Back To Top
Çocuk yetiştirmede ehil miyiz?

Çocuk yetiştirmede ehil miyiz?

- A +

Suriye’de savaş, terör, darbe arka planından beslenen ve yaklaşan referandumu hayat memat meselesi haline getiren bir ruh hali içindeyiz. Yaşananları ve yaşanacakları çok ciddiye alıyor, fazlasıyla önemli işler yaptığımızı sanıyoruz… Ancak ülkenin temel meselelerini çözme yönünde hiçbir adım atamıyoruz. Bu meselelerin bir bölümü hep birlikte, farklılıklarımızı kabullenerek ‘toplum’ olmamızı engelliyor. Kürtlerin ve Alevilerin talepleri hala karşılanmış değil. Bu talepler olmasaydı bile şu anki sistemin eşitlikçi ve özgürlükçü olmadığını, buradan ne adalet ne de kardeşlik çıkmayacağını biliyoruz ama zihnimizdeki engelleri bir türlü aşamıyoruz.

***

Çözemediğimiz meseleler bunlarla sınırlı değil. Kimliksel farklılıklardan bağımsız olarak gençlerimize bugünün yerleşik normları çerçevesinde kabul edilebilir bir öğrenim süreci de sunamıyoruz. Geleceği yaratma açısından siyasi tıkanıklıkların ötesinde, salt zihniyet düzleminde de arkaik bir ülke görünümü vermekteyiz. Uluslar arası sınavlarda gençlerimizin performansı ve Türkiye’nin sıralamalardaki yeri bu işi beceremediğimizin kanıtı. Mesele gençlerin eksik bilgilenmesi değil… Düşünmeyi bilmemesi. Bu konuda bilinçli az sayıda ebeveyn dışında, çocuklarımızın ne aile ne de eğitim sistemi içerisinde meraklarına alan açmıyor, hayata ve gerçekliğe özgürce bakmalarına izin vermiyoruz. Hatta muhtemelen bundan büyük ölçüde rahatsız bile oluyoruz…

Dolayısıyla kendimize sormamız lazım… Acaba çocuk yetiştirmekte, gençlerin kendilerini yetiştirmesini sağlamakta ehil miyiz? Cevabı zaten biliyor ama itiraf edemiyoruz belki, ama zaten komisyonlar kurmamıza, uzman görüşleri peşinde koşmamıza hiç gerek yok. Çocuklara sorabiliriz…

***

Podem’in geçen aylarda yerel ortaklarla birlikte yürüttüğü din dersi araştırmasının bir bölümü doğrudan Alevi ve Sünni çocukların okul ve eğitime ilişkin değerlendirmelerini kapsıyordu. Baştan söylemek gerek ki çocuk dünyasında zayıf olanı ezmeye yönelik dürtüler bizim kültürümüzde de hayli yaygın. Bu minvalde Sünni çocukların Alevi akranlarını hedefe koyma, mahrum bırakma, cezalandırma ve hatta eziyet etmeye kadar varan davranışlar sergilediği anlaşılıyor. Bunun kimliklerden bağımsız, salt çocuk dünyasının kendine has dinamiklerinin sonucu olduğu doğru olsa da, Sünni ebeveynlerin konuya ilişkin hassasiyetlerinin olumlu yönde olmaması da bir etken.

Ancak araştırmanın asıl çarpıcı yanı çocukların okula ve eğitime bakarken kimliksel farklılıkları aşan bir biçimde ortak kanaatler serdetmeleriydi. Buna göre ‘ideal bir okulun’ sahip olması gereken üç özellik öne çıkıyor. Çocuklar yeteneklerine ve ilgi alanlarına göre dizayn edilmiş, kişisel gelişime imkan tanıyan ve eleştirel düşünceye açık okullarda okumak istiyorlar. Bu isteklere baktığınızda kendisini hayatla sınayarak tanımaya ve geliştirmeye hevesli gençlerin karşısında, buna izin vermeyen, hatta tahammül edemeyen bir okul anlayışının bulunduğunu anlıyoruz. Yöneticilere böyle gelmese bile, öğrencilerin algısı bu yönde…

***

Eğitim sürecine ilişkin ise, yine kimliklerden bağımsız olarak, katılımcı bir tartışma ortamının olması ve sorumlulukların paylaşımına açık bir öğrenim yönteminin uygulanması isteniyor. Nitekim Avrupa Çocuk Hakları Sözleşmesi eğitim ve öğrenimde iki ilkeye sahip. Çocuğun en üstün yararının gözetilmesi ve çocuğun gelişen kapasitesine saygı… Bizdeki sistemin, öğrenimi ille de millileştiren anlayışın ve hepsinin temelindeki ataerkil aile ve okul yapımızın bunun çok uzağında olduğu açık. Doğrusunu isterseniz çocukların kendileri için istediğine aslında önce bizim, ebeveynlerin ve eğitimi yönetenlerin ihtiyacı var...       

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar
yusuf 01 Mart 2017 16:29
Lütfen "de" ve "da" eklerini ayrı yazalım.
dağdaki çoban 18 Şubat 2017 17:22
Yazar eğitim sistemimizin doğru sorgulama becerisi veremediğini ve doğru sorgulama becerisi gelişmemiş bireyler yetiştirdiğini iddia etmiş fakat buradaki yorumcuların hemen hemen hepsi kendilerini bu katagorinin dışında tutup yazarın eleştirdiği eğitim sisteminde yetişmelerine rağmen acaba bizlerde doğru sorgulama becerisi olmayan bireyler olabilirmiyiz diye düşünmemiş. Aklı pazara çıkarmışlar herkes gidip yine kendi aklını satın almış misali olmu.mesela birkaç kişi haricinde eğitim sisteminden konuşurken alevi-sunni meselesine dokunmak neyin nesidiye sormamış. Hiç kimse ‘’madem başka renk/inançlara saygı eğitimin sisteminin kalitesi ile alakalı bir şey ozaman eğitim sistemini örnek almamız gerektiğini iddia ettiğimiz/çok beğendiğimiz/sorgulayıcı ve yaratıcı bireyler yetiştirdiğini düşündüğünüz Avrupa ülkeleri ve abd de ki İslam karşıtlığının nedeni nedir, batıda eğitim sisteminin kalitesi artıkça ve daha çok sayıda kişiye ulaştıkça artan IRK çılığın nedeni nedir acaba’’ diye de yazara soru sormamış. HAYIR kararı vermeden doğru düşünmeyi becerebildinizmi acaba? Sorgulayarak AKP iktidara gelene kadar ülkenin askeri vesayetle yönetildiğinin ve askerin onaylamadığı hiçbir uygulamanın hükümetler tarafından yürürlüğe sokulamadığının,aslında ülkeyi asker in kumandasındaki derin devletin yönettiğinin farkına varabildinizmi, parlementer sistem devam ettiği müddetçe ama bugün ama yarın askeri vesayetin tekrar geri geleceğinin farkındamısınız? 16 temmuzda sonuç EVET olmazsa askeri vesayetin yokolmasını sağlama şansımızın tamamen yok olacağını veya en azından önümüzdeki elli sene daha böyle bir şansın ele geçmeyeceğinin farkına varabildinizmi? Bunları soguladınızmı acaba? Son bir soruda acaba sorgulama yeteneğinden şikayet eden yazarımız sorguladığım için sorgıulamamı yayınlamaktan imtina edebilirmi?
eric fromm dan.... 18 Şubat 2017 21:05
2
16 temmuzu bekleme sakın,seçim 16 nisanda... o tarihe kadar,sorguyu çoğaltıp sorguları sorgulayıp,sorgu sorgular sorusunu sorgulayınca,sorguyu sorgulama sorgusundan,sorguyu sorgulamayabilme sonucuda çıkabilir....
dağdaki çoban 19 Şubat 2017 01:02
2
sayın felsefecı eric fromm: 16 temmuzla 16 nisanı kastettiğimi algılayabilmişsin bravo. zira hayırcılar içinde algılayamayabilenlerde var. sorguyu sorgulayamabilme durumu zaten AKP iktidara gelene kadar var olmayan bir olgu idi(yaşın küçükse bilmeyebilirsin).akp iktidarı ile beraber sorguyu sorgulayabilme dönemin başladı fakat geçici olabilir. durumun devamını garantiye alabilmen için daha fazla sorgulayabilmeyi becerebilirsen sorgulamalarından evet çıkma ihtimali yüksektir
KARAR OKURU 18 Şubat 2017 11:32
Çocuk yetiştirmede ve talim-terbiyede rol model durumundaki ebeveynlerin ve özellikle eğitimcilerimizin "kendi insani erdemler bakımından olgun ve kişisel gelişime açık, nefis terbiyesi konusunda başarılı ve farkında, sevgi-şefkat-anlayış konusunda eksiği olmayan kişilerden seçilmesi ve gerekli maddi-manevi çalışma koşullarının en üst düzeyde sağlanması ön koşul olmalı, geleceğe yönelik. Yaşadığımız bazı somut olumsuz olaylarda, "ebeveny ve özellikle eğitimciler için gecikmiş ergen davranışlarının ideolojik cesaretle birleşmesi ve gruplaşma, meslektaş dayanışması...vs sebeplerle " yeni nesilin de maalesef evde ve özellikle okullarda zehirlenme süreci devam edebiliyor. Eğitim konusu, hem kişisel hem toplumsal, hem de istikbal-istiklal meselesi bakımından en öncelikli meselemiz olarak kalmalı. Aynı toplumda trafikte, işyerinde, aile ilişkilerinde, spor alanlarında, siyaset alanında... heryerde eğitim sorunu önümüze olumlu veya olumsuz olarak çıkacak, bundan kaçış yok. Olumlu davranışların daha çok olması toplum huzurumuz ve güvenliğimiz için vazgeçilmez. hiç bir ideolojik önyargı, takıntı ve dayatma olmadan; kırmadan kırılmadan alternatif çözümler üretmeliyiz..
Özguven 18 Şubat 2017 04:22
Ülkemizin en acil çözülmesi gerekli sorunu olarak gördüğüm bir konuyu bu dönemde islediginiz için öncelikle tesekkurler. Bence ailede verilecek okul öncesi eğitim hamza beyin söylediği gibi çok önemli fakat çocuk aileden çıkıp ilk sosyal çevre ortamına girdiğinde normal olarak farklılıklarla ani ve hızlı bir şekilde karşılaşıyor ilkokulda, kanaatimce bunu fırsata çevirmek gerek, tabiki egitimle. Lakin halihazırda okullarımızda eğitimi görmek mucize sırf eleştiri olsun diye soylemiyorum. Çünkü okullarımızda çocuklarımıza verilen sadece öğrenim! Eğitim ve öğrenim isminde olan kurumlarımız sadece öğrenime odaklanmış durumda yukarıda bahsettiğim gibi bir sürü farkliliklarla karsilan çocuklarımız bide sıkı bir mufredatla öğrenime tabii tutuluyor . Bu duruma biz veliler de destek niteliğinde davraniyoruz. Bence ilk okul tamamen çocuklarımızın eğitimine adanmali 10 yaşına kadar çocuklarımıza ahlak, durustluk, iyi insan olma, vizyon sahibi olma vb. konularda egitilmeli, bunların yanında öğretim olarak çok temel bilgiler uzun uzun öğrenmeyi tamamlama konusunda tereddüt kalmadan yapilmali. Temeli çok sağlam atıp üzerine istenilen bütün bilgiler verilebilir. Çocuklarımızın İQ 'dan çok EQ suna önem verip daha mutlu daha anlayışlı empati kurabilen düşünüp muhakeme edebilen bireyler yatistirmemiz şart. Dahada önemlisi canlıya saygı duyan ahlaklı dürüst insanlar yetiştirmek SART USTU SART yoksa toplum olarak bütün sorunları konuşup konuşup bi çözüm bulamadan süni çözümlerle vaktimizi boşa harcamaya devam ederiz. Saygılarımla
hamza akyol 18 Şubat 2017 12:22
2
Öncelikle eğitim ve öğretimin birbirinden ayrılmasının mümkün olmadığını düşünüyorum. Ayrıca çocuklara neyin ne zaman verilebileceği artık bilimsel çalışmalarla ortaya konuluyor. Bu noktada bu işi uzmanlara bırakmak gerekiyor. Ayrıca da, ben çocuklara verilmesi düşünülen, ahlak, dürüstlük, iyi insan olma gibi özelliklerin de çok afaki olduğunu düşünüyorum. Mesela akpye göre iyi insan; "ben kafirleri yeneceğim", "kafirlere karşı mücadelemizi sürdürelim" diyen insandır, bir mhpliye göre ise, "ben türküm, türklerin ...", bir başkasına göre ise başka birşey olabilir. Bunlar muğlak, kişiye göre değişen kavramlar. kuşkusuz uluslararası bir ahlak, dürüstlük, iyi insan olma gibi kavramlar vardır. ancak, devletin kurumlarının bunları vermesi noktasına gelindiğinde, burda devletin anladığı iyi insan, devletin anladığı iyi yurttaş, devletin anladığı ahlaklı genç yetiştirme çabası olma ihtimali çok yüksek. Uzman olmasam da, gözlemlerimden edindiğim düşünce, okullarda, belli doğruların verilmesinden daha çok, (bu evdeki eğitim için de geçerli), çocukların doğruyu-yanlışı, ahlaklı davranışı-ahlaksız davranışı, vicdanlı olmak-vicdansız olmak, çalışkan olmak-tembel olmak gibi şeyleri ayırdedebilecek, bu noktalarda seçim yapabilecek şekilde yetiştirilmesidir. Dediğim gibi, sizin söylediğinizdeki sistemin birinci sakıncası, devletin tek tip insan yetiştirme mekanizmasının devreye girme ihtimali iken, ikincisi de, doğruların, ahlak anlayışının, vb. de (uluslararası ahlak vb. de olsa), göreceli olmasıdır. Uluslararası düzeyde bile, bugün ahlaklı bir davranış olarak görülen bir davranış, bundan 10 sene sonra farklı şekilde hatta belki de tam tersi görülebilir.
Özgür 17 Şubat 2017 23:02
Yetişkinler için de eğitim şart.Özellikle cezaevi insanların arınması ve muhakeme yapabilmeleri için iyi bir yer.
KARAR OKURU 17 Şubat 2017 22:11
Sayın yazar eğitim sisteminin "özgürce düşünen, sorgulayan, kendini doğru olarak ifade edebilen, dürüst-ahlaklı-vicdanlı" sağlam bireyler mi, düşünmeden itaat eden/itaat etmesi istenen her düşünceden cemaat mensupları mı yetiştirdiği konusu gibi hayati bir konuyu gündeme getirmenizi değerli buluyorum. Ancak bu konuyu, etnik-inanç bağlamında tartışılmasını, konunun özünden uzaklaşılması ve manuplasyona açık olması nedeniyle yadırgadım. Eğitim bağlamında kaç kuşak boyunca dünün çocuğu olan bugünün anne-babaların ve yarının anne-baba adaylarının eğitimi, daha da önemlisi eğiticilerin eğitimi konusu, müfredatın komple elden geçmesi, sorunlu eğiticilerin ayıklanması meselesi referandumdan sonra tüm siyasilerin gündeminde olmalı, gündemde kalmalı ... onyıllarca psikolojik ve siyasi operasyon sahası olmaktan yorgun düşen, ötekileştirmekten ve kuruplaşmaktan , enerjimizi birbirimizi yıpratmaya yoğunlaştırma saçmalığına sebep olan zihin dünyamızın düzelmesi, arınması ve farklı olana bakışmızın sağlıklı hale getirilebilmesi bakımından buna acilen toplum olarak çok ihtiyacımız olduğu bir gerçek(önce başkalarından değil, kendimizden başlamak şart!) Birey düzelmeden ailenin; ailelerden oluşan toplumun düzelmesi mümkün değil.....Aynı gemideyiz, tarihi birlikte yazdık, birlikte düştük, birlikte kalkıp 2023'ü ve tarihi birlikte yazacağız... farklılıklarımızı koruyarak, saygı duyarak, barışa düşman kötüniyetlilerle birlikte mücadele ederek ülkemize ve dünyaya faydalı olabilir. Birlikten kuvvet doğar, mecburuz, aslında bize birbirimizden daha fazla benzeyen de, başka yolu da yok...
SYM 19 Şubat 2017 14:47
1
Cocukken ailenizin kimlik ve inanclarindan bagimsiz mi buyudunuz ki konunun saptigini soyluyorsunuz. Ebeveylerin etnik ve kimlik inanclarina bakisi duzelmeden cocuklar nasil duzelicek? Ozgur dusunce, ailenizin size ogrettigi dusunceleri sorgulamakla baslayip gelisir Hz Ibrahim ornegindeki gibi.
KARAR OKURU 17 Şubat 2017 19:04
Bu konuyla ilgilenenlere Karar'ın 'görüşler' sayfasından Prof. İskender Öksüz'ün 'toplulukların zeka farkı genetik mi' başlıklı yazısını tavsiye ederim.
KARAR OKURU 17 Şubat 2017 21:31
1
O yaziyi ben de okumustum. Zeki olmanin Irksal bir ozellik olmadigi coktan ispatlandi ama bunu bilmeyen cok insan var bu ulkede.
hamza akyol 17 Şubat 2017 18:50
sayın mahçupyanı çocuk yetiştirme gibi önemli bir konuyu gündeme getirdiği için tebrik ederim. Çocuk yetiştirme ülkemizdeki en önemli, en temel sorunlardan bir tanesi. Kanımca, çocuk yetiştirme konusunda konular birbirinden ayrılamasa da, en önemli kısmı çocuğun kendi düşünce, duygu, yetenek ve kişiliğinin oluşması aşaması. yani ilk çocukluk dönemi, okul öncesi dönem. Zannediyorum bu dönem, çocuğun psikolojik dengesinin, alışkanlıklarının da oluştuğu dönem. Eğer bu dönemde iyi bir eğitim ve öğretim verilemezse, okul ve okul sonrası eğitim ve öğretimde bu yanlışların düzeltilmesi ciddi bir sorun oluşturuyor. Bu dönemi sağlıksız geçiren bir çocuk şoför de olsa, mühendis de olsa, siyasi parti yönetici de olsa, asker de olsa, topluma olumlu katkısı genellikle istenilen düzeyde olmadığı gibi, zaman zaman da aslında topluma büyük bir sorun oluşturabiliyor. Yani bir çocuğun ilk çocukluk döneminde sağlıklı bir yaklaşım ve eğitim görmesi, üniversite mezunu olup olmamasından daha önemli. Zaman zaman, kendi çocuğuma yaklaşımda ben de "nasıl davranmalıyım" sorusunu sık sık kendime sordum. Gerçekten de çocuklara yaklaşım da diğer pekçok konu gibi bir bilgi ve deneyim gerektiren bir durum. Bu nedenle, çocukların ilk çocukluk dönemi eğitimine çok büyük önem verilmeli, anne babalar çocuk eğitme konusunda yetiştirilmeli, ayrıca da anne-babanın profesyonel destek alabileceği örgütlenmeler yapılmalı. Mesela sağlık ocaklarında çocukların sağlıklarına yönelik hizmet varken, çocukların yetiştirilmesi ile ilgili pedagojik yardım alabileceğimiz, çocukların sağlıklı gelişiminden sorumlu olan bir birim bulunmuyor. Oysa ülkemizdeki (aslında diğer ülkelerde de) en önemli sorun çocuk yetiştirme sorunu. Örgün eğitim ve öğretim ile yüksek öğretim sorunu ise, ilkçocukluk dönemi eğitim ve öğretimine göre ikincil bir sorun diye düşünüyorum. Çünkü çocuğun tembel olması ya da çalışkan olması, yalancı olması-dürüst olması, bencil olması-paylaşımcı olması, kendi düşüncelerini oluşturması-birilerinin düşüncelerine tabi olması, meraklı olması-merak etmekten korkması ya da meraksız olması gibi melekeler bu dönemde çocuğa veriliyor. Bu konu aslında uzun süredir kafamda olan ve nasıl olması gerektiği konusunda birtakım tezler ürettiğim bir konu idi. Devlet şu an, bütün anne babalara eğitim veremesede, bütün çocukların sağlıklı bir gelişim süreci geçirmesine yönelik örgütlenme yapamasada, en azından şu aşamada profesyonel pedagojik destek birimlerini örgütleyebilir. Bu da, en azından çocuğunu iyi yetiştirmek isteyen, ancak nerde, nasıl davranması gerektiği konusunda yanlış bilgi sahibi veya bilgisi olmayan ebeveynlere yardımcı olur.
Ged 17 Şubat 2017 22:07
0
Çok doğru. 0-6 yaş arası sonraki dönemlerden çok daha kritik, insanın kişiliğinin ve temel tutumlarının oturduğu dönem.
Hüseyin Sahin 17 Şubat 2017 18:08
Çocuklarımızda görmek istediğimiz vasıfları yaşayarak onlara örnek olmazsak inandırıcı olamıyoruz. Türkiye’de ve Almanya’da eğitim konularında çalıştım. Söylenilen ile yaşanılan arasındaki fark, Türkiye’ de Almanya’ dan çok daha büyük. Bu durum en yüksekteki politikacıdan anne babaya kadar maalesef böyle.
Ali 17 Şubat 2017 16:30
İlk, orta ve lise eğitimimin tamamını İstanbul' da ve birkaç farklı okulda tamamladım. Sınıflarda kimse kimsenin mezhebini bilmezdi ve merak etmezdi. Sözü edilen araştırmanın manipülatif olduğunu düşünüyorum.
KARAR OKURU 17 Şubat 2017 21:38
1
Benim bu konudaki tecrubem sizinkinin tam tersi. Siz kendinizi sansli sayabilirsiniz ama bir dusunun. Devletin Irkci/dinci nesiller yetistirdigi bir ulkede yasiyoruz.
sami 17 Şubat 2017 16:04
bizler muslumaniz.muslumanin anayasasi sadece Kuran-i kerimi referans almalidir.beseri anayasalari kabul etmek islamla asla bagdasmaz. evet veya hayir demek beseri,cahili sistem ve anayasalari mesrulastirmak anlamina gelirki Allah katinda affedilmeyecek en buyuk gunahtir. ne evet ne hayir topyekun reddedilmelidir. muslumanlar olarak hatirlatma gorevini yapiyoruz.
KARAR OKURU 17 Şubat 2017 21:42
0
islam'in hukuku seriattir. Suudi Arabistan gibi bir ulkede mi yasamak istiyorsunuz?
KARAR OKURU 17 Şubat 2017 22:18
1
Zehra veya Sami veya her ne isim hoşuna gidiyor ise bu tür paylaşımlarını iyi niyetli bulmuyorum. DÜN "Zehra" kod isimle aynı şeyleri paylaşmıştın ve fakat İslamın ilk emrinin OKU olduğunu dahi bilmediğin ortaya çıkmıştı. Her seferinde şunu tekrar sana yazacağım bundan sonra hangi isimle yazarsan yaz!!!: "provokasyonlarını Etyen beyin takipçisi olan hiç kimse yemez, inançlı insanların hepsi de senden daha bilinçli, imanlı ve akıllıdır.. buradan sana ekmek çıkmaz başka kapıya....
Sayın yazar güçlünün zayıfı ezme kültürünün Egemen olduğu tezinize katılmıyorum ve Türk milleti ve sünnilere atfedilmesini reddediyorum bakın sizi önyargısız olarak tarihe bakmaya davet ediyorum mesela fatıh Sultan Mehmet isteseydi bir tane kilise bırakmazdı gayri müslüm leri kılıçtan geçirebilirdi bugün bile ķültürleri ve milletleri inançları özgürce yaşanıyor Sünni toplumun gördüğü baskıyı diğer gayri müslüm cemaat ve diğerlerinin gördüğüne inanmıyorum mesela on yedi yıl bu ülkede ezan yasaktı bize bu zülüm daha fazla demokrasi ve özgürlük getirme adına yapıldı bunlar bizim demokratlar birde özgürlük abidesi batıya bakalım Endülüs devletinden ve kültüründen geriye ne bıraktılar ben bir şey göremiyorum bu gün bile aristokrat yunanlılar atinaya cami yapmaya müsade etmiyor ama biz kiliseleri restore edip manastırları faaliyete geçiriyoruz patrikhaneye ekümeniklik icraatlarına göz yumuyoruz yiğidi vurun amma hakkını teslim edin dünyada Anadolu kültüründen daha hoş görülü bir kültür tanımıyorum bu kültürün bozulması sözde demokrat ve özgürlukçüler eliyle oluyor eğitim sisteminin yetiştirdiği gençlik ortada haylaz egoist paylaşmayı bilmeyen merhametsiz bir gençlik bu sistemlemi daha demokrat sosyal ve düşünür olacağız yani evrim teorisi ile zayıfı ezmeyi öğret sonra baskın kültürden yakın bence yalniş yaklaşıyorsunuz çocuk eğitim konusuna
KARAR OKURU 17 Şubat 2017 14:53
Sayın Mahçupyan; bazı yorumlarda tezahür eden, eleştiriyi yara kaşımak olarak gören anlayış işte tam da sizin şikayet ettiğiniz eğitim sisteminin ürünüdür.
Ged 17 Şubat 2017 13:59
" Mesele gençlerin eksik bilgilenmesi değil… Düşünmeyi bilmemesi." Bence ikisi de. Peki bu durum nasıl düzeltilir? "Bu konuda bilinçli az sayıda ebeveyn dışında, çocuklarımızın ne aile ne de eğitim sistemi içerisinde meraklarına alan açmıyor, hayata ve gerçekliğe özgürce bakmalarına izin vermiyoruz. " Bu da tesbit de araştırmalara göre doğru. O zaman bir çıkmazdayız. Yeterince ne bilgi öğrenebilen ne de düşünmeyi öğrenebilen çocuklara, bilgi verecek , düşünmeyi ve öğrenmeyi öğretecek ebeveynler ve öğretmenler yok. O zaman ne yapacağız? Öğretmen ithal edebiliriz. Ya da öğretmenlerimizi yoğun bir şekilde eğitime tabi tutabiliriz. Buna bol kaynak ayırabiliriz. Öğretmenin statüsünü attırabiliriz. En iyi yetişmiş vatandaşları öğretmen olmaya özendirecek koşulları oluşturabiliriz. İyi performansı ödüllendirebiliriz. Turgay Polat'ın bu konudaki yazıları çok iyi. Ben de orada önermiştim: eğitim ilçe belediyelerine devredilsin. Bu bir çok sorunu (kimlik, öğretmen kalitesi, merakı teşvik, kaynak bulma, fiziksel ortamın kalitesi) hızlı bir biçimde çözer.
Mustafa Soylutürk 17 Şubat 2017 12:43
Sayın yazar,elbette fikirlerinizi serbestçe yazacaksınız ,normal olan bu.Lakin inançlar ve kimlikler üzerinde bu kadar ısrarcı olamnız niye?Demezler mi düğün değil bayram değil.Yoksa bi bildiği mi var?C.H.P.yıllardır böyle politika ürettiği için yüzde yirmi dörtü yirmibeş edemedi.Eğer sayın yazar Kılıçtaroğlun'a baş danışman olaçaksa,Davutoğlunun başına gelenler hatırlarda taptaze duruyor..Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz!.....
KARAR OKURU 17 Şubat 2017 14:08
0
Yazar sadece var lan gercegi dile getirmis. Eger yazilan yanlis diyorsan ikna et karsi argüman sun. Sene olmus 2017 daha hala chp teranesi. Uyan kardesim 15 yildir akp iktidarda.
KARAR OKURU 17 Şubat 2017 12:41
Yeterince egitimli olmayan yetiskinler (sadece anne-babalar degil, yoneticiler ve egiticiler de) cocuklara iyi bir egitimi nasil verebilir? En cok arastirmamiz, tartismamiz, konusmamiz gereken konu egitim. Eger yuksek kaliteli bir egitim vermeyi beceremezsek, hem de kisa surede beceremezsek, ayakta kalamayiz, havlu atmak zorunda kaliriz bugunun dunyasinda...
KARAR OKURU 17 Şubat 2017 17:26
3
Su uyur düşman uyumaz.Yarası olan gocunur.ben bu ülke için kendi kabullerim ve inançlarım için hep uyanık kaldım.''Esen rüzgarlardan hile sezerim''
KARAR OKURU 17 Şubat 2017 12:23
Türkiyede hep banaci anlayis yüzünden malesef toplum ilerleyemiyor. Kendi cocuklarini sarip sarmalayan özel kolejlerde "native speaker" hocalara teslim eden amerikalarda ünv okutan siyasiler türk halkina imam hatip masallariyla uyutuyorlar. Ögretmenlik mesleginin itibari yok. Pazardan sebze alirken dikkat ediyoruz ama cocuklarimizin günde 8 saat gecirdigi ögretmenlerin cok fazla ehemmiyeti yok. Zenginler keza ortacag avrupasindaki derebeyler misali kendi satolarinda aristokrat cevrelerde izole bir hayat yasiyorlar. Halbuki beraber yasadiginiz toplum egitimli degilse sokaga ciktiginizda saygili kültürlü akli basinda insanlarla muhattab olamiyorsaniz, bir sehir , bir ülke ne kadar yasanabilir. Gecenin bir vakti istanbul gibi bir sehirde güvenle tek basiniza gezebiliryomuyuz, giris kattaki evinizin pencerelerine demir parmaklik takmadan yasayabiliyormuyuz cocuklarimiz güvenle tek basina okula gidebiliyormu, evinize yürüme mesafesinde oynayabilecegi parklar yada spor yapabilecegi tesisler veya okuyabilecegi kütüphaneler varmi? Malesef yok bunlar Türkiye de ödenen vergilerin üstüne para vererek alabileceginiz hizmetler. Ama o "cökmüs", bizi kiskanan avrupa ülkelerinin bir cogunda bu hizmetler devlet tarafindan ücretsiz saglaniyor. Cocuklarimin gittigi devlet ilkokul 3 cim futbol sahasi, cocuklara göre ayarlanmis yemekhanesi, kütüphanesi, müzik, ascilik resim kurslari, oyun parklari spor salonlari olan kampüs, evet türkiyedeki bircok unv kampüsünden de büyük. Özel okul cok az ihtiyac duyulan birsey. Toplam kaliteyi arttirarak daha yasabilir bir toplum meydana getirilmis. 4 kisilik bir mülteci aileye kira+dil kursu +1300 € para ödüyor devlet. Neredeyse asgari ücretten fazla ama toplumda infiale neden olmuyor. Issiz iseniz devlet size bakiyor. Ayni zamanda is sahibi olmaniz icin kurslara yolluyor. Sebebi suca yönelmeyi engellemek. Bu sayede müstakil evnizin camlarinda parmaklik olmasina gerek yok. Basinizi göge cevirmeden gökyüzünü görebilirsiniz. Iste bunlar hep egitim...
Hasan Akseki 17 Şubat 2017 12:14
"Podem’in geçen aylarda yerel ortaklarla birlikte yürüttüğü din dersi" araştırmasına göre, "Sünni çocukların Alevi akranlarını hedefe koyma, mahrum bırakma, cezalandırma ve hatta eziyet etmeye kadar varan davranışlar sergilediği anlaşılıyor." O halde başlıktaki sorunuzun cevabı ortada. Demek ki, çocuk yetiştirme de evet ehiliz...
bir başka okur 17 Şubat 2017 11:08
Eğitimle ilgili sorunları hepimiz biliyoruz. İdeolojik kamplaşmaların olduğu ortamlarda ve özellikle ideolojik mahallelerde yaratıcı düşünce ve bağimsız düşünebilme yeteneği gelişmez(buna Kemalizm de dahil) fakat konunun gereksiz şekilde sunni-alevi meselesi ile ilişkiliendirilmesi manidar ve bana sanki sunni-alevi meselesi kaşınmaya çalışılıyor gibime geldi. Muhalefetin en son çaresi sunni-alevi meselelerini kaşımak olacak onu biliyoruz da etyen bey biraz erkenmi başladı acaba. Bizim mahallede çok alevi var fakat ben hayatımda henüz okul hayatında zülüm gördüğünü,ezildiğini iddia eden bir aleviye rastlamadım(zaten Aleviler belirli semt ve mahallelerde çoğunluk oluşturacak şekilde yerleşip yaşadıklarından dolayı o mahalle okullarında genellikle sunilere karşı çoğunluk oluşturmakta)
KARAR OKURU 17 Şubat 2017 16:01
2
benim de bir alevi arkadaşım var. Çocukken, annelerinin hergün, "dışarda alevi olduğunuzu kimseye söylemeyin" diye tembih ettiğini anlatırdı.
KARAR OKURU 17 Şubat 2017 11:00
Çok kültürlü ve dünya vatandaşı olmasını istediğimiz çocuklar, bir de bakıyoruz 1940 model eğitim formatıyla "çok dilli papağan", "kendi kültürüne yabancılaşmış" "anne-babanın tuttuğu takım ve parti fanatiği", "özgürce düşünen veya kendini ifade edenlere faşizan tepkili(aynı ebeveynleri gibi)", "öğretilmiş: hoşgörüsüzlük-sevgisizlik(sadece insana!)-saygısızlık", davul gibi şişirilmiş egolar ve herbiri ayrı "yıldız" olarak yetiştirilmiş çocukların gerçek dünyada karşılaştığı "yıldız savaşları", hayal kırıklıkları, sanal dünyaya abanma, mutsuzluk... tüm toplum kesimlerinin 700 yıllık medeniyetteki birlikte yaşama tecrübesiyle kendi öz kültürümüze dönmeden dünya vatandaşı hayali sadece kayıp nesiller, ruhlar, ülke yaratır...
KARAR OKURU 17 Şubat 2017 10:45
Alternatif egitim denen demokratik anlayisa dayali, bireysel gelismi on plana cikaran, cocuga kendi kendini egitme firsati ve ozgurluk alani taniyan egitim modelleri dunyada da Turkiye'de de yayginlasiyor. Turkiye'de destege ihtiyaci var bu modellerin. Evokuluna da yasal olarak imkan taninsa keske... ama bunun icin de ozgurluk ve demokrasi, farkliliklara saygi duyma kulturunun gelismesi gerekir... umit ediyoruz, dua ediyoruz...
dünya kadar vergi ödüyorum.vergisini verdigim parayla ilaç alsam karnımı doyursam tekrar vergi veriyorum.yabancıda konutta vergi 0 olacakmıçbize /18ona 0 askere ben gideyim hertürlü işi ben yapayım yabancıya vergi 0 ölüm bize zevk yabancıya.büyük bir adam köylümüze sormuş yabancılar zengin olurken sen nerdeydin galiçyada balkanda yemende çanakkalede sakaryadaydım demiş.bende inat olsun varımı yogumu satıp dövüz alıp dış ülkeye çıkarmazsam.ama akpnin yanlıştan dönecegine inanıyorum.
KARAR OKURU 17 Şubat 2017 12:08
1
akp hangi yanlıştan döndü bugüne kadar ki böyle inanıyorsun. İnanmanızın gerekçesini söyleyin ben de inanayım biraz.
KARAR OKURU 17 Şubat 2017 09:56
Sayın yazar "Baştan söylemek gerek ki çocuk dünyasında zayıf olanı ezmeye yönelik dürtüler bizim kültürümüzde de hayli yaygın" cümlesi biraz taraflı olmuş. Bu bizim kültürümüze ait bir durum değil insanlar ve hayvanların genel davranış biçimidir. İslam dini ile gelenek ve göreneğini harmanlamış Anadolu insanı, çok farklı kültürler ve milletlerin karışımı olduğu için dünyadaki halklara göre çok daha anlayışlı ve kucaklayıcıdır.
KARAR OKURU 17 Şubat 2017 12:48
1
Çok doğru; Çorum, Maraş ve Sivas katliamları hep aşırı anlayıştan oldu.
KARAR OKURU 17 Şubat 2017 16:33
4
Bu topraklarda her din ırk ve mezhepten insanlar yüzyıllarca birbirlerini kırmadan dökmeden beraberce yaşadıysa bu kadar prokovasyona rağmen hala insanlar birbirinin boğazına sarılmıyorsa bu sadece insanımız ferasetinden kaynaklanmaktadır. Amerikada beyaz adam ne yaptı. Bosnada yapılanlar. Devleti yönetenlerin ve halkın bir kesiminin yanlış yapması bütün o toplumun doğrularını götürmez. Batı toplumlarını kendinden olmayanı toptan yok etmiş hiç yaşama şansı tanımamıştır. Osmanlı batılılar gibi yapsaydı herhalde bugün Avrupanın yarısı müslüman ve Türk olurdu.
Tora Bora 17 Şubat 2017 09:00
Referandum öncesi, Alevi-Sünni ve Kürt hassasiyetini kaşıyarak, Ak Partinin 7 Haziran yenilgisini tekrarlamak istiyorsanız, boşuna ve nafile çabadır.
KARAR OKURU 17 Şubat 2017 14:25
2
En onemli sorunumuz egitim konusunda ustelik bir arastirma verilerine dayanarak yapilan bir analizin hassasiyet kasimayla ne alakasi var? Ancak beyin tutulmasi yasiyan troller boyle bir niyet okumasinda bulunabilir. Yazar cocuklarimiza dusunmeyi ogretemedigimizi anlatiyor. Sizin tepkiniz yazarin analizinin ne kadar dogru oldugunu gosteriyor.
KARAR OKURU 17 Şubat 2017 15:18
0
Alevilik din degildir diyen kimdi? Balik hafizasi mi var sizde?
Elif 17 Şubat 2017 08:04
Bu dediklerinize katılamamak mümkün değil.Ben ve oğlumda yıllardır çok acı çektik.Öğretmenler,psikologlar ve rehberlik bölümleri arasında mekik dokuduk.Fakat ben de bir anne olarak çocuğun yeteneklerini sınırlamayan ,kişisel gelişimini ön plana çıkarabilecek bir eğitim ve terbiye nasıl verilir bilmiyordum ki:(
KARAR OKURU 17 Şubat 2017 06:28
Cagdas bir egitim sistemimiz olmadan demokrasiye ve insan haklarina saygili bir hukuk devletimiz olamaz. Ne var ki, demokrasiye ve insan haklarina saygili bir devletimiz yokken de cagdas bir egitim sistemi kurmak mumkun degil. Yumurta mi tavuktan, tavuk mu yumurtadan gibi birsey. Olan cocuklara ve topluma oluyor. Sorgulama ve mukayese etme yetenegi gelismemis nesiller yetistiriliyor. Ne bilimde, ne ozgur dusuncede bir arpa boyu yol gidemedik Cumhuriyet kuruldugundan beri. Simdi durum daha da vahim. Bir de zorunlu din dersleri cikardilar simdi. Evrim teorisi mufredattan kaldirilmis. Herkes gider Mersine biz gideriz tersine.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN