Back To Top
Din alanında nimet azgınlığımız

Din alanında nimet azgınlığımız

 - Son Güncelleme: 06.01.2018 Cumartesi 01:07
- A +

Din nimeti son zamanlarda bizim mahalleli arasında bir türlü paylaşılamıyor; sanki nimet azgınlığı denebilecek bir hal yaşanıyor. Kimimiz bu konuda pek bencilce ve pintice davranıyor, “Dinin mülkiyet hakkı bana ait, konu komşuya zırnık koklatmam” der gibi çok tuhaf refleksler sergiliyor. Kimimiz dinî konularda görüşlerini beğenmediği insanları hedef göstererek basbayağı nefret suçu işliyor. Kimimiz de, “Filan yerde din sapkınları toplanmış, oranın kapısına kilit vurun” diyerek muhbirlik yapıyor. Ne yazık ki bütün bunlar “Din elden gidiyor” gerekçesine bağlanarak dinî hamiyet namına yapılıyor. Sanki herkes ne kadar sıkı bir dindar olduğunu ispatlamak için birbiriyle yarışıyor. Bu zaviyeden bakıldığında din sanki karaborsaya düşmüş görünüyor, hepimize yetmez kaygısıyla kapış kapış gidiyor, adeta kapanın elinde kalıyor. Hal böyle olunca din en çok kavga konusu olarak gündeme geliyor. Din adına her gün yeni bir kavga patlak veriyor ve “Kavgada yumruk sayılmaz” eşiği de çoktan aşılmış görünüyor. Çünkü başta bel altı vuruş olmak üzere her türlü gayri nizami ve gayri ahlaki vuruş artık mubah sayılıyor.

***

Teessürle izlemek zorunda kaldığımız ve maalesef zaman zaman kendimizi de içinde bulduğumuz bu kuru kavgalar, XVII. yüzyıl Osmanlı toplumunda yaşanan Kadızâdeliler-Sivâsîler çatışmasını hatırlatıyor. Bu iki grup arasındaki büyük çatışma zahirde din referanslı görünse de, işin gerçeği, “Felsefe okumak caiz mi değil mi? Hızır hayatta mı değil mi? Yezid’e lanet edilmeli mi edilmemeli mi? Kur’an’ı makamla okumak caiz mi değil mi? Hz. Peygamber’in ebeveyni imanlı mı yoksa imansız mı vefat etti? Tütün ve kahve içmek haram mı değil mi?” gibi tartışma konularından da anlaşılacağı üzere pratik dinî-ahlâkî yaşantıya hemen hiçbir olumlu katkısı bulunmayan ve bu itibarla pek çoğu incir çekirdeğini dahi doldurmayan lüzumsuz meseleler kanlı bıçaklı bir kavganın fitilini ateşlemiş görünüyor.

Hacı Halife Kâtib Çelebi’nin Kadızâdeli-Sivâsî kavgası hakkında aktardığı bilgiler bize çok şey anlatıyor. Hacı Halife, “Geçmişte yaşanan taassup savaşları gibi bugünkü ahmakların bâtıl cidalleri de birbirlerini kırma noktasına gelmek üzeredir. Ben de bu yüzden niza/tartışma konusu olan meselelerde sağlam kanıt (tarîk-i burhan) yolunu beyan etmek üzere birkaç satır karalayıp adını Mîzânü’l-Hak fi İhtiyâri’l-Ehak (En doğru olanı tercih hususunda hakkaniyet terazisi) koydum. Böylece herkes onca tartışmanın gerçekte neye dayandığı, birbiriyle didişmekten ne tür bir sonuç alınacağı hususunda bilgilensin de aptallık vadilerinden dönüp bu kuru kavgadan vazgeçsin istedim” diye tanıttığı Mîzânü’l-Hak adlı eserinin yirmi birinci bahsinde şunları söylüyor:

Bu iki şeyh (Kadızâde Mehmed Efendi ve Abdülmecid Sivâsî) birbiriyle tastamam zıtlaştı ve meşrep farklılığından dolayı aralarında cahiliye devrindeki meşhur Besûs savaşı gibi bir savaş yaşandı. Bu kitapta ele aldığım tartışma konularının pek çoğunda Kadızâde bir tarafı tutup Sivâsî de diğer tarafı savunarak ifrat ve tefrit yoluna koyuldu. Bu arada her ikisinin takipçileri de birbirleriyle nizaya tutuştu. Nice yıllar bu minval üzere iki şeyhin arasında kîlükâl, dedikodu sürüp gitti; beyhude nizalar yüzünden iki grubun arasına çok büyük bir nefret ve düşmanlık girdi. Bütün bunlar olup biterken pek çok şeyh iki fırkaya bölünüp bir tarafı tutmayı yeğledi. Aklı başında olanlar ise, “Bu taassup yüzünden ortaya çıkmış bir kuru kavgadır. Biz Ümmet-i Muhammed’iz, birbirimizle din kardeşiyiz. Dolayısıyla ne Sivâsî’den beratımız ne de Kadızâde’den hüccetimiz vardır.

Kadızâde ve Sivâsî birbirine muhalefetle şöhret bulup padişahın malumu oluverdiler ve bu bahaneyle iş görüp dünyadan kâm alıverdiler. Şu halde, ahmaklık edip onların davasını sürüp gitmek nedendir? Bu kavganın bize getirisi zarar ve ziyandan başka bir şey değildir” diyerek işbu kuru kavgaya karışmadılar. Ama gelin görün ki her iki taraftan da bir sürü ahmak kavgada ısrar edip tıpkı Kadızâde ve Sivâsî gibi meşhur olmak ümidiyle birtakım iddialara yapıştılar. Vaaz kürsülerinde birbirlerine laf sokmaktan geri durmadılar. Dille sataşma kılıç ve süngüyle çatışma noktasına varmak üzereyken padişahın duruma el koyması ve bazılarının adamakıllı tedip edilmesi kaçınılmaz oldu.

***

Müslüman toplumun başındaki sultanın üzerine düşen vazifelerden biri, her kim olursa olsun bu tür kuru dindarlık ve taassup sahiplerini yola getirip adam etmektir. Zira geçmiş dönemlerde taassup kavgasından çok fesatlar meydana gelmiştir. Gerek Halvetî/Sivâsî gerek Kadızâdeli ahmakların doğru yoldan göründüklerine bakmayıp iki taraftan birinin üste çıkmasına yol verilmemelidir. Dünyanın düzeni tüm halkın çizgiden çıkmamasıyla yürür gider. Haddini ve mertebesini bilip sınırı aşmayan kimseye Allah merhametiyle muamele etsin…

Birkaç gün önce kaybettiğimiz Prof. Dr. Hüsamettin Arslan Hoca’ya da Cenâb-ı Hak engin rahmet ve mağfiretiyle muamele etsin. Hoca’yı merak eden ve az çok tanımak isteyen, İbrahim Kiras, Beşir Ayvazoğlu, Yusuf Ziya Cömert ve Mevlana İdris’in birkaç gün önce Karar’da yayımlanan güzel yazılarını mutlaka okuyuversin.

Diğer Yazıları

Yorumlar

evin 09 Ocak 2018 07:51
din günümüzde en fazla kar ve para getiren ticaret alanı. dolayısıyla taliplisinin çok olması normal. dindar görünenin köşeyi döndüğü bir sistemde yaşıyoruz...
Fatih Yayladere 08 Ocak 2018 10:55
Bu yaziyi yazan Hocamiz ile gecen haftaki "Diskur ceken tasavvuf" baslikli yaziyi yazan Hocamiz ayni kisi. Bu yazi o yaziya cevap olarak yazilmis olsa yeridir. Sanirim bizim muslumanlar olarak en buyuk sorunumuz da bu: Hoca da olsa ilim adami da olsa bildikleriyle, yazdiklariyla amel etmemek...
KARAR OKURU 06 Ocak 2018 21:34
Sermayesi en az kazancı en fazla olan sektör dindir.Din tacirlerinin böyle kaymaklı bir alandan uzak durması zaten düşünülemez. Olması gereken ihlas ve ilim sahibi insanların sahih din algısını inşa etmeleridir.Ayrıca muktedirler ve din tacirleri arasindaki ilişkiler de hakkaniyetle ele alınmalı ve faş edilmelidir...murat b.
Avni 06 Ocak 2018 17:19
Sayın Mustafa hocam,Kadızadeler ile Sivasiler arasındaki kavga gerçekten fikri ve düşensel nedenlere mi dayanmaktaydı.Aslında Fetö,Nakşiler,Süleymancılar vd'nin.İktidar ,sosyoekonomik siyasetlerine bakmak lazım.çatışma esnasında bu tufeyli grupların ilahiyat ve para birer meta/aparattır.. Din,Allah,kitap dünyeviliği elde etmenin vasıtasıdır..Lütfen işin geyik tartışmalarından önce güç faktörleriyle olan ilişkilerine bakın! Yahudilerin Saduki,Essenileri,Ferisisleri,Zeleaotların kavgası din ,Allah meselesimiydi?? Ya patirtilerimiz..Onlarda aynı değil mi!K
ilbeyhan 06 Ocak 2018 17:00
Allah temizdir temiz olani sever,islam alemi denen alemden insanliga faydali ,emin sifati tasiyan kac kisi var kuffar dediginiz alemden sozune guvenilir kac kisi var?Sarklilik muslumanlik olamaz,Islam medeniyettir,bana medeni ve bagimsiz uydu olmayan tek bir islam ulkesi gosterebilirmisiniz?Aklini seyhlere ,kainat imamlarina aslinda senden cok daha capsiz mubareklere ipotek verirsen hashasilere fetoslere mecbur olur ortacsg karanliginda cikamazsin.Akil,Akil,Akil ...Islam Akilsiz olmaz!
Bu problemin bir kısmı “din kültürü” kaynaklı.Literatüründe Fırka-i Naciye olan, 73 fırkadan, 72’sini ateşe atan bir kültürün aklayıcı/dışlaştırıcı olmaması mümkün mü? Önemli bir kısmı ise sanki Murad-ı İlahi.Elimizde “tek harfi bile değişmemiş” bir Kitap var, diyoruz da, bu Kitap’tan tek bir din çıkartamıyoruz, on dört asırdır. Bir Kitap ki sanki her ekole mavi boncuk dağıtıyor.Allah’ın İpi’ne sımsıkı sarılın, diyor da, Allah’ın İpi’ni tanımlamıyor.Sizden olan ulu’l emre itaat edin, diyor da, ulu’l emr kimdir tanım
SANKİ ALLAH BÖYLE İSTİYOR 2 06 Ocak 2018 14:42
0
KARAR altı yüze kadar saymayı öğrenemedi gitti. Tamamlayayım : Sizden olan ulu’l emre itaat edin, diyor da, ulu’l emr kimdir tanımlamıyor. Müslümanlar da “boşluk” dolduruyor.
ilbey 06 Ocak 2018 12:22
Diyanetde dahil hepiniz aradan bi cekilsede insanlar Yaradanina en saf haliyle. aracisiz ulassa hocam soruyorum bundan kotumu olur.? Bilyorum buda sizin gecim yolunuz. ama bildiklerini soylemeyenler yarin keske kuru ekmek yeseydimde kivirmasaydim,bu is bu haliyle sarlatnliktan baska bir sey degil aklinizi basiniza alin calisin deseydim diyecekler.Sakalla cuppeyle olsaydi Makariosa faydasi olurdu,Fetose olurdu ,Lawrence faydasi olurdu.Herkes aklini basina alsin Araplarin Arapcanin Farslarin Farscanin veya Felemenkcenin bir kudsiyeti olamaz Allah sadece yaptiklariniza bakar...
sumeyye 06 Ocak 2018 12:02
diyanetin butcesini arttirin aranizdaki sorun cozulur hocam!
metin palamut 06 Ocak 2018 12:01
Evet gerçekten islam yöneticisinin veya halifenin bu gibi konularda hakemlik rolünün büyük bir yeri vardır.Bu hakemlik bu gibi dinifıkhi konuları bir kenara bırakmak değil,konu bir çözüme vya makul bir ihtilaf noktasına getirinceye kadar veya tamamen fitneye sebep olmayacak bir noktaya getirinceye müdahele anlamını taşımaktadır.teşekkür ederim hocamın bu güzel yazısından dolayı.
KARAR OKURU 06 Ocak 2018 09:26
Eeee sonuç ne birazda hıristiyan kavgası bekleriz ve hoca niye hep islam a vuruyor sun elini tutan mi var amacın ne
KARAR OKURU 06 Ocak 2018 13:14
0
Hıristiyanlığın sorunları hristiyanları ilgilendirir. Bizi tabiiki islam ilgilendirir.
HACI CAVCAV 06 Ocak 2018 08:10
Bu yazı,yazının konusunu teşkil eden olumsuzluklara katkı sağlamak amacıyla yazılmış olmalı.
KARAR OKURU 06 Ocak 2018 13:12
1
Yani diyorsun, kol kırılır yen içinde kalır.
KARAGÖZ 06 Ocak 2018 16:08
1
Her şey herkesin gözü önünde oluyor HACI CAVCAV. Hoca saklı gizli ihtilafçıklarımızı (!) mı ifşa etmiş ki; her hangi bir tarafı mı tutmuş ki, olumsuzluklara katkı sağlamış olsun ? Eğer yorumuma cevap verirsen, "Hızır hayatta mı değil mi ?" sorusunu cevaplayanlardan hangi takımı tuttuğunu da öğrenmek isterim. :))
Avni 06 Ocak 2018 07:54
Hocam dışa vurmuş olanı anlatıyorsunuz,sebep diye...Oysa sonuçtur. .Bu tür tartışmaların olduğu dönemin siyasi,sosyal,ekonomik,kültür sorunlarına neden bakmayız.Mesela Mihnet olayında Mütezile alimler, iktidar ile işbirlikçiliği yaparak kabul görmüş en özgür ve akli düşünce ekolü anlayışına ihanet etmemiş midir?Muaviye döneminden beri iktidara kendini pazarlayan çıkarcı taife bu tür tartışmaların tarafıdır.Çünkü siyasi otoriteye yakınlık koruma,sosyal,ekonomik imtiyaz sağlıyor.Bu gün de aynı değilmi.Müktedir ise, kendini tartışmadık ta
Sabır 06 Ocak 2018 05:48
Benim en gıcık olduğum kendi özel hayatında her türlü ikiyüzlülüğü ,kul hakkı yiyiciliği,fesatlığı yapanların 2 kere namaz kılıp 3 gün oruç tutup şuna buna din adına ders vermeleri ,dine bundan daha büyük bir zarar verilemez
cevat karakalem 06 Ocak 2018 05:04
Din "mutlak anlamda" hic bir grup ve kisinin tekelinde dusunulemez, bu zaten genel anlamda "tanim geregi" kabul edilmesi gereken bir durum. Ama bu prensip baglaminda "karsi tarafa" da daha musamahakar yaklasmak gerekir derim. Bazen hepimiz bu konuda kantarin topuzunu kaciriyoruz gibi din ile ilgili tartismalarda. Sonucta "En dogrusunu Allah bilir" diyebilmek lazim.
KARAR OKURU 06 Ocak 2018 01:31
Siradan bir vatandas ve avam tabakasindan bir musluman olarak beni, din nimetinin paylasilamamasindan kaynaklanan kavgalardan daha cok, din nimetinin para, guc, makam, mevki, kadin gibi dunyevi nimetlerin kolay yoldan edinilmesi icin bir arac olarak kullanilmasi rahatsiz ediyor. Bundan daha rahatsiz edici olan sey ise, cogunlugun bundan rahatsiz olmamasi.
KARAR OKURU 23 Mart 2018 11:03
0
Çok haklısın birader.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN