Back To Top
Dua yoluyla her işi Allah’a havale anlayışı

Dua yoluyla her işi Allah’a havale anlayışı

- A +

Özellikle Kandil gecelerinde ağdalı dualarıyla tanınan duahanlarımız, “Ya Rabbe’l-Âlemîn! Filistin sorununu hallet; Siyonistleri helak et; DAEŞ’i Suriye’den def et!” demekle aynı kapıya çıkan niyazlarda bulunurlar. Bu tür niyazları dinlediğimde hem duahan hem de sorgusuz sualsiz âmin diyen cemaat için, “Filistin sorunundan Suriye meselesine kadar her işi bizzat Allah deruhte edecekse, o zaman siz ne yapar, hangi işe yararsınız?” diye düşünmekten kendimi alamamışımdır. Bu tür bir Allah ve dua anlayışında ciddi sakatlıklar bulunduğu kuşkusuzdur. Denebilir ki “Ama Kur’an’da da, ‘Rabbimiz! Ehl-i küfre karşı bize yardım et; bize sabır ve metanet bahşet; ayaklarımızı sabitkadem kıl’ mealinde niyaz ifadeleri mevcuttur. Kuşkusuz doğrudur; ama bu niyazlar düşmana karşı gerekli tedbirleri kuşanan müminlerin dilinden aktarılmıştır. Oysa bizim dua formlarımızın çoğu, kılımızı kıpırdatmaksızın hemen her türlü meseleyi doğrudan doğruya Allah’a havale-ihale tarzındadır. Dahası pek çok klişe duamız, “O güçlü kudretli halk Arz-ı Mev’ûd’da bulunduğu sürece biz oraya adım atmayız. Sen ve rabbin, gidin onlara karşı savaşın. Biz şuradan şuraya bir adım bile atmayız” diyerek Hz. Musa’ya isyan eden İsrâiloğulları’nın Arz-ı Mev’ûd’u Rab Yehova’nın fethetmesini istemesinden farksızdır.

***

Başta Allah’la ilişkimiz olmak üzere insan, toplum, söylem, eylem gibi birçok kritik konuda gayr-i ahlâkîliği huy edindiğimizde kuşku yoktur. İşin en acı tarafı da ahlaksızlığımız, sorumsuzluğumuz ve eyyamcılığımızı sık sık dine refere ediyor olmamızdır. Oysa Hz. Peygamber, “Sizden biri herhangi bir kötülük ve çirkinliğe tanık olursa, onu eliyle, olmadı diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse buğzetsin ki bu da (mümin için) olmazsa olmaz mesabesindedir.” (Not: Bu hadiste geçen ve hemen herkes tarafından “imanın en zayıfı” diye tercüme edilen “ed’afü’l-iman” ibaresinin “olmazsa olmaz” manasında bir deyim olduğuna dair tespit Prof. Dr. Bünyamin Erul’a aittir) buyurmak suretiyle kötülüklerin öncelikle ve özellikle fiilî dua (amel/iş/edim) yoluyla bertaraf edileceğine atıf yapmıştır. Allah’a dua ağdalı ve fiyakalı retorikle değil, fiille sabit olur ve Allah katında da bu minvalde karşılık bulur.

“Lafla peynir gemisi yürümez” şeklinde bir deyim vardır. Bu deyimdeki anlam dinî-ahlâkî alana transfer edildiğinde hem Allah’la ilişkimizin hem de Allah’a dua ve niyaz şeklimizin nasıl olması gerektiği hakkında az çok bir fikir verir. Allah’ın insan ve tarihle ilişkisi Kur’an’da sünnetullah diye ifade edilir. Sünnetullah Allah’ın fiillerinde keyfilik ve gelişigüzelliği değil, yasalılığı belirtir. Allah’ın insan ve toplumla yasalı ilişkisi Ra’d 13/11. ayette, “Bir toplum kendini değiştirip dönüştürmedikçe Allah o toplumu durduk yerde değiştirip dönüştürmez” mealinde formüle edilmiştir. Değiştirme ve dönüştürme çift yönlüdür; yani iyi yönde olabileceği gibi kötü yönde de olabilir. Ancak bundan daha önemlisi, ilgili ayette değişimin öncelikle insandan sadır olan bir fiil olarak belirtilmesi, yani ilk adımın insan ve toplum tarafından atılması gerektiğine dikkat çekilmesidir.

***

Allah’ın dilediğini hidayete, dilediğini dalalete sevk ettiğini bildiren ayetlerden, kâinattaki her olayın faili olarak doğrudan doğruya Allah’ı gösteren ayetlere kadar zahirî mana itibarıyla beşerî iradeyi nefyeden tüm Kur’an ifadeleri Mu’tezile ve Ehl-i Sünnet kelamcıları arasında tartışılan ef’âl-i ibâd (kulların fiilleri), kader, kaza gibi teolojik meselelerden ziyade hem ulûhiyet hem rubûbiyet noktasında tevhid ilkesini pekiştirmeye matuftur. Bu sebeple, “Allah dilediğini hidayete erdirir, dilediğini dalalette bırakır” mealindeki ayetleri, “Allah dileyeni hidayete ulaştırır” şeklindeki operasyonel teviller ve palyatif çözümlere kurban etmemek gerekir. Çünkü söz konusu ayetlerin sevk sebebi her yönüyle tevhidin pekiştirilmesi, şirkin tümden reddedilmesidir. Tarihsel süreçte ortaya çıkan kelâmî ve felsefî problemlerin yükünü ayetlere taşıtma alışkanlığından vazgeçmek gerektiği de bu vesileyle not edilmelidir. Gerçi bütün bu söylediklerimiz gerek salt Kur’an’cılık söylemini cilalayan, gerekse Ehl-i sünnet kalkanıyla Ehl-i hadis zihniyetini pazarlayan çevrelerce kavranamayabilir; ama inşallah onların da zihinsel idrak seviyeleri zaman içerisinde gelişecektir.

***

Sözün özü, Suriye sorununu çözmek için atılması gereken etkin adım, “Allah’ım, DAEŞ’i Suriye’den def et” diye yakarıp durmak yerine Cerablus’a girmek veya başka bir siyasi, askerî veya diplomatik tedbiri hayata geçirmektir. Toplumsal ölçekte ahlak, hukuk ve sair problemleri çözmek için atılması gereken adım ise mehdi denen mitolojik kahramanımızın zuhur zamanını beklemek değil, öncelikle kendi evimizin önünü süpürmektir. Yok eğer, “Gelsin, mehdi süpürsün” derseniz, emin olun daha çok beklersiniz. Neredeyse tarihin şafağından beri “Şaoşyant”ından (Mecusiler) “Maitraya”sına (Budistler) kadar sayısız mehdi beklendiği halde, süpermen mehdilerden hiçbiri şu vakte kadar zuhur emaresi bile göstermiş değildir. Açıktan veya zımnen, “Ben mehdiyim” diye ortaya çıkanlar ise, tıpkı 1880’li yıllarda bizim köyden (Giresun, Keşap, Kaşaltı köyü) zuhur eden Hasan Efendi adlı şark kurnazının mehdilik iddiasında ve aynı zamanda FETÖ vakasında olduğu gibi, devletin ve milletin başını ağrıtmaktan başka bir iş becermiş değildir.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Abdullah Belge 08 Ekim 2016 19:32
Değerli hocam, fert olarak duadan başka elimizden bir şey gelmiyorsa ne yapalım? Dua yapmayalım mı?Sizin dedikleriniz devlet olarak yapılması gerekir.Devlet gerekeni yapsın(ki yapıyor)biz fe dualarımızla destek verelim olmaz mı?..
metin göksu 01 Ekim 2016 18:41
Hocam ben metin hoca giresundan....size katılıyorum..yapacağımız işleri yapmayıp ALLLAH a havale etmek en kolay yol.....biz ki dumanların arasından kurtarıcı bekler...yetinmeyip mehdi bekler ..PEYGAMBER EFENDİMİZLE....yetinmeyip açıklama yapsın bizi aydınlatsın diye şıh aziz .hoca efendileri baş tacı yaparsak ...islam için kolaya, oradan da kullanılmaya, aklı kiraya vermeye gideriz ki. sizin dediğiniz gibi islamı kolaylaştırıp öğretmeyenler ,öğrenmek istemeyip kolaya kaçan ümmet...sadece ve sadece buğz etmekle kalır..saygılar
güneş 28 Eylül 2016 10:36
Hocam sizin için acil şifa diliyorum.. Saygılar sevgiler...
KARAR OKURU 26 Eylül 2016 14:42
Rabbülalemin Şifanı versin Aziz kardeşim ....İki Cihan saadeti diliyorum .Ve üzgünüm çok .....Ne acı , sende gelip anlaşılamadan gidenlerdensin .Ne diyim Azizim .Seni kaybetmeden kıymetini bilmek duamız .Tefsirini bitirmeden göçmede
aaaaaa 26 Eylül 2016 10:03
"Kötülüğün bertaraf edilmesi" konusunda bir eleştirim olacak. Kötülük nedir ve müdahale sınırı nedir?. Hangi kötülüğe elimizle müdahale etmeliyiz? Bu da bence "ulül emr" kavramı gibi yoruma açıktır ve yanlış anlaşılmaktadır. Birisi bu hadisi kendince yorumlayıp düstur edinip giyim tarzını kötülük olarak yorumladığı bir bayanı tekmelemeyi makul görürse ne olacak?
ali khsan yelimlibag 26 Eylül 2016 09:15
sen hidayet noktasında hiçbir adım atma ve sonra hidayeti allahdan bekle,olursa olur olmazsa olmaz öylemi; kadecilik anlayışı tamda burda başlıyor herşeyi allahdan bilmek,bu bakış açısı nisa 79 a göre yanlıştır, zira iyilik alladan kötülük nefsindendir.ben diyorumki dini allaha has kılarken allaha iftiradan sakınalım... selamlar.
M. Sami 25 Eylül 2016 22:51
Diğer Müslüman Ülkeleri gezdim yaşadım gördüm, Türkiye Halkı her fırsatta, her tarihi, münasebeti fırsat bulup Allaha yönelmek adına BU DUALARLA AYAKTA olduğunu anladım. Ve maalesef son zamanlarda Türkiyeyi bu damarından vurmak istiyorlar. Sayın Mustafa hocamıza saygımız sonsuz. Ancak ifadesi biraz Acizin Hükmü gibi olmuş. وقل اعملوا.. ان الله لا يغير.. ان تنصروا الله.. Ve daha nice ayetlerin kapsamında olan İslamda İMAN'A MUKTERİN AMEL konusunu işleyeceğine, ne yazık ki gitmiş bu konuyu Dua üzerinden anlatmaya çalışıyor. Yani kendisi br yandan "elinden hiç bir şey gelmezse bari gönlüyle buğzetsin" hadisini anlatıyor, sonra da Suriye konusunda elinden hiç birşey gelmeyen uzak vatandaşın Duasını eleştiriyor öte yandan. Hocam yanlış yerde arıyorsunuz. Hem de çok yanlış. Oysaki Kurani Kerime baktığımızda adeta bir dua kitabı olduğunu görüyoruz. "Dua İbadetin Beynidir" buyuran Hz. Peygamberimizin S.A.V. Hayatından da öğrendiğimiz gibi ve aşağıda gösterildiği gibi Kuranı Kerimde tam 87 ayeti Kerimede olmak üzere, musibetlerde, ihtiyaçlarda, işlerde, isteklerde, hayat için, ahiret için, diri için , ölü için, geçmiş için, gelecek için, savaşta, barışta, kariflere karşı, şeytana karşı, zalimlere karşı, rızk için, evlat için, eş için, hastalık için vs.. vs... Daha nice duaya emreden ayetler hariç, Allahu Teala bizzat duayı bize lafızlarıyla ibaretleriyle şekliyle öğretiyor. "Allahım sana el açmaktan bizi mahrum etme, içimizdeki beyinsizler yüzünden bizleri helak eyleme" سورة البقرة: رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنْتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ(127). رَبَّنَا وَاجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِنْ ذُرِّيَّتِنَا أُمَّةً مُسْلِمَةً لَكَ وَأَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَا إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ (128). إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ (156). وَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ رَبَّنَا آَتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآَخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ(201). غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ(285) رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا إِنْ نَسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا أَنْتَ مَوْلَانَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ (286). سورة آل عمران: رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ (8). رَبَّنَا إِنَّنَا آَمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ (16) قَالَ رَبِّ هَبْ لِي مِنْ لَدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً إِنَّكَ سَمِيعُ الدُّعَاءِ(38). رَبَّنَا آَمَنَّا بِمَا أَنْزَلْتَ وَاتَّبَعْنَا الرَّسُولَ فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدِينَ(53). رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ (147). رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذَا بَاطِلًا سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ (191). رَبَّنَا إِنَّكَ مَنْ تُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ أَخْزَيْتَهُ وَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ أَنْصَارٍ(192) رَبَّنَا إِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَادِي لِلْإِيمَانِ أَنْ آَمِنُوا بِرَبِّكُمْ فَآَمَنَّا رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّئَاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ الْأَبْرَارِ(193) رَبَّنَا وَآَتِنَا مَا وَعَدْتَنَا عَلَى رُسُلِكَ وَلَا تُخْزِنَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ(194) سورة النساء : رَبَّنَا أَخْرِجْنَا مِنْ هَذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ أَهْلُهَا وَاجْعَل لَنَا مِنْ لَدُنْكَ وَلِيًّا وَاجْعَل لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَصِيرًا(75). سورة المائدة : رَبَّنَا آَمَنَّا فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدِينَ (83). سورة الأعراف : رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنْفُسَنَا وَإِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ (23). رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ(47). وَسِعَ رَبُّنَا كُلَّ شَيْءٍ عِلْمًا عَلَى اللَّهِ تَوَكَّلْنَا رَبَّنَا افْتَحْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ قَوْمِنَا بِالْحَقِّ وَأَنْتَ خَيْرُ الْفَاتِحِينَ (89). رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَتَوَفَّنَا مُسْلِمِينَ(126). سُبْحَانَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ وَأَنَا أَوَّلُ الْمُؤْمِنِينَ (143). لَئِنْ لَمْ يَرْحَمْنَا رَبُّنَا وَيَغْفِرْ لَنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ(149) . قَالَ رَبِّ اغْفِرْ لِي وَلِأَخِي وَأَدْخِلْنَا فِي رَحْمَتِكَ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ(151). رَبِّ لَوْ شِئْتَ أَهْلَكْتَهُمْ مِنْ قَبْلُ وَإِيَّايَ أَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ السُّفَهَاءُ مِنَّا إِنْ هِيَ إِلَّا فِتْنَتُكَ تُضِلُّ بِهَا مَنْ تَشَاءُ وَتَهْدِي مَنْ تَشَاءُ أَنْتَ وَلِيُّنَا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنْتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ (155). وَاكْتُبْ لَنَا فِي هَذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآَخِرَةِ .......(156). إِنَّ وَلِيِّيَ اللَّهُ الَّذِي نَزَّلَ الْكِتَابَ وَهُوَ يَتَوَلَّى الصَّالِحِينَ(196). سورة التوبة : حَسْبُنَا اللَّهُ سَيُؤْتِينَا اللَّهُ مِنْ فَضْلِهِ وَرَسُولُهُ إِنَّا إِلَى اللَّهِ رَاغِبُونَ(59). حَسْبِيَ اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ (129). سورة يونس : فَقَالُوا عَلَى اللَّهِ تَوَكَّلْنَا رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ(85). وَنَجِّنَا بِرَحْمَتِكَ مِنَ الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ (86). سورة يوسف : رَبِّ قَدْ آَتَيْتَنِي مِنَ الْمُلْكِ وَعَلَّمْتَنِي مِنْ تَأْوِيلِ الْأَحَادِيثِ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ أَنْتَ وَلِيِّي فِي الدُّنْيَا وَالْآَخِرَةِ تَوَفَّنِي مُسْلِمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ (101) سوره إبراهيم : وَإِذْ قَالَ إِبْرَاهِيمُ رَبِّ اجْعَلْ هَذَا الْبَلَدَ آَمِنًا وَاجْنُبْنِي وَبَنِيَّ أَنْ نَعْبُدَ الْأَصْنَامَ (35) رَبِّ إِنَّهُنَّ أَضْلَلْنَ كَثِيرًا مِنَ النَّاسِ فَمَنْ تَبِعَنِي فَإِنَّهُ مِنِّي وَمَنْ عَصَانِي فَإِنَّكَ غَفُورٌ رَحِيمٌ (36) رَبَّنَا إِنِّي أَسْكَنْتُ مِنْ ذُرِّيَّتِي بِوَادٍ غَيْرِ ذِي زَرْعٍ عِنْدَ بَيْتِكَ الْمُحَرَّمِ رَبَّنَا لِيُقِيمُوا الصَّلَاةَ فَاجْعَلْ أَفْئِدَةً مِنَ النَّاسِ تَهْوِي إِلَيْهِمْ وَارْزُقْهُمْ مِنَ الثَّمَرَاتِ لَعَلَّهُمْ يَشْكُرُونَ (37) رَبَّنَا إِنَّكَ تَعْلَمُ مَا نُخْفِي وَمَا نُعْلِنُ وَمَا يَخْفَى عَلَى اللَّهِ مِنْ شَيْءٍ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ (38) رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلَاةِ وَمِنْ ذُرِّيَّتِي رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاءِ (40) رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ (41) سورة الإسراء : وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا (24) وَقُلْ رَبِّ أَدْخِلْنِي مُدْخَلَ صِدْقٍ وَأَخْرِجْنِي مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَلْ لِي مِنْ لَدُنْكَ سُلْطَانًا نَصِيرًا (80) سورة الكهف : إِذْ أَوَى الْفِتْيَةُ إِلَى الْكَهْفِ فَقَالُوا رَبَّنَا آَتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا (10) سورة طه : فَتَعَالَى اللَّهُ الْمَلِكُ الْحَقُّ وَلَا تَعْجَلْ بِالْقُرْآَنِ مِنْ قَبْلِ أَنْ يُقْضَى إِلَيْكَ وَحْيُهُ وَقُلْ رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا (114) سورة الأنبياء : وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَى رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ (83) فَنَادَى فِي الظُّلُمَاتِ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ (87) وَزَكَرِيَّا إِذْ نَادَى رَبَّهُ رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنْتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ (89) سورة المؤمنون : وَقُلْ رَبِّ أَنْزِلْنِي مُنْزَلًا مُبَارَكًا وَأَنْتَ خَيْرُ الْمُنْزِلِينَ (29) قَالَ رَبِّ انْصُرْنِي بِمَا كَذَّبُونِ (39) قُلْ رَبِّ إِمَّا تُرِيَنِّي مَا يُوعَدُونَ (93) رَبِّ فَلَا تَجْعَلْنِي فِي الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ (94) وَقُلْ رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ (97) وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَنْ يَحْضُرُونِ (98). رَبَّنَا آَمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ (109) وَقُلْ رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَأَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ (118) سورة الفرقان : وَالَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَ إِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًا (65) رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا (74) سورة الشعراء : رَبِّ هَبْ لِي حُكْمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ (83) وَاجْعَلْ لِي لِسَانَ صِدْقٍ فِي الْآَخِرِينَ (84) وَاجْعَلْنِي مِنْ وَرَثَةِ جَنَّةِ النَّعِيمِ (85) وَاغْفِرْ لِأَبِي إِنَّهُ كَانَ مِنَ الضَّالِّينَ (86) وَلَا تُخْزِنِي يَوْمَ يُبْعَثُونَ (87) سورة النمل : رَبِّ أَوْزِعْنِي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتِي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلَى وَالِدَيَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضَاهُ وَأَدْخِلْنِي بِرَحْمَتِكَ فِي عِبَادِكَ الصَّالِحِينَ (19) سورة القصص : قَالَ رَبِّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي ...(16) رَبِّ نَجِّنِي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ (21) رَبِّ إِنِّي لِمَا أَنْزَلْتَ إِلَيَّ مِنْ خَيْرٍ فَقِيرٌ (24) سورة ص : رَبِّ اغْفِرْ لِي وَهَبْ لِي مُلْكًا لَا يَنْبَغِي لِأَحَدٍ مِنْ بَعْدِي إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ (35) سورة غافر : رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَحْمَةً وَعِلْمًا فَاغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ (7) رَبَّنَا وَأَدْخِلْهُمْ جَنَّاتِ عَدْنٍ الَّتِي وَعَدْتَهُمْ وَمَنْ صَلَحَ مِنْ آَبَائِهِمْ وَأَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ إِنَّكَ أَنْتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ (8) وَقِهِمُ السَّيِّئَاتِ وَمَنْ تَقِ السَّيِّئَاتِ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمْتَهُ وَذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ (9) وَأُفَوِّضُ أَمْرِي إِلَى اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ (44) سورة الدخان : رَبَّنَا اكْشِفْ عَنَّا الْعَذَابَ إِنَّا مُؤْمِنُونَ (12) سورة الأحقاف : رَبِّ أَوْزِعْنِي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتِي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلَى وَالِدَيَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضَاهُ وَأَصْلِحْ لِي فِي ذُرِّيَّتِي إِنِّي تُبْتُ إِلَيْكَ وَإِنِّي مِنَ الْمُسْلِمِينَ (15) سورة الحشر : رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَانِنَا الَّذِينَ سَبَقُونَا بِالْإِيمَانِ وَلَا تَجْعَلْ فِي قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذِينَ آَمَنُوا رَبَّنَا إِنَّكَ رَءُوفٌ رَحِيمٌ (10) سورة الممتحنة : رَبَّنَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَا وَإِلَيْكَ أَنَبْنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ (4) رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلَّذِينَ كَفَرُوا وَاغْفِرْ لَنَا رَبَّنَا إِنَّكَ أَنْتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ (5) سورة التحريم : رَبَّنَا أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَا إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ (8) سورة نوح : رَبِّ اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِمَنْ دَخَلَ بَيْتِيَ مُؤْمِنًا وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَلَا تَزِدِ الظَّالِمِينَ إِلَّا تَبَارًا (28)
AHMET ALDEMİR 25 Eylül 2016 07:03
OYSA, Her dua, bir davadır, davettir, çağrı, çabadır, çalışmaktır. Bu yolda olma dileğiyle DUA demek, davası, daveti, çağrısı, iddiası uğrunda var gücüyle uğraşmak, hatta bittim noktasına kadar tüm imkanlarıyla seferber olup, Yaratılmış Kainat Kitabındaki ve Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlattığı EVRENSEL İLKELERLE, O İŞİN usul ve esasına, edep ve adabına uygun, azami güven ve ümitle, sabırla çalışmak demektir. Rabbilalemin böyle yapılan duaya her daim karşılık vermektedir.
Sabit Balık 24 Eylül 2016 16:37
Saygıdeğer ve kıymetli Hocam öncelikle hastalığınız için sizlere Allah' tan acil şifalar diliyor aynı zamanda bu haftaki yazınızın konusunu da kendi hayatınıza transfer ederek yani hastalığınızın düzelmesini sadece oturup dua ve yakarışla değil de kendinizin de çabası ve gayretiyle düzelmesi konusunda olumlu adımlar atmanızı temenni ediyor ve gerek devletimiz ve milletimiz gerek sizi seven bizler ve gerek aileniz için muhakkak önemli olan bir değeri erken kaybetmek istemiyoruz.Ayrıca yazılarınızı beğenerek okuyor ve çok şey öğreniyoruz.Allah sizi yetiştiren ve bize kazandıran ailenizden ve sizden razı olsun.Sonsuz saygı ve selamlarımla...
A.DOGAN 24 Eylül 2016 11:01
Muhterem Mustafa Hocam. TV sohbetlerinizi ve yazilarinizi hep takip etmekte ve cok sey ogrenmekteyim.Ozellikle Latif Erdogan Beyfendi ile 20.12.2014 tarihli Sozden Ote TV programini hayranlikla izledim. Bu oturum Universitelerde referans ders olarak okutulmasi taraftariyim. Allah c.c. bana ogrendiklerimle ve size ilminizle Amel etmeyi nasip eylesin.Erdemli insan olmak her musluman lazimdir.Saygi,sevgi ve hurmetlerimle.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN