Back To Top
Şerefli bir meslek olarak tetikçilik

Şerefli bir meslek olarak tetikçilik

- A +

Devletin hem ideolojik hem rant yaratma anlamında çekim merkezi olduğu ülkelerde, gazetecilik esas işlevinin dışında özel misyonlar geliştirir. Toplumsal alanın dinamiklerini anlayıp aktarmak tümüyle anlamsızlaşır. Onun yerine cinayetler ve kazalardan oluşan cinsellik soslu üçüncü sayfa haberciliği ile yetinilir. Devletin tasarruflarının kamuoyuna aktarılması ise ‘doğal’ bir sansür süzgecinden geçirilerek gerçekleştirilir. Eğer yayın organı kendisini devlet ya da hükümetle özdeşleştiren bir ideolojik bakışa sahipse, doğrudan yönetimin ‘ağzına’ bakar ve haberciliğini de ‘milli’ menfaatler çerçevesinde sunar. Dış haberler ise ya tamamen magazinel seviyede tutulur, ya da aynı ‘milli’ bakışın ihtiyacına göre şekillendirilir.

***

Bu genel anlayışı kanıksamış bir toplumda, ayrışmaların derinleşmesi ve yönetimin kendisini bir ölüm/kalım mücadelesi içinde hissetmesi, durumu iyice hastalıklı hale getirmeye meyyaldir… Böylece istihbarat faaliyetinin kutsallaştırıldığı, manipülasyonların takdire şayan bulunduğu bir ortama geçilir. Medyanın bir bölümü başına tanınmamak için örtü geçirmiş linç çetelerine dönüşür, ardından o örtüleri de atmakta beis görmez.

Medya ne zaman bu hale gelse, anlayın ki ülkede devlet/toplum ilişkisi ve birlikte yaşama kültürü bir yozlaşma sürecinin içindedir. Bugün ne yazık ki biz de bu noktadayız… Bilmediğimiz, alışık olmadığımız bir durum değil. Ancak yine de yıllar içinde bir değişimden söz edilebilir. Eskiden daha ziyade tek tek gazeteciler tetikçilik yapardı. Bunlar başta MİT olmak üzere istihbarat teşkilatları içindeki hiziplerle işbirliği içinde davranır ve gazeteler tarafından da el üstünde tutulurlardı. Çünkü doğruluğu kuşkulu olsa da sansasyonel bilgi getirir, gündem yaratırlardı. Buna karşılık tümüyle tetikçilik yapan yayın organları da mevcuttu, ama onlar gazeteden sayılmaz, ideolojik propaganda ve çıkar odağı muamelesi görürdü.

Şimdilerde bir başka aşamaya geçtik… Artık özel bilgiye ulaşma maharetine sahip gazeteciler yok, çünkü böyle bir ihtiyaç kalmadı. Yayın organlarının tümüyle ve esas işleri olarak tetikçilik yaptığı bir noktaya ulaştık. Köşe yazarları, TV program sunucu ve yapımcıları, editörler ve yayın yönetmenleri ile kimse bu yapılandan utanmıyor, aksine şerefli bir görev ifa ettiklerini savunuyor. Vatan hizmeti olarak yalan söylenirken, herhalde bu ‘hizmeti’ kendilerini aşan bir büyük ‘dava’ uğruna yaptıklarını düşünüyorlar. Ama aynı hizmetin maddi manevi diğer getirilerinden yararlanmaktan da gocunmuyorlar.

Kemalizm makbul vatandaş yanında makbul bir medya yaratmıştı. Sonraki yılları gazetecilik ahlakının da kollandığı melez bir yapı içinde yaşadık. Bugün ise tek parti dönemindeki yönetim anlayışı muhafazakâr siyasi kültürle ve onun çeperindeki oportünizmle bütünleşiyor. Tetikçilik artık gazete ve televizyon çerçevesi içinde de kalmıyor, ‘sivil’ toplum kuruluşları ve sosyal medya üzerinden kılcal damarlara nüfuz etmeye, yalanlarla toplumu zehirlemeye soyunuyor.

***

Tepeden gelen emirle, ya da verimli topa girme hevesiyle davranan bu kuruluşlar, kendilerini istihbari asparagasa açık tutmakla kalmıyor, bu işlev için seçilmiş olmaktan övünç duyuyor ve söz konusu seçilmişliği kendi nüfuz alanlarını sağlamlaştırma yönünde kullanarak yozlaşmayı had safhaya taşıyorlar.

Böylece suç içermeyen birçok ilişkiyi yan yana getirerek suç ürettiğini sanan, suçlanması istenen kişileri gelmiş geçmiş her türlü melanetin sorumlusu yapmak isteyen bir tetikçilik, müdanasızca kol geziyor. Ahlaksızlık kurumsallaşıyor… Ve ne medya ne STK dünyasında kimseden ses çıkmadığı gibi, iktidar cenahında da birçokları ortaya konan bu çabaya takdirle bakıyor. Tetikçiliğin şerefli bir mesleğe dönüştüğü ortamda, elinizde ahlaki temeli temiz herhangi bir ‘dava’ kalmayacağı ise idrakin ötesinde kalıyor.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar
KARAR OKURU 31 Ekim 2017 01:45
Kaleminize sağlık bu en hafif böyle anlatılırdı
etyemeyen 29 Ekim 2017 00:32
"gerçek gazeteci" ne demişti. gazetecilerin %99 .... dur. sadece %1 i için diğerlerine katlanıyoruz. etyen sen hangi taraftasın biliyoruz. Boşuna vicdan yapma.
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 23:55
Zivanadan cikmis olmalariyla ovunuyorlar, olmusler de aglayanlari yok...
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 22:41
Haftanin en az bes gunu su koseden devlete tetik cekip tetikcilikten yakinmak... Asagidaki bazi arkadaslarin hakli ise edepsizlik yapma hakkini kendilerinde gormeleriyle ayni paradoks. Edep olmayan yerde hak olurmu?
anothervorld 26 Ekim 2017 18:22
Etyencigim , gozler kor, kulaklar sagir olunca siz ne kadar acik-secik-net yazarsaniz yazin; ister kizarak ister merhametle uyararak yaklasin; sizi, guzel niyetinizi, akil ve vicdan urunu analizlerinizi anlamayacaklardir. Insanoglu yanlis yaptiginda Allah onu bir uyarir..iki uyarir..sabir ve merhamet ile bekler..ve fakat insan ayni hatayi tum bu uyarilara ragmen yapmakta israr ederse, Allah O nun kalbini muhurler..Artik siz ne deseniz bos.. basiretleri baglanmistir, onlerini goremezler.. bu haleti ruhiyetleri, kendileri farketmese dahi, aslinda onlari bogmaktadir.. gucsuzdurler..ezikdirler..mutsuzdurlar..huzur yoktur hayatlarinda..iclerinden gelen tum bu olumsuz duygularin yarattigi cigligi duymamak icin de olabildigince yuksek sesle bagirirlar etrafa..hircinlasirlar..saldirganlasirlar..sizi kah zamaninda AKP yi desteklediginiz icin kah AKP yi simdi elestirdiginiz icin suclarlar..siz onlarin dedigine illa 'tamam oyle' demedikce sizi aralarina alip kendilerinden gormezler. Size haksizlik eden bu iki kesimin hangisi kazanirsa kazansin, sizin hayatiniz dramatik bicimde bundan etkilenmeyecek..ama birinin kazanmasi otekinin hayatini tehdit edecek..ve bu gercege ragmen gene sizi anlamamada israr ederler..
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 19:56
1
Kimsiniz bilmiyorum ama, yorumlarınız genelde çok iyi, akıl ürünü.saygilar.
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 23:15
1
anotherworld kendini mükemmel bir şekilde tanımlamışsın bravo.herkes senin gibi kendi eksiklerini göremez.en azından sen yansıtma yolu ile eksikliklerini açık edebiliyorsun
O gazeteleri 90'lı yıllarda biraz 28 Şubat'ın heyecanı ile okumuştum. Şimdi yanıyorum o aklıma. Allah affetsin.
Quasimodo 26 Ekim 2017 16:04
Asıl can sıkıcı olan bu propaganda makinesinin yalanlarımı,yoksa toplumun hiç küçümsenmeyecek Bir kesiminin birbirine tezat bir çok fikri bir arada barındıran tutarsız yalanlara itibar etmesimi? (Bakınız-Büyükada iddianamesi-Anası alman babası alman hayatında ilk kez Türkiye’ye gelen bir almanın PKK’lı ya da fetocu olduğununun havuz medyasında yazılıp çizilmesi,kaos planı,darbe planı vs haberleri)
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 15:01
tetikçiliği eleştirirken tetikçi yöntemlerle yazılmış bir yazı. demekki gazeteciler ne kadar temiz olsada tetikçilikten kurtulamıyor. haydi beğenmeyen troller işbaşına.
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 14:06
fetöcü hainlerin medya organlarında masum insanların hayatını karartacak haber görünümündeki yalanları ,iftiraları , kumpasları okurken büyük bir hazla aferin bizimkilere diyen ,ama şimdi sorduğunuzda biz yalnız iyiyi güzeli söyleriz diyen fetöcü münafık mankurtlar bir çekilin aradan gidin tövbe edin bir yerlerde belki affedilirsiniz.
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 15:35
1
Yorumları okurken birçok yeni şey öğreniyoruz. Farlı ideolojilere ve görüşlere sahip insanlar, fikirlerini özgürce dile getiriyorlar. Bazen yapılan yorumlar, yazının aslından bile daha ilgi çekici ve doyurucu olabiliyor. Lütfen aynı yorumu sürekli tekrarlayarak bu sayfaları meşgul etmeyin. Sayın editör sizde her gün aynı yorumu tekrar tekrar yayımladığınızın farkında değil misiniz?
Ali Adıyaman 26 Ekim 2017 13:17
Ama yol yaptılar
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 11:38
Maalesef, günümüzü tam anlamıyla özetlemişsiniz Etyen bey. nerelerden nerelere, Kemalist matbuat tan yeterince çektik, şimdi sıra "bizimkiler" e geldi. Çok yazık.
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 11:04
Ama yerli-milli, ama gayrimilli -kuresel cete/ABD-BATI-ISRAIL lobileri adina....masum degilsiniz, hic biriniz!
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 10:49
Etyen Mahçupyanın anlattığı kötülükler okuru nereye yönendirmek için acaba. Son derece politik bir yazı sanki apolitik, ahlaki ve meslek etiği üzerine bir dertlenme. Dünyanın bu bölgesini yakmak isteyenleri saklamaya yetmiyor. Yaşadığımız olağanüstü kuşatmayı olağanlaştıramıyor.
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 10:32
Yazar Bugunkü sözcü ve aydınlık gibi gazeteleri mi yoksa sabah ve star gibi gazeteleri mi tanımlamaya çalışta acaba? Kafam karıştı. Yada hepsini birden mi tarif etmeye çalışmış yazar. Tamam bazı gazetelerde ajan suçlaması yapan tetikçiler var fakat muhalif gazetelerdede aynı derecede gerçek ajan ve feto cüleri ölümüne savunan gazeteciler de var. suçsuzu suçlayana tetikçi dedikten sonra suçluyu savunana ne sıfat yakıştırmamız lazım acaba. KARAR gazeteside yavaş yavaş suçluyu savunan gazete lere yaklaşmaya başlamadımı sizce??. OHAL kaldırılıp tutuklanmalar zorlaşmış olsa feto ile mücadele etmenin mümkün olamayacağını yazar ve tüm karar okurlarının bildiğinden eminim ben. nedense muhalifler FETO nün tamamen yok olmasını istemiyorlar ve tayyibi devirmek için işbirliği yapabilecekleri bir güç olarak zayıflamış ta olsa halen daha ayakta kalmasını istiyorlar. İlginçtirki bizdeki muhaliflerle dış güçlerin istekleri de aynı doğrultuda. Ee hali ile dış güçlere karşı yapılan her türlü gıcıklık durumunu muhalifler aynen kendilerine yapılmış olarak algılıyorlar.
nuray 26 Ekim 2017 21:58
0
Katılıyorum.
KARAR OKURU 27 Ekim 2017 00:50
0
katılıyoruma katılıyorum
Deniz 26 Ekim 2017 10:02
Süper bir yazı.Yandaş Gazetecilere kapak olsun.
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 14:59
1
Han YANDAN siniz:))
atilla pehlivan 26 Ekim 2017 09:55
yıllardır tartışılan bir dikenli alana girilmiş yazıda. muhalif (merkez) medya/yandaş medya... evet, adı muhalif olan bir medya mevcut ve elinde olan/olmayan herşeyle iktidara saldırıyor. planlı bir sosyal medya saldırısı da cabası.bu saldırılarda kullanılan malzemeler çoğu zaman dayanaksız. hatta yalan ve iftirai olabiliyor. murad edilen şey, paye koparmak, yönetimde söz ve yaptırım sahibi hale gelmek. medya patronlarının ve bazen devlet derinlerinin çıkarlarını çoğaltmak. son 15 yıla kadar, iktidarlar bu açık tehlikeyle burun buruna yönetmeye çalıştılar. sonuçları ortada. silinip giden hükümetler ve OBEZLEŞEN MEDYA PATRONLARI. dünyanın neredeyse en zengin medya patronları türkiyede. ve devletin imkanları, hazinesi bu namussuzlara paspas edilmişti. medyacılık dışında yüzlerce gelir getirici şirketleriyle ''sistemi sıkıştırarak'' servet sahibi oldulardı. elbette bu işler için medyanın tanınmış tetikçi simaları gereken her alçaklığı yaptılar. (kendileri de payelerini alarak tabi.) ''''hükümetler yaparız, hükümetler yıkarız'''' lafları medya patronlarının ağzından çıkmıştı. medyanın beklentilerinin karşılanmadığı bir iktidarın hayatta kalması imkansızdı.(bakınız: turgut özal dönemi) bu sorunu çözebilmenizin iki yöntemi olabilirdi. ya medyayı susturacak faşizan yasalar çıkarmalıydınız, ya da sizi topluma anlatacak alternatif bir medyanız olacaktı. (yandaş diye isimlendirildi) ikinci yol tercih edildi. evet hem görsel hem de sosyal medyada karşı tarafın iddialarına cevap verebileceğiniz bir imkan bulunması şart idi. bu sayede akp yıllarca iktidarda kalabilme imkanı buldu. akpartinin yaptığı een akıllı iş bu yöntemi en baştan inşaa etmiş oluşuydu bence. aksi halde daha ikinci yılından itibaren kıçına tekme yemeye başlar ve çoktan kaybolur giderdi. şimdi tetikçilik konusunda şunu görmek gerekiyor. muhalif medya size tetikçileriyle vuruyorsa, sizin de birşeyler yapmanız gerekiyor. bu kirli durum ne yazık ki bizi hemen her alanda bozup yozlaştırıyor, ama yapılacak bişey de görünmüyor başkaca. aksi halde hükümet etme imkanı bulamayacağınız bir ülkede yaşıyoruz. bu kirli durumu savunmuş gibi durdum belki ama, ne yazık ki başka bir çözüm yok gibi. yandaş medyanın da son on yılda aynı yöntemle semirdiğini izledik bu arada. siyaseti savunuyor görünen tetikçileri aynı zamanda patronlarının haksız çıkarlarını savunmaktalar. tetik çekerek...
Köroğlu 26 Ekim 2017 11:19
1
Bir yanlış başka bir yanlışla düzelmez. Bağımsız bir medya mümkün. Elbette medyada farklı ideolojilere yakın gruplar olacaktır. Önemli olan olguları çarpıtmamak, aynı olgulara farklı yorumlar gelmesi ise normal. Bu farklı yorumların serbest bir tartışma ortamında ifade edilebilmeleri de gerekli. Türkiye'de olan bu değil: 1) Olgulara yer yok, yalan ve iftira var 2) Yorum yok, Goebbelsci kara propaganda var 3) Farklı yorumlara yer yok. Solcuları, liberalleri, Kürt milliyetçilerini ana akımda göremezsiniz. Yakın zamana dek İslamcılar da yoktu 4) Serbest tartışma yok. Seçim öncesi lider tartışmaları ortadan kalktı. AK Parti yoz ve bozuk düzeni değiştirmedi, yoz ve bozuk düzende kendine yer açtı ve bu yozluğu kendi çıkarına kullanıyor. Oysa düzeni değiştirmek mümkündü.
KIZILELMA GÖNÜLLÜSÜ 26 Ekim 2017 11:28
4
ATİLLA BEY ELİNİZE SAĞLIK.. LAKİN ÇOK NEZAKETLİSİNİZ BU KONUDA... MİLLETİN PARASINI ÇALIP HOLDİNG'LER KURUP, MİLLETİN KANINI EMEN BUNLAR TEK KELİME İLE VATAN-MİLLET-DEVLET VE DE ÜMMET HAİNLERİDİR. (YAZINIZDA BU EKSİKTİ TMM OLDU GİBİ)
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 12:20
3
Atilla bey, ahlaksızlığı normalleştirmek ten başka bir savınız yok. Şimdiki medya nasıl semiriyor, obezlesiyor, fikriniz varmı? Şimdi devletin hazinesi kimlere peşkeş çekiliyor?
atilla 26 Ekim 2017 21:27
0
yoruma yorum yapan arkadaşlara selamlar. tşk.ler. köroğlu rümuzlu arkadaş görüşleriniz çok geniş, isabetli. normal bir ülkede dediklerinizin her kelimesi doğru. 1-4 arası sıraladığınız tespitler şahane. bir şeye katılmıyorum sadece. ''bağımsız medya mümkün'' değil bizim ülkemizde. işe yaramıyor, getirisi yok. taraftarı çok az. tarafsız bir medya hayatta kalamıyor. belki iktidar tarafından engelleniyor bile olabilir. bundan başka yandaş medyanın varlığı, '''merkez ve haksız medyanın muhalefeti''' yüzünden meşrulaşıyor. gerekli, hatta varlığı zorunlu hale geliyor. aksi halde bir siyasi parti ''medya gücüne''' mukavemet gösteremez. zira, yalan, iftira, çarpıtmalar, abartmalar gırla. bunlara karşı savunmasını dillendirebileceği bir karşı medya kaçınılmaz.merkez dediğiniz medyayı normalleştirebildiğimiz zaman yandaş olanın varlığı haksız hale gelecektir. bu mümkün mü? 3. sıradaki yorumcu arkadaş, keşke yazımın tamamını okumuş olsaydınız. yazının son cümleleri sizin itirazlarınızı aynen dillendirmişti. haklısınız ama. bunu da zaten söylemiştim.
türker 26 Ekim 2017 09:12
medyanın bugünkü halipürmelali budur, ancak ne zaman böyle değildi ki türkiye'de, hele ki takriri sükun kanunu dahi uygulandı bu memlekette, daha ne olsun
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 09:09
Harika bir yazı...doğru tesbitler..devran döndüğünde de bu tetikçiler topukları üzerinde bir dönüş yapar yeni durumun tetikçiliğine de soyunurlar.Yani bu kadar ahlak ve ilke yoksunudurlar...
Ben 26 Ekim 2017 09:07
Şahsen malum medyayı artık okumuyorum. Okumanın pek anlamı da yok çünkü ne dedikleri ve diyecekleri belli. Papağanları dinlemek bir süre sonra ilginç olmaktan çıkıyor. Bazen de malum gazetelerin yalanlarını ve komplolarını okumak, istemsiz kusma hissine yol açıyor. Siz siz olun doğru yazan, duyguyu değil aklı ön plana alan, komplolardan değil gerçeklerden bahseden gazete ve gazetecileri okuyun.
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 10:10
2
Ben haftada bir şöyle bir başlıklara bakıyorum, merkezden hangi gündem maddesi verilmiş onu anlamak için. Merkezin verdiği gündem maddesi, iktidarın ruh ve akıl dünyası hakkında bir ipucu oluyor. Daha fazla ayrıntı istersem bir tanesini seçip okuyorum. Geri kalanlar da aynı şeyi farklı üslupla yazmış oluyor zaten.
ramazan gün 26 Ekim 2017 08:51
tabi, bu işi 'yurdum insanı' perdesinden söylemediğini kabul ediyorum. zira dünyanın her yerinde medya-iktidar veya medya ve bir kısım oligark arasında daima bir ilişki mevcuttur. 'objektif gazetecilik' olmayacağı gibi, 'tarafsız gazeteci'de olmaz; eşyanın tabiatına aykırı... öyle ise sorun ne?... ya da şöyle: hangi noktadan sonra taraflı gazeteci 'tetikçiye' dönüşür?... bunu mesleki kavramların teknik havuzundan çıkarmamız imkansız. bunun zorluğu, bir hususta ahlaki olanın çapı ve çevresi belli bir çember alanında mevcut iken, ahlaksızlığın, bu çember dışında sonsuz bir alana sahip olmasından kaynaklanıyor. sonra... bu sizin, yani medyanın suçu... kimsenin kimseye güveninin kalmadığı zamanlara siz getiriniz. akp medyasından bahsetmiyorum; topyekün medyadan... artık millet nazarında kimin ne söylediğinin veya kimin kimden yana olduğunun zerre miskal kıymeti yok; bizler dinler, duyar ve kendi hükmümüzü basarız... güvendiğimiz veya güvenmediğimiz diye bir ayrım yok artık; topunuza güvenmiyoruz. seyrediyoruz!...
SD 26 Ekim 2017 12:57
0
Batı ülkelerinde medyanın durumu daha bir katlanılabilir durumda. İlkeler göreceli de olsa çalışabiliyor. Nixon'ın kirli çamaşırlarını iki gazeteci döktü ortaya. Patronları ilk başta karşı çıkmışlardı ama onlar yılmadılar ve patronlarını da ikna ettiler haberin yapılmasına. Sonra, 2009'daki İngiliz Parlamentosu yolsuzluğunu da gazeteciler ortaya çıkardı. Bu olayın dikkat çekici bir özelliği var: Haberin kime yarayacağı gazetecilerin umurunda olmadı. Yolsuzluğu kimin yaptığının hiçbir önemi yoktu. Sonuçta hem iktidar kanadından, hem de muhalefet kanadından milletvekilleri mahkum oldular. Yani sadece gazetecilik yapıldı. Ahlaklı gazetecilik.
ramazan gün 26 Ekim 2017 16:02
0
bu nasıl bir şey biliyor musun etyen?.. benim kim olduğum veya hangi fikre meyyal bulunduğum bir biçimde malum; bu manada dışarıdan bakan ve belli kategoriler veya klişeler üzerinden düşünmeyi alışkanlık edinmiş biri için, 'benim seninle ne işim olur!'... sen de bende insanız. ve hep dediğim gibi 'insanın olduğu her yerde herşey mümkün'; sende yolsuzluk, tetikçilik, şu bu yapmışsındır, yapabilirsin. sorunun birinci perdesi BUNUN BENİM AÇIMDAN NORMAL HALE GELMİŞ OLMASIDIR!... ve ben artık buralara dahi bakmadan, ikimiz arasındaki, ifadeye getirildiğinde kaybolacak 'başka bir şey' sebebiyle seni takip ediyorum... bu şey, diğer tetikçi ve yolsuzda bulunmayan bir şey... bu şekilde ve herkes bir biçimde birini takip edebilir; bu durum ne onun tetikçiliğini ne de yolsuzluğunu onaylamak anlamına gelmiyor. bu seçim, her kişinin meşrebine bağlı bir tür 'sempati' ile alakalı... şimdi... bu yazıyı kaleme almana dair 'asıl sebebe' bağlanarak devam edersek: geçen gün bir yazının altında osman kavala adını ilk telaffuz ettiğinde yazdığım gibi, ben bu adamı sen söyleyinceye kadar tanımıyordum dahi... bir baktım, öyle popüler bir karşılığı olmamasına rağmen, maşallah kati piriden abd dış işlerine fransa bilmem neyinden alman zırtapozuna kadar herkes 'büyük bir demokrasi teyakkuzuna' geçmiş... bu benim için delil değilse de büyük bir karine... ve, tüm oligarşi zümresi için peşin olarak bir anti-sempatim mevcut... bu benim 'birikmişim'... işte hepiniz için böyle bir durum sözkonusu; daima negatifle başlayacak ve sonra benim nazarımda gayretinizle, önce sıfır noktasına ve sonra başarabilirseniz pozitif dereceye geçeceksiniz... sen, öyle yada böyle 'fikir serdeden' biri olarak nazarımda iyi-idare eder arasındasın (allah razı olsun abi:)) benim anlamadığım, senin bu bed tiple ne işin var. eğer her yuhalananı veya kovulanı sahiplenerek demokratik olunabileceğini veya görünebileceğini zannediyorsan... bu kadar 'çapsız' olmadığını biliyorum. lakin bu seni nazarımda daha da zor bir duruma sokuyor. zira 'öyle ise?' diyorum...
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 08:44
Bu yazıdan sonra tetikçilerin bugün ki hedefi belli oldu.
RAMAZAN 26 Ekim 2017 12:13
2
RAMAZAN GÜN TABİKİ GAZETECİNİNDE KENDİ BAHÇESİ VARDIR NE ZAMANKİ GAZETECİ KENDİ BAHÇESİNDE OLUP BİTEN YANLIŞ ŞEYLERİ ELEŞTİRİRSE O ZAMAN GAZETECİ SAYILIR AMA BUGÜN HAVUZ MEDYASININ SÖZDE GAZETECİLERİ BIRAK ELEŞTİRMEYİ PARTİ KOMİSERİ GİBİ ÇALIŞIYORLAR İŞTE GAZETECİLİK BU DEĞİL BU TETİKÇİLİKTİR BU ARADA SN MAHÇUPYAN DAVUTOĞLNUN DANIŞMANLIĞINI YAPTIĞI ZAMAN BİLE YANLIŞ OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜĞÜM HALDE MAHÇUPYANIN HİÇ BİR ZAMAN KALEMİNİ SATMAYACAĞINI BİLİYORDUM
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 08:31
Sn yazar bu tetikçilik teşvik ediliyor Devletin bekası için sadece gazeteci TV yorumcusu değil halk da alet ediliyor ihbar hatları kurulmuş arkadaşı nı komşunu yani kim yanlış yapmışsa ihbar edeceksin.
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 08:23
Etyen bey artık tv de haber izlemiyorum çok haklısınız hemde ak partiye oy veren bir kişi olarak
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 11:29
6
tetikçi bir trol. yiyene
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 17:50
1
Sn. KO 11:29, 'tetitçi bir trol' kokusunu nasıl ve hangi hissinizle aldınız? Yardımlarınızı beklemeliyim.
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 23:18
1
1750 sen uğraşma be beceremezsin çünku burnundaki koku hücreleri körelmiş
KARAR OKURU 27 Ekim 2017 00:51
1
Sn. KO 23:18, tam bir şark kurnazlığı olmuş ve soruya cevap verilememiş. Oryantallık ta işte böyle bir şey.Bu iki kavramda, fikir batıdan aşırma ama yerine tam uyduğu için adamları haklı çıkarıyor.
Süleyman Topçu 26 Ekim 2017 08:17
Tespitler muhteşem. Şirin Payzın'la iktidar adına cedelleştiğin program geldi gözümün önüne. Aradan çok bir zaman geçmedi oysa. Ne siyaset, ne sosyoloji yeni bir mevsime de girmedi. Aslında ne oldu acep?
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 19:16
0
İktidar çok değişmedi mi sence? Şöyle aşırı bir güven her şeyi bilirim yaparım havası. Ama demokrasi er geç işler. Ne iktidarlar geldi geçti buradan. Hiç biri de ders almadı. Almazlar da. Eğitimsizler çünkü.
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 07:57
Sira gazetecilere gelmeden once akliniz neredeydi?
insan 26 Ekim 2017 07:47
Üstadım iyi ki varsınız
Hüseyin Akgül 26 Ekim 2017 07:31
Çok haklısınız Etyen bey. Çanak çömlek dağıtan medyadan asil duruş beklemek zaten yanlış olurdu. Kraldan çok bunlar kral olmaya devam edecek...
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 07:08
Hay ağzınla bin yaşa.
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 06:47
On kere okunacak ve üzerinde düşünülecek bir yazı teşekürler .
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 11:30
6
sen yüz kerede okusan anlamazsın
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 12:05
4
Ancak on kere okuyunca anlayanları yanıltabilecek bir yazı...
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 13:10
2
1205:durum aynen öyledir. bir okumada yazının niyetini anlamayanları kendi haline bırakmak lazım
cevat karakalem 26 Ekim 2017 05:23
Basinin su anki durumu 28 Subat'takinden daha kotu. O zaman en azindan "kurgu olaylar" ile algi operasyonu yapilirdi ve "tutarli" bir soylem vardi. Simdi dupeduz insanin akliyla alay edilen bir durumdayiz. Bir gun ak denilene diger gun kara deniliyor, ya da tam tersi (mesela Hasdi Sabii seytan mi kurtarici mi?). Ya da kimi haberler tumuyle gozardi ediliyor (mesela Iyi Parti).
evin 26 Ekim 2017 05:18
ahlaksızlık kurumsallaşıyor saptaması isabetli bir saptama olmuş. ancak yalan söylemekten zerre utanmayan insanlara neyi anlatacaksınız? "laikçi" bir ailede büyümüş bizlere daha küçük yaşlarda dürüst olmanın erdemleri ve her ne şartta olursa olsun yalan söylemenin yanlış olduğu öğretildi, keşke herkese öğretilseymiş bu temel değerler...
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 12:11
16
ama maksat nefret ettiğin ''akp'' çakmaksa yorumlarında bir ton yalan söylüyorsun, hakaret ediyorsun insanlara... demekki yalan çıkarımıza da olsa yalan söylememekmiş işin doğrusu. ahlakçılığı bırakıp ahlaklı olmakmış mesele demi.
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 13:12
11
evini rahat bırakın. o bizim psikoterapi ile tedavi olma evresini çokta geçmiş olan delisi.
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 18:45
2
evin hakli. Yandas medya ahlaksiz tetikcilerle, utanma duygusu olmayan vicdansizlarla dolu. Yuzlerine tukursen yagmur yagiyor der bunlar.
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 04:19
Nietzsche ''karanlığa uzun süre bakarsanız, karanlık da sizin içinize bakmaya başlar'' demiş. Bu ateşli tetikçiler için sadece adalet diliyorum, rahmet değil. Şu anki ahvalim budur.
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 12:12
0
uçurum olacaktı karanlık değil.
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 04:05
Bahsettiğiniz 'ahlaksızlıklar' ve benzerleri beni bugünlerde felsefeye sevketti; 'salt kötülük' kavramının varlığına inanmaya başladım. Tetikçilikten bi tık sonrası olduğunu düşünüyorum. Sonuçta tetikçinin maddi ya da manevi bir motivasyonu var. Bazı olaylar var ki tetikçilikle açıklamak yetersiz kalıyor.
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 11:31
7
felsefe senın anlayabileceğin kadar basit değildir. ben uyarayımda
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 03:49
Ahlaksızlık kurumsallaşıyor! Yaşanmakta olanları en iyi açıklayan ifade. Ümit edelim ki kuyunun dibine varmış olalım.
karar okuru 26 Ekim 2017 03:26
insanlar korkuyor . tv programcısı çıkıp tutuklanacaksın diye parmak sallıyor. iktidar menmun çünkü itiraz eden kalmadı. makul bir eleştiride bile vatan haini olmanız ve hatta tutuklanmanız olası. ne yapılabilir ki.
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 11:33
6
bir zamanlar bazı muhalif gazetelerde cumhurbaşkanına seni kodese tıkacaklar veya linç edecekler diye tehditler savuruyordu. kendileri şu anda kodeste
KARAR OKURU 26 Ekim 2017 19:14
1
Demek ki her devrin iktidarı değişmiyor. Mayası kötü bu ülkenin. İktidarı eline geçiren aynısını yapıyor. Öğrenmek hiç yok. Demokrasiye hiç şans yok.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN