Back To Top
İslamcılık neydi, ne oldu? (I)

İslamcılık neydi, ne oldu? (I)

- A +

Son günlerde yeniden tartışmaya açılan İslamcılık düşüncesi hakkında bu köşede yazmayı düşünmüyordum; fakat Sebîlürreşad dergisinin son sayısında (Haziran 2017, sayı: 1017) “İslamcılık” ile ilgili bir makalemin yayınlanmasından sonra makaleyi gözden geçirip biraz genişlettim ve üç haftalık bir yazı dizisi olarak burada da paylaşmak istedim. Malumunuz, İslamcılık son yıllarda şu veya bu vesileyle gündeme taşınıp tekrar tekrar tartışılan bir meseledir. 17/25 Aralık bürokratik darbe girişiminden birkaç ay kadar önce FETÖ’nün o dönemdeki meşhur kalemşörlerinden Mümtaz’er Türköne’nin “İslamcılık öldü!” iddiasında bulunduğu ve bu iddianın hararetli bir tartışma konusu olduğu pek çoğumuzun hafızasından henüz silinmiş değildir. 16 Nisan 2017 referandumunun hemen akabinde de birilerinin, “AK Parti radikal İslamcılarla yollarını ayırmalıdır” şeklinde bir çıkış yapması üzerine İslamcılık meselesi yeniden tartışmaya açıldı ki bu son tartışmanın dumanı hâlâ tütmektedir. AK Parti’nin radikal ve/veya siyasal İslamcılarla yolunu ayırıp ayırmaması reel-politikle meşguliyetten hazzetmeyen bizim gibi insanları pek ilgilendirmemektedir. Bizi ilgilendiren mesele, “İslamcılık aslında nedir? Sabit ve standart bir İslamcılık modelinden söz etmek mümkün müdür?” meselesidir.

İslamcılık düşüncesinin ortaya çıkışı genellikle XIX. yüzyılın ikinci yarısıyla tarihlendirilir ve bu düşünce İslam dinini inanç, ahlak, siyaset, devlet ve hukuk gibi birçok bakımdan hayata hâkim kılma, müslümanlar arasında birlik ve dayanışma tesis ederek İslam âlemini Batı karşısındaki çok yönlü mağlubiyetten ve taahhur badiresinden kurtarma odaklı bir arayış olarak tarif edilir. Bu tarifte İslam temel referans olarak kodlanmış görünmekle birlikte, İslamcılık aslında XIX. yüzyıl itibariyle müslümanların dünya üzerindeki en büyük siyasi gücünü temsil eden Osmanlı devletini kurtarma ideolojisi olarak tebarüz eden bir düşünce biçimidir. Dolayısıyla İslam siyasi bir ifade tarzı olarak bu düşüncenin ideolojik setindeki işlevsel ve etkili bir araç mesabesindedir. İslamcılığın ilk defa Namık Kemal ve Ali Suavi gibi isimlerce temsil edilen Yeni Osmanlılar arasında gündeme gelmesi bu tespiti destekleyen bir veri olarak değerlendirilebilir. Keza ilk nesil İslamcılıktaki ittihad-ı İslam idealinin aslında bütün bir İslam dünyasının Osmanlı devletinin liderliğinde birleşip bütünleşerek kurtuluşa ereceği fikrine karşılık geldiği bu vesileyle not edilmelidir. Ayrıca II. Meşrutiyet dönemindeki İslamcılığın Türkçülük ve muasırlık gibi fikriyatı da muhtevi olduğunu gözden kaçırmamak gerekir.

Mısır’da Muhammed Abduh’un siyaset ağırlıklı el-Urvetü’l-Vüskâ projesinin anlamlı bir sonuç vermeyeceğine kanaat getirdikten sonra hocası Cemâleddin Afgânî’yle yollarını ayırıp topyekûn kurtuluş reçetesini ıslah-tecdit temelinde tanzim etmesi ve bu yeni/yenilikçi reçetedeki dinî referansların Reşid Rıza, Ferid Vecdi, Mustafa el-Merâğî gibi takipçileri tarafından “neo-selefî” diye nitelendirilebilecek bir yaklaşımla daha da güçlendirilmesi İslamcılık düşüncesine farklı bir boyut katmış ve bu boyutuyla İslamcılık Mehmed Âkif gibi isimlerce Türkiye’nin düşünce iklimine de taşınmıştır. Böylece İslamcılık bir taraftan siyasi ideolojik karakteri zayıflarken diğer taraftan fikrî ve ilmî tarafı ağır basmaya başlayan bir hüviyet kazanmıştır. Ancak Türkiye’de laik rejiminin kurulması ve Tek Parti yılları İslamcılık adına bir bakıma kayıp yıllar olmuştur. Demokrat Parti’nin iktidar yıllarında ise İslamcılıktan ziyade, popüler ve folklorik İslam güç kazanmıştır.

Bu dönemde ortaya çıkan Necip Fazıl İman ve Aksiyon, Çöle İnen Nur, İman ve İslam Atlası gibi eserlerle folklorik İslam ve halk dindarlığına kendince kitâbî bir boyut katmaya çalışmış, fakat onun sahih ve muteber olarak gördüğü İslam daha ziyade Türk-İslam sentezine dayalı bir muhafazakârlık olmuştur. İlginçtir, bu muhafazakârlık şimdilerde hayli kabarık bir damar olarak yeniden karşımıza çıkmış durumdadır. Muhafazakâr Türk müslümanlığının bariz özelliklerinden biri, Nakşibendîlikle özdeş bir Sünnîlik vurgusudur ki buradaki Sünnîlik tasavvuf-tarikat geleneğindeki biat (inâbe), rabıta, tevessül, velayet, mehdiyet gibi birçok konudaki ciddi sorunlarına rağmen kendisini hakikatin yegâne temsilcisi olarak görmekte, İslam’ın başka bir yorumunda da az çok hakikat payı bulunduğuna ihtimal dahi vermemektedir.

Necip Fazıl’ın Doğru Yolun Sapık Kolları adlı eserine bakıldığında, hem Demokrat Parti yıllarındaki Türkiye İslamcılığının ne kadar popülist ve sekter karakterli olduğu, hem de Abduh, Reşid Rıza gibi ıslah-tecdit temelli İslamcılığın sapkınlıkla eş tutulduğu görülebilir. Kısacası, Necip Fazıl’ın mazlum tarih söylemi, iktidar fetişizmi ve intikamcı tazmin eğilimleri etrafında şekillenen millî-dinî düşünce tarzı şayet İslamcılıksa, Işıkçılık ve Saadet-i Ebediyye çizgisi de bal gibi İslamcılık olarak tanımlanmalıdır. Bugün itibariyle genelde İslam’ı, özelde Sünnî akideyi müdafaa söylemleriyle ön plana çıkan bazı çevrelerin zihin dünyalarındaki İslam ve İslamcılık da hemen hemen aynı tarzdadır. Öte yandan, Necip Fazıl’ın İslâmî sembollerle mezcedilmiş Türklük/Türkçülük ve milliyetçilik hassasiyetleri günümüzde hayli sıklaşan ve mehter gibi nostaljik sembollere yoğun atıflarla bir o kadar da vülgerleşip sığlaşan retorikle kıyaslandığında, günümüz Türkiye’sinde pek çok kimsenin İslamcılık zannettiği din motifli düşünce tarzının gerçekte Demokrat Parti dönemindeki popüler ve folklorik din anlayışından pek farklı bir şey olmadığını söylemek mümkün olur ki evliya, menkıbe, kıssa ve hurafe merakı bu anlayışın olmazsa olmazıdır.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar
KARAR OKURU 02 Temmuz 2017 21:01
Tebrikler harika
Okuyucu 16 Haziran 2017 03:00
Yazının devamını merak ile bekliyorum... Giriş harika olmuş? Suriye'li göçmenlerden duyduğum ile söylüyorum: "Cami görevlilerinin Arapça telaffuzu berbat? Çoğu ayet yanlış okumuyor? Hayret ediyoruz.." Ama biz kendimizi hala kral müslüman, süper müslüman, İslam alemine emsal zannediyoruz?
KARAR OKURU 13 Haziran 2017 23:54
Hocam suya sabuna dokunmadan islama faydanız olmaz yazsana Nihat Hatipoğlu'nu cübbeliyi sapık şehleri tarikatları masalcıları islama zarar verenleri felsefe yapmayı bırakın gerçekleri yazın yoksa milyonlarca takipci ahrette sizden davacı olcak köşendenmi ALLAH korkuyosun
Zeki 13 Haziran 2017 18:09
Eğer bir insan "müslüman"sa otomatikman İSLAMCIdır, İslam taraftarıdır. Ama günümüzde Kur'an'ın dışına çıkıp, gelenekselleşen islam anlayışı, yaşayışı, insanların sadece dışa bakan yönünü islamlaştırıyor. Ortaya sahte bir İslamcı çıkıyor.
Abdullah birisi 11 Haziran 2017 08:12
İslamcılık nemi oldu...?? Kısa net ve çarpıcı bir cevabı yine bir islamcı olan şair NFK vermiş..hemde yıllar öncesinden..biz buzdağını nefeslerimizle hohlayarak yıllar içinde erittiğimizi sandık...birde baktıkki boynumuza kadar çamurun içinde kalmışız..afedersiniz duyamadım...
KARAR OKURU 11 Haziran 2017 03:53
Hocam islam ve insan diye ramazan programlarinda islam anlatiyorsunuz. Karşıda mini etek dekolte bayanlar. Sadece sizin icin degil elbette Kuran müslümanligi konusuluyor karsida dekolte on kat boyali bayanlar. Biraz edep yahuuu demek ihtiyaci hissettim. Hemem yasam tarzi diye zıplayanlari duyar gibiyim. Kardesim İslami konusmayin boyle islam basta edebtir edeb. Edeb yahuu. Simdi siz islamcılıgın neyini anlattiniz bunlari okuyali ceyrek yüzyil oldu. Tarihi bir kromoloji cikarmissiniz o kadar. Ansiklopedik bir calisma olmus siz neresindesiniz mesela. Haaa ilim adami tarafsiz olur rengini belli etmez. İlim hocam ilim hepimize lazim olan kuru kuru alintilardan bisey olmuyor. Haddimi aşmıışsam özür dilerim ama bizim akademik camianın durumu gercekten icler acısı maalesef..Son olarak hocam bir islamcimisiniz degilmidiniz ben bu yazidan anlamadimda beni sorarsaniz zaten her müslüman bir islamcidir itiraz etsenizde. Günese karsi elinizi kapstsanizda kendinize karanlik yaparsiniz. Ve bundan sonraki hayatinizda islamciligi anlarda bi taraf olanin bertaraf olacagini görürsünuz. Nereden neteye geldin diyenler icinde evet edebten basladim ve edebi olanin islamida islamciligifa vardir olmayanin hicbirseyi yoktur. Gecen gün ortada dolasan biz lut kavmiyiz diyenler gibi. Girdim ilim meclisine eyledim kıldım talep Dediler ilim geride ille edeb ille edeb Yanlis anlamayin size edebsiz deme kustahligini gostermem ama bulundugumuz ortamlar bizi rahatsiz etmiyorsa birakin boyle ilmide boyle akademik kariyeride.
KARAR OKURU 11 Haziran 2017 12:07
4
Sanane kiyafetten Sen Kimsin
KARAR OKURU 11 Haziran 2017 12:29
0
Okur Bey, bak bu hiç olmadı. Evvela, Hoca ramazan programı filan yapmıyor. Sonra, bir program daveti üzerine gittiği televizyon kanalında bir katılımcının etek boyuna itiraz edip "Arkadaşlar, bu etek boyuyla aynı kadrajda yer almam" demesi de sanırım edepsizlik dediğiniz şeye benzerdi gibi görünüyor. Bir de Hoca yazının devamı var diyor; belki İslamcılık konusunda nerede durduğunu o zaman açık eder, diye beklemek daha doğru görünüyor. Kısacası bu kadar hışım ve aceleye gerek yoktu yani...
Makal 11 Haziran 2017 14:30
3
Sanane diyen arkadaş islam mefkuresinin ahlakının farkında değil. Zıplayacaklar demişsiniz haksız da değilsiniz hemen haklı çıkarmışlar sizi. Ama ben sonuna kadar katılıyorum düşünce ve tespitlerinize. El hak Allah katında da doğru olan sizin söylediklerinizdir. Allahu alem Allah en doğrusunu bilir.. Ama hakikaten esas sorun sizin de igade ettiğiniz gibi İskamcı ve ya müslüman dediklerimizin gayri islami ve ahlak dışı yaşam tarzı ve tüketim alışkanlıklarına çanak tutmaları hatta herkesten daha çok hevesli olmalarıdır bu durumlara. Bu çok büyük ictimai ve ahlaki bir meseledir. Saygılar..
KARAR OKURU 11 Haziran 2017 02:06
Yazar, Necip Fazıl çizgisini her ne kadar gelenekçi, tasavvufçu sayarken "hurafeci" takımda gösterse de Türkistan'dan gelen ekol şairin işaret ettiği yöndedir.Bilindiği üzere "Ehli Sünnet akidesi" Türkistan'dan gelen "söz" olup, İ.Teymiye gibilerin açtığı "mezhepsizlik" ekolüne çarşı yıkılmaz bir "bent"tir vesselam...
O k u r 10 Haziran 2017 16:13
İslamcılık, sadece Müslümanların değil, gayrimüslimlerin de üzerine konuşmaktan kendini alamadığı bir konudur. İslamcılık üzerine yazıp çizenlerin ekseriyeti ne hikmetse İslamcı olmayanlar, hatta İslamcılardan hazzetmeyenlerdir. Bu yüzden bu güne kadar, İslamcıların düşüncelerinden çok, yazarların İslamcılık hakkındaki kanaatleri, İslamcılık diye dayatılmaktadır. İsmail Kara'dan, Mustafa Öztürk Hocaya kadar bir çok aydınımız aynı durumdadır. Makalenin birinci versiyonunu Yeni Sebilürrşad Dergisinden takip etmiştim. Mustafa Öztürk Hoca, konu hakkında bir tutarlılığı olmasına rağmen, anlattıkları bir İslamcıyı anlamaktan çok uzak.
Lutfi B. 10 Haziran 2017 16:12
İslam, Allah'ın insanlığa gönderdiği vahyi, görevlendirdiği peygamberleri aracılığıyla uygulanmasını istediği ıslah projesidir. Vahyin son örneği Kuran, peygamberlerin sonuncusu ise hz. Muhammed as.dır. İslamcılık ise Allah'ın projesini hayatına hakim kılmakta yetersiz kalan ve bu sebeple mağlup olan Müslümanların mağlubiyetlerini telafi için ortaya koydukları "paralel" bir projedir. Halbuki yapılması gereken Allah'ın projesini yalpalamadan, meşru hedefe götüren meşru olmayan araç ve yöntemleri kullanmak da meşru sayılır demeden yeniden hayatımıza taşımaktı. Vahyi bir şura formu içinde yetkin alimlerimizin ortak muhtemel bir anlam etrafında birleşerek yorumlamak yerine her alimin kendi kabuğuna çekilip Kuranı tek başına yorumlaması Allah'ın mesajının etkisinin müslümanın hayatından kaybolmasına yol açmış, kişi sayısı kadar farklı islam anlayışları ortaya çıkmıştır. İslamcılar parale proje üretmek yerine müslüman hayatından nerdeyse çıkma durumuna gelen Kuranı etkin kılma ve peygamberimizin örnekliğini Allah'ın kelamında tarif ettiği ve örnek davranışlarını gösterdiği şekilde ortaya çıkarmaya öncülük etselerdi iyi niyetlerine rağmen geldiğimiz nokta farklı olabilirdi. Aslında yapılması gereken paralel proje üretmek değil Allah'ın projesine tek tek her müslümanın uymasıdır. Yani yönetici/yönetilen, amir/ memur, asker/sivil, kadın/erkek, yaşlı/genç; herkes islama uygun bir hayat yaşar, Mustafa hocanın önceki yazılarının bazısında da belirttiği gibi islamı kendine uydurmaya çalışmazsa Peygamberimizin hayatıyla tecrübe edilmiştir ki 23 yıllık bir dönem "düze çıkmak için" yeterlidir. Yeterki yolsuzluk hırsızlık gibi değildir, haram parayla haç yapılır, hak etmediği halde torpille bir işe girenin geliri meşrudur gibi dini kendi menfaatine uyduran anlayış ve yöntemleri hayatımızdan çıkaralım. Çünkü bunlar kendimize müslüman ismi verdiğimiz için meşru olmazlar, sadece kendimizi kandırmış oluruz.
Mehmet 10 Haziran 2017 12:07
İslamcılık kelime anlamı İslam alıp satmak olsa gerek, din tüccarlığı İnancı ranta tahvil edebilme ve Küresel emperyalizme yerel destek olma kendi çapında..peygamber nüsvettelerinin meydanı boş buldukları için peygambercilik oynamalarıdır. Müseylemetül Kezzapların içi ve dışı cübbeli olup kıblesi rant olanların çağdaş versiyonları olarak dini otoriteliğe soyunmaları ve böylece rant devşirmeleridir. Halk nezdinde saygın ve kutsal olan ne varsa dinden nemalanmak için alayının istismarıdır, ticaret metaı haline getirilmesidir. Şeriat getireceğiz diyerek inanç klanları kurmak, klan savaşları yapmak ve ku klax klanlaşmak ve samimi mütedeyyin Müslüman avına çıkmaktır İslamcılık. İnsani her alandaki insanlık müktesabatına kibrit çakmaktır. Sahih İslamı kendi saltanatı için boğazlamak ve kardeş katline fetva verip sonrada kardeşlik türküleri söylemek, müsebbibi olduğu cenazeye gözyaşı dökmek salya sümük ağlamaktır İslamcılık. Halbuki İslam getirilmez, Şeriat getirilmez yalnızca ivazsız garazsız yaşanırdı kardeşçe ve mütevazice. Tüm insani değerlerin İslam olduğu, İslamın insanı onuruyla hak ve hukukuyla yaşatmak olduğu ıskalanmazdı bilerek yada bilmeyerek...Emperyalizmin İslamı-müslümanı darağacında sallandırmasıdır İman etmemiş nato imanlı müminler eliyle ve bundan destansı mücahitlik öyküleri çıkarıp şark kurnazlığıyla Allahı bile aldatabileceklerine cüret edebilme idraksizliğidir İslamcılık...
O k u r 10 Haziran 2017 15:08
1
Çok banal bir fehim. Fetöcü denildiğinde aklınıza Fetöyü alıp satan mı geliyor.
Takipci 10 Haziran 2017 11:49
Din anlayisinda yeni bir Paradigma'ya ihtiyac var. Muvcut bin yillik paradigma'nin Muslumanlara hic bir faydasinin olmadigi aciktir.
O k u r 10 Haziran 2017 14:58
9
Yüz yıldır, bin yıllık geleneğe hakaret etmekten başka bir iş yapmayan ebleh bir güruh peydahlandı...
KARAR OKURU 10 Haziran 2017 20:04
0
Bin yıllık bir İslam paradigması yok. 1400 yıldır döneme ve mekana göre değişen yüzlerce, belki binlerce farklı İslam yorumu var zaten. İslamcılar'ın varmış gibi davrandığı tek, doğru, gerçek, güzel bir İslam dini yok yani. O yüzden alimler birleşsin İslam'a tek yorum getirsin, ya da İslam'ı hayatın her alanına uygularsak çiçek gibi olur etraf gibi beklentiler boş beklentiler. Ortada üzerinde anlaşılmış/anlaşılabilir bir İslam yok ki hayatın her alanına uygulayalım. Akla gelen her konuda 360 derecede farklı fikirler var İslam başlığı altında. Allah'ın ve Muhammed'in nitelikleri gibi soyut karmaşık felsefi konularda görüş birliği olmamasından geçtim, namaz vakitleri, miras, başörtüsü, evrim, helal yemek, kadının yeri gibi daha basit ve somut konularda bile görüş birliği yok. İstediğin her görüşü/yorumu bir vakitte ya da mekanda bulabilirsin. Ortada zaten bir İslam paradigması olmadığı için yenisine de gerek yok. Zeitgeist ise dinle ilgili değil ekonomik ve sosyal altyapı ile ilgili. Türkiye devlet rantına dayalı ekonomiye sahip köylü toplumundan, rekabetçi üretken piyasa ekonomisine sahip kentli toplumuna geçtiğinde hem seküler hem İslamcı paradigma yeni duruma uyum sağlayacak zaten. Süreç başladı ama daha 3-4 nesil var olgunlaşmasına.
O k u r 12 Haziran 2017 15:06
3
Karar Okuru, ne paradigmasından bahsediyorsun sen. "Tanrı insanlara doğruyu bulmak için, anlaşılır, doğru dürüst bir mesaj göndermeyi bile beceremedi..." mi demek istiyorsun? Komik olmayın lütfen. İslam bütün gerçekliliği ile apaçık ortada duruyor. Herkes zekası kadar nasiplenir. Seküler aklın ile Tanrının mesajına dil uzatma. O akıl bunun altından kalkamaz.
maraşlı 10 Haziran 2017 11:28
islamcılık la ilgili okuduğum en anlaşılır ve isabetli yazılardan birisiydi belkide en iyisi olabilir devamını bekliyoruz sayın abim.
KARAR OKURU 10 Haziran 2017 10:43
.
Karar Okuru 10 Haziran 2017 09:10
Her din o ülkenin demokrasisi seviyesi ile at başı gider. O ülkede ne kadar demokrasi varsa o kadar da hurafelerden arınmış saydam, kişileri sevgi temelinde kucaklayan din vardır. Harmandaki patos u bilirsiniz,bir tarafından attığınız ot diğer taraftan parçalanmış olarak çıkar.Şimdi sizin düzeniniz de her dönemde,insanların bir kısmı halk,diğer kısmı vatandaş ise,diyelim torpil tüm hızıyla yaygında,bir gencin tüm birikimini,gelmişini geçmişini der dest edip,yağcı kıytırık bir kişi üzerine boca ediliyorsa ve hırsızlıkta daha büyüğü olmayan bu durum karşısında devletin siyasi yapılanması içinde var olan Diyanet gibi devletin hiç bir kurumundan ses seda çıkmıyorsa,diyelim, cüretkar bir din adamının dediğini”torpille iş bulanın ömür boyu aldığı maaş haramdır”diyemiyorsa,o ülkede din çıkarcı tarafgir iktidarların elinde iğdiş ediliyor demektir.Şimdi yeni yetişen bir genç,hakiminin, bir kararıyla tarafgir olduğunu anladığında,ve bu da helal olsun adamını buldu davasını kazandı diye o toplumda taltif görüyorsa,babasının çocuklarının rızkından keserek verdiği vergiyi devlet oy karşılığında başkalarına peşkeş çekiyorsa, bu tür olumsuzlukların her biri kişi karakterine akıtılan bir damla zehir olur.Bu zehirlerdir ki yatiştirdiği genci zehirler.Adamlıktan çıkarır cüdam eder.Şimdi düzenin bu derece patos gibi ve somut olarak göstere göstere kırdığı, dağıttığı o karekteri dinle dua ile bir araya getiremeziniz. Danimarka daki Müslümanlar dünya yüzünde en iyi Müslümanlığı yaşayanlar olduğunu duydunuzsa bunu, kişiyi kirletmeyen bir düzenlerinin varlığında arayın derim.Bu durum yalnız Müslümanlar için geçerli de değildir.Demokrasisi kıt ülkelerin hapsindeki dinler,siyasi yozlaşmış düzenlerin baskısı altındadır.Özetle dine hizmet etmenin olmazsa olmazı, demokrasiye hizmetten geçer.
KARAR OKURU 10 Haziran 2017 11:12
0
helal. bu kadar net anlatırlır.
O k u r 10 Haziran 2017 15:39
3
Bu demokrasi bukalemun gibi bir şey midir ki; ülkelere göre şekilden şekle giriyor. Danimarka'da Müslümana hürriyet sağlarken, Fransa'da İslam'ı ötekileştiriyor, Mısırda Darbecileri meşrulaştırıyor... Bu işler öyle patos hikayeleri ile izah edilecek işler değil.
N.Öztürk 10 Haziran 2017 07:34
Sayın Hocam, yazdıklarınızın doğruluğundan şüphemiz yok, ama yazılan yerin doğruluğu şüphe yaratıyor. Çünkü; "yorum" beklediğimiz bazı haberlerin "es" geçildiği bir zeminde doğrunun özünü anlatmak gölgeleniyor. Fetöcülerin bazılarına adamakıllı çakılırken bazılarının tahliyesine bile haber değeri verilmiyorsa, nokta atışı yapalım, Arınç'ın damatının 3 gün içinde tahliyesi, bu gazetenin internet sayfasında "şempanze" haberi kadar yer bulamıyorsa, siz istediğiniz kadar yazın, suya yazılmış hissinin ötesine geçemezsiniz. Saygıyla.
Çerkez Ethem 10 Haziran 2017 06:48
...."günümüz Türkiye’sinde pek çok kimsenin İslamcılık zannettiği din motifli düşünce tarzının gerçekte Demokrat Parti dönemindeki popüler ve folklorik din anlayışından pek farklı bir şey olmadığını söylemek mümkün olur ki evliya, menkıbe, kıssa ve hurafe merakı bu anlayışın olmazsa olmazıdır. "... Çok Doğru !! Malasef Kuranı anlayarak okumayınca, Kurandaki Tevhid ve sahih sünnet anlayışından uzaklaşılınca ve izlenilen sahısların dedikleri, bu kritere göre ölçülmeyince/yargılanmayınca, ortaya tevhidden ve sahih sünnetten uzak uyduruk islam anlayışı (türk-islam sentezi/muhafazakar türk müslümanlığı, rabıta ve uçan kaçan şeyh masalları ) doğar !!
evin 10 Haziran 2017 05:46
islamın yeni ve çağdaş yorumlara ihtiyacı var..."kafirlerin" öldürülmesini meşru gören, "kafir" kadınları insan bile görmeyen, "yolsuzluk hırsızlık değildir" fetvasını veren bir din anlayışının yaşaması mümkün değil. korkarım "islamcılık" bu dinin sonunu getirecek...
Tora Bora 10 Haziran 2017 13:52
6
"islamın yeni ve çağdaş yorumlara ihtiyacı var..." gibi söylemler, "ılımlı islam" gibi projeler, bu topraklarda yaşayan insanları FETÖ'nün kucağına itti. Dikkat etmek gerekir...
Ziya 10 Haziran 2017 05:46
İslamcılık her ne kadar batı karşısında mağlubiyeti yeniden galibiyete çevirme mücadelesi şeklinde başladı görünse de aslında İslam'ın doğuşu ile başlamıştır.Hz Muhammed döneminden Emevi ve Abbasi devirleri dahil mağlup Arapların Bizans ve Sasani galibiyetlerinin etkisinden çıkma mücadelesi hep var olmuştur.10.Yüzyıldan sonraki Türk asırlarında biraz farklı evrilmiştir. Türklerin Hint ve Çin mistisizmini tanımaları nedeniyle Tarikat tasavvuru gelişmiştir.Rabıtaimevt,dehlizlere çekilme ,küt ile yemut anlayışı Hint mistisizmindeki veya Budist anlayışındakileri ile aynıdır. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde İslamcılar 1950 sonrası başını ancak kaldıra bilmiştir.Kendine özgü fikir geliştirme yerine Selefi düşüncenin ve Mısır etkisinin altında kalmıştır.Dolayısı ile fikirsiz İslamcılık tezahür etmiştir.Türkiye' de Necip Fazıl hariç ideolojik İslamcılığın hararetli savunucuları olmamıştır.Cemil Meriç, Nurettin Topçu dahil.Hatta şunu diyebilirim ki Necip Fazıl,Cemil Meriç bile sol sosyalizminden İslamcılığa evrildiği için natürel bir İslamcı lıktan söz edilemez. AKP iktidarı ve çıkış kaynağı olan Milli Görüş geleneği kaliteli bir İslamcılık değildir.Rahmetli Erbakan'ın bir fikirden çok kalkınma ve ahlaki düşüdür.Bu düş Erbakan' ın tasviri ile AKP döneminde siyonizmin ve batının arka kapısı olmuştur. AKP'nin bir kaç İHL açma,baş örtüsünü sorunluluktan çıkartması İslamcılığa güç değil zaaf getirmiştir.İslamcılar mücadele isteğini kaybetmiş mücahitlikten müteahhitliğe geçmiştir. İstanbul Başakşehir ve Ankara Çukurambar özelinde namazsız,kısa sakallı, rengarenk kıravatlı, nargile çeken ve İslamcı görünen nursuz siyah yüzlü adamlar heyulesine Müslümanın o nâifliği yerini kabalığa çevrilmiştir. Erdoğan her ne kadar medeniyet inşaasından sık sık dem vursa da devri iktidarında var olan İslam medeniyetinin kırıntısı yok olmuştur.En iyi bakılacak yer Maarif ve Kültür bakanlığının durumudur. Kısaca İslamcılık tam ölmese de AKP iktidarı bir beş yıl daha sürerse zannederim salası okunacaktır.Namazını da seküler imamlar kıldıracaktır.Ruhuna el Fatiha değil de toprağı bol olsun diyeceklerdir.
Bülent 10 Haziran 2017 04:24
İslamcılık ifadesi dışarıdan bir tanımlama olarak kulağa pek hoş gelmese de zaruri bir kabul olmuştur bazıları için. Şahsen menkıbe ve kıssalarla temellendirilen bir din anlayışından ve geleneği tümüyle reddeden İslamcılık anlayışından da beri duran biri olarak kendimi İslamcı olarak ifade etmekten rahatsızlık duymuyorum. Benim gibi düşünen epey insan olduğunu da biliyorum. İslamcılık kendi içinde farklı tonlara sahip, doğal olan da budur.Tasavvufi aşırılıklar ve modernist "icadlar" arasında sıkışıp kalmamak gerek. İctihad kapısını sonsuza dek kapatanlar kadar keyfi işletenler de hata etmekteler. "Uydurulmuş din" ve "indirilmiş din" gibi ayrımları son derece tehlikeli ve ümmet olmanın önündeki en büyük tehditlerden biri olarak görüyorum. Dışlayıcı bir dil ile ıslah/tecdit iddiası havada kalır. Islah faaliyetleri dışarıdan değil içeriden yapılır. Dışarıdan sonuçsuz kalmaya mahkum. Yıllardır olan da bu zaten. Mahalle kavgasına döndürmeden taraflar arasından uzlaşıya açık kimselerle diyalog yoluna gidilip ihtilaflar en aza indirgenmeli ve kardeş olmanın önemine ve gerekliliğine ikna olup ikna etmeli..Emek, sabır ve sebat isteyen bir iş, hiç mi hiç kolay değil ama bir zorunluluktan öte bir ibadet...
Neyzen 10 Haziran 2017 03:37
İslamcılık diye tarifi yapılan şey, her coğrafyada nazari tarifi birbirine yakın, iddiası, karşıt söylemi ve alternatif diye ortaya konmaya calisilan plan/projesi benzer olan,müslüman jakobenciligi ile pratiğe konma niteliğinde , islam diye üretilmiş isilik formatın adı..Hani noldu.Belkide su an en makul ve rasyonelce argüman ile pratiğe konmaya çalışılan Tunus'ta Ganuşi/ Nah da hareketinin ki islamcılık tezinin pratik karşılığıdır. Türkiye deki Islamcılik ne ? Valla oda Türk tipi İslamcılık. Mucidi de RTE..Hoca rahmetli sirke ,şeker ,yogurt karması dogaclama yemek yapmıs. Yemegini taddiktan tsonrada "Bu yemeği ben keşfettim ama tadını bende beğenmedim " dedigi türden şeyin adıdır. Pratiği ise, şekil( A ) da görüldüğü gibi..!! Allah tektir ,tek irade dir retoriği ,kıyası ile son hali Reisci bir düzene evrilmiş pratiğin adı.. Bundan sonra hangi güzelleme ile olursa olsun namusu kurtarilmaya çalışılsın pratiği olamayacak şeyin adı "Islamcılıktır .." Hayattan üretilmesi zor tarifi hoş şeydir..! Hocam biraz zorlayacaksınız namusunu kurtarmak için ama ..! Mesala Çalarak hac eda si mümkün caiz olan,ramazanda hayızli dahi olsa bir bayanin kötek yiyebileceği caizdir ( şaka fetvası ) verilen dünya nın adıdır.. Allah Rasulü (sav) insanları köleleştirmek, canını, karı,çocuğu, malı ekonomik meta haline getirilen bir sosyo-ekonomik düzeni put eksenli teolojisi ile ikame ederek kerem varlık insanı bedenen ve ruhen düşürülmesine karşı mücadelenin adı degilmi.?Bozuk teolojik sosyo ekonomik düzenin kendi evlatlarını kurban eder hale getirdiği düzen ve sahiplerine karşı eylem/ sünnetin adı ne oluyor..? Hele birde bizim Türk tipi düzene bakin ! Mekke müşrik toplumu nasıl kendi dönem, şartlari,imkanları içind e (En'am Suresi 130 -145 ayetler ) kurduğu bir düzen varsa, bu günün kendi şartlar, imkanlarına ,niceliklerine görede benzer bir yapı,işleyiş ile kapitalist yapı olmasına rağmen buna esaslı itiraz ve ne yapılması gerktiğini bilemiyenlerin ülkesi.
KARAR OKURU 10 Haziran 2017 03:26
İslamcılık sanki müslümancılık gibi bir şey. Yani bir tür partizanlık gibi bir şey.
İslamcılık bir ideolojydi hep de öyle devam etti. Ancak vakti zamanındaki büyük iddialar ile bugünkü türkiye gerçekliği birbiriyle örtüşmeyince, bugünkü gerçeklikle uzlaşacak bir formül olarak muhafazakarlık tercih edildi. Böylece hem eski islamcılığın mahallesinden kavgasız gürültüsüz taşınılmış oldu, hem de halk nazarında "bizimkiler aslında pek değişmedi" gibi bir algı da oluşturulmuş oldu. Çünkü her köşede yeni bir imama hatip ve ilahiyat, her tvde bir kıssacı vaiz, trtde Kuran yarışması... Daha ne olsun, değil mi....
KARAR OKURU 10 Haziran 2017 03:03
Sıkı bir başlangıç. Devamını ilgiyle bekliyoruz Mustafa Hocam. Çok teşekkürler ve saygılar. Yazıya yapılması muhtemel absürt yorumlar lütfen sizi üzmesin. Allah yardımcınız olsun her zaman.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN