Back To Top
‘Gezi Parkı’ neydi, ne değildi?

‘Gezi Parkı’ neydi, ne değildi?

 - Son Güncelleme: 06.12.2018 Perşembe 01:59
- A +

Gezi Parkı olayları aradan beş yıl geçtikten sonra yeniden gündemimize geldi. Galiba konjonktürün getirdiği bir zaruret var ki bugünlerde soruşturma dosyaları yeniden açılıyor, gözaltı ve tutuklama kararları çıkarılıyor, yeni suçlamalar ortaya atılıyor. Güzel ülkemizde çok sık yaşadığımız “deja vu” deneyimlerinden biri daha…

Böyle bir durumda “yeni bir şey söylemeye” gerek yok herhalde. Aşağıdaki yazı 3 Haziran 2013 tarihinde, yani olayların her şeye rağmen henüz tamamen çığırından çıkmadığı günlerde son bir ümitle yazılmış ve “iktidara en yakın” diye tarif edilen gazetede “Gezi Parkı krizinden çıkarılacak dersler” başlığıyla yayınlanmıştı.

***

Taksim Gezi Parkı krizinden bazılarının umduğu, bazılarının da korktuğu şekilde bir netice çıkmayacağı başından beri belli. Önce Taksim’de, sonra İstanbul’un muhtelif bölgelerinde ve hatta diğer şehirlerde gerçekleştirilen protesto gösterileri ne 27 Mayıs öncesinin sokak olaylarına benziyor, ne de 2007 sürecindeki Cumhuriyet mitinglerine.

İşin içine provokatörlerin dâhil olduğu, buradan siyasi bir çıkar sağlamak üzere fırsatçıların işe karıştığı muhakkak. Hatta kimi uluslararası aktörlerin bile Taksim Meydanına gözleri parlayarak baktıkları söylenebilir. Ama gelişmeleri toplumsal dinamiklerden bağımsız değerlendirmeye kalkışmak kimseye fayda sağlamaz. Gerçekte ne olduğunu anlama imkânından mahrum kalırız bunu yaparsak.

“Bu kitlesel eylemler sadece üç-beş tane ağaç için olabilir mi?” diye sormak, atılan sloganların çevre ve şehircilik konusundaki hassasiyetlerle ilgisini sorgulamak haklı ve tutarlı olsa da faydasız bir tutum. Zira resmin tamamını görmeyi sağlamıyor. Aynı şekilde, toplumsal tepkileri “Eski Türkiye’ye dönme arzusu, derin devletin komplosu” vs. diye mahkûm etmek de belki içimizi rahatlatabilir ama çözüm getirmez; olsa olsa sorunu büyütür. Doğru teşhis edilemeyen sorun doğru yöntemle çözülemez. Çözülemeyince daha da büyür.

Öncelikle şunu anlamak lazım ki bu gösterilere katılan vatandaşların tamamının ortak bir amaçla hareket ettiklerini, hatta belirli taleplerinin olduğunu söylemek mümkün değil. Görülen o ki bazı konularda siyasi iktidarın takındığı tutumlara veya kullanılan dil ve üsluba karşı “biriken” tepkilerini ifade etme fırsatı bulduklarını düşünen insanların oluşturduğu, heterojen bir kitle var karşımızda. Dahası, bu kitlenin sadece muhalefet partilerinin tabanından oluşmadığını da düşünmek gerekiyor. İktidar partisinin “doğal tabanında” yer alan insanların kimi uygulamalara veya söylemlere karşı hissettikleri hoşnutsuzluk da bu vesileyle ifade imkânı bulmuş göründü. Gösteri yapılan alanlara gitsin veya gitmesin, bu kesimdeki insanların gerek sosyal medya yoluyla gerekse başka kanallardan ifade etmiş olduğu hissiyatın çok daha ciddi bir sinyal olarak düşünülmesi gerekir.

Her şeye rağmen bu tablonun siyasi iktidar bakımından olumlu bir sonucu var. Öncelikle toplumda biriken tepkinin patlayıp dağıldığını, bu birikimin artmaya devam etmesi halinde ileride daha ciddi zararlara yol açmasının böylece kendiliğinden önlendiğini düşünmek mümkün. Ama bunu da kör bir iyimserliğe saplanmak için değil, tam aksine olan bitenden ders çıkarmak şartıyla yapmak gerekiyor. (…)

Parktaki bazı ağaçların, burada “AVM yapılması için” kesildiği şayiasının çıktığı an konunun birinci dereceden ilgilisi ve sorumlusu olan yerel yönetici çıkıp da bunun doğrusunu kamuoyu ile paylaşsaydı büyük ihtimalle olayların bu noktaya gelmesinin önüne geçilebilirdi. Bu yapılmadı. İstanbul’un yerel yöneticileri olayların başlamasından ancak üç gün sonra ortaya çıkıp ilk günden yapmaları gereken açıklamayı yapabildiler. Belki inisiyatif almanın riski göze alınamadı.

Ama asıl önemli nokta, tarihi Topçu Kışlası’nın yeniden inşası fikrinin başından beri bir “rant girişimi” olarak algılanmasının önüne geçilememesi oldu. Kışla binası konusunda gösterilen ısrarın sebebi izah edilemedi. O yüzden olaylar bu noktaya geldi zaten.

Olayların bastırılmasında kullanılan yöntemin yanlışlığını ise söylemeye bile gerek yok. Gezi parkı krizi “polisiye” yöntemlerle değil, “politik” yöntemlerle çözülebilirdi. Ama bunun polisin yönetebileceği türden bir süreç olmadığını söylemesi gerekenler söyleyemedilerse karşımızda çok daha başka bir mesele de var demektir.

 

18-12/06/brahim-kiras.jpg

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR 06 Aralık 2018 23:34
Hukuk egemen güce tabidir. İstedigin kadar tanim yap, inkar et degismez. Dunya kurulali hak da hukuk da egemen güce tabidir
KARAR Oku 06 Aralık 2018 19:34
Feto destek vermese, Fetocu polisler kiskirtmasa goz yummasa gezi o kadar buyumezdi bu bir gercek. Esas baska bi gercek daha var; Gezi ilk gunlerinden birinde Turkiyede 70 kusur ilde ayni gun sokaga cikanlar oldu. Sayilari azdi ama onlar kimliklerini, kendilerini bir kez daha ifsa ettiler.
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 19:26
Kıl kadar kamu malina zarar vermenin soyunu yok edecek kadar buyuk gunah olduguna iman edenle, devletin duvarindan bir taş düşürmeyi, kaldirim kirmayi zafer sayan anlayişi ayni mahallade iskan ettirir, ayni hukuka tabi tutarsan bogazlasma kacinilmazdir. Turkiyede, Muslumanlarin kaybetmesi icin Turkiyenin yanmisina batmasina razi olan o kadar cok Bizans kalintisi var ki..
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 18:19
Bu arada söylemeden geçemeyeceğim, Karar'ın yazı işleri bazı yazarlarınızdan çok daha ilerde. Attıkları manşetler, haberleri veriş tarzı kusursuz ve tarafsız. Özellikle sanat-kültür haberleri çok çok iyi. Keşke bir kültür-sanat eki verebilseniz.
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 18:16
Harika bir şekilde konuyu irdelemiş, söylenmesi, yapılması gereken herşeyi söylemişsiniz. Ancak, maksat sorun çözmek değilse ne söyleseniz boş.. Bugün de değişen bir şey yok....
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 15:11
son zamanlarda o kadar sık seçim oldu, her seçim için o kadar çok düşman yaratıldı ki, önümüzdeki yerel seçime düşman kalmadı. o nedenle eski defterler karıştırılıp yaratılacak düşman aranıyor gibime geldi.
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 14:17
“Gezi parkı krizi “polisiye” yöntemlerle değil, “politik” yöntemlerle çözülebilirdi. Ama bunun polisin yönetebileceği türden bir süreç olmadığını söylemesi gerekenler söyleyemedilerse…” Söyleyen olmaz olur mu ? Mesela, eski İLETİŞİM baş danışmanı, zamanın maarif bakanı Avcı, ayağımıza sıkıyoruz, diye bağırıyordu. Ama, bastır Reis, sen neymişsin be abi, diyen, kanla beslenenler galip geldi.
Sakın ha, hiç bir konuda, ondan farklı düşünmeyin. Ola ki, düşündünüz, o zaman dillendirmeyin/söylemeyin/yazmayın. Yoksa kapının önünde bulursunuz kendinizi, İbrahim Kiras gibi, Murat Menteş gibi.
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 14:05
Ailende, İşinde,Karakterinde,Komsulukta, Akraba ve VATANINDA...aksaklık, Adaletsizlik, duzensizlik olursa mutlaka UST AKIL devreye girer. Menfaatine göre gucu ve kapsitesi oraninda konumlanirlar. Konumlandilar, Konumlanacaklardir. .TAR-TI-SIL-MAZ. !.. Basindan..Bartu Soral ve Barış Doster Beyleri takip edersek ipin uçları gözüküyor. BEDAVA PEYNİR FARE KAPANINDA OLUR...!!!
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 13:13
Korku ortamı oluşturup yerel seçimlerde oy devşirmek için kullanılacak bir araç. Bundan sonra çok sık duyacaksınız.
karar okuru 06 Aralık 2018 12:52
Gezi olaylarının yeniden gündeme getırilmesi yerel seçimler öncesi bir materyaldir. Osman Kavala nın bir yılı aşkın iddianamesiz içerde tutulması bir materyaldir. Bunu anlamamak için aptal olmak gerekir. Yeni bir seçim malzemesi beş yıl sonrada olsa rahatça kullanabilecek bir propaganda konusudur. Ben yine söyleyeyimde içimde kalmasın.YERSEN LOKANTASI.
samim 06 Aralık 2018 11:35
oldu her hoşuna gitmeyen çıksın yaksın yıksın bunuda demokrasi diye yuttursun oldu canım burası İsviçre ya şöyle etrafına bir bak bu tip olayların neye mal olacağını bide malların gezideki sahte kahramanlık hikayeleri yokmu önlerindeki derin komploya kanıp bunu kahramanlaştıranları
musto 06 Aralık 2018 11:35
Ben iktidarım istediğimi yaparım mantığı ile biraz olsun nefes alınacak yer bırakın diyen insanların başına çadırlarını yık diri diri yakmaya kalk suçu işleyenleri cezalandıracağın yerde masum insanları cezalandırma intikam alma suçlu yaratma çabası halen devam etmekte bana göre bir yarayı çok kaşırsan mikrop kaptırır kangren yaparsın..
adem 06 Aralık 2018 08:56
bu ülkede hala saltanat kültürü ve anlayışı devlet idaresine hakim olmasaydı bazı sivil itaatsizlikler daha kolay anlaşılırdı..fransa daki sarı yelekliler isyanı bize türkiye ile diğer ülkeler arasındaki insani ve toplumsal gelişmişlik konusunda çok fikir veriyor...
evin 06 Aralık 2018 07:17
2013 yazında gezi parkı o kadar güzeldi ki...keşke herkes orada olup o deneyimi yaşayabilseydi...iyi ki oradaydım...
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 07:01
Gezi olaylarını iktidar ranta çevirme fırsatı olarak görüp yangına körükle gitti.hepsi bu.hala da bu konudan ekmekbyemeye çalışıyo.her konu boyle.ama bitecek bir gun.ne yapalim.cekecez bunları.
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 03:49
Taa beş yıl önce bile, İstanbul gibi bir şehirin yerel yöneticisi izinsiz konuşmaya korkuyor...
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 03:45
Buradan da anlıyoruz ki AKP kendi yandaş medyasını bile dinlememiş. Demek ki medya kendileri için değil, takipçileri için. Oh be aydınlandım:-)))
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 01:43
Helâl olsun
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN