Back To Top
Halledilemeyen bir travma olarak ‘millilik’

Halledilemeyen bir travma olarak ‘millilik’

 - Son Güncelleme: 21.06.2018 Perşembe 11:48
- A +

Ulus- devletlerin şekillendiği milliyetçilikler döneminde kimlikler saf ve temiz prototipler olarak ortaya çıktı. Kendiliğinden veya zorla ‘milletleşen’ halkları bir varoluş ekseni etrafında toparlamak, onlara geçmişten geleceğe uzanan ve hiç yok olmayacak bir kalıcı nitelik atfetmek, bütünlüğü sağlamak açısından hayati işlev gördü. Her ‘millet’ kendini olumlu özelliklerle tanımlanan bir kimliğe yaslarken, diğer ‘milletleri’ en iyi haliyle muğlak bıraktı, tanımlama zorunluluğu hissetmedi ama karşılaşmalara bağlı olarak onlara olumsuzluk atfetmekten de geri durmadı.

Böylece her ‘millet’ için kendi kimliği ışıldayan bir yıldıza dönüştü… Herkesin gıpta etmesi gereken, kıskanılan özelliklere sahip olduğumuza inandık. Ölümlü hayatın ve eksik kişiliklerimizin açığını, değerini hiç yitirmeyecek olan kimliğimizde aradık. Her ‘milletten’ insan bu uğurda kendi kişiliğini ortak iradeyi temsil ettiğine inanılan devlete teslim etmekte beis görmediği gibi, bu uğurda öldü de…

Böylesine bir fedakarlığın yapılabilmesini sağlayan unsurlar arasında ‘ulusal’ eğitimi, devlet propagandasını ve toplumsal baskıyı zikretmek gerek. Ancak meselenin akla ve yüreğe hitap eden, her türlü kişiliği kimliğin uzantısı haline getirebilen bir yönü var… Çekilmiş olan acıların sahip olunan kimlikle ilişkilendirilmesi… Bu bakış kimliğin ‘sahiciliğini’ kanıtlamanın ötesinde, söz konusu kimlik sahiplerinin gelinen noktadan çok daha fazlasını ‘hak ettiğini’ ima ediyor. Bedeli ödenmiş bir kimliğin şimdi tarih nezdinde hak ettiği konumu elde etmesi gerektiğine duyulan ortak inanç, halkların kendilerini ‘milletleştirmesini’ de büyük ölçüde doğal bir sürece dönüştürüyor.

***

Kimliğin geçmişte yoğrulan ve bizi geleceğe yönelten parlaklığı karşısında, birçok ‘millet’ şu anki durumunu değerlendirirken kendisini haksızlığa uğramışlık ve kandırılmışlık duygusunun baskısı altında hissetmekte. Böylece hemen her kimlik açık ve zımni bir mağduriyet söylemi ile çevreleniyor. Aslında çok daha iyi bir konumda olmayı hak etmemize rağmen, ancak şu anki halimize ulaşmış olmamızın ardında sanki tarihin adaletsizliği var ve geleceğin bu durumu telafi edeceğine inanıyoruz.

‘Milletlerin’ kimlik üzerinden öz tasavvurları ve ‘adalet’ arayışlarının ardındaki ruh hali çok sayıda çalışmanın konusu olmaya devam ediyor. Bu çalışmalar karşılanmayan kimlik tasavvurlarının giderek travmatik nitelik alabileceğini ortaya koyuyor. Diğer deyişle sürekli daha iyiyi fıtraten hak ettiğini söylerken kendi yerinde saymanın yarattığı anonim eziklik, birikimli bir süreç oluşturabiliyor ve uygun konjonktürde bir tür hastalanma haline dönüşebiliyor. Kendini başkalarından üstün görme hali ile bütünleşen kadim bir öfkenin, ırkçılığa, zulme ve nihayette toplumsal intihara kadar gidebileceğini tarih bize göstermekte…

Diğer taraftan travmanın ‘yüzleşemediğimiz gerçeklik’ olduğundan hareket eden başka çalışmalar, meselenin diğer yüzünü de anlamamızı sağlıyor. Açıktır ki mağduriyetlerle yüzleşmek aslında o kadar da zor değil, çünkü nihayette bunlar kimliğimizi destekleyen, tezlerimizi güçlendiren, haklılığımızı kanıtlayan olaylar. Mağduriyetler bir tür yenilgi olmakla birlikte, o yenilgilerin açıklaması hiçbir zaman yükü kendi kimliğimizin üzerinde bırakmıyor. Suç daima karşı tarafın oluyor…

Oysa mağduru değil faili olduğumuz, yani başkalarına mağduriyet yaşattığımız olaylar belki çok daha travmatik… Çünkü utanç ile yüzleşmek, yenilgi ile yüzleşmekten daha zor. Mağdura suç yüklemeye çalışmanın getirdiği ilave utanç, yaşanmış olayın içerdiği utanca ekleniyor. Nitekim her ‘millet’ bu tür olayları unutmak istiyor, hatırlatılmasına tepki veriyor, onları tarihten ayıklıyor ve kendisine pirüpak bir geçmiş üretiyor.

Böylece ‘millilik’ kendini kandırmanın ortak adı, mağduriyetlerin abartılması da kimliğe sarılmanın vasatı haline geliyor. Yüzeyselleşmenin meşrulaştığı bu ortamda milliyetçilik ve millilik yüzleşilemeyen travmanın dışa vurumu olarak cazibesini sürdürebiliyor ve bazı halklar da hala bunlardan medet umabilecek kadar ergen olabiliyor…       

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 04 Temmuz 2018 12:09
Milli düşünce menfaat için kullanılırsa hamaset üretiyor. Hamaset ise kabahatini küçük, başarını kat be kat fazla görmektir. Yazar bu konuya gerçeklikle yüzleşme cesaretinin olmamasını da ekleyince sonuç başkasını kandıracak kadar başarılı olunamayacağına göre "Kendini kandırma" sonucuna ulaşılıyor. Kuranı Kerimde Münafıklardan bahsederken "onlar yalnızca kendilerini kandırırlar" hükmü mevcuttur. Münafıkta münafık olduğunu bilmediği için "Allah gözlerini, kalblerini doğruya açsın" diye dua etmek lazım.
KARAR OKURU 23 Haziran 2018 15:20
Yazıyı "milli" geçen her kelime yerine "dini" yerleştirerek okudum. Mantıklı geldi.
KARAR OKURU 22 Haziran 2018 20:25
"Milliyetsiz" bir makale daha... Etyen Bey, bunu sık, sık deniyor...
İnsiyator. .. 21 Haziran 2018 20:36
Bizim bi sıkıntımız yoktur. Milli olmakla aksine Gurur Duyarız. :)).Zanla, filmle, birkaç, kitap çevirip kendini Platon zanneden zevatın sıkıntısı bu. Anlaşılmıyor galiba Her Bireyin, Ailenin, Akrabanın, Mahallenin, Şehrin, Ülkenin Milli Olgusu vardır, olmalıdır. Bayragi,Toprağı, Sazı, Sözü, Sanatı, Tarihi, Mutfağı vb.Neden anlaşılmıyor cook ilginç. .:))..Travma baskalarinda galiba :))..zamanla geçer :).
KARAR OKURU 21 Haziran 2018 19:04
Ulus Devlet'in temeli Irkciliga dayanir. "Milliyetcilik" de Irkciligin kibarca soylenen bir seklidir. Turkiye'de Kemalist iktidarlar 80 yil Irkci nesiller yetistirmekten baska kayda deger bir is yapmadilar. Son 16 yildir din referansli yipranmis bir iktidar var ve koltugu kaptirmamak icin Irkcilikla dinciligi melezlestirdi. MHPnin ideolojisi olan Turk-islam sentezi devleti ele gecirdi. Bu cagdisi ideolojiden ne demokrasi cikar, ne hukuk devleti.
osman 21 Haziran 2018 16:56
Nuh değil İbrahim, keçi değil koç yani neresini düzeltsem tarzı bir yazı. her ülkenin kuruluş felsefesinde millilik ve millileşme vardır, bu kavram anlamını yitirdiğinde ülkenin bütünlüğü kaybolur ve yıkılır. yeryüzünde hiçbir devlet yoktur ki (bilhassa Batılı devletler) millileşmeden ödün versin. lütfen Etyen bey sapla samanı karıştırmayalım, Ak Parti ve lideri Erdoğan'a olan husumetiniz olabilir buna da saygı duyarım ancak yazılarınızı devlet sosyolojisinin temel ilkeleri dışına çıkmadan yazınız ki inandırıcılığınız olsun. millileşm
KARAR OKURU 21 Haziran 2018 16:36
Eteyen makul ol.
kamil 21 Haziran 2018 16:23
milliliği cahil ideolojisi olarak görmek doğru mu? bir bakalım istersniz. her yıl sözde Ermeni soykırımı yasa tasarısı başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerin parlementolarına niçin geliyor? madem sınırlar kalktı, millilik işlerinin modası geçti, örnek gösterdiğiniz batı niçin bu işlerle uğraşıyor? Trump 1 yıldır tüm enerjisini millileşme ve buna bağlı Amerikan çıkarlarını korumayla uğraşıyor, niçin? yoksa millilikte onların işi biz kıvıramayız mı diyeceksiniz?
İlyas 21 Haziran 2018 17:16
0
Politikacıları öldürün, elverir halklar anlaşır, demişler. Milletin devleti, cemaatin devleti, ailenin devleti gibi sınırlar kalıyor demek istemiş olabilir. Herkesin milli duyguları, dini inançları, büyük aileleri olmaya devam edecek ancak devlet denilen yapının bu bölümlerle, bu kesmelerle birbirinden ayrılan insan gruplarının bir organizasyonu olmaktan çıkıp evrensel bir yapı kazandığını öngörüyor sanırım. Doğal olarak tek devlete doğru bir gidiştir bu. Haddi zatında bir insan aynı anda iki ülkede birden nefes alamadığı sürece vatandaş için de
İlyas 21 Haziran 2018 18:13
0
Haddi zatında bir insan aynı anda iki ülkede birden nefes alamadığı sürece vatandaş için de devlet tektir. Öldürmek her yerde suçtur ve doğal hakkından vazgeçip yasaya boyun eğmek her yerde esastır. O nedenle devlet zaten tektir. Ülkeler ve sınırlar bulunuyor olması yerel yönetim sorunudur artık.
KARAR OKURU 21 Haziran 2018 16:01
Trump’ın iktidara geldiğinden beri uğraştığı tek konu millilik ve Bu bağlamda Amerikan çıkarlarıdır. Millilik yazarın dediği gibi cahil ideoloji olsa Amerika niçin bu konuda ısrarcı olsun, yalnız Amerika mı böyle? Hayır birçok batı ülkesi millilik ve milli çıkarlar üzerinden politika geliştirir ve uygular
KARAR OKURU 21 Haziran 2018 15:57
Üzerinde yaşadığımız coğrafya dünyanın ağırlık merkezidir, elde etmekte elde tutmakta zor olmuştur, ibret almak isteyen tarihe baksın. Şimdi laylaylom yazılarla milleti gevşemeye itecek her türlü kurnazlığa dikkat etmek gerekiyor. Mahçupyan Erdoğan’a ve Ak partiye tavır aldığı için konuları bu yönde maskeliyor olabilir. 7 Haziran sonrası fetret dönemini unutmayın, bu ülkenin zaman israfına tahammülü olmamalı
Mustafa Soylutürk 21 Haziran 2018 15:41
uzun lafın kısası ; Yer yüzün de yaşayan bu kadar devlet kurmuş milletler sırf Etyen Bey'in hatırına bu kazanımlarından vazgeçip milliyetsiz olmaz.Ben milliyetsizim diyenleri de anlamak lazım !..Onlar güneşin batı'dan doğması için çalışsınlar... ''TOPLUM''ların böyle filozoflara ihtiyacı var !...
KARAR OKURU 21 Haziran 2018 15:02
Acik toplum misyonerlerinin, milleti millet yapan degerlere israrli saldirmasi son derece dogal!
Köroğlu 21 Haziran 2018 12:41
Genelde tüm toplumlarda aidiyet duygusunu aşırı hassasiyetle yaşayan %15-20lik bir kesim oluyor. Evrim sürecindeki survival değeri ile ilgisi olduğunu tahmin ediyorum, bir denge noktasına karşılık geliyor sanki. Türkiye'de bu terazi şaşmış durumda. Toplumun %95i milliyetçi. %85 Türk milliyetçisi, %10 Kürt milliyetçisi. Sağlıklı değiliz. Kemalist rejimin hediyesi bize. Sürdürülebilir değil artık, 21. yy'da. Patlayacak.
Nihilo 21 Haziran 2018 20:37
0
Tebrikler doğru analiz
KARAR OKURU 21 Haziran 2018 12:38
Bir ülkedeki siyasal düzenin gerçek kimliğini onun kurduğu tahakkümün hangi toplumsal temellere dayandığını analiz ederek belirleyebiliriz. Bu açıdan bakıldığında,tahakkümdüzeninindayandığı toplumsal zeminde askerlerin, bürokrasinin ve jüritokrasinin yani yargıç-idareciler grubunun bulunduğu görülecektir. Bu zümrelerin iktidar zemini, devletin içinde hiyerarşik olarak örgütlenmiş bulunan kurumlar vasıtasıyla oluşturulmuş bir yapıdır fakat bunların hem kurucusu hem de güç sembolüolanmekanizmaideolojiktir ki bu bakımdan 24 Haziran’da ortaya çıka
metin p 21 Haziran 2018 12:00
Etyen dayı acaba ermenistandaki milliciler de bu eleştiriye dahil mi?
Köroğlu 21 Haziran 2018 12:35
2
Bize ne onlardan?
KARAR OKURU 21 Haziran 2018 13:41
2
Yazıyı makul bir dikkatle okudunuz mu gerçekten? Yoksa niyet yazara sadece "laf geçirmek" mi? "Her ‘milletten’ insan..." diyor, daha ne desin!
Tarık Selim 21 Haziran 2018 14:29
1
Etyen Bey tam da bu sorunun arka planındaki zihniyeti tasvir ediyor; Etyen Bey bizden biri ve bizi tasvir ediyor, Ermenistan'ın milliyetçilerini çok mu merak ediyorsun? Ya da kimin milliyetçileri daha kötü tartışmasının kime faydası var?
ramazan gün... 21 Haziran 2018 11:50
(3)bu sistem 'saf netleştiren' bir işlev görüyor, görecek. hdp, 'saf kürtçü ve doğrudan silahlı mücadele sözcülüğü'ne oturacak. ve hdp nin geçmişteki işlevini chp üstlenecek!. partiler üzerinden işaretlenen 'sayı doğrusu'nda bir epizod kayması olacak!. hdp daha 'radikal' olacak ve daha 'demokrat' olarak chp öne çıkartılacak. neticede 'yeni chpye razı olan' adam aslında 'eski hdpye razı olmuş' olacak!. yani bu oy toplama meselesi değil, askerlik meselesi hiç değil.. yine de üstadlar daha iyisini bilir...
ramazan gün... 21 Haziran 2018 22:57
1
eklemek isterim: bundan korkmayın, bu 'saflaşma' bize 'demokratikleşmeden' beklediğimizi de verecek!. toplumsal mutabakatın en kaliteli olduğu zaman, tarafların, muvazaadan uzaklaştığı ve net ifadelerin kullanılabildiği zamanlardır.. ayrıca, bu 'ayrışma'yı da getirecek; samimilerle, sinsiler ayrılacak.. buna karşı durmak yerine bunu kucaklamayı ve kendi için kullanmayı bilin yeter..
ramazan gün... 21 Haziran 2018 11:43
(2) daha kimsenin konuya buradan bakmadığı ve abla için bütün eleştrinin 'kocası domuz yemiş'den ibaret kaldığı zamanlardı.. gün geçtikçe 'hadise' görünür oldu ve ufak ufak benle aynı 'yalanı' paylaşan bir üstad ve siyasetçi kitlesi oluştu. en son bozdağ, 'chpyi aponun askeri yapacaklar'!. dedi.. dedi!. devam edeyim mi?. ben 'yalanımda' samimi ve ısrarlıyım!. bu mesele hdpnin chpyi ele geçirmesi meselesi değildir; basit görüyorsunuz!. başkanlık sistemine hazırlıktır; başkanlık sisteminin getirdiği İKİ CEPHELİ konjüktüre!.
Nihilo 21 Haziran 2018 11:21
En değersiz gurur, milli gururdur. Bu, onunla gurur duyandaki bireysel özelliklerin yoksunluğunu ele verir. Çünkü insan neden milyonlarca insanlarla paylaştığı bir özelliğe tutunma gereği duyarbilirki başka türlü? Dikkate değer kişisel niteliklere sahip olan, sürekli göz önünde bulundurduğu ülkesinin hatalarını açıkça görebilecektir. Ama dünyada gurur duyabilecek hiçbir şeyi olmayan her zavallı aptal gurur duyabilmek için son çare olarak ait olduğu ülkesi ile gurur duyar. / Arthur Schopenhauer
Burak Ersoy 21 Haziran 2018 11:13
Mutlaka dokunulması gereken bir konu, tam odağına gel(e)mese bile.. Sınırın içi kendi sembolleri ve inançları ile kutsadığı , düşmanlaştırdığı normlar ile robotlaşmış. Ya sınırın dışı , orada ise bana kutsal olana düşman, robotlaşmış bir diğeri var..Yani iki tarafta birbirini öldürdüğünde kendine göre kutsal, seçilmiş ve haklı.. Dünyanın başka coğrafyasını bilmem ama bizim topraklarımızda sınırın içi ve dışı o kadar yer değiştirmiş ki , yurtta sulh cihanda sulh’tan başka kurtuluşu yoktur gelecek nesillerin
KARAR OKURU 21 Haziran 2018 09:56
Sanki sınırların kalktığı bir dünyada yaşıyoruzda halendaha millilik olarak cahil cene bir hareket yapıyoruz havası vemissiniz türk insanına. Milliliğin cahillik olduğunu ima etmeye çalışmışsınız. Halbuki milliliği biz sizin çok sevdiğin batının eğitimli ve elit kesiminden öğrendik ve batıdada tüm elit kesim halendaha millidir her zaman.m.kemal ve arkadaşları da çok milli idi hatırlarsanız. Etyen bey yansıtma yapmışsınız galiba. milletin milli duygularla geçmişe öfke duygularını bastırdığını iddia ederken aslında kendi içinizdeki danışman
KARAR OKURU 21 Haziran 2018 08:05
Allah herkesi eşit yaratmıştır ama Sunni Müslüman Türkleri daha eşit.Aynı şarkıyı kendi söyleyen kendi dinleyenler korosu.Özeleştiri toplumsal kaliteni gösterir.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN