Back To Top
Deizmin ayak sesleri

Deizmin ayak sesleri

- A +

Muhtemelen pek çoğumuz İslâmî alanda işlerin iyi gittiği zehabındayız. Fakat dört bir köşesi muhafazakârlık motifleriyle bezeli gettomuzdaki sosyolojik vakumdan çıkıp etrafa şöyle bir göz attığımızda, bilhassa genç kuşakların İslâmî-ahlâkî değerler sistemine karşı ilgisiz, hatta mesafeli bir dünya görüşüne meylettikleri gerçeğiyle karşılaşırız. Tabiat boşluk kaldırmadığına göre İslâmî değerler sisteminin sahneden çekilmesiyle oluşacak boşluğu mutlaka başka bir şeyler dolduracaktır. Ateizm, nihilizm ve deizm gibi akımlar boşluk doldurma namzetleri arasında sayılabilir. Kanımca ateizmin bu kültürel iklimde geniş ölçekli zemin bulma olasılığı pek güçlü değildir. Kaldı ki ateizmin fikrî-felsefî tedarikçileri konumundaki pozitivizm, natüralizm gibi akımlar günümüz Batı dünyasında bile eski albenisinden çok şey kaybetmiştir. Geleneksel değer normlarına karşı çıkmak ve değer tanımamakla nam salan nihilizmin boşluk doldurma potansiyeli ateizme göre daha güçlü görünebilir. Fakat felsefî ve entelektüel yoğunluğu düşük bir nihilizmin lümpenlikten fazla bir şey üretmeyeceği, hatta pratikte “ergen tripleri” kategorisinde değerlendirilebileceği söylenebilir. İslam’dan boşalacak yeri doldurma konusunda en güçlü ve en tehditkâr aday deizm gibi görünmektedir.

***

Herkes tarafından ittifakla kabul edilen bir tarifi bulunmamakla birlikte deizm kısaca şöyle tanıtılabilir: Âlemi yaratan bir ilk neden olarak Tanrı vardır. Fakat Tanrı âlemin işleyiş düzenine karışmamakta, insan ve tarih alanıyla alakadar olmamaktadır. Bu yüzden, vahiy ve nübüvvet en azından şüpheyle karşılanmalıdır. Din doğal olmalı, ahlak rasyonel temeller üzerine kurulmalıdır. Kısacası, deizm âleme müdahil olmayan bir Tanrı inancı ve beşerî anlayışa/kavrayışa dayalı bir doğal din tasavvurudur. Deistik düşüncenin özellikle genç kuşaklar arasında her geçen gün daha fazla ilgi görmesi ciddiyetle ele alınması gereken bir sorundur. Bu noktada İslam dininin modern çağdaki insanın varlık, varoluş ve mebde-meadla ilgili büyük sorularına cevap vermekte yetersiz kaldığını söylemek mümkün müdür? Kimileri yetersizlik sorunundan söz edebilir; fakat bu sorun İslam’ın aslî kaynaklarıyla değil, Kur’an ve Sünnet diye ifade ettiğimiz iki temel kaynağın algılanış, yorumlanış ve hayata taşınış kalıplarıyla alakalıdır.

İslam dininin normatif karakterli en belirleyici yorumu kelam ilmine aittir. Geleneksel olarak “dindeki ana ilkelerin ilmi” diye nitelendirilen kelamın temel işlevi İslâmî bir dünya görüşü kurmaktır. Başka bir ifadeyle, kelam ilmi kamusal ve özel hayattaki davranış tarzlarımıza fikrî temel oluşturma misyonuna sahiptir. Ne var ki klasik kelam bugün yetkin bir dünya görüşü üretememektedir. Bu yüzden, yeni ilm-i kelam çok acil bir ihtiyaçtır. Nitekim bu ihtiyaç geçen yüzyılda birçok müslüman âlim ve mütefekkirin de gündeminde yer almıştır. Klasik kelamdaki zat-sıfat, isim-müsemma, hissî/kevnî mucize gibi meselelerle ilgili muhtevanın günümüz insanının gerek Tanrı, vahiy, peygamber, peygamberlik ile ilgili sorularına, gerekse âlemdeki derin anlam arayışlarına yeterli cevap veremediği açıktır. Çünkü ortaçağ kelamında Tanrı -tabir caizse- bir “logos”, insan zihnine konu olan bir fikir olarak epistemolojik alana dâhil edilen bir şeydir. Oysa Tanrı’nın daima fiil hâlinde olduğu gösterilmeli, dolayısıyla ulûhiyet bahsi hem ontolojik hem ahlâkî alana dâhil edilmelidir.

***

Bugün klasik kelamın kalıpları içinde konuşup modern durumun karşımıza çıkardığı fikrî ve felsefî sorunlar yumağına asırlar öncesindeki cedellerden istimdatla cevap yetiştirmeye çalışan skolastik zihniyet insanın Tanrı, âlem ve hayatla ilgili büyük sorularını özgüven içinde tartışmak ve bu sorulara sadra şifa cevaplar bulmak için kendini paralamak yerine, dinî alanla ilgili hemen her geleneksel kabulü bir çırpıda dogmalaştırmayı, her bir kritik meseleyi etraflıca tartışmayı da ilhad göstergesi olarak kodlamayı tercih etmektedir. İşbu zihniyet böyle davranmakla bir taraftan belli bir tarihî-mezhebî yorumu bizatihi din ile özdeşleştirmekte, bir taraftan da kendince tek sahih dinî anlayışı muhafaza ettiğini düşünmektedir. Üstelik bu zihniyet kışkırtıcı hamasi söylemlerle sırf kendi mahallesinden devşirdiği, ardından yine hamasi söylemlerle endoktrine edip militanlaştırdığı bir “ergen kitlesi” marifetiyle İslam medeniyetini çok parlak bir geleceğe taşıyacağını vehmetmektedir. Oysa tarihî tecrübede farklı fikirler ve görüşler ne kadar zenginleşmiş ve özgür düşünce ortamında ne kadar fazla tartışılmışsa, İslam medeniyeti de o kadar gelişmiştir. Buna mukabil dinî düşünce ne kadar skolastikleşmiş ve zecrî tedbirlerle farklı görüşlerin önü ne kadar çok kesilmişse, medeniyet de o nispette fakirleşip inkıraz etmiştir.

Sözün özü, Allah’ın yahut Tanrı’nın ontolojik, epistemolojik, ahlâkî ve estetik ifade sistemlerimizin teşekkülünde fiilî sıfatlarıyla etkin rol oynayan aşkın ve içkin (evvel, âhir, zâhir, bâtın) bir varlık olduğu hakikatini ortaya koymakla mükellefiz. Ayrıca dünyanın bizden ve bizim mahalleden ibaret olmadığını kafamıza sokmak, kendi gettomuz ve vakumumuzdan çıkıp âlemde neler olup bittiğini anlamaya çalışmak mecburiyetindeyiz. Bunun için de kendimize yeni bir dil ve dünya görüşü (ilm-i kelam) kurmak zorunda olduğumuzu artık kabullenmeliyiz. Bunun salt teolojik argümanlarla kurulamayacağını söylemek bile zaiddir. Daha açıkçası, yeni bir dil ve dünya görüşü kurma yolunda genel felsefeden tarih, bilim, ahlak ve tasavvuf felsefelerine, sosyolojiden antropoloji ve sosyal psikoloji gibi beşerî ilimlere kadar insanlığın müşterek ilmî ve entelektüel müktesebatının hemen her biriminden faydalanmamız gerektiği şüphesizdir. Ecdat, fetih, nizam-ı âlem, medrese nostaljileriyle kendimiz çalıp kendimiz söylemeye devam ettiğimiz takdirde, deizm gibi tehditler yakın gelecekte karabasan gibi üstümüze çökecektir.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Bulut 05 Mayıs 2017 12:19
Şimdi herkesin çok iyi bildiği ama uygulamakta dikenli bir telden yünleri çıkarmak kadar zorlandığını düşündüğüm, sözler sarfedeceğim. Bir din düşünürü din hakkında bahsedebilmesi için dinin vecibelererini yerine getirmesi gerekir. Eğer bu yoksa ben başımın ağrısı için tornacıya gitmediğim gibi kendi yaşayamadığı din hakkında sözler sarf eden sözde dindar kesimi dinlemem. İslamı beş şartında zorlandığı zaman ruhsatlarla amel edip azîmetleri terk eden bir alim! Benim için itikadi anlamda bir değeri yoktur. Yorumlardan istifade ettim Mustafa öztürk ü tanımıyordum. Ama araştırınca fark ettim ki çok sağlıklı düşünceleri olmadığını anladım. Allahı ne kadar tanımaya çalışıyoruz, ne kadar muhabbet ediyoruz. Ali İmran 31.ayet itibarıyla sünnet-i seniyye ne kadar uyuyoruz. Emir ve yasaklarını ne kadar yerine getiriyoruz. Şimdi bunları yapma(yapmayanlar için, kimsenin özel hayatını bilmem) sonra islam hakkında ifadeler sarfet. Bana samimi ve halis gelmiyor. Kusura bakmayın. Kurallar açıktaki olayları bağlar. Araştırmam sonucu ifadelerimi yazdım. Cümle hatası yaptıysam özür dilerim.
hayati baki 23 Nisan 2017 21:02
deizm, tehlike değil; özgürce tanrı'ya bağlanmadır!
Mt 23 Nisan 2017 12:03
Çok uzun cümleler kurmaya gerek yok islam adına tv, medya dergiler, cemaatler tv lerde ki sohpetleri arı bir şekilde dinleyip orta doğudaki tüm ülkelerin pozisyonarına bakınca birçok mümini n kendini islam ulemasi gören kişilerin düşüncelerine teslim edip bir fíkri olmayınca bir kesiminde buna katilmayinca durum bu olur
Akıl Tatilde 22 Nisan 2017 14:55
sorunu bu şekilde tespit ettikten sonra: kelamdan kastedilenin ne olduğunu anlamak için 10 yıllık eğitimin yetmediği insanların sorunun kaynağına ne diyeceğiz...
aslında, özde içsel paradoksların yansıması olan "vizyonlar görme" de bir tür "karabasan"dır.deizmde bu Anlamda varoluşun neden sonuç ilşkisinde insanlık vicdanın, adalet arayışının tanrıya(YARATI'CIYA ) dair onun tek ve kusursuz oluşunu eşsizliğini ve çelişkisizliğini, mükemeliyetci biçimde tanrıyı anlamdırma/Anlama girişiminin bir ön taslağıdır diğer bir deyişle bir arayış "vizyondur".yoksa deizm "insan yaşamına müdahale etmiyen bir tek yaratıcı algısı var sanmak dar ve düz bir bakış acısını yansıtır. toplumsal ahlak , örnek hırsızlığın kötü olduğu yargısı evrensel ve insan içine tek ALLAH VE TEK TANRI tarafından kodlanmış genetik bir içgüdüsel erdemdir "vizyondur".bu açıdan deizme yönelik eleştirilerden biri olan deist inancında Allah müdahale etmez etksizdir tezinin , aslı astarı tutarlılığı yoktur.. .Mustafa hocamızın bu ufuk açıçı düşünce ve sorgulama zenginliği sunan yazsından dolayı Allah ondan razı olsun.
''ALLAH GELİCİİ GETİRMESİN...'' (3) DEİZMİN AYAK SESLERİ YAZISI ÜZERİNDEN MESELEYİ ANLAMAYA ÇALIŞMAK... NEDEN DEİST İNSANLARIN SAYISI ARTIYOR?.. BU YAZI SERİSİNDE YAPMAYA ÇALIŞTIĞIM AÇIKLAMALARLA BİR ALAKASI OLABİLİR Mİ?.. Yine somut olaylar üzerinden gidelim... Sene 1988 veya 1989... O zamanlar her şeyi öğrenmek istiyorum... Kahvehaneden çıkıp üniversiteye gittiğim için de hiç bir gruptan veya hiç bir ideoloji müntesibinden çekimem söz konusu dahi değil... Öğrenmeye açım... O zamanlar Mülkiyeliler Birliğinin Cihangirde bir yeri var.. Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih bölümü öğrencisiyim... Okuldan 2 arkadaşımla birlikte Cihangirdeki konferans salonundayız... Konuşmacılar METE TUNÇAY VE FAİK BULUT... Küçük bir salon... Mete Tunçay konuşuyor... Konuşmasının bir yerinde ''HAMDOLSUN Kİ'' diyerek konuşmasına devam ederken, hemen önümde oturan birisi ''NEYE'' dedi... Salon küçük olduğu için herkes tarafından soru duyuldu... Fakat Mete Tunçay aldırış etmeyip konuşmasına devam etti.... Mete Tunçay Hoca yaklaşık 15 dakika sonra yine gayrı ihtiyari ''HAMDOLSUN Kİ'' dedi... Aynı kişi yine bu defa daha yüksek sesle ''NEYE'' diye sordu... Mete Tunçay'da ''tabii ki demokrasiye'' diyerek konuşmasına devam etti... Tabi nezih bir yer olduğu için hiç kimse müdahale etmedi... Sadece bazı kişiler dönüp baktı, o kadar... Sonra salondan çıktık namaz kılmak için Beyoğlundaki camiye gittik... Önümüzde oturan 3 kişi de namaz kılmaya camiye geldiler... Biz o Mete Tunçay'a NEYE diyen arkadaşla biraz muhabbet edip ayrıldık... İşte kültür böyle bir şeydir... Kültür, içinde yaşadığımız toplumun yaşanıla gelen halidir. İsterseniz yine Vikipediden tanımını alıp anlatmaya öyle devam edelim... ''Kültür, toplumların kendilerine özgü olan ve gelecek nesillere aktardıkları maddi veya manevi her şey. İnsana ilişkin bir kavram olarak kültür tarih içerisinde yaratılan bir anlam ve önem sistemidir. Bir grup insanın bireysel ve toplu yaşamlarını anlamada, düzenlemede ve yapılandırmada kullandıkları inançlar ve adetler sistemidir.'' Vikipedi Yani Mete Hoca Ateist olsa da bu toplumun çocuğu olduğu için o kültürün DÜŞÜN DÜNYASINDA OLUŞMUŞ KAVRAMLARIYLA KONUŞUYOR... Hamdolsun ki, ifadesini de tam da gerçek anlamıyla yerli yerinde kullanıyor... Çünkü anlattığı mesele ile ilgili o duruma şükretmek gerektiği inancı onda da var. Ve bu nedenle ateist olduğunu hiç düşünmeyerek yaşanılan gerçek durum ile ilgili HAMD EDİLMESİ GEREKTİĞİ YARGISINI İFADE EDİYOR... Demek istediğim şudur... BİR TOPLUMUN DOMİNANT KÜLTÜRÜ YAŞAM ALGILARINI HAYATIN GERÇEKLİĞİ İÇERİSİNDEKİ DENEYİMLERİ VE İNANDIĞI DEĞER SİSTEMLERİ İLE BİRLEŞTİREREK YAŞANAN DOĞAL BİR HALE DÖNÜŞTÜRÜR.. BU İNSANOĞLU TOPLU YAŞADIĞI MÜDDETÇE KAÇINAMAYACAĞI BİR DURUMDUR VE ZORUNLULUKTUR... İŞTE BU NEDENLE İSLAM DÜŞMANLARININ EN ÖNEMLİ SALDIRISI HALK İSLAMINA OLMUŞTUR... ÇÜNKÜ HALK İSLAMI İÇSELLEŞTİRMİŞ YAŞAMININ MERKEZİNE OTURTMUŞ OLDUĞU İÇİN İSLAMIN İLKE VE DEĞERLERİ İLE HEM HAL OLMUŞ BİR DAVRANIŞ HALİNE SAHİPTİ... MAALESEF BU DEĞER CEMAATLER VE AKADEMİSYENLER ELİYLE TÖRPÜLENDİ... BU İFADEMİN GEREKÇELERİNİ AÇIKLAYACAĞIM... DEDİKLERİME İTİRAZ EDECEKLERDEN RİCAM ÖNCE ŞU KONUYU BİRAZ ARAŞTIRIP, DÜŞÜNÜP İTİRAZ ETSİNLER... BEN DE İTİRAZLARINI CEVAPLANDIRAYIM... İNSANLARDAKİ SAMİMİYET, DÜRÜSTLÜK VE ÖZVERİLİ DAVRANMA 1960 VE 1970 Lİ YILLARDA YAŞAYAN HALKTA MI DAHA FAZLA YOKSA ŞİMDİKİLERDE Mİ?.. HESAPSIZLIK ESKİLERDE Mİ DAHA ÇOK ŞİMDİKİ KUŞAKLARDA MI?... ÇOĞALTABİLİRİM...
KARAR OKURU 22 Ekim 2017 23:48
1
Bu yazınız için Teşekkür ederim Samimi olarak söyleyebilirim beni anlatmışsınız.....
@erdaloyman 20 Nisan 2017 23:22
Keşke suçu klasik kelama atmak yerine, kelam edipte düşüncelerinizi dile getirseydiniz! diye başlamak istiyorum. 1- tehlike diye bahsettiğiniz deizme karşi klasik kelami suçlamanizin ana sebebi aslinda kelami değil muhkem ayetlere karşi kendinizi bir cikmazda hissetmenizden dolayidir! Her kimden müsade veya yardim bekliyorsunuz bilmiyorum ama Kurani kerimin muhkem ayetlerini istediğiniz gibi çağin gereksinimlerine göre ; tevil ve tatil etme yetkisini- kimsenin size verebilecegini zannetmiyorum. Zaten oyle bir yetkiye sahip Ruhban sinifida islamda mevcut değil. 2- deizm tehlikemi arzediyor? Islam kelami eksikmi sizce ? Siz ne iş yapiyorsunuz? Deist birine nubuvveti ispat edemiyorsaniz klasik kelamin ne suçu var? Ki deistler hristiyanliğa ve yahudiliğede ayni şekilde bakiyor iken! deizmle mücadele de tek suçlu klasik yani Eşari-Maturidi kelami mi? 3- deist icin herhangi tarihi bir belge ve bilginin önemi olmadiğini biliyormusunuz? Yani deistler delil kabul etmiyor iken sizin onlara ilahi bir kanun olduğunu ispat edebileceğinizimi zannediyorsunuz? deistlerin temelde kendilerini bağlayaci hiç bir kanun tanimayacak şekilde saçma sapan bir fikri salatayi tercih etmeleri sizce bati kurnazliği değilse tutarli olan tarafi nedir? Kendi zevk ve şehvetini meşrulaştirmak için tamamen tebliğ tanimaz bir fikriyat sadece inkarcilarin kendinileri kamufle ederek daha entel görünme cabasindan başka bir şey olmadiğini anlamak zor değil bence. Yaşi 60 larda tanidiğim desit bir kişi gecenlerde annesini kaybetti. Cenaze merasiminden sonra gorüştüğümde israrla "taziyede mevlüt okutulduğunu" soylerken gözlerinin içinde ölüm sonrasi korkunun annesi için nasil hasil olduğunu gördüm. Hasili Kelam Tebbet suresinin (sizin deyiminizle tarihsel) kişiye özel olarak indiğini ve bu ayete göre muhatabinin iman etmeyeceği acik iken muahatabin bu ayeti yalanlamak uzere bir an dahi iman ettim diyememesini hangi deist nasil açiklar bilemiyorum.. şayey aciklayabilen bir deist olursa köşenzde tehlikenin başka bir boyutu olarak okumak isteriz.!
Yancı Yazar 20 Nisan 2017 15:35
Yorumlar da paralel yazarlık boyutunda olunca bir tıklamaynan bir çok kuş da uçuyor yazıya fon ardınca. Deizm Teizm Ateizm üçlemesi bir yana fıtrattaki dinin yeri ve işlevi fasonları ile doldurulamayınca savruluyor insanlar her biri bir yana arayışları esnasında. Allah'ın dinini tecrübe edebilmemizin önünde sadece yanlış tecrübelerin dayatılması var insanlığa din budur diye bence de.
Abdullah... 19 Nisan 2017 10:55
daya deniz kumunu, daya deniz kumunu... sonra deprem olduğunda buna 'kader' de. Sayın yazar, bu söylediğim anlayış çok önemli. Üzerinde durulması lazım. Bu ülkede onca ihmal, onca kaza, onca insan hatası vakadan sonra 'kader' dendi ve sorumluluk alması gerekenler, ellerini taşın altına sokmadılar. Bu zihniyetle buna karşı olanlar arasında bir gerilim var. Siyaset ve aktörleri bir lokomotif. Ben, taziye için 'Allah rahmet eylesin' dediğimde, 'eylemesin kardeşim diyen gençler gördüm. Bunlar, 17-23 yaşları arası gençler. Şahsen, çoğunluğu oluşturmasalar da, münferit olduklarını düşünmüyorum.Bunların isyanları var. Ama pek çok şeye karşı isyanları var. Çelik çomak oynayan nesilden değiller, daha çok, bilgisayar karşısında büyüyen nesil bunlar. Bahsettiğiniz deizm vs. tehlikesini körükleyen amilleri de -din baskısı, kutsal baskısı, gelenek ve tarih baskısı- göz ardı etmeyin lütfen...
'ALLAH GELİCİİ GETİRMESİN...'' (2) DEİZMİN AYAK SESLERİ YAZISI ÜZERİNE... (Maalesef ben de aynı kanaatte olduğum için meselenin gerçek nedenleri üzerinde durmak istedim... Çünkü Sayın Mustafa Öztürk Hocamn yazısında meselenin nedenleri üzerinde hiç durmamıştır...) 2000'li Yılların başları... Çanakkale'de izcilik kampındayız... Orada Ankara İlahiyat Fakültesinden felsefe doktorası yapan bir arkadaşla birlikte 3 kişi konuşuyoruz..(O konuşmaya şahit olan 3. kişi profilimde vardır...) Felsefe Doktorası yapan arkadaş dedi ki; ''Türkiye'de 3 çeşit islam vardır... 1- Akademik İslam 2- Cemaat İslamı 3- Halk İslamı bunlardan en sıhhatli ve sağlıklı düşüneni akademik islami kesimdir... Sonra cemaatler gelir, sonra da halk gelir'' dedi... Ben de hemen öyle düşünmediğimi kendisine söyledim... Aksine tam tersinin doğru olduğunu açıkladım... Dediklerimin özeti şuydu; Ede bana göre Türkiye'de en iyi islam bilincine halk sahiptir. Ondan sonra cemaat ve akademik islam gelir... NEDEN BÖYLE DÜŞÜNDÜĞÜMÜ AÇIKLAYAYIM... Bakınız ne akademik islamın, ne de cemaat islamının HALKIN İSLAM KÜLTÜRÜNÜN ÜRETİMİNE İSTENİLEN DÜZEYDE BİR TESİRİ YOKTUR... Yine söylediğim ifadeyi somut örneklerle açıklayarak gidelim... Somut örnekler derken de insan yaşamına doğrudan tesir eden örneklerden bahsedeceğim... Aşama aşama gidelim... Eğitimin tanımı ile başlayalım çünkü Rasulullah sav. de ilk eğitimle başlamıştır. ''Eğitim tanımları, Davranışçı psikolojiye göre eğitim, kişide öğrenme yaşantıları yoluyla istendik davranış değişikleri oluşturma sürecidir. Yapılandırmacı yaklaşıma göre ise, eğitim, yaşantılar yoluyla, deneyimleyerek, gözlemleyerek, deneme-yanılma yoluyla, kendi bilişsel şemalarını yapılandırma sürecidir. Tarih boyunca eğitimin ana amacı, kültürün tüm nesillere yayılmasını sağlamaktı.'' Vikipedi. Eğitim tanımlarının hangisine bakarsanız bakınız, istendik davranışlar oluşturmak esas hedeftir... Bu istendik davranış oluşturma çalışmasının TEMEL HEDEFİ İNSANLIĞA FAYDALI OLACAK ÖRNEK İNSANLAR YETİŞTİRMEKTİR... Şimdi yukarıda Felsefe doktorası yapan arkadaşın kategorize ettiği islami grupların toplum içerisinde ürettikleri açısından değerlendirme yaparak gidelim... Bakalım hangi islami yapının hayata daha büyük katkısı var... Konuya her 3 gruptan da eğitim alıp toplum hayatına katılmış bireylerinin toplum içerisinde ne ürettiklerine dair sorular sorarak başlayalım... Mesela cemaatlerde yetişen bir genç üniversiteyi bitiriyor... Örneğin tapu kadastro müdürlüğünde göreve başlıyor... Türkiye'de bu kurumun içerisinde rüşvet ve yolsuzluk olduğu zaman zaman basına yansımıştır... SORU ŞU; bu kurumda falanca cemaatin veya filanca akademisyenin oluşturduğu ahlaki kültür tapu kadastro kurumunda hırsızlık ve yolsuzluğu engelledi diye bir şey duyan, bilen, gören var mı?.. Hatta falanca dindar geçiniyor fakat buna rağmen hırsızlık yapıyor denildiğine şahit olmadık mı?.. Fakat şu duruma daha sık şahit olmadık mı?... İyi bir aile terbiyesi almış insanın ahlaklı tutumları ile o kurumda saygınlığı olduğuna ve o insanın olumsuz işlerle asla ilgisinin olmayacağının söylendiğine daha sık şahit olmadık mı?... Soruyorum halk islamı mı üstün davranış ve ahlak üretimine sahip yoksa akademik ve cemaat islamı mı?.. Akademik yapıların veya cemaat yapılarının herhangi bir meslek dalında onlar falanca islami ekolden onların yaptığı iş sağlam olur, kaliteli ve hakkaniyetli iş üretirler... asla haram yemezler denildiğine şahit oldunuz mu?.. Fakat şunu duymuşsunuzdur... Sanayide falanca usta var, ona gidin hem işi sağlamdır hem de uygun fiyata yapar... Siz adliyelerde falanca islami ekolden yetişenler TAM ADALETLİ HAKKA HUKUKA UYGUN İŞ ÜRETİYORLAR DENİLDİĞİNE ŞAHİT OLDUNUZ MU?.. veya onca cemaatten tonla avukat yetişti... falanca avukat grubu Türkiye'de ADALET KONUSUNDA SÖZ SAHİBİDİR, FALANCA ALANLARDA UZMAN GRUPLARI VAR VE HERKES ONLARIN ÜSTÜN ADALET, HAK HUKUK ANLAYIŞINA SAHİP OLDUĞUNU BİLİR DENİLDİĞİNE ŞAHİT OLDUNUZ MU?.. İslami cemaat ve akademisyenlerin konuşmaları/sohbetleri altında büyümüş pek çok avukat var... Bunların Türkiye'de ADALET VE HAK HUKUK ALGISI OLUŞTURDUĞUNA ŞAHİT OLDUK MU?.. Örneğin işçi hakları ile ilgili hangi çalışmaları olmuş.. Çocuk istismarları ile ilgili ne tür çalışmaları var... ALLAH RASULÜ sav. 'e HILFUL FUDUL KURUMU İSLAMDAN SONRA KENDİSİNE SORULDUĞUNDA ONUN İSABETLİ BİR KURUM OLDUĞUNU VE ORADA KENDİSİNİN BULUNMASININ İSABETLİ OLDUĞUNU SÖYLEDİĞİNE ŞAHİT DEĞİL MİYİZ?... (BORSA MESELESİNİ UNUTMADIM... EVET, BUL KARAYI ALPARAYI OYUNUDUR...O KONUYA GELECEĞİM...) Not: İslamın hayata hakim olması ancak ve ancak gerçeklerle mümkündür... Sloganlarla kendimizi överek değil...
NikaO 18 Nisan 2017 13:21
"KARAR OKURU15 Nisan 2017 12:10 Muslumanlarin kahir ekseriyetinin hal, davranis, eylem ve soylemlerine bakinca organize din yerine deizmi tercih etmek etik bir zorunluluk haline geldi benim icin. Ben ki yakin bir gecmise kadar Islam'i ve dindarligi hayatimin en onemli unsuru olarak addediyordum... Eger Allah ahirette 'benim dinimden neden yuz cevirdin' diye sorarsa, senin dininin bezirganligini yapanlardan sor hesabini diyecegim." Bu okurun sesine kulak vermeli herkes ve hususan alimler. Islam donmus-statik bir dini yasam dayatmiyor. Oyle olsaydi yuzyillar sonra mezhepler, muctehidler olur muydu? "Ictihad kapisi aciktir" anlayisini kabullenen muctehidleri "mutlak ve yeterli" gormek celiskinin ta kendisidir. Elbette her onune gelen de Ictihad etmemeli. Mustafa Hocam bu anlamda soyluyor olmali. Yoksa asiri Selefi dislayicilar gibi meal yeter; sunnete, hadise, mezhebe gerek yok denilirse, git gide "Allah disinda hicbir sey yok" durumuna suruklenme kacinilmaz olacaktir. Daha sonra da Hasa "Allah" lafz-i celilini de modasina uygun gormeyip "Tanri disinda hicbir sey yoktur" deyip Budist bakisin mencubu olur. Dini reddedeyim derken dinsizligi din edinmis olur ki farkinda degildir. En sonunda mana ve seviye degil de ciplak lafiz anlaminda; "La meşhude illa Hu/La mevcude illa Hu" deyip tümüyle nefsinin esiri olur. Nefis de; "madem O'ndan başka hiçbir şey yoktur; o halde herşey yok hükmündedir. O halde ibadet de yok günah da. Nasılsa herşey zaten O'dur. O zaman nasıl rahat ediyorsan öyle yap" dedirtir ve bütün bütün herşeyini kaybettirir. İşte "deizm" böyle sinsi bir tehlike. Ateizm gibi yaratanı açıkça inkar etmediğinden bu savruluşa bilerek ve isteyerek ve hoşlanarak özellikle gençler adeta koşarak dalıyorlar. Halbuki masivanın (Yaratan dışında herşey) her zerresi Yaratanı gösterdiği gibi isim ve sıfatlarını da gösterir. "O var ama isim ve sıfatlarının tezahürleri yoktur; şu görünen Rızk, Rahmet, Kudret, Celal ve Cemal gibi tecelliler hayaldir, rüyadır, sanaldır" demek gibi İslam ile hiçbir ilgisi olmayan bambaşka bir "DİN" üretmiş oluyorlar. Muhyiddin-i Arabi ve Mevlana'dan bir cümle, bir söz alıp çarpıtarak kendilerine güya mesnet bile yapabiliyorlar. O muhterem Zat_ları dediğini anlamak isteyen varsa o yol da açıktır. Öğrenip önce onların seviyesine çıksınlar ondan sonra bir diyecekleri varsa diyebilirler. Mustafa Hocam bu büyük tehlikeye dikkat çektiğiniz için teşekkürler. Son söz olarak; Hocam deizm'den daha büyük tehlike bence, "Dini Yobazlık"tır. Hiçbir şeyi konuşturup/tartışmayarak "deizm"i doğurtmaya da sebep olan bu hastalıktır diyebiliriz; maallesef. Selamette kalın,
E.M. 18 Nisan 2017 11:28
Tiksinmenin Ayak Sesleri Müslümanlığı ve Osmanlıyı insanların gözlerinin içine içine sokan bir zihniyet, tiksindirir, anti hareketleri doğurur. Güzelce anlatmaya çalıştığınız şeyler bile -din,ahlak,gelenek,tarih vs.- tiksindirmeye başlar. Ruh boşluğa düşer. Akıl ve kalp ruhun boşluğunu dolduramayınca, ruh kendi yolunu bulur, ama bu yol deizm mi olur, ateizm mi olur, yoksa başka bir şey mi, onu bilemem. :)
gedikli münkir 18 Nisan 2017 03:00
itikadımızı ''ilahiyyat jimnastik'' yapan kelamcı ruhbanlar ifsad ettiler. ameli de profesyonel fıkıhçı tacirler.. bu kabzımallardan ne kadar uzak durursanız o kadar safi ve ari dindar kalırsınız.
Ömer Faruk 17 Nisan 2017 16:50
Ismim olduğu halde ayet naklettim diye "inşirahçı" diyerek dine olan mesafesini gösteren arkadaş. Milyarlar insanın tabi olduğu dinin tabiilerini,müşteşrik mantığıyla kritik etmeyi aşıp işi hakarete kadar götüren insanlara aynı lisanla cevap vermek muktezayı haldir. Yoksa dinin dili kavli leyyindir kardeşim. Ayrıca tenkid ettiğin tarzı "çakallar"diye bitirebilmen ayrı bir terbiye bahsidir.
Mehmet Ali Atlıhan 17 Nisan 2017 08:00
İktidar, Diyanet eliyle Kur'an okuma kurslarını yerel yaygınlığına ek olarak sanal aleme taşıması, içeriğini bilmeden, anlamadan Kur'an'ın okunmasının yaygınlaştırılması demektir. İşin kötüsü, bu kişilerin İslâm dinini bildiklerini zannetmeleridir. Kur'an'ın bir çok yerinde değişik ifadelerle "aklını kullan" emrini bilmeyen bu neslin kula kul olması hedeflenmiştir. Halbuki Kur'an'ın içeriğinde her türlü soruya cevap vardır. Bunların başında "oku", "araştır", "aklını kullan"... emir ve tavsiyeleri gelir. Buna uymayan toplumların başına her türlü musibetin gelmesi kaçınılmazdır.
Ahmet Yaşar... 16 Nisan 2017 17:09
tehlike, nerden baktığınıza bağlı... Eyvallah, nihilizmi, deizmi vs. tehdit ve tehlike görebiliriz. Bunlar tehdit iken müslüman kisvesi altında yapılan işlerin tehditkarlığına ve toplumumuzun önemli bir kısmının vecibelerini yerine getirmediği ama inandığı bir din anlayışıyla, ahlaki olarak kokuşmuşluğunu da dile getirin. Bunlara çözümleyin, dikkat çekin...
KARAR OKURU 16 Nisan 2017 16:32
Sayın Öztürk, Ve bu yorumu okuyacak diğer arkadaşlar.Ben,bildiğimiz ve bilmediğimiz bütün alemleri yaratan,ve yarattığı alemlerin özünde ve anlamında mündemiç.zamandan,mekandan,cismaniyetten münezzeh ve her milisaniyede alemlerde yeni bir iş ve oluş yaradan,kadere hükmeden bir Allaha bütün kalbimle iman ediyorum.Öldükten sonra amellerimden dolayı hesap vereceğime inanıyorum.Ama bütün dinlere ve kitaplara en azından şüpheyle yaklaşıp,sorguluyorum.Benim inandığınız dinler açısından durumum nedir.? Lütfen cevap yaZarmısınız.
Çakmak 17 Nisan 2017 23:02
0
Dostoyevski kurtarır sizi...
KARAR OKURU 24 Mayıs 2017 12:02
0
Razi ve Ravendi gibi bagimsiz teizm.
'ALLAH GELİCİİ GETİRMESİN...'' (1) SAYIN MUSTAFA ÖZTÜRK HOCAM YUKARIDA TIRNAK İÇİNDE YAZDIĞIM İFADENİN DEİZM TEHLİKESİYLE NE ALAKASI VAR ONU ANLATAYIM... Sayın Hocam, ben çocukken annem, komşu kadınlar vs. ''Allah gelicii getirmesin...'' derlerdi. O zamanlar bu sözün anlamını şimdiki gibi bilinçli bir şekilde anlamazdım... Fakat bilincimle düşünerek anlamasam da sezgilerimle anlardım... Üstelik küçücük bir çocuk olduğum halde... Allah'a yakarış olduğunu, başa gelecek (gelmesi muhtemel) olan kötünün ancak onun tarafından engellenebileceğini çocuktum ama anlardım.. Tabi ki, bilnçli bir şekilde değil... Şimdi bunun kıymetini ve deizm tehlikesiyle alaksını anlatacağım... Yalnız biraz sabır... HOCAM KÜLTÜR NEDİR BİLİR MİSİNİZ?.. ''ALLAH GELİCİİ GETİRMESİNDİR...'' SAYIN HOCAM BİLMENİN EN ÜST DÜZEYİ NEDİR BİLİR MİSİNİZ?.. BİLDİĞİNİZİ BİLMEME HALİDİR... ANLATAYIM SAYIN HOCAM, ANLATAYIM... BİLDİĞİNİ BİLMEME HALİNDEN BAŞLAYALIM... İnsan bir şeyi nasıl bilir?.. Teorik bilgilerle yazıyı uzatmak istemiyorum... Örneklerle gidelim... Hiç tanımadığınız bir şehre gittiniz... İlk işiniz şehre vardığınız noktadan başlayarak şehri kavramaya çalışmak olur... Örneğin Otobüs terminalinde indiniz, oradan başlayarak veya şehirde merkez olarak belirlediğiniz bir noktadan başlayarak şehri öğrenmeye başlarsınız ve gün geçtikçe aradaki bağlantıları fark ettikçe o merkez aldığınız noktayla ilgisini kurarak şehri kavramaya devam edersiniz.. Sonra şehri tanıdıkça kavradıkça caddeler sokaklar arsaındaki bağlantıları öğrendikçe artık şehri düşünerek bilmeye çalışarak gezip dolaşmazsınız... Bir arkadaşınızla bir yerde buluşacaksanız sadece gideceğiniz noktaya odaklanır, geçtiğiniz yolları, caddeleri, sokakları farkında olmadan gidersiniz... NEDEN?.. ÇÜNKÜ ORALAR BİLDİĞİNİZ YERLERDİR DE ONDAN... SİZİ GİTMEK İSTEDİĞİNİZ NOKTAYA GÖTÜRDÜĞÜNÜ BU KONUYU TEKRAR DÜŞÜNMEYE GEREK OLMADIĞINI BİLİRSİNİZ DE ONDAN... Otomobil kullanmayı da insan aynı şekilde öğrenir... Yani başlangıçta nerede ne yapacağını öğrenir, sonra bunu uygulamaya başlar, sonra da nerede nasıl sürmesi gerektiğini hiç düşünmeden uygulamaya başlar... Ve artık ondan sonra USTA BİR SÜRÜCÜ olur... İNSANIN BİLDİĞİNİ BİLMEME HALİ BUNUNLA ALAKALIDIR... VE İNSANIN EN ÜST BİLME DÜZEYİDİR... KÜLTÜR; BİR TOPLUMUN BİLDİĞİNİ BİLMEME HALİDİR... HOCAM ŞU ANDA İLGİSİNİ ANLATTIKLARIMLA KURAMAYACAĞINIZ FAKAT YAZININ SONUNDA BAĞLAYACAĞIM BİR ŞEYİ DE ŞİMDİDEN BELİRTEYİM... BORSA; ''BUL KARAYI AL PARAYI OYUNUDUR...''(devam edecek...) Sayın Hocam yazdıklarımı sosyal medyadan paylaştığım için orada yazdıklarımı kopyalayıp buraya yapıştırdım... devamını profilimde yazacağım... iyi çalışmalar diliyorum...
KARAR OKURU 16 Nisan 2017 03:57
yahu avdeti vatandaşlar kendi dininizi yediniz bitirdiniz, doymadınız, şimdi bizimkini de löpürdetmek istiyorsunuz. ne kadar aç gözlü ve dine doymak bilmeyen karnınız var. obezlikten şeyinizi bile göremiyorsunuz. bırakın çatal- kaşığı, fitness yapın biraz.
KARAR OKURU 16 Nisan 2017 03:26
Eski kelamı ne kadar anladınız ve okudunuz da yeterli olmadığına kani' oldunuz. Hayli zamandır bu eskiye yetersizlik atfetme hastalığı devam ediyor. Eskiyi devam ettirmeye muhtacız. Eskiyi bilmeye muhtacız. Tümüyle yeni hiçbir şey mümkün olmadığı gibi bu tür arayışlar da sadece ümmetin başına bela olmaktan başka bir şey doğurmaz. Allah değişti mi acaba ki eski kelamın anlattığı Allah yetersiz olsun. Eskiden Allah' ı bilmiyor muydu ümmet. Ne yazarın ne de burda yorum yapanların eski kelamdan onun yetersizliğini ve yenisine ihtiyaç olduğunu iddia edecek derecede haberdar olduklarını düşünmüyorum. Ama eskiyi bilmeden yeniyi hazırlama meraklısı olan ve makbul bir yeni ortaya koyabileceğini sanan çok. Bilmediğini bildiğini sanan da çok. Bunlardan çoook çekiyor bu ümmet çoook. Deist tanrı anlayışı yeni değil ki. Şirk inancının da temellerinde deist bir tanrı anlayışı yok mudur? Kainata müdahil olmayan bir tanrı. Harikalar yaratmayan bir tanrı, mucizesi falan olmayan aciz sönük ve fizik kurallarına yenik bir tanrı. Böyle bir tanrıya inanacağına onu inkar et, daha akıllıca ve onurlu bir iş yapmış olursun aslında. İflas eden pozitivizm için can simidi olabilir belki ama Eş'ariliğin tanrısını iyi bilen biri için çok komik ve ikna edici olmayan bir tanrı bu. Hiç de tatmin edici değil. Yezidiliğin tanrısı da bir parça deistin tanrısına benziyor. Gerçi ara tanrılarla işi hallediyor bunlar. Deizmin ne olduğunu bile bilmeden deistim diyen ergen çocukların vebali en başta abuk subuk bir din anlayışı ortaya koyan, din denince sürekli tartışılan, neredeyse hiçbir sabitesi olmayan sorunlu bir alan izlenimi veren din alimi görünümlü tiplerin üstündedir. Ben ciddi bir dini eğitim almış, eski hocaların önünde az da olsa diz çökmüş bir deist görmedim. Ama deist ilahiyatçıları bu toplum gördü. Ergen, ateist olmayı, Allah' sızlığı kendine yakıştırmayıp modavari bir tabirle deistim diyor çoğu defa. Kaygısı sadece ilgi çekmek çoğu defa. Deistin aslında tanrıya yaptığı hakaretin ateistinkinden daha büyük olduğunu kavrayınca da çoğu defa vaz geçiyor kolayca. Bir tarihselcinin tanrısı hangi sıfatlardadır, bir modernist nasıl bir tanrıya inanmıştır. Mutezilinin, maturidinin ve eş'arinin, dahası müşebbihenin ve bilumum bozuk inancın, hululinin, ibahinin, nusayrinin tanrısını bile açıkça tanıyor ve tartışabiliyoruz. Ama ilahiyatçılar arasında ortaya atılan sözümona yeni fikirlerin sahiplerinin nasıl bir tanrı anlayışına sahip oldukları konusunda malesef açıklık göremiyoruz. İşte yeni ilm-i kelam yazılacaksa ki bana göre de eskiye bina edilerek yeni bir dille yazılması mümkün ama ilkin tanrısının vasıflarını bilmediğimiz bu bir kısım ilahiyatçıların tanrısını tanıtarak başlamalı. Bence ilk adımı atarak siz tarihselci birisinin tanrısının hangi vasıflara sahip olduğunu açabilirsiniz. Böylece yeni ilmi kelam arayışlarına katkıda bulunmuş olursunuz. Şahsım adına inandığınız tanrının vasıflarını bilmeyi ve tefsir anlayışınızın bu tanrı anlayışıyla nasıl temellendirildiğini dahası tanrı algınızla tefsir anlayışınızın ne kadar örtüştüğünü de bilmeyi isterim. Bir maturidi ve eş'ariyle aynı tanrı anlayışına sahip değilsiniz ve sanırım bir mu'teziliyle de aynı tanrı anlayışına sahip değilsiniz. Neo selefi guruplarla zaten farklı düşündüğünüzü sanıyorum. Yoksa yanılıyor muyum? Sorgulama olarak anlamazsanız ve samimi bir soru olarak bu konuda benim gibi merakta olan başkaları da olabileceğini düşünerek bir açıklama yaparsanız sevinirim. Gençlerin deistliğinden daha ciddi bir sorun olarak bence yeni dönemde toplumun dini algısını ve anlayışını şekillendiren ilahiyatçıların tanrı algısının muğlaklığı, gizliliği ve anlaşılmazlığı geliyor.
Demek her asırda yeni bir dille anlatma gereği varmış ve gereği de yapılmış. Maşallah sayın yorumcumuza. Ama her nedense bu dille konuşan yoeumcuların temel özelliği hem ayet ve hadis mealleri akrarıp millete din öğretmek hem de şaklaban, şarlatan vs deyip hakaret etmektir. İşte bunların çirkefliğinden, sidik-i şerifçilerin ürettiği kirlilikten dolayı mustafa hocanın yazdıkları bir kat daha anlam kazanıyor. Yer gök çakal dolmuş, neylersin.
KARAR OKURU 16 Nisan 2017 01:07
Bu mesele-i vahdetü'l-vücudu şimdiki insanlara telkin etmek, ciddi zarar verir. Nasıl ki teşbihat ve temsiller, havassın elinden avamın eline ve ilmin elinden cehlin eline girse hakikat telakki Öyle de vahdetü'l-vücud meselesi gibi hakaik-i ulviye, ehl-i gaflet ve esbab içine dalan avamlara girse tabiat telakki edilir ve üç mühim zarar verir: Birincisi: Vahdetü'l-vücudun meşrebi, Cenab-ı Hak hesabına kâinatı âdeta inkâr etmek iken, avama girdikçe; gafil avamlara, hususan maddiyyun fikirleriyle âlûde olan fikirlere girdikçe, kâinat ve maddiyat hesabına uluhiyeti inkâr yoluna gider. İkincisi: Vahdetü'l-vücud meşrebi, mâsiva-yı İlahînin rububiyetini o derece şiddetle reddeder ki mâsivayı inkâr ve ikiliği ref'ediyor. Değil nüfus-u emmarenin belki her bir şeyin müstakil vücudunu görmemek iken, bu zamanda fikr-i tabiatın istilasıyla ve gurur ve enaniyetin nefs-i emmareyi şişirmesiyle ve âhireti ve Hâlık'ı bir derece unutmak cihetiyle bazı nüfus-u emmare küçük birer firavun, âdeta nefsini mabud ittihaz etmek istidadında bulunan insanlara vahdetü'l-vücudu telkin etmek, nefs-i emmareyi "el-iyazü billah" öyle şımartır ki ele avuca sığmaz. Üçüncüsü: Tagayyür, tebeddül, tecezzi, tahayyüzden mukaddes, münezzeh, müberra, muallâ olan Zat-ı Zülcelal'in vücub-u vücuduna ve takaddüs ve tenezzühüne muvafık düşmeyen tasavvurata sebebiyet verir ve telkinat-ı bâtılaya medar olur. Evet vahdetü'l-vücuddan bahseden; fikren serâdan süreyyaya çıkarak, kâinatı arkasında bırakıp nazarını arş-ı a'lâya diken, istiğrakî bir surette kâinatı ma'dum sayıp her şeyi doğrudan doğruya kuvvet-i iman ile Vâhid-i Ehad'den görebilir. Yoksa kâinatın arkasında durup kâinata bakan ve önünde esbabı gören ve ferşten nazar eden, elbette esbab içinde boğulup, tabiat bataklığına düşmek ihtimali var. Fikren arşa çıkan, Celaleddin-i Rumî gibi diyebilir: "Kulağını aç! Herkesten işittiğin sözleri, fıtrî fonoğraflar gibi Cenab-ı Hak'tan işitebilirsin." Yoksa Celaleddin gibi bu derece yükseğe çıkamayan ve ferşten arşa kadar mevcudatı âyine şeklinde görmeyen adama "Kulak ver, herkesten kelâmullahı işitirsin." desen manen arştan ferşe sukut eder gibi hilaf-ı hakikat tasavvurat-ı bâtılaya giriftar olur. Lem'alar-329 Bediüzzaman Said Nursi
KARAR OKURU 16 Nisan 2017 09:56
0
kendinize orjinal dil olabilir.genele anlaşılır dille yazsanız da istifade edilse olmaz mı? bi deneyin ve kullandığınız dilde tekrar yazın lütfen.saygılar
Füsun 16 Nisan 2017 01:04
Deizm güzel bir konuya değinmişsiz. Ama daha tehlikelisini var zannediyorum. Dine karşı olan lakaydlık, sanki dinde peygamber yokmuş da bir fetret devrini yaşıyoruz gibi. Oysa İbrahim 3.ayet manasına bakarsanız. Bu zamanda insanlar tabiri caizse dünyanın kırılacak cam parçalarını ahiretin elmaslarına tercih ediyorlar. Asıl tehlike de bir cihette de budur. Bir Allah var deyip bütün mülkünü sebeplere vermek, Allah'a iman hakikatı onda olmasa gerek. Ag-re faaliyetleri lazım. :)
Ömer Faruk 15 Nisan 2017 22:51
Bismihi subhanu Evet bu yazıyı okuduktan sonra bende matematik fizik gibi fen ilimlerinin eskimiş kurallarından bugüne hitab etmeyen dilinin bizi ne kadar gerilere götürdüğünü keşfettim. Acil bu ilimleri baştan yorumlayacak arkaşlara ihtiyacım var.(!) Evet islamı "yeni bir dille"anlatma gereği -yalnız şimdi değil-her asırda var.ve yapıldı -tecdidle-yapılmalıda... Asıl şaklabanlık bunu yeni bir şeymiş gibi sunup kendini pazarlamakta... Böylelerine tavsiyem ,tek işi ve geçimi din olduğu için bir yorgunluk bıkkınlık var. Kendi manevi akıbeti ve millete zararları olmaması için ikinci bir uğraş edinmeleri rahatlatacaktır. Fe ize ferağte fensab...inşirah suresi
KARAR OKURU 15 Nisan 2017 22:18
Hocam yazilarinizi takip ederim yalniz Bunin sorumlusu ilim sahibi kanaat onderleri sizin gibi akademisyenler deyilmi siyasiler ve ya cemahat ler adaletsizlik haksizlik yaptigi zaman yalan soylediyi zaman cesurca neden diyemiyorsunuz adil olmayan hicbir insan dindar olamaz hatta insan olamaz cemahatlerle ilgili iki gun yazabildiniz 3 gun kosemi kaybederim diye vaz gectiniz insanlarla kuran veya islami yasayin deseler kimse itiraz etmiycek malesef bir kulturu veya bir Yaşam tarzini din diye sunuyolar sonundada deizim horlar tabi
Seval yıldırım 15 Nisan 2017 21:18
Kaleminize,gönlünüze, yüreğinize sağlık hocam.Bir mevzu bu kadar mı güzel anlatılır?
KARAR OKURU 15 Nisan 2017 21:14
Mustafa hocanın her yazısında geçen haykırışlar anlaşılmıyorsa şayet, ümmetin zeka yetersizliğini masaya yatırmak gerekir.
KARAR OKURU 15 Nisan 2017 20:11
Kaleminize sağlık hocam, uyarılarınız çok net
Bugün yeni üniversite mezunlarının hepsi, ilk mektep dahil tüm eğitimlerini AKP iktidarında aldılar. Söze konu savrulan gençlik, siyasal islamcıların eğitimdeki zaferidir. Teşekkür etmek için HAYIR diyorum ! Yorumuma yorum yazmak için tuşa basan kardeş, zahmet etme, biliyorum, İmam Hatiplerin OY için açıldığını...
Bin yıl önceki hocalarımızın tasavvurundaki Tanrı, bilgilerinin sınırıyla sınırlı değil miydi ? Şimdi bilginin kapsama alanı genişledi, ama Allah'ı, aynı kodlarla sunuyoruz. Baksanıza otuz senede Y, Z diye isimlendirilen iki YENİ kuşak üredi. Klasik kelamın/Eşariliğin Tanrısı insanları ancak dinden soğutuyor. İsterseniz, siz fırka-i naciye ekibi, bunu dert edinmeyin !!! Hocama da bir sorum olacak : Dünyada bu kadar zulüm varken imdadımıza yetişen ebabiller yoksa Fil suresi bize neyi anlatıyor; yani ,Tanrı âlemin işleyiş düzenine karışmıyor, düşüncesine insanın kendisi mi yoksa Tanrı mı neden oluyor ?
H.B 15 Nisan 2017 19:38
Adamın okuması ,yazması yok ki hocanın yazdığını anlasın zavallı.Bir de bu cehaletiyle hakaret ve küfürler yağdırıyor.Dinin cahili daha tehlikeli oluyor malesef.Allah bunların şerrinden bu milleti ve dahi ümmeti korusun.Mazallah ellerine bir selahiyet geçse hiç birimize yaşam hakkı vermeyecekler...
Bülent 15 Nisan 2017 19:32
Mustafa hocanın bazı görüşlerini şiddetle eleştirsemde bu konuda yerden göğe kadar haklı. Yalnız sorun şu ki ictihad kapısının kapalı olduğuna inanılan bir toplumda ilm-i kelam ile iştigal etmeye cesaret edecek adam biraz zor çıkar. Bunun yanında ilm-i kelam çelik gibi bir irade ve edilgenlikten uzak, toplumdan tecride olmayı gerektirir. İlm-i kelamda hata edene "kafir", ilm-i siyasette hata edene "hain" damgası yapıştırılır. Daha evvel ictihad mekanizmasının uygun usul ile işletilmesinin gerekliliği anlatılıp İslam toplumu buna ikna edilmelidir. Bir konsensüs oluşturmak üzere çaba sarf edilmeli. Bireysel çabalar sonuç vermeyecektir. Cemaatinden/tarikatından partisine dek" Tek adam " lığın kabul gördüğü bir toplumda bu ne kadar mümkündür bilemiyorum. Söz'ün etkili olduğu bir toplum haline dönüşünceye kadar sabretmeye devam edeceğiz. Deizm bir kenarda dursun, bir seküler gibi düşünüp müslümanca yaşama iddiasındayız! Evvela bu tezattan kurtulmak lazım...Mehter dinleyip hamasi söylemler üfürmek daha kolay iş! Hem millet de seviyor mehteri!
laikçi 15 Nisan 2017 18:55
Sözcüye transfer olun,toptan
Selma Güneş 15 Nisan 2017 18:23
Hocam Her anlattığında, dinleyenlerin Deizme biraz daha yaklaştığını anlamak zor değil. Deizmi bu yazıda bir tehlike gibi görmek mümkün değil.
KARAR OKURU 15 Nisan 2017 18:20
abes ile iştikaldir yazınız.insanlar arası yabancılaşmaya çare olarak da dinler üretildi.yabancılaşmanın esas nedenide kadın kültürü ve onun toplumda yaptığı tahribattır.allah var din yok(deizim) retorikdir.Allah ve Din ,bunlar bir bütündür.seküler emperyal odaklar bilim maskesi arkasında toplumu parçalamak için anlaşılmaz kavramlar üretmektedirler.kısaca durum bu. gerisi kitabımda...
Lukas Barmada 15 Nisan 2017 18:14
Mustafa Hocam DEİZM!i o kadar güzel anlatmışsınız ki, İnsanlık tarihinde deizm inancı gelişip, yaşanmadan, Gerçek Dini bir Hayatı kurgulamak kurmak mümkün değil. anlattıklarınızdan ben bunu anlamak çok kolay. O kadar safsata ve uydurulmuş kural ve kaide dine boca edilmiş ki, ayrıca öylesi saçma sapan tipler ve İmamlar dine hükmetmiş ki, tamamını elimizin tersiyle itip Yaşanmakta zorlandığımız bu dini hayatı SIFIRLAMADAN yenisini kurmak mümkün değil. Öyle istediğiniz de çok net anlaşılıyor. Bu arada sizde güme gidiyorsunuz, farkındasınız dır herhalde.
Selman 15 Nisan 2017 17:52
Subhan Allah. ya kardesim siz illa da farklı olmak adına müslüman mahallesinde salyangoz satıp amerikayi yeniden mi kesfedeceksiniz hep ? bu nasil bir nefsani hastalik! deizm mis! tehlikeymiş! asil tehlike Bakara 159. ayeti anlamayan sözde muslumanlardır! asıl tehlike olan bugünkü kaos ortamının enfal 73. ten kaynaklandığını halen idrak edemeyen kalbi hastalıklı zevattir! sen bu ahir zamanda ummeti muhammedin en büyük tehlikesinin deizm mi olduğunu zannediyorsun? ve siz destekcileri? Subhan Allah. Dünya da Allah svt nin emirleri ve resulu sav efendimizin sünneti ile yönetilen tek bir ülke dahi yokken, sizin derdiniz bu öyle mi? Bula bula İslam dini için en büyük tehlikenin bu olduğuna karar verdiniz ha? HasbinAllah ve nimel vekil. La havle vela kuvvete illa billa aliyhil azim.
KARAR OKURU 15 Nisan 2017 17:49
Sayin yazar, deizm, ateizm gibi inanclar "tehdid" veya "karabasan" degildir. Bugun deist/ateist/agnostik oraninin en yuksek oldugu ulkelerde demokrasi ve insan haklarina saygili hukuk devletleri vardir. Bu tesaduf degildir. Buna karsilik islam ulkeleri arasinda demokratik bir hukuk devleti kurabilmis bir ulke yoktur. Asil karabasan bu ulkelerde mevcuttur. Ozellikle Semavi dinlerin bireyi ahlakli, vicdanli yaptigi inanci cokmustur. Bunun sebebi dinin yanlis anlasilmasi veya yanlis yorumlanmasi degildir. Kuran-Kerim'i veya incil'i dikkatlice okursaniz, dinin ayirimci, totaliter bir inanc sistemi oldugunu acik-secik gorursunuz. AK Parti iktidarinin ozellikle son 5-6 yilinda dinin kotuluk yapmaya ne kadar elverisli bir aygit oldugunu da gorduk. Tabi ki bu tecrubeyi yasayan genc kusaklar da dinden uzaklasacak. Bu sizin iddia ettiginiz gibi olumsuz degil, bilakis olumlu bir gelismedir. insanlar dini sorgulamaya basladilar bu ulkede. Sorgulama olmadan ozgur dusunce de olamayacagina gore bunun cok buyuk faydasi var bu ulkeye.
KARAR OKURU 15 Nisan 2017 17:35
Ne yani,farklı düşünüyor diye insanları birer sıfatla kategorize ederek ayrıştırmak, ötekileştirmek hastalığı bu zamanda da mı hortlayarak ruh buluyor,yetmedi mi? Parça parça olmuş,parçalanmışlık kılcallarına kadar girmiş ve orta zaman yorumlarıyla bilimsel bakıştan fersah fersah uzak bırakılmış ,Müslüman coğrafyası...kutsanmış hurafeleden arınmış, tertemiz güzel ahlak dini olarak yaşanmaz mı bu din.Rahat bırakın insanların beynini,uyduruk kavramlarınızla her asır farklı olanı, beyni biraz çalışanı hep suçladınız.
Ali Eşgünoğlu 15 Nisan 2017 15:45
Yazının son kısmındaki nizam-ı alem ve dava adamlığıyla alakalı sözlere katılmamakla birlikte çok doğru ve yerinde bir yazı özellikle yeni ilmi kelamla alakalı tespit ve öneriler çok güzel. Nizam ı alem medrese vs gibi söyleri böyle telakki etmenin yerinde olmadığı kanaatindeyim. Çünkü deistler ateistlerle uğraşacağız diye müslümanların halleriyle hallenmek bizim vazifemiz diye düşünüyorum. Saygılar ve selamlar hocam Allah yardımcımız olsun.
KARAR OKURU 15 Nisan 2017 15:06
Deizmi savunan bir insana sen git ayet, hadis soyle bakalim ne diyecek sana. Adamin anlatmak istediği de bu zaten. Sonuna kadar hakli bu akima karsi onlari doyuracak ve ikna edebilecek bir dil gelistirmeliyiz.
KARAR OKURU 15 Nisan 2017 14:41
Gündem olması gereken,problem.Teşekkür ederim Mustafa Hocam...
Halil 15 Nisan 2017 14:26
Okuyucu yorumlarından anlaşılıyor ki, bu gazetenin epey "modern ve laik"anlayışlı okuyucusu var.Maşallah...
Lutfi B. 15 Nisan 2017 14:20
Mustaf hocanın isabetle belirttiği Deizm tehlikesiyle birlikte "çağdaş ibahiyye" de diyebileceğimiz bir başka yaşayış biçimi bugün sadece gençliğimizi değil bütün islam dünyasını tehdit etmektedir. Ümmet coğrafyasının içinde bulunduğu sorunlara bakış tarzı ve ilgisizlik müslümanlar olarak hepimizin gücü nispetinde sorumluluk üstlenme diye bir görevinin olması gerektiği gerçeğini görmezden gelmemize neden olmaktadır. Çok basit bir tarifle kişinin yaptığı veya terk ettiğini mübah görme, kendi bakış açısını ve anlayışını hiç bir değerle test etmeden tek doğru vehm etme gibi bir hayat tarzı deizm'le de birleşince yepyeni bir "din" ortaya çıkmış ve görünen o ki gelişmeye ve yaygınlaşmaya aday bir konumdadır. Bu sonucun ortaya çıkmasına sebep ise Kuran ve onun tatbikatı olması olarak anlaşılması gereken sünnet'in" algılanış, yorumlanış ve hayata taşınmış kalıplarıyla ilgili" birbiriyle neredeyse uzlatırılabimesi mümkün olmayan farklı anlayış ve tatbikatlardır. Son zamanlardaki İlahiyat konulu tartışmalara görece fırsat sağlayan ortam bu konuları takip eden genç nesillerin "Allah'ın hayata müdahil olma" diye de ifade edebileceğimiz İlahi fillerin anlamsızlaştığı gibi bir algıyı netice olarak doğurduğu söylenebilir. Çözüm ise kendini yetkin gören ilahiyatçılarımızın "birlikte" bu konularda fikri mesai sarf etmeleri ve kendilerini takip edenlere tekrar "ciddiyet" telkin edebilmeleridir.
KARAR OKURU 15 Nisan 2017 13:51
Subhan Allah. sen öyle zannet! şu deizm denilen kafirligin yeni bir boyutu ile ilgili bu kadar safsata yazacagina iki tane sahih hadis ve bir ayet yazsaydin daha hayırlı olurdu. mesela enfal suresi 73. Ayrıca ilmi kelam dediğin nedir be hey bre gafil? hz muhammed sav efendimizin sunnetine %100 tabii olmuş hayırlı ve salih olan ecdadimizin Hak yoldaki mücadelesi senin için demode mi oldu? Allah svt nin emirlerinin yer aldigi Kuran i Kerim bütün zamanları kapsar ve resulunun sünneti! Senin gibi zavalli gafillerin nasihatina ihtiyacı yok bu ummetin.
KARAR OKURU 15 Nisan 2017 14:46
2
ümmeti bilmem, ama yorumundan anladığım senin kesinlikle nasihate ihtiyacın yok. muhtemelen yazar da senin için değil, benim gibi, "ülkede insanlar ne düşünüyor", "ülkede neler oluyor" diye merak edenler için yazmıştır
Deist olma yolunda 15 Nisan 2017 19:40
1
Bu yorum bile yazının ne kadar yerinde bir tespit olduğunu gösteriyor. Ülkeyi bu zihniyet hakim oldukça bir o kadar da ateizm, deizm artıyor.
KARAR OKURU 15 Nisan 2017 13:42
Tebrik ediyorum hocam. cevap üretebilmeyi birakin, maalesef bu yakın tehditin farkında olan o kadar az kişi var ki. Birkac kuşak içinde tehlikenin büyüklüğü kavranacak fakat korkarım o çok geç olacak.
Bahadır 15 Nisan 2017 13:12
Herşeyi yaratanın kendi, zatının adı ALLAH'tır tanrı değil. Bılindiği gibi Özel isim tüm lisanlara yazılışı ve telafuzu değişmeden geçer. Bu yazıyı yazan yazarın adı Mustafa yazılışı da telafuzu da değişmez. Onun için yaratanın adı ALLAH (C.C) ve özel isimdir. (tanrı, ilah, god vs. adı değildir ve böyle adlandırılamaz. İSLAMİYET kıyamete kadar BAĶİ son ve tek gerçek dindir. İSLAM MEDENİYETİ doğduğu ve kemale erdiği dönem de İslam'ın özünde ve içeriğinde var. İslam medeniyetinin gelişmesi diye birşey sözkonusu değil. Dediğiniz gibi "tarih boyunca insanlığın gelişen düşünceleri ve özgür ortamlar da değerlendirilmesinin" İslam medeniyetinin gelişmesi ile ZERRE kadar ilgisi yoktur. İSLAM DİNI doğduğu dönemde de mükemmel bir medeniyetti. Bu çağda da mükemmel bir medeniyettir ve kıyamete kadar da tüm insanlık için MÜKEMMEL BİR MEFENİYETTİR. Buradan kastedilen medeniyet; insanların toplu yaşamlarındaki her türlü insani değerleri içeren (can, mal, namus güvenliği, gerçek özgürlük, adalet ...vs.) medeniyettir. Yoksa teknoloji gelişmeler medeni yaşam tarzını kolaylaştıran aparatlar, aracılardır.ve teknoloji tüm insanların ortak paylaşımıdır. O günün teknoloji seviyesine göre tarihte ilk denizaltıyı Şanlı Osmanlı devleti yapmıştır. Ama bugün ülkemizde denizaltı yok. Neden; Osmanlının yıkılışından taa şu günlere kadar GENÇ NESİLLERİMİZİ BOZMAK ilimden ahlaktan uzaklaştırmak için her türlü ahlaksızlık uygulamaları ve cirkefli ve şeytanlıklarla ÖZLERİNDEN KOPARILMAK İSTENDİ . Mesela basın yayınları tv yayınları arka sokaklar, arka sıralar ve son liseli devriye (fetö dizisi) vs. diziler gençliği bozmaya yönelik öne çıkan bozguncu yayınlardır. Faşizm, komünizm, ateizm.....deizm gibi SAPIK şeytani düşünceler İSLAM GÜNEŞİ karşısında sınırlı yaşam alanları ile mağara YARASALARIDIR. .
süleyman aguş 15 Nisan 2017 13:57
2
inanılmış bir yalandan daha gerçek bir şey yoktur sözünü hatırladım yazınız boyunca
süleyman aguş 15 Nisan 2017 12:52
birey olamamak ve tutunmak istemek cemaatleşmeyi getiriyor.her cemaatte bir ortak bağ biz olmalarını sağlayan bir ortak değer etrafında toplanıyor.bu topluluk hiyerarşik bir yapıya bürünüyor.hiyerarşinin tepesinde ki kişide cemattekilerin maddi refahını yükseltmek çabasıyla manevi duyguları hem işlenen günahları affettirmek için hemde girilecek yeni günahları aklileştirmek için kullanıyor.sorunun çözümü ise birey olmaktan geçiyor.fakat bu içinde yaşanan toplumsal iklim ile çok ilgili.eğer toplum demokratik laik sosyal hukuk devleti ise birey olmak gerçekleşiyor.değilse gerçekleşmiyor.işte bu durumda da adı güzel her şey hızla kirleniyor ve herkes benim cemaatim en temiz noktasında farkında bile olmadığı bir etik bozulmanın içine yuvarlanıyor.velhasıl hangi islam hangi ideolji değil hangi toplum sorusu çok önemli oluyor diye düşünüyorum.boşluk ile içi boş faklı durumlar sonuçta.
hamza akyol 15 Nisan 2017 14:44
0
süleyman bey, birey olmanın önemini vurgulamışınız. tebrik ederim. "birey" olmak ve "özgürlük" nerdeyse her iyi şeyin başlangıç noktası aslında. ve toplumda da hakettiği yeri alması gerekiyor. bunlar olmadan ne demokrasi, ne ahlak, ne doğru din, ne teknoloji, ne ekmek, ne hukuk, ne yatırımlarda verimlilik, ne halka hizmet eden devlet, ne huzur, ne kardeşçe yaşam, hiçbirşey olmuyor. 16 nisandaki referandum çok çok çok önemli. ancak "özgürlük" ve "birey" olmak referandum sonucundan çok daha önemli.
KARAR OKURU 15 Nisan 2017 12:36
Bir günde haçlı siyonist istilayi hıristiyan dininin tahrif edilmiş halini tazsaydin ve dinden geçinen sarlatan
Karar Yöneticilerine rica 15 Nisan 2017 14:16
1
Bunu yazan kişi seviyesini gösterdiğinden o kişiye diyecek bir şey yok; ama gazete yönetimine bir çift söz gerek: burada son derece seviyesiz, hakaretimiz ifadelerle sözde yorum yazanların yorumlarını paylaşmayın lütfen. İşte hocanın denizim tehdidini davet eden faktörlerden biri de maalesef din adına yapılan bu çirkinliklerdir.
Akif 15 Nisan 2017 19:47
0
Karar yöneticilerinden benim de ricam, mahallemizin seviyesizlerine sakın ola ki sansür uygulamayın. Mustafa Hocam ve onun gibi düşünenlerin ne kadar doğru yolda olduklarına kanıt oluyorlar.
Ehlisünnete Uygun Hakaret 16 Nisan 2017 01:32
0
Böyle yorumları kaldırmayın, dindarlarımızın ne hâlde olduğunu daha iyi görelim.
VAROL 19 Nisan 2017 21:31
0
"Dinden geçinen şarlatan" ifadeniz için sizi gerçekten tebrik ederim(!)... Biraz daha ağır ifade de olabilirdi lakin pek kafa yormadan aceleyle yazdınız sanırım... Sizin gibi düşünen, çevrenizde eş dost ne kadar tanıdığınız varsa hepsine, bu Mustafa ÖZTÜRK denen şarlatandan(!) bahsedin... Çekinmeden, tasalanmadan gönül rahatlığıyla her biri ayrı ayrı eleştirilerini bu sayfalara yazsınlar... Sn. ÖZTÜRK'ün tüm yazılarını da takip etsinler. Bu sayede hem bizler, sizin gibi şarlatan olmayanları daha yakından tanıma fırsatı yakalar hem de kim bilir sizler de o şarlatanı, biraz da olsa anlamaya ve tanımaya başlarasınız, kalpten inanıyorum ki şifa bulursunuz.
Abidin Uyar 15 Nisan 2017 12:18
Saygı değer hocam benim için nefis bir yazı olmuş.Allah razı olsun.Medeniyet kurmak ve tarih yapmak şeklinde kulağa çok hoş gelen bir retorik var, bu retoriğin alıcısı ve müşterisi çok .Aynı zamanlada bu toprakta ve ülkemizde neden bir Aliaya çıkmadığın da kanıtı.Ha bu arada unutmadan ,size özel teşekkürüm,değeriniz itibari ile kitlelere siyasi tercihinizi açıklayıp Hayrettin Karaman türü bir taraftarlığın içinde olmadığınızın işlevsel sonucu görmemle alakalı.( içinizdeki her tercih benim için değerlidir, o ayrı bir konu ) var olun ...
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN