Back To Top
Bağımsızlık hareketlerinin ekonomik yönü

Bağımsızlık hareketlerinin ekonomik yönü

 - Son Güncelleme: 30.10.2017 Pazartesi 12:42
- A +

Tarihi süreçte büyük imparatorluklardan bölgesel yönetimlere, ardından yine birleşik devletlere varan bir yönetim tarzı gelişti. Avrupa’da bir çok ülkenin son birlik kurma fikri, 1900’lü yılların başlarında fiiliyata erdi.

Örneğin Almanya, 1900’lere gelmeden önce 38 parçaya ayrılmış, farklı yönetimler altındaydı. Prusya önderliğinde başlayan birlik hareketi yine ilk olarak “Alman Gümrük Birliği” ile başladı. Ekonomik birliğin ardından kısa sürede siyasal birlik de sağlanmış oldu.

Keza benzer hareketler farklı ama, yakın tarih içerisinde İtalya’da ve adım adım İspanya’da gerçekleşti. Her iki ülke de kendi birliğini iç çatışmalar ve dış savaşlar eşliğinde gerçekleştirdi.

Birliğini sağlamış olan Avrupa, iki dünya savaşının ardından bu sefer kıtasal birliğe yöneldi. Doğu Blok’u ülkelerine rağmen “Kömür Birliği” olarak başlayan ve ardından AET (Avrupa Ekonomik Teşkilatı) olarak süren süreç, artık bir AB (Avrupa Birliği) projesi olarak devam etmektedir.

“Gümrük Birliği” ile başlayan bu ekonomik sürecin artık bir siyasal birlik haline dönüştüğünü görüyoruz. Ortak para birimi, ortak parlamento gibi kurumlar yanında giderek daha merkezileşen bir süreç yaşanıyor. Ama bu merkezileşme sürecinde aynı zamanda yerelleşme isteklerini de karşılayan bölgesel idareler hala gelişmektedir. Daha çok yakın zamanlarda verilen bölgesel idareler, otonom yönetimler, bağımsız bütçeler, yerel özerklikler; merkezileşme ile yerelleşme kavramlarının bir arada yürüdüğünü göstermektedir.

17-10/30/rrrrrr.jpg

ZENGİN-FAKİR FARKI

Dünya’da 1900’lü yılların başında sanayi devriminin ilk adımı sonrasında yaşanan gelir dağılımı bozukluğu yeniden hortlamış durumda. Toplam zenginlik olarak 1900’lerin çok ilerisinde olunsa dahi, bu zenginliğin paylaşım sorunu artık dayanılmaz noktalara varıyor.

En zengin yüzde 1’lik kesim, toplumun geri kalan kesiminin geliri ve servetine eşit bulunuyor. Merkezi yönetimlerin hesap verebilirlikten uzak borç yığınları, bölgesel yönetimlerin de üzerinde ek yük olarak artıyor.

Bir tarafta çalışarak-üreterek-eğitimle kalkınan kesimler; diğer tarafta görece oldukça geri kalmış bölgeler. Kimse yüksek gelirini diğer fakir bölgelerle uzun yıllar içerisinde paylaşmak istemiyor. Kimse gelir dağılımındaki adaletsizliği merkezi yönetim kuralları ile sürdürmek istemiyor.

Aslında bir çok ülkede yaşanan aşırı partilerdeki yükseliş süreçleri de bu tablonun bir uzantısı olarak görülebilir. Gelir dağılımı bozulan toplumların radikalleşmesi ve çözümleri uç noktalarda aramaya başlaması hiç de yabancı olmadığımız bir tablo... Almanya’da Hitler iktidarının oluşmasında 29 ekonomik buhranı önemli katkı sunmuştur. 

KATALAN ZENGİNLİĞİ

İspanya ekonomisinin yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan Katalan Bölgesinde daha yüksek bir refah seviyesi göze çarpıyor. Kişi başına gelir 30 bin euro ile AB ortalaması üzerinde seyrederken, İspanya bütününde gelir 24 bin  euroda kalmaktadır. İşsizlik oranı ise İspanya’da yüzde 20’nin üzerinde iken, Katalan Bölgesinde yüzde 14’lerde seyretmektedir.

Katalan Bölgesi aslında İspanya’nın sanayi üretim bölgesi olarak görülmektedir. Ülke genelinde yüzde 12’lerde seyreden sanayinin payı, Katalan Bölgesinde yüzde 18’in üzerindedir. 2015 verileri ile Katalan Bölgesi GSYH’sı 215 milyar euro iken sanayi üretimi 38 milyar 754 milyon euro düzeyindedir. Katalan Bölgesinde sanayinin payı 2001 yılında yüzde 25 düzeyindeydi.

17-10/30/screenshot_1.png

MERKEZİN YÜKSEK BORCU ve SAVURGAN BÜTÇE AÇIĞI

Küreselleşme ve getirdiği mali yükümlülükler özellikle merkezi yönetimleri ağır borç yükü altına almıştır. Borç sorunu açısından İspanya özel olarak incelenmesi gereken bir ülkedir. 2008 küresel kriz geldiğinde kamu borcunun milli gelire oranı sadece yüzde 39,4 seviyesindeydi. İspanya Merkezi Yönetiminin özellikle özel sektörün dış borcunun bankacılık sektöründeki batıklarla kamulaşması sonucu, kamu borcu hızla artmıştır. 2010 yılına gelindiğinde İspanya’nın kamu borcu milli gelirinin yüzde 60,1’ine ulaşırken, bu oran 2012 yılında yüzde 84,4’e çıkmıştır.

2015 itibariyle İspanya Merkezi Yönetimin kamu borç oranı yüzde 99,2 ile adeta patlama yaşarken, Katalan Bölgesinin kamu borç oranı sadece yüzde 35,3’de kalmıştır. (Veriler: Source: Idescat-ekonomi.gov.tr)

Bütçe açığı/GSYH oranına bakıldığında da 2008 yılında İspanya merkezi yönetiminde bu oran yüzde -4,4 iken, Katalan Bölgesinde yüzde -2,5’da kalmıştır. 2015 yılı itibariyle bütçe açığı Merkezi Yönetimde yüzde -5,1 iken Katalan Bölgesinde yüzde -2,7 olarak gerçekleşmiştir.

Özet olarak Merkezi Yönetim borç stoku ve bütçe açığı Katalan Bölgesinin nerede ise iki katı düzeyinde devam etmektedir. Bu ağır mali yükü paylaşmak ve bu borcun altına girmek bölgesel yönetimler için gelecek sorunu olarak tepki çekmektedir.

TÜRKİYE’NİN DIŞ TİCARETİ (2015 - MİLYON EURO)

İspanya’ya ihracat: 4.744   

Katalunya’ya ihracat: 1.204

İspanya’dan ithalat: 5.077

Katalunya’dan ithalat: 1.208

İspanya’nın 20 özerk bölgesi içerisinde en fazla ticaret yaptığımız yer Katalan Bölgesidir. Dış ticaretimizin de yüzde 19’unu otomotiv sektörü gerçekleştirmektedir. İkinci sırada ise yüzde 18 pay ile plastik yarı mamuller almaktadır. Hazır giyim ile makine ve aksamları yüzde 7’şer pay almaktadır.

BAĞIMSIZLIK ve BİRLİK İSTEKLERİ

Hafızamızı fazla zorlamadan Avrupa’daki bağımsızlık isteyen bölgelerini düşünelim: İlk aklımıza gelen bölgeler İskoçya ve Galler... Daha bir kaç yıl içinde bu bölgelerde referandumlar yapıldı.

Diğer bölgeler ise, geçen hafta oylama yapılan İtalya’nın kuzey bölgeleri... Venedik yeniden başkent olmak istiyor mesela.

Fransa’da Korsika meselesi tam bitti mi? Hatta İspanya’da daha 3-4 yıl önce BASK Bölgesi silahlı bağımsızlıktan vazgeçti. Belçika’da Flamanlar ayrılığı konuşuyor. Çünkü, ülkenin en zengin kesimi onlara ait.

Ama bağımsızlık istekleri ile ayrılık ve bütünleşme süreçleri de aynı zamanda yaşanıyor. Mesela İngiltere AB’den ayrılığı oyladı ve görüşmeler devam ediyor. Oysa aynı dönemde AB benzeri NAFTA gibi birlikler oluşmaya devam ediyor. AB-ABD arasında TTIP antlaşması ise epey yol almıştı...Şimdilik sadece duraklama var diyebiliriz. Uzakdoğu ve Asya kanadında ise Şanghay Beşlisi alternatif olarak yükseliyor.  Bir tarafta bölgesel bağımsızlık istekleri; diğer yanda küreselleşmenin gerektirdiği ortak ekonomik birlikler. Galiba Dünya bu yeni düzenden epey ders almak durumunda.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar
galip demir 30 Ekim 2017 11:07
buraya katkı olsun diye yazmak istedim kuzey ırakta referandum kararı alınmasında da bu ekonomik etkiler etken oldu merkezin yıllarca kuzeyin hakkını ödememesi sonucunda oluşan ekonomik problemler barzaniye başka seçenek bırakmadı temelde ekonomik yaptırımlar etkendi ancak bağdat yönetimi nasıl becerdiyese tüm dünyanın desteğiyle barzaniyi çırak çıkarttı.şimdi o bölgede boşalan alanı acaba şia destekli kürtlermi yoksa başkalarımı dolduracak ona bakalım bize en yakın olan grubu kaybettik tek gerçek bu.bu yazıyı bir tarafıyla anlayıp referandum iyidir gibi sonuçlar çıkaranlarda lütfen iyi okusun ben sebepleri yazdım iyidir kötüdür yorumu yapmadım olan oldu şimdi ne yapılacak ona bakalım.
külyutmaz 30 Ekim 2017 08:37
Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler..."Küreselleşme bitti,liberalizm çöktü" zırvalarından başka şeyler duymak ve mantıklı analizler okumak insana iyi geliyor.
KARAR OKURU 30 Ekim 2017 13:43
4
Sn "külyutmaz", neyi yuttuğunu merak etmiyorum daa bu makaleden çıkardığın sonucu da başkasına zor yüttürürsün gibime geliyor. En iyisi karın ağrını açık açık yazman. Küresel olsun diye 'merci monsieur' diyorum.
KARAR OKURU 30 Ekim 2017 19:39
0
karar okuru! yaşın kaç bilmiyorum ama akıllı laf ettiğini zanneden ama aslında ne söylediğini de bilmeyen biri olmandan yaşıyın çok genç olduğunu düşünüyorum. külyutmaz lakaplı okur, bu gazeteye yorum yazan kişiler içinde bilgili ve belli bir düşünce sistematiği olan az sayıda kişiden birisi. zaman zaman düşüncelerimiz çok farklı olsa da. onun için, kendini rezil etmeye uğraşmak yerine, yazdıklarından birşeyler öğrenmeye çalışsan senin için daha yararlı olur.
evin 30 Ekim 2017 08:01
türkiye, kosovanın sırbistandan ayrılmasını savunurken hatta hemen tanırken iş katalonyaya gelince ispanya hükümetini destekliyor...yani bağımsızlığı kimin istediğine göre değişiyor politikalar, tutarlı bir tavır yok...
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN