Back To Top
Gelenekçilik edebiyatı yapıp modernist gibi yaşamak

Gelenekçilik edebiyatı yapıp modernist gibi yaşamak

- A +

Modernizm ve modernite, sırtlarını dinî geleneğe yaslayıp geleneği fetiş gibi algılayan ve bu sayede sıfır maliyetle çok büyük bir güç ve iktidar kotaran çevreler nazarında birer şeytanî kavramdır. Modernizmi şeytanlaştırmanın zihinsel arka planında Batı dünyasıyla hesaplaşma arzusu vardır. Çünkü modernizm tecrübesi Batı kaynaklıdır. Bu tecrübenin felsefî arka planında ise malum aydınlanma hikâyesi vardır. Evet, bütün bunlar doğrudur. Ayrıca Batı’nın dün olduğu gibi bugün de genel olarak İslam dünyasıyla, özel olarak Türkiye’yle ilişkisinin çok kere ilkesiz ve ahlaksız olduğu kuşkusuzdur. Lakin Batı’nın birkaç yüz yıldır maddi gelişme açısından bize nal toplattığı, dolayısıyla modernliğin inkârı gayri kabil bir durum olarak bizi kuşattığı da kuşkusuzdur.

***

Şimdiki zamanı kıymete bindiren bir gerçeklik olarak modern duruma değer yükleyebilir, felsefî ve kültürel bir nesep tayin edebilirsiniz. Ancak insanoğlunun yeryüzü macerasının başından beri sosyal akışkanlığın devam ettiği gerçeğini de teslim etmelisiniz. Mademki siz yüzyıllardır tarihte tatile çıkıp meraksızlık huyunu kendinize karakter olarak kodlamışsınız, o zaman ötekinin alıp başını gitmesine sövüp saymanın nafile olduğunu da bilmek zorundasınız.

Biz modernliği merkezden ve iç dinamiklerimizden üretmiş bir millet değiliz. Daha açıkçası biz modernliği ilkin cephede kurşun ihtiyacı olarak fark eden bir milletiz. Geç dönem Osmanlı tarihindeki Nizam-ı cedit, Sekban-ı cedit gibi düzenlemeler modernliği ilk defa kurşun ihtiyacı olarak fark ettiğimizi gösteren tecrübelerdir. Söz konusu düzenlemelerin işe yarayıp yaramadığı veya Osmanlı’nın ömrünü uzatıp uzatmadığı apayrı bir mevzudur. Ancak şu kesin ki modernliği merkezden kim üretmişse, bütün boyutlarıyla onun içini dolduran da odur.

Bu bakımdan, Mehmet Akif gibi mütefekkirlerimizin Japonya örneğinden hareketle aşıyı kendinden yaparak modernleşme teklifinde bulunmasının anlamlı bir sonuç vermediği ve dahi vermeyeceği açıktır. Çünkü cep telefonu da dâhil, tüm modern aygıtların bagajında o aygıtı üreten felsefî kodlar da mevcuttur. Haliyle, bir zamanların moda klişesi olan, “Batı’nın teknolojisini alalım ama ahlakını almayalım” sözü laf-ı güzaftır. Ancak bu klişe moderniteyle başa çıkma hususunda en azından bir teklif olması itibarıyla anlamlıdır. Dahası bu klişe bir taraftan modernitenin dibini bularak yaşarken bir taraftan da moderniteye sövüp saymaktan çok daha ahlaklı bir duruşa atıfta bulunmaktadır.

***

Evet, modernizmin arka planında Batı’daki aydınlanma hikâyesinden söz edilebilir. Elbette büyük tecrübelerin bir hikâyesi vardır, olmak zorundadır. Ancak söylem düzeyinde sükseli retoriklerle sabah-akşam modernizme sayıp sövüp, eylem ve pratik hayat düzleminde moderniteyi massederek yaşamaktansa, hâl-i hazırdaki durumu “durum” olarak kavramak ve bu modern durum içinde Müslümanca yaşamanın sahici formüllerini aramak kuşkusuz daha tutarlı ve ahlaklı bir tavırdır. Oysa biz bugün sosyal akışkanlık bize hangi istikameti gösteriyorsa, gönüllü olarak o istikamete yöneliyor ve hayatı bu minvalde yaşayıp gidiyoruz. Bu arada sıkı gelenekçilerimizin klasik fıkıh müktesebatına güzelleme tarzında edebiyat parçalamalarını da hayret ve tebessümle izliyoruz. Hâsıl-ı kelam, gelenek ve gelenekçilik edebiyatımız tam manasıyla nostalji ve özlemler diyarı edebiyatıdır. Hâl-i hayatımız ise tepeden tırnağa moderniteye ayarlıdır. Bu hâl-i pür melalin tam karşılığı ise zavallılık, iki dünyalılık ve çifte standartçılıktır.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Atila Demirkasımoğlu 22 Aralık 2016 12:00
Cevabını bulamadığımız için unuttuğumuz sorular... 100 yıllık sancı. Said Halim Paşa ile siyasileşen, Ziya Gökalp ile içine girilen savaş... Namık Kemal ile başladı ve Şinasi ile sürdü Şair Evlenmesinde aslında... Mümtaz Turhan ve Erol Güngör sürdürdü soruları ve arayışları. Ama elimizde bir şey yok. Hala kurşun gerekli ve İphonelardan vazgeçemeyiz noktasında bir yenilginin eşiğinde duruyoruz. Belki de aslında abartıyoruz ve yanlış yere mi bakıyoruz diyesim de gelmiyor değil. Sorun sadece kendimiz olarak ve kendimizi güncelleyerek aşılabilir belki de. Türkçe ile mesela. İlk yapılacak olan Türkçe ve onun edebiyatında bir yükselme. Çünkü türkçe zenginliği düşünebilme ve konuşabilme endeksimiz yükseltecektir. Ama zor alan. Yeniden unutulan alana, vazgeçtiğimiz sorulara dönmemiz gerekiyor muhakkak.
hüseyin asker 09 Aralık 2016 03:12
hocam karar eylemiş ne güzel eylemiş iki yüzlülüğümüzü bir kez daha tesbit eylemiş
Dilşat 03 Aralık 2016 22:48
Değerli hocam durum tespiti yapmanız yanında somut önerilerde de bulunmanizi rica ediyorum.Rehberliginize ihtiyacımız var
Lütfi Baykal 03 Aralık 2016 15:34
Modernitenin görece üstünlüğü hayatın amacını her bakımdan emek odaklı görerek aklı ve onun ürünü olan bilgiyi daha iyiye ulaşma amacıyla sürekli kullanması sonucunda elde edilmiştir. Müslümanların Yapması gereken de herşeyi yaratan Allah'ın Mülk suresi ikinci ayette de belirtildiği gibi hayatı kimin en iyi iş ve davranışları yapacağının ortaya çıkması için bir imtihan sahası olarak yarattığını artık bir zahmet anlayarak herkesin yapabileceğinin en iyisini yapma yarışına girmektir. Bu gerçeği aklıyla bulup kavrayan modernitenin temsilcilerine laf yetiştireceğimize lütfen aklımızı kullanmaya başlamamız ve vahiyden de moral desteği alarak modernitenin yaptığının daha iyisini yapmamızın geç de olsa farkına varmamız gerekir. Aksi halde her geçen gün aleyhimize işlemekte, sorumluluğumuz neticesi sadece dünya hayatında sürünmekle kalmayacak ahirette de bunun hesabını veremeyeceğiz.
ayşe 03 Aralık 2016 13:32
Hocam bir de şöyle bir durum var: bu 'gavur' batı herşeyi ama herşeyi merak edip araştırıyor, inanılmaz emek ter göz yaşı döküp evrenin genişlediğinden tut da atom altı parçacıklara, dünya yüzeyinde yaşayan yada yaşamış canlıların dökümüne kadar şimdi uzayda hayat kurmaya kadar vs vs -anlatmakla bitmez- buluşlar yapıp icatlar üretirken, bakıyorsun bu okuma yazma bilen bahsettiğiniz bazı tipler bunları "küçümseyici" şeyler ifade ediyorlar! İnanılmaz !! Zaten bunların hepsi Kuran'da var diyenler, o buluşların önüne arkasına 'hazret' ekleyenler, aslolan bunlar değil irfan sahibi olduklarını ima edip gizliden böbürlenenler, neler neler! Ya anlamaya çalışıyorum Avrupa rönesans yaşarken, bilimde devrim yaparken bizim okur-yazar mütedeyyin kesim ne halt etmiş diye? Hemen hemen benzer şeyler, hatta bugün daha kötüsü! O zamanlar hıristitan diye avrupaya gitmek bile yasakmış, yada hoş görülen birşey değilmiş diyelim; dolayısıyla ne olup bittiğini anlamamışlar bile. Hadi o zaman ki iletişim durumuna bakıp bir dereceye kadar durumu izah edebiliriz ama şimdi!? Bu nasıl bir aymazlık, ne bitmez tükenmez bir eziklik!
KARAR OKURU 03 Aralık 2016 17:47
0
Teklifiniz nedir? Teknolojiyi reddederek Amish'ler gibi yaşamak bence bir teklif olarak sunulmalı..Bu konuda (modernizm) bir fikir jimnastiği bile yapamamak en büyük meselemiz bence..Lewis Mumford Makina Efsanesi, Feyerabend Yönteme Hayır , Neil Postman Televizyon Öldüren Eğlence.. bu konuda önemli kitaplar..
Zeynep 03 Aralık 2016 13:29
"eylem ve pratik hayat düzleminde moderniteyi massederek yaşamaktansa, hâl-i hazırdaki durumu “durum” olarak kavramak ve bu modern durum içinde Müslümanca yaşamanın sahici formüllerini aramak kuşkusuz daha tutarlı ve ahlaklı bir tavırdır." Sayın Hocam, siz ve sizin gibi müslüman, entellektüel ilim adamlarından beklentimiz bu formüllerin özelde memleketimize genelde İslam Alemine sunulmasıdır.
KARAR OKURU 03 Aralık 2016 13:11
hocam size bir soru sormuştum ama cevap yazmadınız
KARAR OKURU 03 Aralık 2016 12:07
Lafı gediğine koymuşsunuz hocam
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN