Back To Top
Kimbilir belki de ‘kaçmak’ sevimli  bir deliliktir

Kimbilir belki de ‘kaçmak’ sevimli  bir deliliktir

- A +

Delilik sandığınız şeyin sadece duyuların keskinleşmesi olduğunu söylememiş miydim ben size?”

Edgar Allan Poe

Bazı geceler baş ucu şairlerimin kitaplarını üst üste koyup gün ağarıncaya dek şiir okumayı, yaşadığım dünyadan kaçmanın en kestirme yolu olarak görüyorum. Meramımı belki başka türlü de ifade edebilirdim, muhtemelen ‘kaçmak’ kelimesi bir zayıflık göstergesi olarak görülecektir. Her şeye rağmen bu ifadeyi bilinçli olarak seçtiğimi belirtmem gerekiyor.

***

Zira öylesine acımasız bir dünyada yaşıyoruz ki, zaman zaman şiirin limanlarına sığınmak insana iyi geliyor. Kim bilir belki insanların toptan çıldırdığı bir dünyada ‘kaçmak’ kahramanca bir eylemdir...

Kim nasıl anlar, “Korktu kaçıyor mu” der, doğrusu hiç umrumda değil, zira çıldırmaya niyetim yok. Nasıl olsa herkes bu halinden oldukça memnun. Bir dipnot olarak düşmek gerekirse, her ne kadar semantik düzlemde bir akrabalıkları olsa da bu çıldırmışlık halini ‘delilik’le aynı bağlamda kullanmıyorum.

Bu yüzden de gecenin en verimli saatlerinde önce Nedim, Fuzuli ve Şeyh Galip’le başlayıp sırasıyla Yahya Kemal, Haşim, Tanpınar, Necip Fazıl, Orhan Veli, Sezai Karakoç, Cemal Süreya, Ülkü Tamer, İlhan Berk, Ece Ayhan, Gülten Akın, Attila İlhan, Cahit Zarifoğlu, İsmet Özel, Süreyya Berfe, Ebubekir Eroğlu, Enis Batur gibi baş ucu şairlerimi okuyup bir süreliğine de olsa başka bir dünyada ve başka bir iklimde yaşıyorum.

Aslında biliyorum ki bu ‘kaçma’ denemelerinin hiçbiri günümüz insanının yaşadığı çaresizlik konusunda bir çözüm üretmeyecek. Benimkisi Erasmus’un ‘Deliliğe övgü’sündeki labirente benziyor. Bilindiği gibi Erasmus deliliği önce överek yerer, sonra da yererek över. Çünkü Erasmus’un yerdiği sıradan delilik, yani insana göre deliliktir; övdüğü ise kutlu delilik, yani Tanrı katında kutsal olan deliliktir. Kutlu delilik ise özünde hakiki bir bilgelik içerir.

Galiba şiir ikliminde delilikle hikmet arasında gidiş-gelişlerde ruhsal yüklemelerin daha da yoğun olması için ağır tonda klasik Batı müziğine şiddetle ihtiyaç var. Benim bu konuda tercihim hiç kuşkusuz Mahler... Tamamen kişisel bir bakış açısıyla ifade etmek gerekirse, açıkçası Mahler’i dinlerken kararan bir dünyanın içinde ruhumda açılımlar getirdiğini hissediyorum.

***

Enis Batur, ‘Issız dönme dolap’ kitabında Mahler’le ilgili diyor ki: “Her besteci için tek bir sıfat seçecek olsam bunu başarabilir miydi, sanmıyorum, ama Mahler için duraksamaksızın ‘ağır’ı kullanırdım: Kundera’nın ‘hafif’e yüklediklerinin tıpatıp aynısını ters çevirerek. Onu dinlerken, gözümün önünde, belli belirsiz akan bir kan ırmağı canlanıyor: Kalın, koyu plazma. Ondokuzuncu yıl onunla kapanıyor (müziğin Cezanne’ı), XX. Yüzyıl Stravinski’yle başlıyor (müziğin Picasso’su). Ağdalaşmış bir Beethoven-Wagner karması alaşımı.”

Öyle zamanlar olur ki şiirin ve müziğin güvenli limanına sığınmak ya da bir başka deyişle yaşadığımız hayatın zalimliğinden kaçmak belki de sevimli bir deliliğe tutulma halidir. Tıpkı Horatius’un şiirindeki “Sevimli deliliğe tutulmuş değil miyim?” dizesinde olduğu gibi...

Kim bilir belki de Halil Cibran’ın ifadesiyle maskelerimizi çıkardığımızda gerçek anlamda güvenliğe ve özgürlüğe kavuşuruz: “Deliliğimde hem özgürlüğü hem güvenliği buldum; yalnızlığın özgürlüğünü ve anlaşılmazlığın güvenliğini, bizi anlayanlar bizden bir şeyleri tutsak ederler çünkü.”

Dileyelim ki dünyamız delisiz kalmasın! Zira delilik, içimizde gizlenen, zaman zaman kendini gösterip kaçan bir dosttur belki de...

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar
KARAR OKURU 20 Ağustos 2017 18:49
İşte bu sosyal demokrat olarak hükümete en yakın en düzeyli en doğru en saygılı gazete ve yazarlar...
Akif 20 Ağustos 2017 12:58
Eğer "baş ucu şairleri"niz arasında CAHİT KOYTAK yoksa çok büyük eksik. Eğer var da, CAHİT KOYTAK'ı "gibi" kapsamına aldıysanız çok büyük hata. Yazınızı vesile edip derin delilerimizden şair Murat Kapkıner'i hatırlatmayı da bir görev bilirim. "Önce Cennet Ve fakat sadece cennet ve sadece cennet ehli vardı Şu ayet meleklere söyleninceye kadar /ogün bugün yeryüzü mezbah; Gökler ve yer ağlamıştı/: “ben yeryüzünde bir ‘muhalif’ yaratacağım” Çeşitli dillerimdeki eş anlamları: “Ben yeryüzünde bir ‘bid’at’ yaratacağım” “Ben yer yüzünde ‘trajedi denen şeyi’ yaratacağım” Yani “ben yeryüzünde Murat yaratacağım” Evvel yoğ idi.
KARAR OKURU 20 Ağustos 2017 12:19
Tanpina"o halda kacmak lazim,icime kacmaliyim icim varmi benim"diyor.ducanede modern insanin"kendi cinnetini"yasadigini ifade ediyor.adem geldigimiz noktada kendi olmamak rabbani gercegiyle yuzlesmemek adina her turlu cilginligin pesinde kosuyor oysa nereye gidersek gidelim yunusumuzun dedigi"bir ben var bende benden iceru"hakikatiizle gidiyoruz.sarkidaki gibi olsak nasil olurdu dunyamiz.haydi eve don sarkiya don kalbine don.sevgiyle
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN