Back To Top
Ne yazık ki…

Ne yazık ki…

- A +

Ulus devletler dünyasına geçilmesi ile birlikte toplumların sadece ortak hafızası yeniden inşa edilmedi, her ‘milletin’ kendi ayırt edici niteliklerine, giderek kendi ‘fıtratlarına’ ilişkin bir ‘biricik’ olma duygusu yaratıldı. Devletleri yönetmekte olan kadrolar ve onları kuşatan sosyolojik ve ideolojik zümreler, ‘millet’ yaratmanın ne kadar elverişli bir yönetim aracı olduğunu hızla kavradılar. Bir toplum kendine özgü ve başka hepsinden farklı bir ‘millet’ olduğuna inandığında, tehdit ve tehlike algısı derinleşiyor, devlete bağımlılığı artıyordu. Ayrıca ‘millet’ olunduğunda ‘ortak ve kutsal değerler’ olarak ifade edilen birçok sembol adına kötü yönetimleri, özgürlüksüz ortamları, haksız uygulamaları kabullenmek daha kolay oluyordu…

***

Bu açıdan bakıldığında, modernleşmenin getirdiği ‘ileri’ bir safha olarak sunulan milletleşme ve ulus devlet olma halinin, pek de ilerleme ifade etmediğini teslim etmek lazım. İmparatorluklar döneminden çıkılırken, keyfi hiyerarşiden kurtulmuş ve çoğulcu hale gelmiş bir ekonomi ve siyaset düzeni, bunu garanti eden bir hukuk anlayışı oluşturulabilse, belki de sonraki yılların savaş ve yıkımından uzak durulabilirdi.       

Ancak 19. Yüzyıl aynı zamanda bir küreselleşme dönemiydi ve Batıya eklemlenmiş bütün coğrafyalarda ‘bağımsızlık’ iradesi Batı tipi uluslaşma ile birleşti. Böylece her toplum veya cemaat birer ‘millet’ oldu, kendi devletini kurdu, tarihini yeniden yazdı… Ama küresel eşitsizlik ve Batının hegemonyası sona ermedi. Hatta daha sistematik, doğal ve meşru hale geldi.

Doğu toplumları ve özellikle coğrafya ve kültür açısından Batıya daha yakın duran İslam dünyası, bu hegemonya karşısında iki uç nokta arasında kaldı. Hem teknik ve teknolojik alanda, hem de devlet mekanizması ve kamusal düzende Batıya benzeme isteği ile kendi ‘biricikliğine’ sahip çıkma, Batıya haddini bildirme arzusu arasında gidip geldi… Nispeten ‘az gelişmiş’ İslami toplumlarda çelişki daha azdı, çünkü kendilerine ilişkin tahayyül abartılmış değildi ve gelişmek için Batıya muhtaçtılar. Hele Batı kolonyalizminin parçası olmuşlarsa, ironik bir şekilde, psikolojik rahatlamayı sağlayacak sentezleri çok daha kolay buldular.      

Buna karşılık sömürge olmamış, ulusal ‘gururunu’ korumuş toplumlar hâlâ kurtulamadıkları bir ruhsal döngü içine girdiler. Çünkü Batı ile fazlasıyla girift ilişkilere sahip olmalarına karşın ona uzak ve ondan ayrı olmak istiyorlardı. Ayrıca Batının hegemonik gücünü her an üzerlerinde hissettikleri için çok güçlü bir ‘eşdüzeylilik’ talepleri vardı.

Türkiye ve İran bu açıdan çok benzer ulusal hikâyeler oluşturuyorlar. İkisinde de Batıya yanaşma ve uzaklaşma dönemleri, bunları besleyen manevi ihtiyaçlar ve bu maneviyatın birer ideolojik kılıf içinde kendi sosyolojik zümrelerini yaratması söz konusu…

Hakan Albayrak 1 Ocak yazısında İranlı alim Hüseyin Ali Muntazeri’nin 1989’da, devrimin 10’uncu yılında yaptığı bir konuşmadan alıntı yapmıştı: “Ne yazık ki… Halka değer vermek ve onu söz sahibi yapmak yerine halkın zeki ve aktif güçlerini hayal kırıklığına uğrattık, mücerretleştirdik… Öyle bir noktaya geldik ki, yönetimde kalabilmek için ilk sloganlarımızın ve değerlerimizin karşısında durmak zorunda kalıyoruz.”

***

Bu sadece İslami devrimin gelip tıkandığı bir nokta değil. İran’da Şah dönemi de aynı siyasi kaderi yaşadı… İdeolojiye değil zihniyete ilişkin bir sorunla karşı karşıyayız. Nitekim benzer şekilde Türkiye’de de Kemalist devrimle gelen Cumhuriyet, henüz on yılı doldurduğunda, çıkış ilkelerinin ve söyleminin çok gerisine düşmüştü.

Bugün de sonuçta aynı olguyu tartışıyor, aynı tuzağa düşmemenin yolunu arıyoruz. Laik bir devletçilik dönemine gelen muhafazakâr tepkinin taşıdığı devrimsel özelliklerin iktidardaki on yılın sonunda nasıl solduğunu, yozlaşmaya meylettiğini ve ‘ne yazık ki’ halkı hayal kırıklığına uğratma noktasına evrildiğini konuşuyoruz...

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Altug 05 Ocak 2018 15:31
Tespitleriniz cok gercekci ve saglam temellere dayanmakla birlikte cozum onerileriniz tek duze ve sinirli kaliyor. Sadece bu yaziniz icin degil genel olarak yazdiklariniza bakinca cozum onerileriniz bati tipi bir toplumsal ve ekonomik duzene cikiyor. Batinin hegomonik ve emperyal duzeninden sakinip onlarin ortaya cikardigi degerleri evrensel olarak kabul edip benimsemek pratik olarak uygulanamaz bir recete. Bu yazida bahsettiginiz toplumsal ruh haline aslinda sizde sahipsiniz hem kendin olmaya calismak hem de baskasini ideal kabul edip ornek almak. Yazim hatalari ingilizce klavyeden kaynakl
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 21:16
Demokrasilerde olması gereken iktidarın değişmesidir. Yoksa yozlaşma kaçınılmazdır. Hiç bir iktidar, hangi meşrepten olursa olsun, yerini sağlam görmemelidir ki yozlaşmaya meyletmesin. Halk hayal kırıklığı yaşamak yerine bu gücünü görmeli ve iktidara sık sık kırmızı kart göstermelidir. Bu bazen sandıkta bazen sokakta olmalıdır. Demokrasi bilinci gelişmiş toplumlar bunu gayet güzel beceriyorlar. Türk toplumu ise maalesef kandırılmaya susturulmaya yatkın. Daha iyisini hakettiği bilincinde değil.
ramazan gün... 04 Ocak 2018 19:07
iran... iran: arian... persia... iran, iran... dimi... dün aklıma geldi, öyle olmayabilirde, ama bi bakılmalı: son zaman toplumsal hadiselere baktığımızda, mesela, brezilya, ukrayna, gezi, libya (siz devam edin ama şu kritere uygun olsun) bu hareketlerin ortak tarafı BİR LİDERLİKLERİNİN, toplumda karşılığı olan ve topluma ait dinamiklerden beslenen köklü önderliklerinin olmamasıdır!.. batının diğerlerine empoze ettiği 'özgürlük zenginlik istiyoruz' edebiyatından mütevellitlerdir. mukayese için: mısır böyle değildi. bu durum bu hareketlerin batının pisl
ramazan gün... 05 Ocak 2018 00:08
0
bu batıda dahi böyle değildir. mesela fransada sendikalardı liderlik ve net sebepleri, talepleri vardı. ingiltere vakıası hakeza, veya frankfurtmuydu o almanyada 9 gün girilemeyen kent hikayesi... burda bir'bit yeniği' görmekteyim. bunun demokrasi ile bir alakası yok; nitelik farkı var. demokrasi, olsa olsa, yöneten ile yönetilen arasında tabi olarak varolan memnuniyetsizlikten dolayı biriken 'potansiyel enerji'nin tetikleyicisi olarak telaffuz ediliyor; her ne ile tetiklenirse, ona demokrasi deniliyor...
ramazan gün... 04 Ocak 2018 18:56
'her türden faşizmin özü, demokratik mekanizmanın tam merkezinde gizil güç olarak mevcuttur'; bunu diyen adama ve etyene 'yardımcı olalım': topluluk şuurunu yitiren batı, özellikle 19 yy da aynı yolun iki kolu önünde durdu: ulusçuluk ve faşizm. birincisi insanı 'halk' ikincisi 'millet' olarak kümeleyen yaklaşımlar; birincinin devamı komünizme, ikincinin nazizme vardı. BATI ZİHNİYETİNİN FAŞİZME YATKIN OLMASI SEBEBİYLE avrupa ilk tecrübesini faşizm ile gerçekleştirdi. batının 'kenarında' vukubulan SLAV HADİSESİ, doğu kaderciliğine yatkınlığı sebebiy
ramazan gün... 04 Ocak 2018 20:04
2
yukarıdakilere bağlı olarak, batıda 'millet' kavramını tanımak, nerelere hangi saiklerle evrildiğini görmek için önümüzde koskoca bir laboratuar halinde ALMANYA vakıası var. bismark-vilhelm üzerinden siyasi, romantikler üzerinden felsefi-edebi vb araştırılsa, BİR MİLLET NASIL DOĞAR ve yeni ruh nasıl bir ihtirasa sahip olur gerçek bir sosyoloji laboratuarı... (yok, biz pis nazi, manyak hitler deyip geçelim)
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 18:30
Sayın Etyen Bey, bu kadar yorum ve okunurluk bir yazar için çok güzel bir paye olsa gerek, tebrik ediyorum tekrar.
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 13:39
Son zamanlarda iktidar destekçilerinin demokrasisi az gelişmiş veya diktatörler tarafından yönetilen ülkeleri övmeleri ve meşrulaştırma çabaları enteresan. Milletin iradesi, sandık gibi kavramların yerini devletin bekası aldı ne hikmetse...
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 12:38
Bazı dindar muhafazakar haber sitelerine bakıyorum Üzülüyorum İÇİM KAN AĞLIYOR .. "" Ergenekondan çıkmış gibi kınından çıkmış KILIÇ Gibiyiz Bütün tarikatların ve cemaatlerin kökünü kazacağız"" diyenler Baş haber yapılıyor ve övülüyor Gel gör ki Abdullah Gül. Davutoğlu . Bulent Arınç gibi saygılı ve toplumda sevilen dindarlara vatan haini muamelesi yapılıyor HEMDE DINDAR OLDUĞUNU SÖYLEYEn haber siteleri tarafindan. DOĞU PERİNÇEK 'in KAYIĞINA MI BİNDİNİZ SİZ HAAA. Euzubillahi mineşşeytani vel Siyasete . ... .... Ne güzel bir söz m
Köroğlu 04 Ocak 2018 12:12
İnsanlık 200.000 yılın 190.000 yılını 20-150 kişilik avcı-toplayıcı kabilelerde geçirdi. Kabileye aidiyet hayatta kalmanın ön koşulu idi. Beynimiz kabile aidiyetine göre şekillenmiş. 11.000 yıl önceki tarım devriminden bu yana sosyo-ekonomik çevre radikal değişti. Ama beyin buna biyolojik adaptasyon sağlayamadı henüz, vakit yetmedi. Kültür ile adapte olmaya çalışıyoruz. Milliyetçilik (ve türevi dincilik) beyinin işletim sistemindeki bu zaafı hackleyen virüsler. Küçük bir oligarşinin geniş kitleler üzerinde kontrolünü sağlıyor.
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 13:46
18
İnsanlık için aritmetiğin çürük. İnsan üreyen bir canlıdır. Bir karı kocadan 190.000 yılda bir kaç trilyon nüfus olur. Öyle 150-200 kişilik massllar maymun meraklılarına anlatılır.
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 14:22
4
Mandra feylezofu musun be mübarek?...
Köroğlu 04 Ocak 2018 15:13
3
13:46 Popülasyon artışı linear değil, non-linear bir artıştır. Çünkü kaynakların sınırsız değil de sınırlı oluşu lineariteyi bozar. Daha fazla ayrıntı için popülasyon büyümesi (population growth) başlıklarını arayabilirsin. Ama belki de antropoloji ve prehistorik bilimleri yanılıyordur. Bir de senden dinleyelim o zaman insanlık tarihini. Ne zamandır var insanlar yeryüzünde? Tarıma ne zaman geçmişler? İlk şehirler, ilk devletler ne zaman kurulmuşlar?
Köroğlu 04 Ocak 2018 15:15
0
14:22 Değilim. Öyle bir ilgim de yok. Ortaokul seviyesinde bilgi aktarıyorum. Malum Türkiye'deki eğitim seviyesi düşük ve niteliksiz. En temel bilgileri bile bilmiyor ortalama Türkiyeli.
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 15:25
2
13:46 iyi de antropologlar ha bire bir buçuk iki milyon yaşında yontulmuş taştan aletler buluyor. bunları da maymunlar mı yaptı sence??
külyutmaz 04 Ocak 2018 15:45
0
Tam puan
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 16:24
0
Köroğlu adına cevap vermek bana düşmez ama bilgilerinde hiç bir saçmalık ve yanlış yok. Bilimsel metotlar kullanılarak yapılan araştırmalarda, günümüzden 2,5 milyon yıl önce insanlar tarafından taştan aletler yapıldığı tespit edilmiştir. Bu dönem içinde insanlık 4 tane buzul çağı geçirmiştir. Tabi ve beşeri etmenler hesaba katılmadan nüfus hesabı yapmak doğru olmaz.
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 17:41
4
15:13, Düşüncelerinizin ispatı yok. Görüşünüzdür, böyle inanıyorsunuz. Katılmamakla beraber, düşünceniz olduğu için saygı duyarım. Yaradılışın izahında bilimsellik iddiası boş bir iddiadır. Benim şahsen bu konudaki inancım, Bakara 30'dan 39. Ayete kadar anlatılıyor. Not: Konu sonunda maymunlara kadar gidiyor. Bu mevzuların tekrarına da lüzum yok.
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 17:50
0
Avcı-toplayıcıların soğuktan, hastalıktan, açlıktan, vahşi hayvan saldırısından kurtulabilenleri 40'ını zor görürdü. İnsan nüfusu ancak yerleşik düzene (tarım toplumu) geçildikten sonra ciddi şekilde artmaya başladı. Tarım yapmak insana daha fazla üreme olanağı verdi ama diğer yandan onu doymak bilmeyen bir yaratığa dönüştürdü. Nüfus arttıkça toprak/kaynak/kol gücü ihtiyacı arttı. Sonrası mülkiyet, yayılmacılık, kölelik, sömürü v.s.
Köroğlu 04 Ocak 2018 17:59
0
@külyutmaz: 'oligarşi' kelimesini kullandım diye külyutmaz'dan fırça gelir mi diye tedirgin olmadım da değil ; )
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 18:27
0
Güzel bir yorum olmuş. Tebrikler
ADEM OĞLU ADEM Mİ ? 04 Ocak 2018 19:27
0
Aziz Mahmud Hüdai büyük sofilerdendir. Biliyorsunuz Allah’ın sevgili kulları ulu mürşidler için ezelden haber almak, levh-i mahfuzu okumak sıradan işlerdendir. Hazret, Hulasatü'l Ahbar isimli eserinde, Allah ile Musa peygamber konuşurken duyduklarını aktarıyor : ” Bin Adem yaratıp her birine bin sene ömür verdim. Sonra da baban Adem'i yarattım.” Demek ki, bizim Adem'e gelinceye kadar 1.000.000 sene geçmiş zaten. Köroğlu haklı galiba ! Bu arada bizim Adem’in babasının ismini bilen var mı aranızda ?
KARAR OKURU 05 Ocak 2018 01:42
0
19:27, Kur'an'ın açık ayeti var. Seninkisi bir masal. İnanca esas teşkil etmez.
KARAR OKURU 05 Ocak 2018 01:50
2
17:50, Düşünceleriniz manevi inancınızı destekleyen kurgularınız. Maddi ispatı mümkün değil. İnsanlar 190.000 sene tarım toplumuna geçemeyecek geri zekalılıkla yaşamışlar. Sonraki 10.000 sene sonunda Aya gittiler. Çok akla uygun değil.
KARAR OKURU 05 Ocak 2018 10:02
0
01:50... Bundan 150 yıl önce televizyonu, 50 yıl önce cep telefonunu ve 10 yıl önce 3D yazıcıyı hayal bile edemezdiniz. Bazı buluşlar (elektrik gibi) insanın büyük sıçramalar yapmasına yol açmıştır. Tarım da tesadüfen ve gözlemle başlamıştır. Birileri gelip de insana "al bu tohumu ek, mısır çıkacak" dememiştir yani.
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 11:46
Sn.yazar ustalik doneminde geldiginiz yerin Trump ile ayni olmasi ilginc:) O da "Irandaki son gelismeleri demokrasi olmadigina" baglamis, yanina aldigi ve demokrasi olarak niteledigi Israil ve Suudi Arabistanla birlikte! Sizden zarrap yargi kumpasindan sonra bir de Kudus isgalini mesrulastirici yazi bekliyoruz... dis politikasi, yonetimi, ekonomisi, yargilamasi berbat olan ve "bunlar hemen degismezse 2018 icin de umit vermeyen bir ulkede yasiyorsunuz ne yazikki... Trumpin muttefiklerine desteginizi ve ona engel olanlara vurmayi esirgemeyin! mesrebinizce
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 23:27
0
Kac yasindasin bilmiyorum ama bunca sene hic birsy ogrenmeden yasamissin. Cehalet en kotu sey.
Daha ödenecek çok bedel var gibi görünüyor ne yazık ki
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 10:54
Biz memnuniyet duyuyoruz etiyen bey sen gidebilirsin biz ait olduğumuz yerdeyiz ölümüne reyizin arkasındayız
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 11:34
1
ben bu ölününe arkasındayız, yanlış da yapsa doğru da yapsa arkasındayız zihniyetini anlayamıyorum. doğru yapanın hep beraber arkasında olalım da, yanlış yapanın (yanlış yaptığını bile bile) neden arkasında durur insan, inanın anlayamıyorum.
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 12:04
8
11:34 Beyni olan kullanır. Zombiyse başka.
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 16:27
0
Mankurt diye eleştirdiğin fetöcüden farkın ne?
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 17:19
0
10.54 peki burad ne arıyorsun?
Tora Bora 04 Ocak 2018 10:44
Ulus devletleşmek ve "millet olmak", kapitalist pazarın oluşması, dil birliğinin sağlanması için üretilmiş ideolojik ve idari organizasyonlardır. Bu gelişmeye, Fransız ve sanayi devrimi yol açmıştır. Ve bu gelişme sonucu kapitalizim dünya sistemine dönüşmüştür. Yine bu gelişme bumerang gibi dönüp yine emperyalist kapitalist sistemi vurmuştur. Çünkü yarattığı ulus devletlet, ulusal ekonomiler ve milletler kapitalizmin ayağında birer prangaya dönüşmüştür. Kapitalizm için gelinen nokta budur ya akrep gibi kendini zehirleyecek yada bu prangayı kırmanı
külyutmaz 04 Ocak 2018 11:17
18
Şu komünist tatavalarını fikir diye yazıp en azından gençlerin zihnini zehirleme.
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 12:04
6
'küülyutmaz' külden başka her şeyi yutmuş: bakar mısınız, komünist, tatava, 'gençlerin zihnini zehirleme'... Ha bir de 'fikir' diyor yaaaa, kahkaha az geliyor, gaz kaçırıyor okuyan KARAR OKURU 11:17.
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 18:45
0
12:04; Komünist tatavası dediklerin, Komünizmin yok oluşundan sonra cereyan eden işler...
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 10:37
Devrimler çocuklarını ve başlangıç ilkelerini yiyor gücünü sağlama erdirince. Türkiye'nin muhafazakar devrimi de öyle. Örnek: Abdullah Gül ve fabrika ayarları tartışmaları.
HACI CAVCAV 04 Ocak 2018 10:05
Etyen beyin yazısının son paragrafında ifade ettiği hüküm cümlelerini hakkaniyete uygun bulmuyorum.On yıldan sonra yaşadıklarımız göz ardı ediliyor burada. Hendekçilerin, gezicilerin,kumpasçıların, darbecilerin memlekete yaşattığı olumsuzluklar görmezden gelinmiş. Ama halka hayal kırıklığı yaşanlarla bu saydığım odaklar kastediliyorsa o zaman kendisine hak veririm.
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 11:15
4
Yaşanan sorunlar kimsenin yozlaşmasını, yolsuzluğa göz yummasını ve Anayasayı ihlal etmesini haklı çıkarmaz. Darbeyle ve terörle mücadelede sonuna kadar hükümeti destekliyorum. Ama yolsuzluğa göz yumulduğu ve hukuk çiğnendiği anda işler değişir. Kumpas davalarına göz yuman kimdi? Fetöcüler nasıl yargıç, general yapıldı? Anayasanın Geçici 21. maddesi, "referandumu takiben 6 ay içinde uyum yasaları çıkartılır" diyor. Aradan 9 ay geçti.
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 12:02
3
hendekçiler, geziciler, kumpasçılar, darbeciler gökten mi geldi? Neden ve nasıl ortaya çıktılar?
HACI CAVCAV 04 Ocak 2018 12:17
12
@12.02 Kırk-elli yıl geriye giderek bir araştırma yapmanız gerekecek nereden çıktıklarını anlamak için. İşin garibi şöyle bir yüzsüzlük de var:Neredeyse "Bizi siz palazlandırdınız;dolayısı ile kabahat bizde değil,sizde, diyecek hendekçiler,geziciler,kumpasçılar, darbeciler."
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 12:36
4
Hacı Cavcav, hendekçiler, geziciler, kumpasçılar ve darbeciler diye tek torbaya koyup kriminalize etmeye çalıştığın muhalefet, Erdoğan'ın kötü yönetiminin ortaya çıkardığı sonuçlar. Erdoğan, kitlelerle duygusal bağ kurup oy almasını iyi beceriyor, ama ülke yönetmek oy almaktan ibaret değil.
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 10:04
Halkı hayal kırıklığına uğrattı derken, hangi halktan bahsediyorsunuz acaba? Hala seçmenin yüzde ellisinin oyunu konsolide eden bir iktidar var ortada. O yüzde ellilik kesim sizin halk tarifinizin içine girmiyor mu?
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 11:17
4
Referandumda "hayır" diyen yüzde elinin terörist ilan edilmesine benzemiş değil mi? Onları da halktan saymamıştı birileri.
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 18:15
4
15 Yıl oldu muhalefete alışamayanlar var. Seçim kaybeden ülkeyi yönetemez. Bu adar kahretmeyin, halk olma haliniz devam ediyor...
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 09:12
sağolun etyen bey. akparti iktidarı da belirttiğiniz uçlara savruldu. baştan beri kendisine destek veren toplum kesimlerinin çoğundan uzağa düşmüş durumda. ülke kaybediyor.
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 09:04
Tek çözümü , tek millet olmakta. Bu ülkeyi ve tüm insanlarını sevmekten geçer. Sayın cumhurbaşkanıda bunun farkında ve heryerde tek millet vurgusu yapmakta. İşte hainlerede dokunanbudur. Milletin birlik olması ödlerini kopartır.
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 11:30
3
cumhurbaşkanı "tek millet" derken islam milleetini kastediyor. ben "tek millet" derken türk milletini kastediyorum (sizin millet kelimesinden ne anladığınızı bilmiyorum). yani biz daha millet kelimesinin anlamında bile birleşememiş bir milletiz:) (bu arada millet kelimesini ırk anlamında değil, dil, kültür ve amaç birliği içindeki toplum olarak kullandığımı ayrıca belirtirim)
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 11:57
0
Birileri hep sırtında 'arpa' taşıyacak, diğerleri o 'arpa' yı afiyetle göçürecekler ki millet birlik olsun. Öyle mi?
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 12:19
3
11:30 Türkiye'de dil, kültür ve amaç birliği içinde olan bir toplum yok. Bu tarife göre en az 4 farklı millet var Türkiye'de. Hangisi "Türk Milleti" ?
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 12:28
10
12:19 türkiyede birlik sağlayan dil türkçedir. türkçe konuşanlar (etnik dili ne olursa olsun) türk milletidir.
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 15:44
1
12:28 Zayıf bir argüman. Aynı dili konuşup farklı millet/devlet olan çok toplum var. Örn: Almanya-Avusturya, İrlanda-İngiltere, İsveç-Norveç, Avustralya-Yeni Zelanda, Malezya-Endonezya, Kenya-Tanzanya, Arjantin-Şili, Mısır-Suudi Arabistan, İran-Tacikistan, Hırvatistan-Sırbistan, Kuzey Kore-Güney Kore, vb. Bunun tersi de geçerli. Çok dilli olan ülkeler de var: İsviçre, Hindistan, Kanada, Nijerya. Sonuç: birleştirici öğe dil değil.
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 16:50
2
15:44 çok dilli olanlara ülke demişsin, millet değil. Sence Belçikadaki bir flaman , kendini bir valona mı daha yakın hissediyordur yoksa bir hollandalıya mı?
Millet tanımı üzerinden güzel bir atışma olmuş. Tartışmayı başlatan arkadaş Türkiye'mi bölmeye azmetmiş. Diyor ki : Ben Allah'ın ayeti, anasının dili falan anlamam. Kürtler Türkçe konuşurlarsa, onlara da tahammül ederiz. Yoksa ...
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 19:40
1
Bu kısa yazının , tedirginliğinden de anlaşılacağı üzere; millet, birlik, denilince ayarları şaşan bir zumre var. Tam da bu noktada çözüm tüm renkleriyle tek millet olabilmek. Bir birimizi sevmek. Size burda ekmek YOK.
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 08:45
'Öyle bir noktaya geldik ki, yönetimde kalabilmek için ilk sloganlarımızın ve değerlerimizin karşısında durmak zorunda kalıyoruz'..AKP zorunda mi kaliyor yoksa simdilerde tercih mi ediyor bilemem..ama yonetimde kalmak adina herseyi 'mubah' kildigi kesin...
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 08:34
Tek kelimeyle mükemmel tesbitler. Evet ekonomik veya ulusal bağımsızlıklar eksiktir ve yanlış hedeflerdir. Bir toplumu toplum yapan şey milliyetleri veya ekonomik gücü değil medeniyet birlikteliğidir.
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 12:06
1
tek bir toplum var, o da insanlık.
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 08:08
Filmin sonunun geldiğini ne de güzel anlatmışşınız.
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 06:23
ne mutlu ki "millet, ulus, ortak deger" gibi modasi gecmis ve modernlesmenin son asamasi zannedilen banal kavramlari(!) farketmemizi salayacak "acik toplum enstitusu" gibi hayir kurumlari ulkemizde faaliyette, cok sukur!... Bunlar sayesinde kuresel ekonomik/siyasi/emperyalist ust aklin ve ulkemizdeki tetikcilerinin "aslinda hic olmadigini, tam bagimsiz istediginden beri ulkenin hic beka sorunu yasamadigini, ekonomik ve siyasi liderlik olarak DUNYANIN GIPTA ETTIGI basarilar elde edilmis dahi olsa gercekte kotu ekonomi/ kotu yonetim oldugunu",bagimsiz yarginin anavataninin ABD oldugunu ogrendik
Ali Hakan 04 Ocak 2018 06:22
İran üzerinden Türkiye okumaları ve gelinen nokta,"son on yılda,halkın hayal kırıklığı". Kendini ve gerçekleri ' tekzip' etmede ısrar bu kadar olur.Muhafazakar tepkinin taşıdığı devrimsel özelliklerin son on yılda solması,hayal kırıklığı yaratması sizin temenni ve tahmininiz mi?yoksa örtülüp,saklanamaz bir Türkiye gerçekliği mi?O zaman 15 Temmuz 2016 ,250 şehit,2193 gazinin,iç ve dış müstevlilere karşı verdiği istiklal, istikbal ve istikrar mücadelesini, ne ile, nasıl açıklayabilirsiniz sayın Mahçupyan? Kendini ve gerçeği, ne zamana kadar "tekz
Okur 05 Ocak 2018 08:59
0
15 Temmuz´da millet – evet, sırf AK Parti teşkilatı ve seçmenleri değil, CHP´lisi de, MHP´lisi de, HDP´lisi de, partilisi de partisizi de -, cumhuriyeti, meclisi korumak için sokaklara döküldü, darbeye karşı açıklamalarla kesin tavır aldı. Muhafazakarlar darbe girişiminin ne tek hedefi ve ne de tek mağduru olarak görülemez. Böyle görmek gerçeklerle bağdaşmadığı gibi insafa da sığmaz!
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 06:16
Çünkü her gelen seni ondan kurtaracagım diye gelip daha usturuplu bir duzenbazlığın tuzağına düşürüyor, eskiden insanlar gücün esiriydi, simdi paranın esiri edildi, esirlik bitti, ecirlik başladı, esas olan insan degil hala, para oldugu müddetçe bu değişmeyecek. Bu işin yeni cambazı politikacılar.
Ben 04 Ocak 2018 05:55
Milliyetçilik günümüz insanına hiç bir şey söylemeyen geri bir ideolojidir. İlkel kabile dönemlerinden genlerimizde kalmış korkuya dayalı kabileci güdülerimize hitap eder. Günümüzde artık ülkeler arası sınırlar kalkıyor. Herkes herkesten haberdar. İlerde farklı dillerde anlaşmak teknoloji ile daha da kolaylaşacak. Kimse milliyeti farklı diye insanlar arasına nefret tohumları yerleştiremeyecektir bundan sonra. 100 sene sonra dünyada bu kadar fazla milliyete dayalı ülke kalacağını sanmıyorum.
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 04:50
Bana her şey seni hatırlatıyor...
cevat karakalem 04 Ocak 2018 04:42
Gercekten de "ulus devlet" mutlak bir ilerleme degildi ama tarih sureci icinde "populer" oldu. Gunumuzde ise "yeni insana" (daha yanliz, bireysel dusunen, rahatina duskun, hayati "kendi istedigi gibi" yasamak isteyen) uymayan bir sistem. Sanirim "toplumdan" "cemaate" (ilki geselschaft ikincisi de gemeinschafta denk duser sekilde kullaniyorum) geri bir donus oluyor gibi. Insanlar artik kendilerini daha cok "kucuk gruplara" ait hissediyorlar ve o tarzda yasamak istiyorlar. Olumlu anlamda bir gettolasma diyebiliriz buna. Iran/Turkiye gibi iddiali ulkelerin acmazlari konusundaki yorum cok dogru.
KARAR OKURU 04 Ocak 2018 04:14
Şu son paragraftaki naifliğiniz beni öldürecek üstat. 'yet', 'tend to' değil, bal gibi 'already'.
Karar Okuru 04 Ocak 2018 02:14
Haklisiniz. Onun icin demokrasiyi, hukuk devletini, kuvvetler ayriligini, seffafligi ve ve hesap sorulabilirligi desteklemeliyiz. Cunku artik insan olan herkesin vicdani kaniyor. Bu karanlik tunelden cikista belki Abdullah Bey liderlik yapabilir.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN