bir önyargı olamaz. Bu sadece zan etmek olur. Ve bu zanla beklenti dahilinde ısmarlama yazı olur. Benim kanım ise siz sayın Erdoğana karşısınız , sisteme çok ta değil. O olmasında ne olursa olsun gibi. Unutmayın demokratik yaşam , çoğulculuk paydasındadır. Çoğunluğun seçtiğini hazmedemiyordanız siz bir demokrat değilsinizdir zaten. İşte bu sebepledirki , yok ilkokul mezunu oy kullsnmasın. Çobanla benim oyum birmi. Makarna kafa. Gibi aşşağılayıcı, olanı kabul edemeyen söylemler, kişinin demokrat olmadığının bir kanıtıdır. Sadece elit bir tabakadan yönetim bekleyen bir sistem sonuçta vesayet sistemine dönüşür ki Tğrkiye bunu denemiştir. Sonuçlarını çok net biliyordunuz. Akıllı insan denenmişi bir daha denemez. Tabi sizi aklınız idare ediyorsa. Saygılarımla...
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 12:15
3
"Çoğunluğun seçtiğini hazmedemiyordanız siz bir demokrat değilsinizdir" cümleniz doğru ama çoğunluk tarafından seçildiğinizde de, size oy vermeyenleri yok saymayacak, onlara vatan haini muamelesi yapmayacaksınız. Ben size hükümetin demokrasi zihniyeti konusunda "zan"dan öte gerçek bir örnek vereyim. 2010 referandumu sonrasında Erdoğan'ın balkon konuşmasında müteşekkir olduğunu belirttiği kesimler arasında "evet" diyen komünistler, sosyalistler de vardı. Aynı Erdoğan geçenlerde şöyle dedi (aslında durup dururken niye öyle dediğini de kimse bilmiyor): "Bu komünistler, bu sol görüşlüler hiçbir zaman vatansever değildir." Sana oy verince, işine gelince "vatansever", oy vermeyince "vatan haini". Buyurun size demokrat zihniyet! Ahde vefadan zaten vazgeçtik.
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 12:31
5
Yandaş medyanın bazen koro halinde "ürettiği" haberlere bakın, onların da millete "makarna kafa" dediğini daha iyi anlayacaksınız. Hükümete toz konmasın diye milletten saklanan, görülmeyen, yeri geldiğinde abartılan, abuk subuk fotoğrafları basarak yabancı liderlerin "Reis'in" önünde el pençe divan durduğuna okuyucularını inandırmaya çalışan o medyaya bakın. Bunları ancak okuyucularınızı aptal zannediyorsanız yaparsınız. Beyaz Türkler açıkça "göbeğini kaşıyan adamlar" diyordu, yandaş medya ise aynı şeyi üstü örtülü bir şekilde söylüyor. Tek fark bu.
KARAR OKURU 08 Eylül 2017 09:18
1
chp,fetö,hdp,pkk yakın olan ,parlatan medya neyin yandaşı?hükümete yakın olunca "yandaş"diğerlerine yakın olunca ne oluyor?
nuray 07 Eylül 2017 09:15
"..hem de hiç bir zorlayıcı neden yokken,kendi iradesiyle otoriterliğe ve popülizme dönüyor".siz okuyucularınızla alay etmeyi ne zaman bırakacaksınız?sizin için" zorlayıcı nedenler" sınıfına neler giriyor merak ediyorum.
S.K 07 Eylül 2017 11:31
1
Sorunları otoriter ve popülist yöntemler kullanmadan çözme yoluna gidilseydi daha iyi sonuç alınabilirdi.Demokratik yollarla ve intikam duyguları içermeyen bir adalet anlayışıyla terörle mücadele edilebilir, ülkenin çıkarları korunabilir.Böylece içerde ve dışarda muhalif unsurlara söyleyecek söz bırakılmamış olur.Yani sizi eleştirecek yada engelleyecek araçları onlara vermemiş olursunuz.Bu şekilde devletin ve ülkenin yeniden yapılandırılması ve gelecek kuşaklara aktarılması kalıcı ve sağlıklı bir şekilde mümkün olur. Sorunlarla mücadele için daha demokratik ve akılcı bir yol tutmak bir başka seçenekti, bugünkünden daha iyi sonuç alınırdı.Freni patlamış bir arabanın direksiyonunda,önünüze çıkan herkese bağırıp çağırarak,düzlüğe çıkmayı ummak pek akılcı görünmüyor.
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 09:11
fazla önyargılı ve tek taraflı bir analiz. politik tutum ön plana çıkmış. katılmıyorum yazara
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 09:03
Peki, taslakta MHP'nin hiç mi rolü olmadı ?
atilla. 07 Eylül 2017 08:59
''''Kısacası otoriterliğe ve popülizme açık şekilde karşı çıkmış ve bu özelliği ile genel kitlesel desteğe mazhar olmuş bir siyasi hareket bugün, hem de hiçbir zorlayıcı neden yokken, kendi iradesiyle otoriterliğe ve popülizme dönüyor'''' cümlesini alıntıladım makaleden.zorlayıcı bir neden olmadığı fikri çok itici. nasıl yok? geçen makalenin altına yazdığımız gibi, popülizm gütmese artık akp'nin iktidarda kalma şansı tükendi. ne yazık ki buna kendi savrulgan politikaları neden oldu. kendine de, kendine gönül veren destekleyenlere de, bu ülkeye de yazık ettiler. üzgünüm.
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 08:00
Güzel berrak ve korkmadan yazılan bir yazı inşallah yarın olmayan bir suç yaratılarak içeri atmazlar yazarı doğruları yazmak için deli olmak gerek.
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 07:56
Yazarin deyimiyle dusunun ki....varsayin ki, bu ulkede evrensel normlarda ve kendi parti icinde demokrasinin kurallarini ozumsemis ve uygulayan, halk ve milleti "ayni" goren/ milletin velinimeti oldugunun bilincinde olup onun degerlerine samimi sevgi saygi duyan, once insan diyen, IKTIDAR OLMA AMACINDA OLAN, iktidar umudunu sadece medya-yargi- asker/sivil burokrasinin darbe yaparak/parti kapatarak kendine iktidari teslim etmesine baglamayan, secim donemi disinda calisip ter dokup, proje uretip milletin gonlune giren, kazandigi az sayidaki belediyelerde yolsuzlugun/suistimalin/hirsizligin ayyuka cikmasindan rahatsizlik duyan/mucadele eden/sorumlular hakkinda geregini yapan-milletin parçasına sahip cikan ve millete hizmetin hakkini veren, millet dusmani teror orgurtlerine tavir koyabilen mesela ismini anarak FETO-PKK-DHKPC...Teror orgutu diyebilen, kaset operasyonuyla/parasutle genelbaskan atanmasi yerine partinin her kademesinde calisarak sindire sindire liderlik vasfini hakederek gelen kisilerin secilebildigi, milketin-ulkenin hayati menfaati soz konusu oldugunda MIT'in 3 TIR ini ABD nin 1350 TIRI na tercih edebileni... yani secimde iktidarIn alternatifi olarak halkin karsisina cikacak yuzu ve yetkinligi olan "ana muhalefet" partisi var... yine varsayalim ki bunun bati standartlarina kavusabilmesini mahcupyan 1 (bir) adet yazisiyla gundeme getiriyor.... demokrasimiz adina fena mi.olur du?
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 07:21
Aynen öyledir. Öyledir de, sonunda millet olarak ödeyeceğimiz bedel yok mu?
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 07:00
Cumhurbaşkanlığı sistemi için "Erdoğan’ın tek adam olarak yönetebilme imkanının sistemleşmesi" diyorsunuz. Bu da gösteriyor ki meselenin aslından çok uzak bir yerdesiniz...
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 17:07
8
Yazarin merami esasen sadece 16 Nisan hazimsizligi... denenmis parlamenter soslu eski sistemin ulkemizi emperyalist devletler ve kuresel cetelerce "kolayca kontrol edilebilir" hale nasil getirdigini,ekonominin ve milli kaynaklarin somurulmesini, IMF ve disa bagimliligin kangren hale geldigin, darbelerle milli irade gaspinii bu millet unutmadi, unutmaz. Buna ragmen henuz uygulamaya dahi giremis CB yonetim sistemini referandum sonrasinda elestirenlerden birinin de "ozbeoz turk/turkiye sevdalisi !!!" Merkel olmasi ilginv degil mi?
Mert 07 Eylül 2017 05:53
Bilemiyorum, en basindan beri zaten hedef buymus gibi geliyor bana. Hep oyle geldi ve hakli da ciktigimizi goruyoruz maalesef goruyoruz. Zaten bu hareket "Beyaz Turkler" diye tabir edilen "CeHaPeliler" diye tabir edilen insanlardan intikam almak onlari bu ulkede oteki yapmak bu ulkenin 2. hatta 3. sinif vatandasi yapmak amaci yok muydu? Bunu kimse konusmuyor. Akparti zaten desteginin buyuk bolumunu bu sebeple almiyor mu tabanindan? O kurulus felsefesi falan hepsi bir kamuflajdi, maskeydi asla samimi olduklarina inanmiyorum. Dolayisiyla sandikta darbe yemedikleri surece asla bir degisim olmayacaktir. O darbe ya muhalefet tamamen siyaset ustune cikip birlesecek ve Akpartinin "kurulus felsefesi"nden daha da demokratik bir programla halkin karsisina cikacak. bu program icinde, hem ilkesel doktrinler, hem de kamu kurumlari ve kaynaklarinin pratik olarak nasil adil paylasilacaginin icerigi olmasi lazim. Akpartinin bu kadar hoyrat davranabilmesinin yegane sebebi zaten bu muhalefet. Muhalefetin iktidara sandikta darbe vurmasi kendi aralarinda birlesmeden zor gorundugu icin, ikinci ve daha olasi ihtimal ise Akpartinin mevcut secmenlerinin tasarrufuyla verilecek bir sandik mesajidir. Eger gercekten bir zamanlarin mazlumu simdinin zalimi olgusu gercekten bir grup muslumani rahatsiz ediyorsa, medyanin ve yarginin artik neredeyse aciktan objektifligini yitirmesi, elestirdikleri kinadiklari seylerin bazilarina donustukleri bazilarina ise donusme istikametinde olduklarini dusunup vicdanlari sizlarsa belki sandikta mesaji verebilirler. Akparti icin demokrasi sandiktir. Sandik demorasidir. Dolayisiyla bu 2 ihtimalden baska degisim sansini ben goremiyorum. Ya ideolojik cekismeler icinde 50-50 enerjimizi notrliyecegiz ve Dunya gelisirken biz seyredecegiz. Yada "HERKES" colugunun cocugunun kardesinin anasinin babasinin sevdiklerinin ulkesinin vataninin ve bayraginin selameti icin "FEDAKARLIKLAR" yaparak uzlasma zeminini bulacagiz. Baska turlu ne huzur bulabiliriz ne de istikrar.
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 14:01
15
Yahudi demokrasisine alışanlar, sandık neticesini hazmedemez.
evin 07 Eylül 2017 04:39
heterojenlikle sorunu olmayan bir toplum mu? türkiye toplumu mu? ya hiç sokağa çıkmıyorsunuz ya da şaka yapıyorsunuz...
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 11:39
2
doğru türkiye toplumu içerisinde az da olsa suriyelilerden, ıraklılardan, araplardan, kendisi gibi giyinmeyen ,yemeyen ,içmeyen , inanmayan,düşünmeyen insanlardan nefret eden bir kitle var . buraya kadar herşey normal çünkü her toplumda bir miktar faşist olması doğal bir durumdur, normal olmayan bu kişilerin aynı zamanda kendilerini demokrat , özgürlükçü, toplumsal adalet savaşçısı falanmış gibi lanse etmeleri ,bizimde bu saçmalığa biat etmemizi istemeleri. ama biz faşist değiliz çok şükür...
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 13:04
2
evin hanım türkiye de yaşayan farklı kültürlere ait insanlara tahammül gösteremeyen biri olarak gene karşınızdakini sanki siz farklıymış gibi suçluyorsunuz ve şaka yapmıyorsunuz gerçekten... suriyeliler, afganlar, araplar , dindarlarla ilgili yazdıklarınız arşivde duruyor..
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 03:54
havanda su dovmeye devam. sizin analizleriniz artik mantikli gelmiyor. cunki yazinizin bas tarafinda resmen akp nin yapamadigi birseyi yapmis gibi gosteriyor, ikinci kisminda da zaten akp nin yapamadigi birseyi simdi akp nin geriye goturdugu nu anlatmaya calisiyorsunuz. tamamen sacma. nedenmi? zaten akp bu iyilestirmeleri yapmis olsaydi boyle bir sorun su an yasanmayacaktii.. bu kadar acik ve net
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 02:43
Din referansli bir hukumetten otoriterlik beklenir. Din, otoriter bir zihniyet ustune kurulmustur cunku. Buna karsilik demokrasiye ve insan haklarina saygili bir hukuk devleti kurulamaz dinin siyasete egemen oldugu ulkelerde. Bunu bilmeyen varsa yazsin bir kenara.
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 10:33
6
sou şu:asker mi daha demokrat din mi daha demokrat olabilir. soruyu sorarken dindar bir hükümetin 15 senede laik hükümetlerin 85 senede ki demokratik kazanımlarının kat ve kat daha fazlasını kazandırdığı gerçeği ni de unutma. tabiiki rasyonel bir beynin varsa yapabilirsin bunu
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 11:43
5
avrupa birliği ülkelerinin liderleri yakın tarihte 2 gün vatikan da papanın misafiri olarak kalıp aile fotoğrafı çektirip bütün dünya ya servis ettiler... ama onlar cici avrupalı dimi:)
Delidumrul 07 Eylül 2017 13:47
5
Yani bu hesabınıza göre, CHP herkesin bildiği din düşmanı oteriter parti değildi öyle mi?
KARAR OKURU 07 Eylül 2017 02:27
Akp medyada kaliteli yazarlara tarafsız yazarlara öncelik tanirsa kendisi için iyi olur.Ali Bayramoglu,Nuray Mert vb...Yanlislarini görme imkanı elde eder...
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN