Back To Top
Dinî alanda hissî edebiyatın ilmî hakikate dönüşmesi

Dinî alanda hissî edebiyatın ilmî hakikate dönüşmesi

 - Son Güncelleme: 21.01.2018 Pazar 00:49
- A +

Birkaç gün önce bazı dostların daveti üzerine kayıt dışı bir sohbet meclisine katıldık. Mecliste ciddi ilmî-felsefî alt yapı gerektiren bazı dinî meselelerden bahis açıldı. Derken, nasıl olduysa söz döndü dolaştı ve yaratılışın gayesi, insanın varlık âlemindeki yeri, varoluşun anlam ve değeri gibi büyük meselelere geldi. Ardından Nûr-ı Muhammedî (Hakikat-i Muhammediyye), Levlâke, Kenz-i Mahfî gibi kavramlarla çerçevelenmiş Allah, varlık, nübüvvet tasavvurlarının kritiği gündeme geldi. Meclisteki pasif tepki manzarası gösterdi ki bu topraklardaki müslüman halkın genel dinî düşünce dünyası ve muhayyilesi önemli ölçüde söz konusu kavramlar ekseninde şekillenmişti.

***

Osmanlı’dan günümüze intikal eden dinî-tasavvufî kültürdeki baskın motifler Ahmediyye, Muhammediyye, Envâru’l-Âşıkîn, Kara Davud, Delâilü’l-Hayrât, Mızraklı İlmihal, İmâdü’l-İslâm, Vesîletü’n-Necât gibi popüler dinî edebiyata aittir. Şifahi kültürün olmazsa olmazlarından biri olan sohbet meclislerinin vazgeçilmez unsurları arasında yer alan ve halk muhayyilesinin şekillenmesinde son derece etkili olan bu eserlerin önemli bir bölümü, tıpkı Süleyman Çelebi’nin Vesîletü’n-Necât’ı (Mevlid) gibi Hz. Peygamber’e yönelik derin sevgi ve saygının destansı bir dille anlatımına dairdir. Dolayısıyla popüler dinî edebiyatta temel hedef okuyucunun sahih dinî bilgi sahibi olmasından ziyade, manevi iştahın kabartılıp coşkunun kışkırtılmasına yöneliktir. Gerçi bu tür eserlerin satır aralarında, tıpkı Mevlid’in mirac bahrindeki “bî-hurûf u lafz u savt ol Padişah, Mustafa’ya söyledi bî-iştibah” ifadesi gibi, kelâmî açıdan derinlikli önermeler de zikredilir; fakat sonuçta genel muhtevanın sahih bilgiden ziyade, menkıbeler ve mitolojik hikâyelerle bezeli olduğu tartışma götürmez bir gerçektir.

Müslüman halkın manevi duygularını coşturmak ve özellikle Peygamber sevgisini diri tutmak gibi amaçlarla telif edilen bu eserlerdeki hissî içerik, “Mecaz, ilmin elinden cehlin eline düşerse hakikate inkılap eder” sözünü hatırlatır biçimde, sanki ilmî içerik gibi bir hüviyet kazanmıştır. Hâliyle, âlemin yaratılışındaki gayeden peygamber telakkisine kadar birçok konuyla ilgili dinî tasavvur büyük ölçüde duygusal edebiyat üzerine kurulmuştur. Meselenin daha iyi anlaşılabilmesi için, XV. yüzyıl Osmanlı mutasavvıfı Yazıcızade Mehmed Bîcan’ın Muhammediyye adlı eserinden birkaç kısa alıntı yapmak faydalı olur. Müellif, Osmanlı dinî-tasavvufî kültürünün şekillenmesinde hayli etkili olan bu eserinde meşhur “levlâke” rivayetinden hareketle, kâinattaki en büyük ruhun Hz. Muhammed’in ruhu olduğunu ve ilâhî izinle bütün her şeye bu Muhammedî ruhun hayat verdiğini söyler. Hz. Muhammed’in ruhu yaratıldığında Hz. Âdem henüz su-çamur evresindedir. Hz. Âdem’in cennette işlediği günah Hz. Muhammed’in hatırına affedilmiştir. Hz. Âdem’in Havva ile nikâhında ödemesi gereken mehir Hz. Muhammed’e on defa salât-ı selam getirmesidir.

Öte yandan Hz. Muhammed dua edince ebeveyni dirilir ve her ikisi de kelime-i şehadet getirdikten sonra tekrar can verip cennete sevk edilir. Aynı şekilde amcası Ebû Tâlib de diriltilir ve Hz. Peygamber’e iman ettikten sonra tekrar can verir. Cebrail, Hz. Peygamber’i, “Evvel sensin âhir sensin, zâhir sensin bâtın sensin” -ki bu sıfatlar Kur’an’da Allah’ın sıfatları olarak zikredilir- diye tebcil eder. Hz. Fâtıma vefat edince, Hz. Peygamber kabirden elini dışarı çıkartır ve Hz. Ali’ye, “Kızımı benim yanıma defnedin” diye işaret eder. Hz. Ali ikindi namazını fevt edince, Hz. Peygamber güneşe talimat verir ve onu geri çevirir. Hesap günü her bir günahkâr müminin yerine bir Yahudi ve bir Hıristiyan cehenneme gönderilir. Hz. Peygamber cennette Firavun’un karısı Âsiye ve Hz. Meryem’le evlenir, bu vesileyle düğün merasimleri de tertip edilir. Cennetteki her erkeğe beş yüz huri, dört bin bakire, sekiz bin dul olmak üzere toplam 12.500 kadın verilir.

Terğib-terhib zaviyesinden bakıldığında bu tür masalsı hikâyelerin manevi iştahı kabartmak gibi bir amaçla anlatılması az çok anlaşılabilir bir durumdur. Lakin edebî hikâyelerin sahih bilgiye dayalı dinî hakikatler gibi algılanıp böyle bir algı üzerine peygamber tasavvuru oluşturulmasının bizi hurafe müptelası kılacağı da kuşkusuzdur. İslam öncesine uzanan Şaman kültürü bakiyelerimiz hesaba katıldığında hurafe düşkünlüğümüzün tadından yenmez hale geleceği de kuşkusuzdur. Bu sebeple, gerek sağlıklı bir peygamber tasavvuru oluşturmak gerekse Hz. Peygamber’in dinî-ahlâkî rehberliğinden nasipdar olmak gibi esaslı bir niyet ve gayretimiz varsa, o zaman, “Bu kadar coşku kâfi” deyip tez elden sağlıklı kaynaklarla haşir neşir olmak lazımdır.

***

Kur’an’ın rehberliğinde Hz. Peygamber’in ideal örnek oluşturduğu müslümanlık ve ahlâkî dindarlık tecrübesinin görece popüler bilgi kaynakları söz konusu olduğunda, İmam Nevevî’nin günlük hayatta her bir müslümanın kendine kılavuz edineceği ayetler ve hadisleri derlediği Riyâzü’s-Sâlihîn adlı eseri özellikle tavsiye edilir. İkinci bir önemli eser İmam Buhârî’nin güzel ahlaka dair hadisleri muhtevi el-Edebü’l-Müfred’idir. Bir diğer klasik eser Mâverdî’nin Edebü’d-Dünyâ ve’d-Dîn’idir. Müellif bu eserin “İlim” başlıklı ikinci bölümünde ilmî alanda özgürlüğü savunur. Aklî ve ilmî temellerden yoksun kuru iddialara yaslanarak ilmî konularda ahkâm kesmenin ve herhangi bir görüşü bir çırpıda kabul veya reddetmenin son derece yanlış tutumlar olduğunu vurgular. Buna bağlı olarak her konuda taklit ve taklitçiliği olumsuzlar. Özellikle bir görüş ve düşüncenin doğru veya yanlış olduğunu ortaya koyma hususunda kendi aklını rafa kaldırıp başka bir merciiye sığınanları kınar.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 22 Ocak 2018 00:36
resul kendisine verilen risalet vazifesini yapan zattir. hangi resulun daha buyuk oldugu degil getirmis oldugu mesajdan sorulacagiz. faturayi getiren postacinin statusu odeyeceginiz faturayi etkilemez. resul buyukse risaletinden dolayi buyktur.hodri meydan! postaci faturayi teslim ettikten sonra araba carpip olurse faturayi odemeyiz diyebilir misiniz? birileri kalkmis postaci cok yakisikliydi cok egitimliydi badem gozluydu diyerek faturayi odeyecegini zannediyorsa yaniliyor. resulden sonra dine eklenen seyler yani resulun caginda olmayan seyler sonradan cikmistir bunlari tesbit edebilmek cok k
Güven 21 Ocak 2018 15:45
Peygamberimiz neden 40 yaşında peygamber oldu. Belli ki bir olgunluğa ulaşması gerekiyordu. İnsani zaaflarından dolayı birtakım hatalara düşebilirdi. Bir kere yazıda belirttiğiniz alemlerin peygamberimiz için yaratılmış olması, Allah'ın yaratmak için bir sebebe ihtiyaç duyması anlamına gelir ki bu haşa her eksiklikten beri olan yaratıcı sıfatlarına uymaz. Bir insan, bu peygamber dahi olsa 180 cm civarında boyu olan, yeyip içen, uyuyan, hastalanan bir fani varlık mantıken sebep kabul edilebilir mi.Ne zaman gerçek dini anlarsak ve ona göre davranırsak ilim yo
Kadir Köz 21 Ocak 2018 13:49
Mebde mead içindir.Hakikati Muhammedi haktır.Doldurur kendisi vurur,doldurur kendisi vurur.Çatlayın da patlayın.
KARAR OKURU 21 Ocak 2018 21:15
1
Laf ola beri gele....
KARAR OKURU 20 Ocak 2018 23:22
Risalenur külliyatı eserinin etrafında gelişen düşünceler de aynı şekilde sizin yazdığınız yazıyla paralel hocam, ve bu eserin içindeki bilgiler hakikat olarak görülüyor, taassub önplanda Bu eserleri dini edebiyatın ürünü olarak okumaliyiz.Dinî edebiyatta temel hedef okuyucunun sahih dinî bilgi sahibi olmasından ziyade, manevi iştahın kabartılıp coşkunun kışkırtılmasına yöneliktir. Bu gibi yapılanmalar da hedef budur. O yüzden sağlıklı bilgiler elde edeceğimiz kaynaklara yönelmeliyiz.Yine cok güzel bir noktaya deginmissiniz hocam ...
Ergün 20 Ocak 2018 20:34
İran ve Türk dünyasında gelişip şekillenen ve dal budak salan "tasavvuf kültürü" Kur'an'ın gayr-i insani yönünü (özellikle cehennem ve irin ayetlerinde göze çarpan) tahfif etmek amacıyla ortaya çıkan ve hümanizmi esas alan bir akımdır. Mevlana, Yunus Emre ve İbni Arabi gibi dev şahsiyetler, bu kültürü benimseyerek dinin sert yönlerini yumuşatmışlar. İyi ki de yumuşatmışlar. Aksi takdirde ortaya "IŞİD" dolu bir İslam dünyası çıkardı.
metin palamut 20 Ocak 2018 19:36
Başka taraflara yalpalamadan sadece ve sadece kuranı anlamak için çaba sarfetsek eminim ki sahih islamı buluruz.Bütün hikmetlerin başı Kurandır.Diğer yollar ise sapıtmaktan başka bir şeye yaramaz.
Akif 20 Ocak 2018 18:47
Kenz-i mahfi, nur-i Muhammedi, levlake, rivayetlerinin hepsi uydurma hadislerdir. Temel varlık ve nübüvvet felsefesi bu uydurma rivayetlere dayanan kuramsal tasavvuf, İslamın Peygamberini sahte referanslarla kullanan bir dindir; şeytanın dinidir. Peygamberin beşeriliğine vurgu yapan söylem, kuramsal tasavvufun Peygamberi Allah'ın ortağı (Ya da allah) yapan tasavvuruna bir aksülameldir. Putları yıkmak için gönderilmiş Efendimin, mukaddes put olmaktansa, sıradan beşer olmayı tercih edeceği ise aşikardır.
HACI CAVCAV 20 Ocak 2018 21:57
8
Peygamberimizi medh ü sena eden bizzat Allah'tır:"Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik."(Enbiya,107)."Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin."(Kalem,4)."De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın...”(Al-i İmran,31).Akif,şunu bil ki, ehl-i tasavvuf,tevhid konusunda herkesten daha hassastır.İthamlarının hiç bir mesnedi yoktur ve yakışıksızdır.
KARAR OKURU 20 Ocak 2018 22:27
1
Ehl ı Tasavvufa ne hikmetse muhalifi çok niye çünkü ezber kitabı bilgiyle nüfus edemiyorlar, kontrol edemiyorlar. İcyuzu budur ..Ehl ı Tevhidtir. ..Ehl ı Tasavvuf kılı kırk yarar. ..mitolojik, hurafe ve utopyadan beridir, Uyaniktir. .asıl garib olan Diskurcular Meryem validemizin Hz İsa doğumuna bir ütopik aciklamasi var ne bilgi nede akılla bağdaşır. .:)).Meşhur dur kendisi diskurcu dogmadikci . :)
KARAR OKURU 20 Ocak 2018 18:05
Bize Allah’ı ve peygamberimizi anlatır mısınız sayın Hocam?
KARAR OKURU 20 Ocak 2018 14:52
Son paragraf çok iyi. İşte bu
KARAR OKURU 20 Ocak 2018 14:30
Hissi ve İlmi. .!!!..Akıl ve Gönül çelişki olursa yerinde sayar. .Bugün patinaj yaptığımız gibi. Akıl önemlidir ama Gönül olmazsa Yobazliktir bu. . Bizim Dinimiz batıdaki anlayış gibi Dogma değildir. .Hayattır ..Sosyal Hayatta. Edebiyatta, Sanatta. Musikide velhasıl her alandadır.Örneği Anadoluda var.. Sıkıntı bugün Dogmatik Diskur çeken zevattir. .Gölge etmeyin başka ihsan istemez. .Geleneksel Anadolu Irfani yeter bize. ..Kuru Fasulye vb bile Damağına uygun Geleneksel, Tarihi yerde yenir ..Herkes birbirine söyler 100 yıllık geleneksel mekan der. ..:))..
KARAR OKURU 20 Ocak 2018 15:42
1
Hımm, coşkuya devam yani.
KARAR OKURU 20 Ocak 2018 18:54
1
Yolun açık olsun (irfan)î kardeş..uçmaya kaçmaya devam edin...
Yorumcu 20 Ocak 2018 14:02
Müslümanlar olarak geldiğimiz nokta, şikayetlere bakılırsa gelecek vadeden bir görüntü vermemektedir. Hiç değilse bu konuda fikir birliği içinde olan ve olması gerekenin ne olduğunu teşhis etme mevkiinde bulunan alimlerimizin bir araya gelip, çoğunluğu oluşturup insiyatif almaları beklenir. Mahalle baskısının üstesinden gelmenin birlikte hareket etmekten başka çıkar yolu yoktur. Artık “pislikleri” halının altına süpürmekten vaz geçmenin zamanı gelmiştir, eğer “Mehdi” beklemiyorsak.
KARAR OKURU 20 Ocak 2018 14:00
Denilir ki Muhammed beşer lâ kel-beşer. Bel hüve kel-yâkût beyne'l-hacer: Muhammed beşerdir ama herhangi bir beşer gibi değildir. Dahası o sıradan taşların arasında bir yakut gibidir. Meselenin özü bundan ibarettir.
Yorumcu 20 Ocak 2018 13:39
Hissi edebiyatın ilmi hakikate dönüşmesinin sebebi araştırılsa sanırım Kuran’nın elimizde olmasına rağmen onu anlama konusundaki zorluklar, yani rehbersiz bir şekilde din adına “atışın serbest” olması bir numaralı sebeb olarak karşımıza çıkabilir. Bu rehbersizlik hala devam etmektedir. Bu konudaki kişisel gayretler, körün filin bir uzvuna dokunup filin tamamını tarif etmesi misali olumlu bir sonuç vermekten uzaktır. Çünkü kuran ve peygamber algımız kişisel olduğu müddetçe eksiktir ve saptırılmaya her zaman açık olmuştur.
karar okuru 2 20 Ocak 2018 16:22
0
bence bütün sorun aslında rehberlerde. herhangi bir rehber anlaşılmaya çalışılsa daha doğru anlaşılacağından eminim. daha önce oluşturulmuş ezber önkabuller anlaşılmayı nerdeyse imkansızlaştırıyor. bu sadece kuran için geçerli bir durum değil. bu herşey için geçerli.
KARAR OKURU 20 Ocak 2018 13:31
Allah razı olsun hocam , Allah ilmimizi arttırsın.
HACI CAVCAV 20 Ocak 2018 13:08
Mustafa Bey,tasavvufa dair yazılarında,bir tasavvuf ehlinin,bir dervişin günlük yaşantısına pek yansıması olmayacak uç konulara değiniyor genellikle.Bu durum,tasavvuf hakkında bilgisi ve okuması olmayanlar için yanıltıcı olabilir;"demek ki tasavvuf buymuş,tasavvufta da iş yokmuş, hurafeden ibaretmiş"intibaını uyandırabilir.Halbuki tasavvufa dair binlerce kitap ve içlerinde nice kıymetli bilgiler var.Tenkit leh ve aleyhteki bilgileri kapsarsa kamil manada bir tenkit olur ve kıymet kazanır.
KARAR OKURU 20 Ocak 2018 13:58
1
Sayın Cavcav, Hocanın yazılarını eksik okuma veya okuduğunuzun bir kısmını zihnin arkasına atma gibi bir sorun var sanki. Neden derseniz, Hocanın "Diskur Çeken Tasavvuf" yazısının özellikle giriş kısmında tasavvufun insanı "adam" etmek gibi çok esaslı bir işlevinin olduğu özellikle belirtiliyor.
HACI CAVCAV 20 Ocak 2018 15:12
1
Sayın okur,doğru söylüyorsunuz;Mustafa Bey,tasavvufun insanı adam etme gibi bir fonksiyonu olduğundan bahsetmişti önceki yazılarında. İşte benim yorumumda söylemek istediğim tam da budur.Madem tasavvufun adam etme fonksiyonu var,öyleyse tasavvufun insanı adam edecek yöntemlerine,söylemlerine,ibarelerine de yer vermek gerekmez mi konu ile ilgili yazılarda?
KARAR OKURU 20 Ocak 2018 16:24
2
sayın karar okuru. yanlış anlamak cavcavın uzmanlık alanıdır. cavcavı yanlış anladı diye eleştirmeyin. eğer doğru anlarsa o zaman cavcavı ilk önce ben eleştiririm.
KARAR OKURU 20 Ocak 2018 12:11
Peygamber efendimize S.A.S..ne kadar övgü etsek azdır. .Bugün bütün insanlık ona borcludur..Hocam size yakışan mevcut ilminizle günlük hayata girecek Akedemeik çalışmalardır. .Prof cooook ama günlük hayatta yoklar. .Biz halka ait siradan konulari konuşup duruyorlar. .Googlede var beyler sizin hafizanizdaki bilgiler. .Batı düşünürleri ile kiliseleri aşarak reform yaptılar ve ilerdeler. ..Biz nerdeyiz. .Yarın öldünüzmü 1 saat sonra proflari iimee hatırlamaz. .Çünkü hayata birşey söylememiş günlük lakirdilar ile hayatları geçmistir. ..:))...Sayın Profla
HACI CAVCAV 20 Ocak 2018 13:11
6
"Beşer" olmakla,"sıradan bir beşer" olmak arasında fark yok mudur? Peygamberimiz beşerdir ama,sadece beşerin değil,tüm yaratılmışların en üstün olanıdır.
HACI CAVCAV 20 Ocak 2018 13:45
5
Bu yoruma yazdığım beşer olmakla ilgili cevabı aslında kendi yorumuma cevap veren okura yazmıştım.Bazan böyle yanlışlıklar oluyor.
KARAR OKURU 20 Ocak 2018 13:48
1
Aynen öyledir. Sevgili ve Biricik Peygamberimizin İnşallah Sefaatlerinden Dünya ve Ahirette Nasipdar oluruz. .Peygambere İman Allaha İmandan daha zordur. .!!!!!
HACI CAVCAV 20 Ocak 2018 10:44
"Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı rauftur, rahimdir."(Tevbe,128).Rauf ve Rahim eama-i hüsnadandır.Allah başka hiç bir peygamber ve insan hakkında kullanmadığı bu iki kelimeyi Peygamberimiz hakkında kullanmıştır bu ayette.O'nun bir beşer olduğunu vurgulamak için hızını alamayıp sıradan bir insan olduğunu söyleyebilen nadanlar bile var günümüzde.
HACI CAVCAV 20 Ocak 2018 11:14
5
esma-i hüsna olacak.Belli bir şey ama gene de düzeltelim.
KARAR OKURU 20 Ocak 2018 12:53
2
E kendi demiyo muydu ben kutumuş et yiyen kadının oğluyum benim önümde ayağa kalkmana gerek yok diye. Madem beşer değil de ne diye böyle cümleler kullansın
KARAR OKURU 20 Ocak 2018 15:29
0
Bakara suresi 285 ".. peygamberler arasında ayırım yapmayız..." ayetinin tefsirini okumaya çok ihtiyacımız var gibi görünüyor
HACI CAVCAV 20 Ocak 2018 21:28
1
"Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilendir. Gerçekten biz, peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık; Davud'a da Zebur'u verdik."(İsra,55)
cevat karakalem 20 Ocak 2018 04:42
"Hissi edebiyatin" halk tarafindan, buyuk oranda farkinda olmadan, talep edilen bir tur oldugunu unutmamamk lazim. Insanlarin genel anlamda dinden bekledikleri seylerden biri de bu gunluk hayatlarinda. Icinde biraz bilinmezlik, mucize barindarin soylemler. Bunu tum dinler icin ve sosyoljik anlamda soyluyorum. Meraklisi lutfen Charles Taylor'in "A Secular Age" kitabini okusun. Gercekten din, halk, dini otorite arasindaki iliskileri ve beklentilerin cok guzel islendigi bir eser.
KARAR OKURU 20 Ocak 2018 16:27
0
cevat, zaten yazar da aynı şeyi yazmış. ancak hissi edebiyatın dini bozan yönü var. sıkıntı orda.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN