Back To Top
Dindarların demokrasi hafızası zayıflıyor mu?

Dindarların demokrasi hafızası zayıflıyor mu?

- A +

Son dönemde kendini dindar olarak tanımlayan insanlarda tuhaf bir  söylem dili oluşmaya başladı. Özellikle demokrasi, hak, hukuk, adalet ve ‘kuvvetler ayrılığı’ gibi evrensel değerlere karşı dışlayıcı, hatta olumsuzlayıcı bir yaklaşım sergilemek neredeyse milli ve yerli bir tavır olarak algılanıyor.

Bu öylesine trajik bir durum ki, hukukun üstünlüğü ya da adalet gibi kavramlar Türkiye’yi yok etmek üzere birleşen ‘dış güçler’in manivelası, bu değerleri savunanlar da ‘üst aklın’ piyonları olarak görülüyor.

Bu konuda bütün dindar kesimleri içine alan bir genelleme yapmak elbette hakkaniyetli bir yaklaşım olmaz. Ancak azımsanmayacak bir kesim var ki, bu insanlara ‘adalet terazisi’nin herkesin hakkına, hukukuna riayet eden bir hassasiyetle tartması gerektiğini hatırlattığınızda ya da demokratik değerlerin Türkiye’nin geleceği açısından hayati bir öneme sahip olduğunu söylediğinizde, anlaşılması güç bir öfkeyle “Biz yıllarca çok eziyet çektik, şimdi sıra onlarda... Bu Avrupa yıllardır bizi demokrasi, özgürlük masalıyla uyuttu. Ama artık Türkün gözü açıldı, şimdi biz güçlüyüz, Batı’ya da, değerlerine de ihtiyacımız yok. Bir istiklal savaşı veriyoruz, zaten Batı’nın sonu yaklaştı, Türkün gücünden artık onlar korksun” benzeri ifadelerle akıl almaz bir hamaset gösterisi sergiliyorlar.

Oysa Cumhuriyet tarihinin belli dönemlerinde yaşanan baskı ve zulümler karşısında dindarlar, haklı taleplerini ve yaşadıkları mağduriyetleri her zaman demokratik değerlerin şemsiyesi altında savundular ve en gür sesleriyle ‘adalet’ istediler. İnsan haklarına, özgürlere inanan her insanın yapması gereken buydu ve dindarlar da bunu yaptılar.

***

Öyle ki 28 Şubat’ın yasa ve kural tanımayan zorbalarına karşı milyonları bulan özgürlük zincirleri oluşturarak sadece adalet istediler ve Allah’ın kendilerine bahşettiği en doğal insani haklarını almak için mücadele verdiler.

Peki bugün ne değişti ki dindarlar artık demokratik değerleri Batı’nın uydurduğu bir masal olarak görüyor ve de ‘adalet’ konusunda bu kadar duyarsız olabiliyorlar. Dindarların demokrasi hafızası bu kadar zayıf olabilir mi?

Unutmayalım ki AK Parti 16 yıl önce, Türkiye’de yaşanan adaletsizliklere ve baskılara karşı ‘hak-adalet-özgürlük, kalkınma’ ilkeleriyle yola çıktı ve milletin yüreğinde inanılmaz bir karşılık buldu. Nitekim AK Parti’nin 2002 seçim beyannamesinde evrensel demokratik değerlere ve hukukun üstünlüğüne öylesine güçlü bir vurgu yapılmıştır ki, bugün bile hala bir demokrasi manifestosu niteliğindedir:

“PARTİMİZ hukuku, korkutmanın ve cezalandırmanın değil, adaleti sağlamanın aracı olarak görmektedir. Mevzuatımızdaki yasakçı hükümler nedeniyle, ülkemiz hukuk devletinden çok kanun devleti görüntüsü vermektedir.

Türkiye, kanunlarını hukuka, hukukunu evrensel adalet ve insan hakları esaslarına dayandırarak ve temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasını sınırlayan yasakçı hukuk sistemini değiştirerek gerçek anlamda hukuk devleti olacak ve uluslararası camiada saygın bir yer kazanacaktır.”

***

Bütün politikalarının merkezine insanı koyarak yola çıkan AK Parti biliyordu ki, demokrasinin nihai amacı, başta düşünce, inanç, eğitim, örgütlenme ve teşebbüs özgürlüğü olmak üzere bütün sivil ve siyasi özgürlükleri güvence altına almak ve insanların korku ve endişeden uzak yaşamalarını sağlamaktır.

İşte siyasetin bütün kodlarını değiştiren bu modern demokratikleşme hamlesi, aynı zamanda Türkiye’de dindarların yıllardır verdiği mücadeleye de yeni bir açılım kazandırmış ve ülkedeki demokrasi ikliminin alanını genişletmiştir.

Ancak talihsizliğe bakın ki, bugün dindar ve muhafazakar kesimler artık ‘demokrasi-özgürlük-adalet’ gibi kavramlardan pek hoşlanmıyorlar. Unutmayalım, inançlarımız, kimliklerimiz, dünya görüşlerimiz ne olursa olsun adalet, özgürlük, hak-hukuk her zaman hepimiz için hayati bir ihtiyaçtır. Ve kimin ne zaman başının dara düşeceği de hiç belli olmaz.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar
Seyfi Dizek 22 Ağustos 2017 19:27
Dindarların çok ama çok çoğunun , ortak yaşam, ötekine saygı, ötekiyle beraber yaşama gibi bir derdi olmadı. En azından "kendine benzetme" kendi gibi yaşama inanmayı " cihat" bildiler. Anadoluda toplumun ( ki çoğu dindar) 1. derece akrabasıyala ya sınır yada miras sorunu var. Bu ve öteki toplumun çoğu her zaman güce tapar. Daha temelde , köylülerin şehirli hayattan -ranttan pay kapma mücadelesiydi tüm olanlar. Şehilililer rantı ellerinde tutmak için "lailikli -cumhuriyet" dediler, kırsaldan gelenlerde de " muhafazakarlık" adı altında bu rant savaşını verdi. ...
KARAR OKURU 22 Ağustos 2017 15:12
Yazarımı eleştiriyorsunuz yoksa sizdemi yazar olmak istiyorsunuz anlamadım daha kısa cümlelerle derdinizi anlatabilseydiniz daha iyi olmazmiydi bir yazarı okuyoruz birde yazar gibi eleştirileri çok yorucu oluyor genelde çoğunuz havanda su dövüyorsunuz yazarı anlamıyorsunuz bile
Rüstem Aykut 22 Ağustos 2017 10:30
Ne güzel de tanımlamışsınız güçle imtihanımızı. Siyaset bilimini okurken kilisenin Roma krallığı karşısında zamanla el değiştiren gücü nasıl tanımlayıp kullandığı geldi aklıma. "Güç yozlaştırır mutlak güç mutlak yozlaştırır." sözüne de artık çok hak veriyorum. Oysa biz dindarlar(İnşallah hala dindarızdır) gücün değil adaletin, demagojinin değil hikmetin neferleri olmalıydık.
KARAR OKURU 22 Ağustos 2017 01:56
Bizdeki sıkıntı dindarlarımızda değil. Dindarlarımız inandıklarından emin. Kusursuzluk iddiasında değiller zaten. Çünkü kusursuzluğun mümkün olmayacağını biliyorlar. Problem seküler kesimimizdedir. Çünkü Müslüman kimliğinden vazgeçmeden seküler düşünemeye çalışmak dünyanın en zor işidir. Hatta imkansızdır. Bu imkansızlık; Müslüman kalarak seküler olmaya çalışan kişiyi, dindara karşı hırçın yapıyor... Bir Hristiyan'ın, bir Budist'in böyle sorunları olmaz. Çünkü onların dinleri insanlar tarafından zaten sekülerleştirilmiştir. Onların dinlerindeki Tanrı, kötü gelin kapı dışarı atacak korkusuyla evin bir köşesine çekilmiş, hiç bir işe karışmayan ihtiyar kayınpeder gibidir... İslama göre Tanrı öyle midir?!... Adamın iflahını keser. Bundan dolayı Müslüman toplumlarda seküler; 99 ismi, 16 sıfatıyla Tanrıyı Demokles'in kılıcı gibi başının tepesinde hisseder... Kısacası seküler olmak, Müslüman toplumun işi değil. Seküler Müslüman, ne kendisi rahat eder, ne etrafına huzur verir...
Yediği sofraya osurmak 21 Ağustos 2017 21:05
Güç bende artık çirkin yüzümü gösterebilirim ve aslında yoktuki Kemalistlerle armamızda fark çirkinliigimiz sözkonusu olduğunda
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 19:49
Hic bir zaman demokrat olmak istemediler belki de
tepekoylu 21 Ağustos 2017 18:59
bu ülkeye hukuk ve demokrası gelecekse bunu bahsettığın cenahın getıremeyeceği besbelli..bence yanlış kapıda demokrasi arıyorsun..adamlardan kendilerinde olmayan bırşey istiyorsun..yani mevzu birazda abi olsa vallahi dükkan senin durumu...
Hende Sine 21 Ağustos 2017 18:06
Sevgili Mehmet, söylemlerinin tüm dindarları/muhafazakarları kapsamadığını söylemiş. Bazı dindarlar için geçerli oluyor herhalde yazdıkları. Belki de sadece AKP'li dindarlar için ... Yazıda bahsedilen dindarlar, adalet, demokrasi ve özgürlük gibi kavramlardan nasıl hoşlanmıyorlar acaba? Bu dindarlar arasında demokrasiden vazgeçelim diyen hakim sesler mi var? Bazı kesimlerin/azınlıkların haklarını, özgürlüklerini kısıtlayalım diyenler mi var? Yoksa artık adalet kavramını yürürlükten kaldıralım diyenler var da biz mi görmüyoruz? Bu kavramlardan hoşlanmamak nasıl oluyor pek anlayamadık. Keşke biraz daha altını doldursaymış. "Batı Türkün gücünden korksun" pek dindar söylemi değil keza... Türkçülerle dindarları karıştırmasak? Haa, Fethullah'ın darbenin yollarını döşerken batıdan destek almak için "Bakın Erdoğan tırlarla El-Kaide'ye silah yardımı yapıyor, yetiş ya Batı" hezeyanlarında kullanışlı aptallığa soyunursanız elbette yargılanırsınız. Sonra yollara çıkıp adalet diye yürürseniz de muhafazakar kesimden destek alamazsınız sadece adalet kavramının içini boşaltmış olursunuz. Sevgili Mehmet hayal dünyasının ürünü olan Türkçü söylemler üzerinden bazı!!! dindarları eleştirmek yerine daha somut argümanlardan bahsetse daha erdemli olmaz mıydı?
KARAR OKURU 22 Ağustos 2017 01:14
1
Hande, lafın tamamını anlatmış... Ne yapsın, baktı ki anlayan yok... Hem de mükemmel anlatmış... Ocaktan'ın yerinde olmak istemezdim...
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 17:27
Dindarlık bir ucubeymiş gibi masaya yatırılmış, herkes işkembesinde ne varsa üstüne dökmek istiyor. Ama hangi meşreple yapıyor o belli değil. Mesela dindar olmamanın karşılığı nedir, dinsizlik mi?.. Onu bilmek lazım. Hani meşhur bir sözdür, dinime ta'an eden Müselman olsa bari... Yoksa dinsizin ağzı torba değil, büzemezsin, konuşur durur...
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 15:56
AK Parti'nin 2002 Seçim Beyannamesinden: "Siyasetin finansmanının şeffaf hale getirilmesi ve objektif kriterlere bağlanması için Siyasi Partiler Yasasında gerekli düzenlemeler yapılacaktır." Demokrasinin en önemli ilkelerinden biridir halka hesap vermek. Ama 15 yıl olmuş ve bu konuda hala hiçbir şey yapılmamış. Neden? Çünkü dindarından dindar olmayanına biz demokrasinin ne işe yaradığını henüz tam olarak kavrayamadık. Bize de siyasetçiler gibi işimize geldiği şekilde yontuyoruz onu. Tamam, herkes beğendiği partiyi sonuna kadar desteklesin, oy versin ama bize ne söyleniyor, gerçekte ise ne yapılıyor diye de bir düşünsün. Partilerin harcadığı paralar Hazineden aktarılır. Yani hepimizin paraları, hepimizin ödediği vergilerdir bunlar. Seçim kampanyaları için yüz binlerce flama, poster bastırılıp dağıtılıyor. Kimin parası harcanıyor? Bizim. Kimler kazanıyor, milyoner oluyor bunlardan? Bir sürü milliyetçi veya siyasi atışma, kavga ve slogan üretilir ve piyasaya sürülür ve bunların genelde amacı bazı gerçeklerin milletten saklanmasıdır. Biz o şunu dedi, bu onu dedi diye bunlarla uğraşırken, siyasetçi gemisini yürütür ve yapması gerekenleri yapmaz. İktidarın elini tutan neydi ki 15 yıldır söz verdiği bir kanunu çıkarmadı? Galiba 2013'te Meclise böyle bir teklif getirilmişti hükümet tarafından ama bir anda geri çekildi. Neden? İktidarlar demokrasiyi işlerine geldiği zaman kullanırlar çünkü dünyada hiç bir iktidar kendisine hesap sorulmasından hoşlanmaz. Dindar insan kanun veya demokrasi olsa da olmasa da hesap vermez mi millete?
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 17:39
13
Millet dediğin zaman muhalefetten ibaret bir güruh aklınıza geliyor... İktidar milletin büyük kesimi için hesap hatası yapmıyor ki 16 yıldır seçiliyor. Ben de demokrasiyi kutsamam, ama iktidar seçmek için daha uygun bir yol varsa söyleyin. Demokrasinin olabilmesi için sandıktan illaki sizin tercihiniz çıkacaksa, onu bilmem...
KARAR OKURU₺₺ 21 Ağustos 2017 21:03
2
Yaşı geyiğe koymuşsun. (Bilerek böyle yazdım, bir cahil anatomisi çizmek istedim,malum bu zamanlarda çok meşhur cahillik)
Serkan Çiftçi 21 Ağustos 2017 13:52
Sayın yazar Sanırım toplum olarak cehaletle dindarlığı birbirine karıştırıyoruz. Türkiye'de örgülü cehalet diyebileceğimiz bir yapılanma var. Ne yazık ki her iktidar bu yapılanmaın rantını kendi ideolojisine göre devşiriyor.
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 16:09
11
Toplumun en büyük örgütlü cahil kesimi, demokratlığı, laikliği din karşıtılığı zanneden Batıcı kesimidir. Dindar karşısında aşağılık kompleksi duyan bu kesim, hiç bir zaman Batılı da olamayacaktır.
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 13:08
Mehmet Bey, demokratik değerler demokrasiyi tartışmaya cevaz verir mi? Verirse problem yok, bırakalım insanlar fikirlerini söylesinler.
Bekri Mustafa 21 Ağustos 2017 14:22
2
Oh ne güzel; adam sana iş versin,işi öğren sonra tehditle,şantajla o iş yerine çök...Ne güzel memleket...
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 17:08
2
Hoca kim, kimden iş istemiş... İşin evveliyatını bilmeyen dağdaki ile bağdakini birbirine karıştırıyor...
Bekri mustafa 22 Ağustos 2017 17:35
1
Şu an demokrasinin imkanlarından yararlanarak iktidar olan partinin demokrasiyi önemsediğini ve saygı duyduğunu söyleyebilir misin?
Okur 21 Ağustos 2017 12:59
Tüh! Bak şu talihsizliğe. Tabi işin içinde azıcık güç ve para bulunca azmak gibi, aslında görmemiş olmak gibi süfli arızalar yok. Tamamen ama ramamen küçük bir talihsizlik.
d 21 Ağustos 2017 12:18
Vallahi mehmet bey dindar diye mütaahhide para verdik 400 kişi bittik.Alış veriş yapmak için alevi arar olduk.Peygamber efendimizi hakem kabul eden kaç müslüman var ama mide her şeyin önünde.
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 12:28
0
Dindarın zıddı alevilik midir? Alevilik dinsizlik midir? Kelalaka misallerle ayrımcılık yapmayın.
bir olmak 21 Ağustos 2017 15:58
0
insan ı kamil aramak cihedinde,yapmış olduğunuz yorumunuzu bir Bektaşi olarak üzülerek okudum. ahlak ve vicdan öğretisinin ve içsel kabulünün ne dini, ne yolu olur. ahkam ile sine ye nasip ederken ALLAH, sadece size kul nazarı ile bakar, ondan sonrası ise sizin iradei cüz i hallinize kalır. doğruluk,merhamet,vicdan,adalet ,eşitlik yoğurulan hamurumuz olsun... ayrıştırıcı değil,birleştirici olmaya muhtacız... bu nar tavında insan olmaya geldik ve mecburuz buna...herkese sevgiler.
Denizci Alperen 21 Ağustos 2017 12:09
Demokrasi ona kim layıksa onu yönetir, gerisinin kaderi diktatörlerce yönetilmektir.Hukukun üstünlüğünden , kuvvetlerler ayrılığından, seçilmiş kral yöneticilerden bihaberdirler. Onlara din camide öğrenilsin denildimi burun kıvırırlar illaki izbe tarikat yuvalarında masallarla kendilerini oyalarlar. Türkiye devletinin din ÇAPASINI " Kuran' ı Kerim - Cami - Ehli Sünnet Mezhebi " olarak özetleyebiliriz , birtakım saçma sapan uygulamalara rağmen genel olarak bunların öğrenilmesine yaşanılmasına hiçbir müdahele olmamıştır. Bu çapa zayıflayınca bilumum Şia , Vehhabi , selefi şer güçleri etrafımızı sardı , adam tağut diyor, küfür diyor , şirk diyor lugatında başka kelime yok. Sonra da gençlerimiz niye dinden uzaklaşıyor , camiler niye boş diye ağlaşıyoruz. Din insanın hayrını uyar başka bir şey vazetmez. Hem dünya hem ahiret saadeti için orta yol olan Ehl-i sünneti canlandırmamız ve yaşamamız gerekir. Rabbim akıbetimizi hayreylesin.
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 12:25
9
"Bu çapa zayıflayınca bilumum Şia , Vehhabi , selefi şer güçleri etrafımızı sardı , adam tağut diyor, küfür diyor , şirk diyor lügatında başka kelime yok." Bu çapıyı zayıflatanlar da, laiklik, demokrasi elden gitmesin diye zayıflatmışlardı. Ama deme ki, yağmurdan kaçarken doluya tutulmuşlar.. E, şimdi viyaklamanın manası yok... Dini, tehlike görürsen, esas tehlike aklını başından alır...
Takipci 21 Ağustos 2017 11:53
Din ile Demokrasi bagdasir mi? H.Karaman Hoca (ozetle) bagdasmaz diyor.
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 12:06
1
Demokrasiyi "milat laiklilk" olarak görürsen bağdaşmaz. Dinin kitabı belli. Ama herkesin aklından keçen demokrasi aynı değil. Sıkıntı burada.
Hacı Hüsrev 21 Ağustos 2017 11:34
Harika bir gözlem ve yazı olmuş.Dindar değil dincilerin hafızasının zayıflaması diye bir şey yok Mehmet bey.Demokrasinin tüm imkanlarını kullandılar ve gücü ele geçirdiler.Şimdi ise demokrasi den nefret ediyorlar.Bir arkadaşıma demokrasinin önemli olduğunu söylediğimde aynen böyle söyledi.(Şu an bir okul sahibi ve İstanbul da bir sivil toplum örgütünün başında).Çünkü demokrasi bir araçtı zayıfken ihtiyaçları vardı , ele geçirilince, mücahitlikten müteahhitliğe evrilince ihtiyaç kalmadı.Aslında islamı anlamadıkları gibi demokrasiyi de bilmiyorlar ve anlamıyorlar.Petrolün,gazın olmadan bu coğrafya da otoriter bir rejimle gidemezsin.Gidersin de en fazla orta siklet bir devlet olursun.Millet bunun farkında değil...
Z. Yardım 21 Ağustos 2017 11:30
Dindar ve müslümanlar kendi despot rejimlerinden hep batıya kaçmışlar,gittikleri yere de o rejimlerin argümanlarını götürmüşlerdir. Inların derdi "sadece bana hürriyet"tir. Mağduriyet hikayedir. Gerçek inançlılar hiçbir zaman mağdur olmamıştır. Mağdur rolü oynayanlar ipe sapa gelmez tarikat ve cemaatler ve fetö gibi v.h teşkilatlardır. Anlamak isteyen anlıyor,istemeyen gözünü kapatıyor. Aslolan herkes için demokrasi ve olmazsa olmaz evrensel değerlerdir.
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 12:08
3
Sen, "gerçek inanç" eksperi misin?
HACI CAVCAV 21 Ağustos 2017 11:01
Yazıda dindarlara yöneltilen adaleti, özgürlüğü,demokrasiyi önemsememe suçlamasını haksız buluyorum.Bilakis dindar insanlar yufka yürekli olmanın,muhatabını da kendisi gibi bilmenin zararını her zaman görmüşlerdir.Dindar bir insan adaleti niçin önemsemesin?Ya da suçu günahı olmayan bir insanın cezaya çarptırılmasını kim ister?"AKP Yargısı" ithamları,kuvvetler biriği söylemleri Ak Parti iktidarının ilk yıllarında başladı.Ama Ak Parti'ye kapatma davasını "AKP yargısı" açtı;17/25 Aralık yargı darbesini " AKP yargısı"yaptı.Ak Parti,"AKP yargısının"elinden kıl payı kurtardı kendisini. Çözüm sürecinde şehirlere "hendek kazma özgürlüğünün" bile olduğunu gördük.Bugün suça ve suç örgütlerine bulaşmadan yaşayan bir insanın tedirgin olması için bir neden var mıdır? İşiyle gücüyle meşgul olan insanlarımız hiç de endişe duymuyorlar nitekim."Filan bankada üç-beş kuruşum vardı da bu yüzden atıldım"diyenlerin klasör dolusu bylock yazışmalarının çıktığını okuyoruz medyada. Fransa'da 1-2 olay üzerine OHAL ilan edildi. Bizde ise hendekçilerle ve Fetö ile bir savaş hali yaşadık.Yaşamaya da devam ediyoruz. Neredeyse her gün şehitler veriyoruz. Fransa'nın OHAL'ine toz kondurmayanlar, bizim OHAL'i niçin dillerine doluyorlar?Türkiye bu konuda batıya sitem etmede haksız mıdır?Suça bulaşanlar hakkında nihai kararı verecek olan yargıdır.Hakimlerin vicdan taşıdığı,kendilerini bağlayan yasalar bulunduğu hususu da unutulmamalıdır.12 Eylül'den sonra açılan davaların 20 küsur yılda sonuçlandığını biliyoruz.Şimdi böyle bir durum yok.Bazı davalar ilk derece mahkemelerinde karara bağlanmaya başlandı.Matlup olan adalet çarkının hızlı işlemesidir.Ama olayın büyüklüğü biraz daha sabırlı olmamızı gerektiriyor. İltisaklı olanların çoğunun hiç bir pişmanlık duymaması da KHK'lerin kapsamını genişletse gerektir.Dileğim odur ki,hiç bir suçu günahı olmayanların kılına zarar gelmesin.
SD 21 Ağustos 2017 14:46
1
Fransa'nın OHAL'inin örnek gösterilmesini anlayamıyorum. Artık kim örnek gösteriyorsa... Beni buradaki OHAL ilgilendiriyor. Üstelik, buradaki OHAL'i desteklemek için Fransa'daki OHAL'i örnek gösterenlerin bilmediği bazı önemli hususlar da var. Fransa Dışişleri Bakanı Ayrault'un ağzından aktaralım: "Fransa'da hükümetin kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi bulunmamaktadır. Fransa'da olağanüstü halde yasama yetkisi yürütmeye geçmemektedir ... Fransa'da geçerli olan olağanüstü halde sadece polisin yetkileri arttırılmıştır (yani hükümetin yetkileri artırılmamış)." Bizdeki OHAL hangi amaçla ilan edildi? FETÖ ve diğer terör örgütleri ile mücadele için ve bunu sonuna kadar destekliyorum. Hal böyleyken, bence bir su-i misal olan Fransa'nın OHAL'ini örnek gösteren ve bu konuda kalem oynatmak isteyen herkesin, bizde bugüne kadar çıkarılmış olan KHK'ların (hiç değilse birkaçının) içeriğini okuyarak terörle mücadelenin yanı sıra hükümetimizin hangi konularda düzenlemeler yaptığını görmesi ve anlaması elzem ve lüzumludur. "Suça bulaşanlar hakkında nihai kararı verecek olan yargıdır" sözünüz haklı bir söz tabii, ama daha doğrusu şöyle olmalıydı: "Kimin suçlu olup olmadığına karar verecek olan yargıdır" ve bu temel kuralı öncelikle devleti yönetenlerin kabul etmesi beklenir.
HACI CAVCAV 21 Ağustos 2017 18:00
6
Fransa'da meydana gelen olay,polisin müdahalesi ile bastırılabilecek türden bir olay.Bizde ise askeriyeye sızıp,uçakları, helikopterleri kaldırabilen,tankları,topları, zırhlı araçları,gemileri yürütebilen bir örgüt var.Emniyete,milli eğitime,üniversitelere, bilgi teknolojileri kurumuna,diyanete, aklınıza gelen tüm devlet kurumlarına sızan bir örgüt var.Gazeteleri, televizyonları,dernekleri olan devasa bir örgüt var karşımızda.Dolayısı ile Fransa'daki mücadele yöntemi ile bizdekinin farklı olması doğal karşılanmalıdır.Kaldı ki polis hükümete bağlı olduğu için,polisin yetkisinin artırılması hükümetin yetkisinin artırılması anlamına da gelir.Öte yandan son zamanlarda OHAL yasasında bir değişiklik yapılmadı bildiğim kadarı ile. Hükümetin kullandığı yetkiler,OHAL yasasında önceden var olan yetkilerdir. Ve OHAL anayasal bir kurumdur. Not:Sayın SD,yorum yazarken kullandığım mahlasın başka bir yorumcu tarafından kullanılması dolayısı ile gösterdiğiniz duyarlılıktan dolayı teşekkür ederim.
KARAGÖZ 21 Ağustos 2017 20:15
1
Sayın SD ve diğer okuyucu arkadaşlar ! HACI CAVCAV'ın yazısındaki "örgüt" kelimesi "eski ortak"; "sızan" kelimesini de, "iktidar eliyle itinayla yerleştirilen" olacaktır. Kendisi lafazan bir büyücüdür; aman kanmayın :))
SD 21 Ağustos 2017 21:10
1
Değerli CAVCAV, rica ederim. Hiçbir şey, insanı insanlıktan çıkaracak kadar değerli olmamalı. Tartışmamıza dönersek... "... Fransa'daki mücadele yöntemi ile bizdekinin farklı olması doğal karşılanmalıdır" şeklindeki cümleniz tam da benim işaret ettiğim olgu. Fransa'nın yaşadıkları da, OHAL'i de bizimkinden çok farklı. O nedenle ben de, "Beni buradaki OHAL ilgilendiriyor" diyorum. Fransa örneği yersiz olduğu gibi, oradaki uygulama hakkında halka verilen bilgi de eksik. Yoksa ben de Fransa'da bu işin nasıl uygulandığını açmak niyetinde değildim. Hemen hepimiz (ama özellikle de siyasetçiler) işimize gelen örnekleri vermeye meyyaliz maalesef. Dediğim gibi, beni buradaki OHAL ilgilendiriyor. Dolayısıyla da, Fransa'nın OHAL'ini değil, artısı ve eksisi ile kendi OHAL'imiz tartışmamız gerektiğini düşünüyorum. Haklısınız, OHAL ilanı mevcut Anayasa'da düzenlenmiş bir uygulamadır. Lâkin, Anayasa bunun yanı sıra OHAL ilanının çerçevesini de çiziyor. Yani hükümete, "hangi konuda OHAL ilan ediyorsan, o konuda KHK'lar çıkarabilirsin" diyor. Çıkarılan KHK'ları lütfen okuyuverin ve Anayasa'nın bu kuralına uygun olup olmadığına siz karar verin. Örneğin, işçilerin grev hakkını KHK ile kısıtladık. Grev hakkı ile FETÖ ve terörle mücadele arasında nasıl bir bağlantı kurmalıyız? "OHAL’i biz iş dünyamız daha rahat çalışsın diye yapıyoruz. Grev tehdidi olan yere OHAL’den istifade ederek anında müdahale ediyoruz" cümlesi Sn. Erdoğan'a ait. Başka söze ne hacet!
HACI CAVCAV 21 Ağustos 2017 10:04
bu kavramlarin "empertalist isgal amaci icin maske olarak kullanilmasi" ile bu hayati kavramlara karsi olmak farkli seyler. Tipki cevre, insan haklari, basin ozgurlugu, halksiz/halka kufreden halk partisi ve HDP nin barisi, yumurtasiz menemen vs gibi...ici bosaltilmis, anlamsiz ve hatta tam ziddi ozel amaclar icin dusmanca kullanilmasi gibi. Bunun farkiba varmak akil ve feraset isidir ki dindari-dinsizi olmaz! AB ulkelerinin, ABD, israil, misir, ortadogu ve dunyanin pek cok yerinde ve Osmanlinin son donemlerindeki bu kavramlar ve hurriyet-musavat-kardeslik vs kavramlariuzerinden yapilan acik dusmanliklari bu millet unutmadi, unutmayacak! Bunun bilincinde olmayan, ayrimini yapamayan farkedemeyen! kisilere de supheyle bakilmali...
HACI CAVCAV 21 Ağustos 2017 11:38
0
Bu yorumu yapan yorumcu,HACI CAVCAV ismini gasbetmiş.Haydi öyle olmadığını, ADAŞ olduğumuzu farz edelim.Bu platformun okuyucuları gerçek Hacı Cavcav'ın böyle anlaşılmaz şeyler yazmayacağını,imlasının bu kadar bozuk olmayacağını bilirler sanırım.Kimseyi kandıramazsın HACI CAVCAV!Hem başkasının adına göz dikmek bir özentidir. Ayrıca bu konuda editörün yapabileceği bir şey yok mudur acaba?
SD 21 Ağustos 2017 13:24
0
Gerçek HACI CAVCAV, durumunuza üzüldüğümü belirtmek isterim. Bu şahsın bunu bilerek yapmadığına dair umudumu şerh düşerek, bu sahteciliği şiddetle kınıyorum.
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 08:31
Dindarlar adalet hukuk ve ozgurlukler konusunda benciller haklisin...
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 17:16
5
Dindarlık geriyor galiba...
KARAR OKURU 24 Ağustos 2017 01:13
1
Bugüne kadar kul hakkı yemeye karşı çıkan ,yüksek sesle konuşan bir tane dindar maalesef görmedim : varsa yoksa etek boyu,oruç ya da görünen saç teli ,herşey şekil ...
evin 21 Ağustos 2017 07:27
"dindarlar" sadece kendileri için mücadele ettiler. başörtüsü ve imam hatip meselesi dışında hangi konuda mücadele vermişler? 12.000 yıllık hasankeyf dinamitle yıkılıyor, dindarlar nerede? istanbulun kuzey ormanları yok edildi, dindarlar nerede? her yıl binlerce işçi iş kazalarında hayatını kaybediyor. dindarlar nerede? umurlarında bile değil...
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 12:32
8
Bu dediğiniz güzel işlerle uğraşanlar hep "dinsiz" midir? Böyle istatistiğiniz mi var?
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 12:50
1
Tüm dindarlar adına konuşamam ama kendim adına malesef haklısınız. Geçen aylarda yapılan adalet yürüyüşünü kalben desteklemekle beraber aktif olarak katılamadım. Kameralara yakalanırım, haberlerde çıkarım yahut karambole gelir tutuklanırım diye korktum. Değil çevre, insanlar için bile cılız da olsa bir sesimiz çıkmıyor malesef.
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 06:39
Yakın zamanda laikçilerin 'ya sev ya da terket' sloganı vardı . Slogan yerli yerinde sadece taşıyanlar değişti maalesef...
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 12:54
0
Slogan da değişti. Artık slogan 'ya sev ya da yaptıklarımıza gıkını çıkarma, başka bir yere de gideme, burada cinnet geçir' oldu. KHK ile işten atılanların pasaportlarının da iptal edilmesinin başka bir açıklaması yok, isteseler de terkedemezler.
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 16:15
7
Millet darbeye karşı durdu, bazı aklı evvel hainler kuduruk oldu, darbeyi engelleyen milleti delilikle suçladı. Şimdi de darbeciler nasıl yargılanır diye sözde adalet yürüyüşü vs. gibi faaliyetlerle darbecilerin yargılanmasına itiraz ediyorlar. Millet aptal olsa bile, Tanrı yutar mu bu numaraları... Helak olacaksınız, başka çareniz yok...
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 20:46
0
@Karar okuru 16:15: Senin Tanrın yutar mı yutmaz mı bilemem ama biz Rabbimizden adaletin tez zamanda tecellisini diliyoruz. Hem o gece şehit olan 250 kişi için hem de şimdi suçsuz yere hapiste olanlar için.
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 03:55
Dindarların hafızası çok güçlü, yapılan her iyiliğin karşılığını veriyorlar artık. Bakınız Büyükada operasyonu. Bu insan hakları örgütleri bir zamanlar RTE'nin serbest bırakılması için kampanya yapmış.
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 03:49
Well done!
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 12:03
1
Hayırdır. Türkçe okuyor ama yazamıyor musun. Aferin!...
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 18:16
3
@12:03 Devlet dil bekçileri mi istihdam ediyor ?Bilmiyordum. Moderatör/editör yorumu buraya almışsa size ne düşe ?
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 03:37
Değişen bir şey yok sayın yazar, dünün gerçek mağdurları hala mağdur. Bugün 'biz çok çektik, biraz da onlar çeksin' diyen insan gerçekten mağduriyet yaşamamıştır. Başörtüsü, imam-hatip mağduriyetini kullanan siyasiler çocuklarını ya özel okullarda ya da yurt dışında okuttu, olan garibana oldu.
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 03:06
dindarlar adi ustunde dindar. hayatta din in disinda birsey bilmeleri anlamalari gormeleri demek ki mumkun degil sn Yazar. bu nedenle dini yonetimler her zaman baskici otoriter veya diktator vari yonetimlerdir. bu gercegi artik gorun, bosa kalem tuketmeyin. artik turkiye din devleti oldu. bundan rahatsiz olabilirsiniz, ama yapacak birsey yok, din geldi mi hersey biter.
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 12:00
5
Bu yorumdaki dindar tarifi doğru değildir. Dindar, dini doğru anlayıp hayatını ona göre tazim eden demektir. Dindar olan herkesin din ilimleri ile meşgul olması şart değil. Dindar olup mimar, mühendis, doktor vs. olan çok insan var. Dindar insan her işinde Allah'ı hesaba katmak zorundadır. Allah'ı hesaba katmak bir noksanlık değildir. Aksine insanın ulaşabileceği en üst kalitedir. Seküler zihniyet,, mezarlıktan geçerken ıslık çalar gibi, kendi çıkmazlarından, dindarlara bağıra çağıra kurtulacağını zanneder.
KARAR OKURU 21 Ağustos 2017 02:49
Sayın yazar, dindarların demokrasi ile bir sorunu yok da, sabık dindar, yeni seküler demokrat bazı zevatın dindarlıkla sorunları var...
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN