Gecikmeden ve ıskalamadan

Cumhurbaşkanı’nın “At izi it izine karıştı” diyerek hem FETÖ soruşturmasının güvenilirliği ve kalitesinin zarar görmesini önleyici, hem de mağduriyetlerin önüne geçilmesini mümkün kılabilecek bir adım atması olumludur. Müteakiben, Başbakan’ın bu istikamette talimat vermesi ve kamudaki muhtemel yanlış ihraçların gözden geçirilmesini istemesi de isabettir. Mağduriyet doğuran yanlışlıklar sadece kamu personelini içermiyor, özel sektörde de örnek çok. Meselenin bu kısmının da Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın işaret ettiği bahiste ele alınması isabet olacaktır.

Bununla birlikte, gizlenen, saklanan, izini kaybettirmeyi başaran ve dolayısıyla gözaltına alınan ve tutuklanan bazı isimlerden daha önemli oldukları aşikar isimlerin takibi de aksamamalıdır. Mesele, bu yapının karar verici isimleri ve yapıtaşı özelliği taşıyanlarıdır. Bir anlamda kurunun yanında yanan yaşların gölgesinde saklananlar…

Hukuki ve teknik yöntemlerden sapmamak; yani, bu çapta bir suçun takibinin gerektirdiği titizliği göstermek hem doğru isimlere ulaşmayı hem de mağduriyetleri önlemeyi kolaylaştıracaktır.

Atlattığımız tehlikenin büyüklüğü ortadadır. Dolayısıyla FETÖ Davası, sadece mağdurların ayrışmasına da indirgenmemelidir. Aynı zamanda kamu sistemi içinde kaldıkları müddetçe problem üretmeye ve fırsat kollamaya devam edecek olanların ortaya çıkartılması zarureti hala devam etmektedir. Bunlar tespit edildikçe problemin çözümüne yönelik kamuoyundaki tatmin duygusu artacak, haksızlıklar tabiatı gereği daha net görülecektir.

Hasılı, ne mağduriyetlerin giderilmesi gecikmeli ne de sorunun kalbiyle mücadele ıskalanmalı…

Türkiye, 15 Temmuz gibi acılı, kanlı ama 16 Temmuz şafağı aynı zamanda gururla taşıyacağı bir tecrübenin hakkını vermek zorundadır. Bunun yolu da demokrasi zaferini hukukla taçlandırmaktır.

Davaları titizlikte yürütmek, Avrupa başkentlerinde 15 Temmuz algısının Türkiye lehine dönüşmekte olduğu şu sıralarda daha da önem arzetmektedir.

Suriye’de olmanın en değerli sonucu

Suriye operasyonunun askeri ve alan güvenliği sağlamak gibi kazanımları olacaktır. Masaya askeri güçle oturmak her halükarda bir ülke için değerlidir. Türkiye gibi Suriye dosyasına en çok vakıf olan ülkenin geç de olsa bu adımı atmış olması kaçınılmazdı.

Öte yandan, IŞİD’e karşı ÖSO’ya alan açan müdahale destek görmektedir. Toplamda, Cerablus ve Çobanbey’de yapılanlar uluslararası koalisyonun IŞİD’le mücadele perspektifinin parçasıdır. Bu yönüyle Türkiye’nin Suriye’ye yönelik operasyonlardan elde ettiği en büyük kazanç diplomatiktir ve sorun yaşadığımız ülkelerle yakınlaşmayı kolaylaştıracaktır. ABD’nin Rakka’ya birlikte girme daveti de bunun sonuçlarından birisidir. 2012’den itibaren kronometre tutarsak, bu da bir hayli geç bir davet…

Bakalım, askeri ağırlığı koymakta geç kaldığımız Suriye dosyasında açılan arayı ne kadar kapatabileceğiz?

YORUMLAR (4)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
4 Yorum