Back To Top
Demokrasi için her İslam ülkesine bir Gannuşi lazım

Demokrasi için her İslam ülkesine bir Gannuşi lazım

 - Son Güncelleme: 31.05.2016 Salı 22:57
- A +

Müslüman coğrafyalardaki demokrasi denemeleri maalesef henüz modern demokrasiye evrilmeyi sağlayacak düzeyde değil. Türkiye bu konuda bütün eksiklerine rağmen, diğer Müslüman ülkelerle karşılaştırıldığında hiç kuşkusuz belli bir olgunluğa ulaşmış durumda. Bir kere Osmanlı dönemindeki denemeleri de dikkate aldığımızda uzun bir demokrasi tecrübesine sahip. Elbette bu tecrübe önemli, ancak yeterli değil.

İşte tam da bu yüzden Tunus’taki Gannuşi örneğine biraz daha yakından bakmakta yarar var. İslam dünyasının önemli entelektüellerinden birisi olan Gannuşi Ennahda hareketinin de siyasi lideri. Bilindiği gibi Tunus daha yakın bir zamana kadar Zeynel Abidin Bin Ali’nin yönetiminde diktatörlüğün en acımasız örneklerinin yaşandığı bir ülkeydi. Arap Baharı’nın hem ilk kez burada başlaması hem de tek başarılı olan ülkesi olması bakımından da demokratik anlamda bir laboratuvar olma özelliğine sahip.

21-22 Mayıs’ta gerçekleşen Nahda kongresiyle birlikte Gannuşi, “Siyasi İslam’ı bırakıp demokratik İslam’a geçiyoruz” diyerek yeni bir demokrasi hamlesi başlatmış bulunuyor.

***

Biliyorum bu sözler bazıları için kışkırtıcı, hatta tavizkar gelebilir. Ama unutmayalım ki Tunus gibi yıllarca diktatörlük rejiminin en ağır şartlarının yaşandığı bir ülkede laiklerle birlikte yeni bir demokratik sistem inşa etmek hiç kolay değil. Elbette bu, İslami değerlerden vazgeçtikleri anlamına gelmiyor. Ülkede kutuplaşmayı azdırmadan seküler kesimlerle birlikte yeni bir tolerans rejimini oluşturmaya çalışıyorlar. Bu yüzden laik Nida partisi ile Gannuşi’nin Nahda partisinin oluşturduğu koalisyon ülkeyi yönetiyor.

Gannuşi’nin değerlendirmelerini dikkatle analiz edersek, Nahda açısından Türkiye’deki AK Parti tecrübesinin çok önemli bir referans noktası olduğunu ve benzeşen süreçler yaşadıklarını söyleyebiliriz. Ancak burada tamı tamına örtüşen bir benzerlikten de söz edemeyiz. Zira AK Parti’nin evrim süreci uzun demokrasi tecrübelerinin yaşandığı seküler bir sistemde gerçekleşmiştir.

Evet Türkiye de erken başlayan demokrasi denemelerine rağmen, darbelerle önü kesilmiş ve ağır bedeller ödemiş bir ülke. Zaten AK Parti’yi de uzun yıllar toplumsal hayattan siyasete, ekonomiden hukuka kadar her alanda büyük tahribatlar yaşayan bu Türkiye şartları doğurmuştur.

***

İşte bu fırsatları iyi değerlendiren AK Parti kuruluş ilkeleriyle, kurucu lideri Tayyip Erdoğan’ın bizzat şekillendirdiği hedeflerle bir taraftan darbe dönemlerinin tahribatlarını onarırken, bir taraftan da ülkedeki kutuplaşmayı ‘birlikte yaşanabilir’ bir iklime dönüştürmeye çalışmıştır.

Mesela 2004 yılında Erdoğan partisinin düzenlediği Uluslararası Muhafazakarlık Sempozyumu’nun açılış konuşmasında aynen şunları söylüyordu: “Biz parti olarak din üzerinden siyaset yapılmasını doğru bulmuyoruz.” Ayrıca burada Erdoğan’ın Mısır ve Tunus’ta laikliğin lüzumunu belirten konuşmalar yaptığının da altını çizmek gerekiyor.

Gelinen noktada bir gerçeği tespit etmekte yarar var; ne yazık ki bugün itibarıyla AK Parti 13 yıl önce Tayyip Erdoğan’ın başlattığı demokrasi hamlelerinin biraz gerisinde kalmıştır. Daha açık ifade etmek gerekirse, AK Parti 2004 yılında Erdoğan’ın sözlerinin tam aksine bugün dini argümanları siyasetin merkezine taşımış bulunmaktadır. Ayrıca başında bir kadro hareketi olan AK Parti, artık şimdilerde lider partisine dönüşmüştür.

İşte tam da bu yüzden “Dinî faaliyetin siyasî faaliyetten tamamen bağımsız olmasını istiyoruz” diyen Gannuşi gibi vizyoner bir siyasi lidere her İslam ülkesinin ihtiyacı var.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
İbrahim 02 Haziran 2016 09:54
Eğer İslami argümanları siyasette sadece işinize geldiği kadarı ve işinize geldiği şekliyle kullanırsanız Türkiyedeki gibi bir sonuç alırsınız. Kutuplaşmayı körüklediğiniz gibi dindar kesimin itibarını da yerle bir edersiniz. Oysaki 14 yıllık Ak Parti iktidarında toplumu kucaklayıcı, paylaşımcı, adil, kaliteli politikalar üretilebilseydi... Günün şartlarına ve moda tabirle reel politiğe göre değil de hakkaniyete göre hareket edilebilseydi... İç ve dış politikada "aldatıldık" diye tarif edilen çaylaklıklar, acemilikler yada bizi saf yerine koymalar yapılmasaydı... "Kadrolaşma" sözcüğü bu iktidar zamanında sözlüklerden çıkarılabilseydi... Rüşvet, yolsuzluk, suistimal gibi ahlaksızlıklar engellenebilseydi... Ve bütün bunlar yapılırken de İslami hassasiyetler dikkate alınarak, dindar kesim olarak ve manevi kalkınma da gözetilerek yapılsaydı kimse laiklikten bahsedebilir miydi? Eğer gerçekten dindar bir Müslümana yakışır yönetim sağlanabilseydi toplumun bütün kesimlerinin İslam dinine ve dindarlara karşı bakış açıları değişir ve dindarlığın bir tehlike değil vatanımız için büyük bir nimet olduğu ortaya çıkardı. Bugün kendini Müslüman olarak tanımlayan ve hatta dindar olarak bile tanımlayabilen birçok insan laiklikten medet umar hale geldiyse bu en başta Ak Partinin ve sonrasında da sizin gibi sapla samanı karıştıran, sözümona ilerici yazarların suçudur. Allah ıslah etsin...
KARAR OKURU 01 Haziran 2016 18:10
SN.Ocaktan, bir dünya liderinin bulunduğu ülkede yaşıyorsun,dünyadaki sıradan bir parti başkanından vizyoner sahibi diye bahsediyorsunuz. siz bu kadar vizyon sahibisiniz.Aslında ağzınızdaki baklayı çıkartmaya cesaret edmiyorsunuz.
demir 01 Haziran 2016 14:07
Müslümanların eğitime ihtiyacı var. Din eğitimi 18 yaşından sonra verilmeli.Radikalizm insanlığı bitirdi. Hoşgörü bitti.Cemaatlar Tarikatlar vb.kapatilmali.Yarin çok geç olacak..Modern çağdaş eğitim şart. LA IK eğitim şart. Mehmet bey bu günler iyi günler. Yarın lar karanlık. Çocukların beyinleri zehirlendi. Herkese düşman bir nesil var.Kendinden olmayan herseye düşman...
osman 01 Haziran 2016 11:38
Erdoğan kızmasın sakın.... :) :)
KARAR OKURU 01 Haziran 2016 11:06
Dogru, AKP dini argumanlari siyasetin merkezine tasidi ne yazik ki. Eger basina yansidigi gibi dini argumalar egitime de enjekte edildiyse bu Turkiye' nin gelecegini kaybetmesi demektir. Dini faaliyet siyasi faaliyetten bagimsiz olursa bu herkesin hayrinadir. AKP dahil islamcilar Gannusi gibi "siyasi islami birakip demokratik islama geciyoruz" der ve bunun geregini yaparlarsa Turkiye' ye ( ve islam'a)en buyuk hizmeti yapmis olurlar...
Abidin Uyar 01 Haziran 2016 10:29
Sosyalist esinlenmeden mülhem, devrimci şiddet sarmalındaki İslamizimin demokrasi ye olan tepkisi Batı karşıtlığı ve antiemperyalisit nosyondan hareketle ham SOL söyleme tekabül etmekte ...İslamist bilmediği ile karşılaşlaştığı tarihsel süreçte mütefekkir dediği malumatfuruşun kör taklitçiliğ ile beyninini dumara uğratmış durumda, Gannnuşiye olan tepkinin aynısı Türkiye de demokratik siyaset ile kazanılmış en büyük savaş olan baş örtüsü özgürlüğünde bile, "bunların maksatları islami bir yönetim değil, batının taklitçiliği ile kafir demokrasiyi ikame etmektir "mantıksal safsatası idi.Devlet denilen hizmet teşkilatlanması,istidatı gereği dini ya kendi tekeli adına alır , ya dini tasfiye eder, ya da din üzerinden kendi iktidarını ve Allah adına Tanrının yeryüzündeki kılıcı olduğu ve Şeriati uyguladığı iddiası ile gerçekleştirir (TANRI DEVLETİ hristiyan teolog Aziz Augustinius iki kılıç doktrini diye bilinen incil ayetine dayalı görüşü) İşte İslamizimin İslam devleti kavramsallaştırılmasının tarihsel ve sosyolojik arka planı budur ...(Allah Resulünün çok kısa tarihsel tecrübesinin dışında , irtihalleri ile birlikte nereye evrildiği tarihi hakikattır ...Gannuşinin yaptığı sadece Allahın siyaset bilimi ve sosyolojik kanunlarını keşfedip ezber bozmasıdır ...
KARAR OKURU 01 Haziran 2016 09:21
yani siyaset laik olmalı diyorsunuz ki haklısınız. amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok. istatistikler yalan söylemez. laik yönetime sahip devletler dünyada nerede, (hangi din olduğu önemli değil) dini yönetime sahip ülkeler dünyada nerede?
Mehmet bey virgulune kadar katılıyorum yazınıza. kaleminize ve yuregjnize sağlık.(bugünlerde böyle yazılar yazmak yürek ister çünkü). Bi şey daha eklemek isterim yazınıza,Turkiye'nin iki yüzyıla yakı demokrasi tarihinin yanında muazzam sanayisiyle dünyanın onuncu büyük ekonomisine sahip. Böyle bir ülke için " demokrasi ve evrensel hukuk" olmazsa olmazıdır. Saygılarımla...
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN