Back To Top
İran modeli mi, Suudi modeli mi?

İran modeli mi, Suudi modeli mi?

 - Son Güncelleme: 09.01.2018 Salı 00:37
- A +

Biliyorsunuz, bugünlerde İran ve Suudi Arabistan her alanda olduğu gibi toplumsal modernleşme alanında da bir yarış içindeler. Bu yarışa rakiplerine oranla epeyce geriden başlamak durumunda olan Suudiler kadınların otomobil kullanabilmesi gibi “açılım”larda bulunurken İran, hiç değilse başkent Tahran’da, İslami tesettüre uygun olmadığı düşünülen giyim şeklini tercih eden kadınların artık gözaltına alınıp yargılanmayacaklarını duyurdu. (Dikkat ederseniz, geleneksel din anlayışlarıyla modernlik arasındaki her türlü problem dönüp dolaşıp Müslüman kadınları buluyor!)

Giyim kuşam tercihleriyle ilgili siyasi problemler bizim de ülke olarak yabancısı olmadığımız bir konu. Sultan II. Mahmut’un fes ve pantolon açılımıyla başlayıp Atatürk’ün şapka devrimiyle devam eden ve buna karşı reaksiyonların şekillendirdiği “yüzeysel modernleşme” süreci… Vaktiyle bazı solcu aydınlarımızın “üstyapı devrimciliği” veya “gardrop devrimciliği” diye eleştirdiği bu anlayış 12 Eylül döneminde üniversitelerde başörtüsü yasağı olarak ortaya çıkıp toplumsal düzeni alt üst etti. Çünkü toplumun önemli bir bölümünde yer eden devlet-millet ayrışması algısı giderek siyaset sınıfını bütünüyle tasfiye edecek bir saflaşma doğurdu.

Bizdekinin tam tersi bir yöndeymiş gibi görünen ama aslında aynı siyasi zihniyetin ürettiği İran ve Suudi Arabistan örnekleri de kendi içlerinde benzer bir siyasi-sosyal saflaşma üretmiş bulunuyorlar. Yani siyasi ve sosyal huzursuzlukların kültürel temelleri var. Bu doğru elbette ama söz konusu ülkelerdeki siyasi hoşnutsuzlukları tek başına “üstyapı” meselesine dayandırmak yanlış olur.

***

Uzunca bir süre ülkesinin Washington Büyükelçisi olarak görev yaptıktan sonra Suudi Arabistan İstihbarat Servisi Başkanı olarak Suriye işlerini yöneten Bender bin Sultan’ın bütün özel sohbetlerinde anlatıp durduğu ve nihayet New York Times’a verdiği bir mülakatta kamuoyuyla paylaştığı anekdota dikkatinizi çekmek istiyorum:

1960’ların sonlarında İran Şahı, o sıralarda araları iyi olan Kral Faysal’a bir dizi mektup göndermişti. Şunu söylüyordu özetle: “Lütfen, sevgili kardeşim, modernleşin. Kızlarla erkeklerin karma okuyacağı okullar açın. Kadınlar mini etek giyebilsinler. Diskolarınız olsun. Modern olun. Yoksa oturduğunuz tahtı daha fazla koruyamazsınız.”

Bu mektuplara cevaben, diyordu Prens Bender, bizim kralımız şöyle bir mektup gönderdi Şah’a: “Majesteleri, tavsiyeleriniz için teşekkür ederim. Ancak hatırlatmak isterim ki siz Fransa’nın Şahı değilsiniz. Elysee Sarayında oturmuyorsunuz. İran’dasınız. Halkınızın yüzde 90’ı Müslüman. Lütfen bunu unutmayın.”

Bu anekdotu aktaran -ve kendi kişisel hayatı itibarıyla pek de dindar veya muhafazakâr sayılamayacak- Suudi Prens’in vardığı sonuç basitti: Şah’ın yöntemi yanlıştı, bizim yöntemimiz doğru. Nitekim Suudi Arabistan’da modernlik yanlıları ayaklanmadılar bugüne kadar ama devlet eliyle toplumu modernleştirme politikalarının uygulandığı İran’da “İslam Devrimi” gerçekleşti.

***

Yukarıdaki anekdotu aktaran gazeteci Max Fischer ise farklı bir yorum yapıyor:

“İran devrimi modernleşmeye tepki değildi. Kötü yönetime, adaletsizliğe ve zorbalığa tepkiydi. Dolayısıyla 1979’da İran’da görülen halk tepkisinin bir benzerinin bugün Suud’un da başına gelmesini modernleşme karşıtlığı önleyemez.”

Muhtemelen Suudiler de bu gerçeğin farkındalar ki kadınlara araba kullanma izninin verilmesinden yabancılar için “şeriatsız bölge” ihdas etmeye uzanan bir dizi “modernleşme” adımı atıyorlar.

Ama bana sorarsanız yine yanlış yapıyorlar.

İnsanların giyim kuşam tercihleri veya eğlence alışkanlıkları sonuçtur, sebep değil.

Bir ülkenin cumhuriyetle veya krallıkla yönetilmesi de, laik veya teokratik olması da, halkının Müslüman veya Hristiyan olması da o ülkedeki insanların refah ve mutluluğunu sağlayan faktörler değil. Bütün insanlık tarihi boyunca ve dünyanın her tarafında insanların refah ve mutluluğunu sağlayan tek bir şey var: İyi yönetim.

İyi yönetimin şartları da asırlardır ezbere biliniyor. Ama bu konuda her zaman yöneticilerin kendilerine ait birtakım mazeretleri vardır:

“Şimdi savaş halindeyiz, barış zamanında gerekeni tabii ki yaparız…”

“Önce ekonomik kalkınmamızı gerçekleştirelim, bunlara sonra bakarız…”

“Toplumda ahlak ve maneviyatı yerleştirelim, gerisi kolay…”

“Bizim önceliğimiz toplumun modernleşmesi, insanlarımızın giyim kuşamı ve hayat tarzı bir düzelsin öbür gelişmeler kendiliğinden gelir…”

Aslında toplumsal taleplere set çekmek için kullanılan bu bahanelerin hiçbirinin gerçek bir temeli yoktur ve bahsedilen türden problemler zaten genellikle kötü yönetimin sonuçlarıdır. Ama iyi yönetimin gereklerini yapmak -çoğu zaman eldeki yönetimin nimetlerinden mahrumiyete veya yönetimi kaybetmeye yol açabileceği için- yönetici zümrenin tercihi olmaz.

Dolayısıyla “İran modeli mi başarılı olabilir, yoksa Suud modeli mi?” sorusunun cevabı başka yerde.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 10 Ocak 2018 00:19
Türk modelini tavsiye ediyorum. Geleceğe bakan insanlar olsunlar, geçmişe değil.
d 09 Ocak 2018 14:30
İranda insanlar türkiye gibi olmak istemiyoruz diyor ya biz
KARAR OKURU 09 Ocak 2018 17:02
1
Bu senin kuruntun. İran'ın çoğunluğu Türkiye gibi olmak istiyor. Ama bu İran İslam Devrimi için ne anlama gelir ayrı mesele...
Köroğlu 09 Ocak 2018 11:06
Afravrasya'nın göbeğindeki İsviçre modeli. Kötü yönetimin tek ilacı. Kullanın, memnun kalacaksınız.
Ben 09 Ocak 2018 10:06
Ulusların düşüşü kitabına göre iyi yönetim için şunlar gerekli. (1) Kapsayıcı ekonomik ve politik kurumlar: Yani vatandaşlarını birbirinden ayırmayan ve herkese fırsat eşitliği sunan güçlü kurumlar. Aynı zamanda bir grubun değil bütün vatandaşların yönetime katıldığını hissettiği ve dışlanmadığı kurumlar. (2) Sadakat ve adam kayırma değil liyakat. (3) Çoğulculuk. (4) Demokrasi ve hukukun üstünlüğü. (5) Bireysel özgürlük, yetenek ve yaratıcılığın teşviki. Bunları yapmayan devletler çöker.
KARAR OKURU 09 Ocak 2018 17:01
1
Cok iyi ozetlemissiniz, tesekkurler. Eski Turkiye bu saydiklarinizi yarim-yamalak yapageldigi icin bugun diger islam ulkelerinden daha iyi, ama gelismis ulkelerden daha kotuyuz. Yeni Turkiye kurmak icin bu saydiklariniz hepten yikildigi icin islam ulkeleri arasinda seviyemize uygun bir yer bulacagiz artik...
KARAR OKURU 09 Ocak 2018 08:55
Demokrasi ve hukukun üstünlüğü deyip dinde zorlama yoktur düsturlarını şiar edinip adil olunursa,toplumlar rahatlar.Ama ben idare edeyim benden başka kimse yapamaz derseniz sıkıntı başlar.
KARAR OKURU 09 Ocak 2018 17:04
1
Demokrasi ve hukukun üstünlüğünü slogan gibi kullanmak beyinde küçülmeye mi sebep oluyor?..
KARAR OKURU 09 Ocak 2018 08:47
Zülfüyare dokunan güzel bir yazı.
evin 09 Ocak 2018 07:23
bir zamanlar laik türkiye modeli vardı ama son 15 yılda itinayla çökertildi. çok yazık oldu...
KARAR OKURU 09 Ocak 2018 13:01
5
bir ara irana ve arabistana övgüler düzen gezi zekalılar kendi ülkelerine nasıl da körler...
Almanyadan 09 Ocak 2018 15:31
0
O bir zamanlar olan laik yapi kendi insanlarini dusman gormustu o nedenle iyi bir ornek degil...Su anda da kendi insanlarini en ufak elestiride fetocu,terorist diye damgalayan gemiden atan bir anlayis var.Gemiden attiktan sonrada hepimiz ayni gemideyiz diye yalan soyleyen bir anlayis var su anda...Orneklerimizi adaletin,insan haklarinin egemen oldugu yerlerden bulmakta fayda var...
cevat karakalem 09 Ocak 2018 04:47
Iran Suud'a gore cok daha sofistike bir toplum ve yapi. Bu sofistikasyon ne yonde hareket ederse etsin kendini gosterir, kisacasi ikisini birbiri ile herhangi bir konuda kiyaslamak pek gercekci degil. "Giyim kusam" uzerinde yapilan degisiklikleri "sembol" anlaminda degerlendirmek de mumkun. Sistemde, dusunce yapisinda yapilmak istenen degisiklerin bir "isareti". Mesela fethedilen bir kaleye bayrak dikilmesi gibi. O bayrak kendi basina fiziksel manada bir sey ifade etmeyebilir ama bir "isaret olarak" hukumranlik ve sahip olmayi ifade eder. "Iyi yonetim" tespiti gercekten yerinde. Onemli olan o.
KARAR OKURU 09 Ocak 2018 01:07
Ne Suud ne Iran. Akp en kullanisli modeli buldu. OHAL ve KHK. Ekonomi batarmis kimin umrunda.
Almanyadan 09 Ocak 2018 15:35
0
Ekonomimiz muthis bir basari hikayesi yazsa da hak ve ozgurluklerin cignendigi bir ortam toplumu rahatsiz eder...Hapiste sucsuz yere yatan insan da, sucluysa sucundan daha fazla ceza alan insan da toplumun bir parcasi...Yarin ayni hukukun sana da haksizlik yapabilecegini bilerek yasamak bile insani yeterince huzursuz eder.
KARAR OKURU 09 Ocak 2018 17:06
0
Almanyadan! sen bu halkı tanımıyorsun. genellikle başkalarını rahatsız eden şeyler bu halkı hiç rahatsız etmez, başkalarını rahatsız etmeyen şeyler de müthiş rahatsız edebilir. Bu halk, enflasyondan falan rahatsız olmaz. devletten kömür yardımı almaktan, partili akrabanın aracılığı ile kamuda göreve başlamaktan, hava kirliliğinden, egzos gazından, suların kesilmesinden, elektrik trafolarına kedi girmesinden, et yiyememekten rahatsız olmaz. bu halk doların 1,32'den 3.90'a gelmesinden rahatsız olmaz 3.90'dan 3.87'e düşünce ekonominin uçuşuna sevinir.
KARAR OKURU 09 Ocak 2018 00:56
"Bir ülkenin cumhuriyetle veya krallıkla yönetilmesi de, laik veya teokratik olması da, halkının Müslüman veya Hristiyan olması da o ülkedeki insanların refah ve mutluluğunu sağlayan faktörler değil. Bütün insanlık tarihi boyunca ve dünyanın her tarafında insanların refah ve mutluluğunu sağlayan tek bir şey var: İyi yönetim" Meselenin izahı için kafi bir söz.
Köroğlu 09 Ocak 2018 11:10
2
Yanlış bir tesbit. Ben demokrasi olmayan bir yerde mutlu olamam, ne kadar refah içinde olursam olayım. Mesala Singapu'da, Taiwan'da ya da Dubai'de mutlu yaşayamam. İradem önemlidir.
KARAR OKURU 09 Ocak 2018 17:09
4
Ben de Tanrıyı dikkate almayan yönetimlerde mutlu olmamam... İran, Suud, Amerika, İsviçre vs. hangi ülke olursa olsun fark etmez...
Köroğlu 09 Ocak 2018 19:23
0
E tamam işte. İsviçre modeli. Herkesin kantonu kendine. Mis.
KARAR OKURU 09 Ocak 2018 21:10
1
İsviçre, küresel güç himayesinde bir laboratuvar. Devlet ayrı bir şey. Ayrıca kendi medeniyetine demokrat...
KARAR OKURU 09 Ocak 2018 22:35
0
tanrıya dikkate almamak mümkün mü? tanrı onlara o izni verdiği için ve onların yaptıklarını onayladığı için onlar müslüman toplumlardan daha iyi yaşıyorlar. eğer tanrı birilerinin yanında ise bu kesinlikle günümüz islam dünyası değil.
KARAR OKURU 10 Ocak 2018 19:05
1
22:35, Tanrı dünyada kendisine şirk koşmaya da izin veriyor. Ama bunu onaylamıyor. Ayrıca Tanrı kimin yanındadır Kur'an'da açık açık yazıyor. Konu o kadar karmaşık değil. Her han bir Kur'an meali bu iş için kafi.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN