Back To Top
Bayramın trajediyle bitmeyen imtihanı

Bayramın trajediyle bitmeyen imtihanı

 - Son Güncelleme: 31.08.2017 Perşembe 19:29
- A +

İstisnasız her bayram İslam coğrafyasının bir bölgesinde kan akıyor. Ya da zaten trajediye alışmış bu dünyada henüz kapanmamış bir yara yeniden kanıyor. Aslında biliyoruz ki sadece bayramlar değil hemen her mevsimde aynı sahneler yaşanıyor. İslam’la trajedi, din ile kan birlikte anılması yadırganmayan bir kavram seti olarak zihinlere yerleşmiş bulunuyor ve böyle seneler geçiyor.

Tekrar tekrar izaha gerek yok; İslam dünyası ülkeleri ümmetin hakkını, hukukunu korumak bir yana can emniyetini de muhafaza edemiyor. Birçoğu kendi vatandaşlarını müdafaada da yetersiz kalıyor. Arakan Müslümanlarının belirli periyodlarda yaşadıkları da bu açıdan bir uyarı değil, rutinin yeni bir sahnesinden ibaret kalıyor. Eğer bir rutine yanmak kaygısı taşıyorsak da Filistin orada neredeyse asırlık trajedi olarak duruyor.

Mesele bir trajedinin devam ediyor olmasından daha büyüktür. Onyıllarca daha böyle sürmeyeceğini kim söyleyebilir? Kim ve ne böyle sürmesini engelleyebilir?

***

İslam dünyasının neden bu halde olduğu sorusuna cevap arıyorsak  önce varmak istediğimiz sonuca bir karar verelim. ‘Bütün kötülüklerin, bütün sorunların sebebi dünyanın geri kalanıdır; ABD ve Batı’dır’ demek mi işimize geliyor? Rahatlatıcı bir sonuç… Böylesine geniş ve eski bir kabulün aksini iddia etmeye kim cesaret edebilir? Vardığımız sonuç bu olunca ve zaten bir sabit fikrimiz gereği, birçok İslam ülkesinde işbaşındakiler Batı’nın kuklası olduğuna göre kimseye yapacak iş düşmüyor. Toplamda bugün içinde bulunduğumuz durum budur ve trajedilere alışkanlık da böyle bir teslimiyetten geliyor.

Neden bu haldeyiz sorusunun cevabı ise gerçekte başka yerdedir. En başta dünyanın İslam ülkelerine saygı göstermediğini kabul edelim. Sebebi de bu ülkelerin “İslam” olması değildir. Bizatihi İslam ülkelerinin birbirlerine saygı duymalarındandır. Nüfusunun büyük bölümünü Müslümanların oluşturdukları da dahil olmak üzere, 60’ın üzerinde İslam ülkesi bulunuyor. Bazıları petrol zengini, Malezya ve Endonezya gibi bazıları da sanayi ve teknolojide nisbeten fark yaratmış durumda. Yani, bir veya iki branşta kendisini yoksulluktan veya sefaletten kurtaran örnek var. Ancak, bütün coğrafya içinde ne başka bir dindaş ülkeye ne de dünyanın geri kalanına model olabilecek bir tek bir ülke yoktur. Ekonomiden eğitime, hukuktan demokrasiye kadar bir alanda tek bir sahada benzerlik kurmayı özendirecek bir başarı bulunmuyor. Gerçek bu olduktan sonra hangi ülke bir diğerine saygı duyabilir? Ya da dünyanın geri kalanı neden saygı duymak ihtiyacı hisseder?

İnsan haklarına saygı, ifade özgürlüğü, demokratik değerler ve farklılıklara saygı utanılacak seviyelerde bulunuyor. Katliamlar, ölümler, sürgünler yaşanmadan yani olağan hayatlarında en azına razı edilmiş insanların, bir trajediyle karşılaştıklarında gördükleri destek de sıradan tepkilerin ötesine geçemiyor. Arakan, Filistin, Afganistan ya da Irak zihinlere yerleşmiş olan adı konulmamış bir “zaten daha fazlasını hak etmiyorlar” kanaatinin kurbanı olmaktan kurtulamıyor.

Sorunu yanlış adreste aramak da silkinme çağrılarını yanlış adreslere göndermek de manasızdır. İslam dünyasının sorunu kendisiyledir ve silkinmek için demokrasi ve hukuk sistemleri kurmaktan başka çıkış yoktur. Kendi halklarının temsilcisi ve kendi halklarının yüzünü güldüren yönetimler olmadıkça, bu sarmaldan çıkış, kimsenin bir başkasının derdine derman olması mümkün olmayacaktır. Demokrasi olmadan, aynı kanlı sahneler, bayramda da seyranda da yaşanmaya devam edecektir.
Kurban bayramımız mübarek olsun…

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar
KARAR OKURU 09 Eylül 2017 03:15
O zaman sn yazar. Afganistanin once rusya sonra abd tarafindan. Irakin abd tarafindan isgalini de mi bu ukelerin demorasi yoksunluguna bagliyorsunuz. Bilmem farkindamisiniz bu yazdiklarinizla abd nin işgalleri için kullandigi bu ülkelere demokrasi getirme bahanelerini. gerekçelerini destekler duruma dusuyorsunuz. Hirsizin hic sucu yok yani. Bati emperyalizminin bir aklayicisi durumuna dusmenize uzuldum dogrusu
HACI CAVCAV 01 Eylül 2017 15:39
"Sana senden gelir bir işde ancak dâd lazımsa,Ümîdin kes zaferden gayrdan imdâd lazımsa" sözünde de ifade edildiği gibi kendi başımızın çaresine bakmamız gerekiyor.Kendi eksiklerimiz noksanlarımız için başkalarını suçlamamız icap etmez. Bu çıkar bir yol da değil. Gerek ülke olarak,gerek islam dünyası olarak özeleştiriden çekinmemeliyiz.Ancak bütün bunlar Batıyı eleştirmemize engel teşkil etmez.ABD ve AB'nin kendi çıkarlarını düşünmesinde de garipsenecek bir durum yok.Her ülke kendi çıkarını düşünür.Fakat çıkarı düşünmenin de bir sınırı olmalıdır.Bir başka ülkenin insanlarını aç bırakma pahasına ülke çıkarını düşünmek insanî bir davranış şekli değildir. İşte Batı bu noktada sınıfta kalıyor.Hem geçmişte,hem günümüzde.Petrol,diğer kıymetli madenler ve ham maddeler söz konusu olunca Batı insani değerleri unutuyor.Bu konuda Batıya yöneltilen eleştiriler haksız değildir.Sayın yazar,yazısının sonunda,"Kendi halklarının temsilcisi ve kendi halklarının yüzünü güldüren yönetimler olmadıkça, bu sarmaldan çıkış, kimsenin bir başkasının derdine derman olması mümkün olmayacaktır."diyor.Bu temenni ülkemiz açısından büyük ölçüde gerçekleşmiştir. İnşallah diğer islam ülkeleri de kendi halklarının temsilcisi olan yönetimlere kavuşurlar.
KARAR OKURU 01 Eylül 2017 08:02
Demokrasi olsun demekle olmuyor. İslam ülkeleri aynı zamanda dünyanın en eğitimsiz ülkeleri. Demokrasi olması için önce halkın demokrasiye hazır olması gerekiyor. Ülkemiz dahil islam ülkeleri demokrasiye hazır değil. Ülkemizde örneğin demokrasi oy vermek ve oy çoğunluğunu alan istediğini yapar diye anlaşılıyor. Bu anlayıştan demokrasi çıkmayacağı ve ileri gidemeyeceğimiz gayet açık.
Tuğulka 01 Eylül 2017 15:23
5
Türkiye de maalesef farklı değil... Dinimiz artık ritüellerden oluşan içi boş bir bedene dönüştü. İyi müslümanlar olursak, peygamberimizi kitabımızı iyice anlarsak dünyanın en iyi kalpli ve en başarılı insanları oluruz, bu da güçlü ülkeler yaratacak ve demokrasi kendiliğinden gelecek.
KARAR OKURU 02 Eylül 2017 00:03
1
Dünyanın en ağitimsiz ülkeleri derken baya abarttın....demokrasi var denilen ülkeler bu duruma gelene kadar önce iç savaşlar sonra komşularıyla savaşlar sömürgecilik köle ticareti fuhuş...sonuç milyonlarca insanın ölmesi ....kısaca dünyanın içine ettiler şimdide ipini çektikleri dünyaya demokrasi diyerek kendi bitik yaşam tarzlarını dayatıyorlar ....oysa dünya bu çakma demokrasi ülkelerinden önce çok daha huzurlu ve yaşanılır haldeydi...
KARAR OKURU 01 Eylül 2017 06:44
Tam isabet bir teşhis
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN