Back To Top
Kendimize avukatlık başkasına savcılık

Kendimize avukatlık başkasına savcılık

- A +

İki hafta önce bu köşede yayımlanan “Şeytan Taşlamaktan Tavaf Etmeye Vakit Bulamamak” başlıklı yazıyla ilgili okuyucu yorumlarından bir kısmı, “Hocam, din işini siz İlahiyat hocaları bu hale getirdiniz; din diliniz ne kadar da sert ve zehirli… Şu ahlaksızlık kavramının kullanımı da kurgu ve imaj oluşturmak maksatlı” gibi eleştirilerle, diğer bir kısmı ise ne yazık ki dinî hamiyet adına hakaretlerle dolu. Yazılarımızda, “Bu sorunlar başkalarının değil, bizim sorunlarımız” desek de, eleştirilerimizin kendimize dönük ve aile içi meselelerimizle ilgili olduğunu açıkça söylesek de içimizden birileri, “Hoca, tüm sorunların kaynağı siz ve sizin gibiler” diyerek olanca günahı bir çırpıda bize yükleyip işin içinden çıkmaktadır.

***

Tarih envanterine öküz altında buzağı arama dönemi olarak geçeceğini düşündüğüm şu son zamanlarda yaşadıklarımız hemen hiçbir konuda birbirimize dert anlatabilme, herhangi bir meseleyi aklıselim ve hissi selimle konuşup tartışabilme imkânımızın pek kalmadığını gösteriyor. Hemen her birimiz sosyal hayatta birçok şeyin yolunda gitmediğini kabul ediyoruz; ama arızalar, sapaklıklar ve yanlışlıkların kaynağı hususunda kendimizi muahezeden muaf tutuyoruz. Hal böyle olunca, “Biz hem müslümanız hem de nasıl bu kadar yalan konuşabiliyoruz? Biz hem müslümanız hem de nasıl bu kadar kolay iftira atabiliyoruz? Biz hem müslümanız hem de nasıl bu kadar kolay nemime ve gıybet üretebiliyoruz?” diyerek kendi kendimizi sorgulamaya lüzum hissetmiyoruz.

Öte yandan, “Başta Allah olmak üzere kitaba, rasule, ahirete, hesaba, cezaya, hâsılı dünya kadar şeye inanıyoruz; ama inandığımız bunca şeyden hiçbirine hayat tecrübemizde niçin esaslı bir yer edindiremiyoruz? Dilimizle çok kolay ikrar ettiğimiz inanca niçin ontolojik bir karşılık bulamıyoruz? Yaptığımız işlerde niçin bir deontoloji kuramıyoruz?” diyerek kendi kendimizi hesaba çekmekten imtina ediyor, her şeyden önce kendimize çeki düzen vermemiz gerektiği ikazına muhatap olduğumuzda ise tıpkı bizim yazılara iliştirilen kimi yorumlarda görüldüğü üzere, “Hoca, bütün problemler hep sizin gibi İlahiyat profesörleri yüzünden” gibi yansıtma mekanizmalarını devreye sokmayı yeğliyoruz.

Yansıtma, bastırma, bahane bulma gibi hiçbir savunma mekanizmasına yaslanmadan açıkça itiraf edeyim ki biz bugün sanki dînimsi bir din dizgesi içinde dindar dinsizlik gibi absürt bir hâli tecrübe ediyoruz. Biz bu hâl ve minvalde iken bir gayri müslim çıkagelse ve bize, “Benim müslüman olmamı istiyorsunuz; ama bu konuda bana nasıl bir teklif sunuyorsunuz? Yani ben sizin gibi müslüman olunca şu an bende olmayan hangi değeri kazanacağım, sözgelimi ahlâkî açıdan hangi eksiğimi tamamlayacağım?” dese, bu gayri müslime nasıl bir karşılık vereceğimizi sizlerin yüksek takdirlerine arz ediyorum. Bu arada çok yakıcı bir gerçek olarak belirteyim ki 15 Temmuz darbe teşebbüsünden beri devlet ve milletçe FETÖ’nün maddi ve fiziki gücünü kırma mücadelesi veriyoruz; ama bu melun yapının ahlakıyla (ahlaksızlığıyla) mücadeleyi sanki es geçiyoruz. Es geçmekten öte, FETÖ’nün ahlaksızlık kariyerinden hayli nasiplenmiş görünüyoruz. Geçmişte FETÖ’nün kusursuz şekilde icra edegeldiği tehdit, şantaj, yalan, iftira gibi her çeşit kumpası şimdi biz birbirimize yapıyoruz. “Düşmanın silahıyla silahlanın” diye bilinen ve kaynağı belirsiz olduğu halde kimilerince hadis diye de nakledilen bu ilkesizlik mottosunu kendimize ilke edinmiş gibi davranıyoruz. Sonuçta, FETÖ’nün geçmiş yıllarda çok sıkı bir din ve ahlak retoriğinden basbayağı dinsizlik ve ahlaksızlık üretmesi gibi biz de Allah korkusundan azade olarak dînimsi bir din dizgesi içinde dindar dinsizlik tecrübesini geliştirme yolunda hızla ilerliyoruz.

***

İçinde bulunduğumuz berbat durumun tasviri meyanında Nurettin Topçu’nun şu çarpıcı ifadelerini paylaşmakta fayda görüyorum: “Allah korkusu, dünya hadiselerinin benzeri olan bin türlü hadiselerin korkusuna bağlandı ve böylelikle dindar geçinen bu zümrenin elinde

Allah katledildi. Dünya denilen bu hile ve riya pazarında, ahiret metaının muhtekirleri süratle çoğaldı. Bütün kirlerinin üstüne dindarlık libasını giyinenler, din hayatının sarrafları veya karaborsacıları kesildiler. Mallarının sürümünü sağlayanlara peşkeş çektiler. Kendileri ile alışveriş yapmayanları ise cehenneme gönderdiler ve sanki kendileri Allah’ın umumi vekâletine sahiplermiş gibi, iman ile isyanın sınırlarını sımsıkı ayırdılar… Din çok defa sapıklıkla birleşti ve din hayatı her türlü aydınlığın, kültürün, medeniyetin, insaniyetin düşmanı oldu.” (Nurettin Topçu, Ahlâk Nizamı, Dergâh Yayınları, İstanbul 2016, s. 87-88).

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar
Bedrettin 12 Aralık 2017 10:31
Yorumlar yazıdan daha güzel olmuş
Dinimsi bir din ve onun görüntüsündeki dünyevi çıkar grupları tırnaklarını İSLAMa öylesine geçirmişler ki bu yoldan kolay kolay dönmeleri-döndürülmeleri pek zor! Bu bir bakıma, KUR'ANı matbaada basmak isteyenlerin karşısına kimler dikikmişse, DOĞRU İSLAMı,Kur'an merkezli anlatmaya çalışanların karşısına, başta İSTANBUL ve ülkenin diğer illerindeki İSLAMı eski ve çarpık tarzıyla basıp satanların, çağdışı Tarikatlarla işbirliğ çıkmaktadır! Kendileri çağdışı olmalarına rağmen,çağın getirdiği tüm imkanlardan yararlanmaları onların işlerini kolaylaştırmakta ve etkilerini sürdürmelerini sağlamakatadır...Bunun önünü kesmek için, 2.Mahmut uygulaması gerekir ki, oy kaygısıyla hareket eden hiçbir parti bu yola girmeyecektir. Bu da aziz milletimizin sıçrama yapıp yükselişini zayıflatacak, toplum kör-topal ilerlemeye çalışacaktır!...
Ümit Bekir 27 Kasım 2017 21:46
Selam Başlığa istinaden; Aslında dışarıda gördügümüz her şey bize aynalık etmektedir.Biz'de olanı haber vermektedir.Arınma gercekleşmesi adına fiziksel/madde boyutuna çıkmıştır.Bizim iç dünyamızdakilerin mesajıdır.Hatırlayım.Bütün nefsler Rabb'e sahitiz dediğinde herkes kendi nefsine sahit tutuldu.Bu bağlamda yargıladığı,kınadığı,elestirdiği,reddettiği aslında kişinin kendisidir. Oysa bunlardan uzak gördüğünü fark ederek kendini dönüştürdüğünde/arındıgında(değişim yoktur dönüşüm vardır) yukarıdaki hasletlerin hiçbiri kalmayacaktır.Ne savcılık ne de savunma.Çünkü gör'düğü her şey aslında kendisi ile alakalı olduğunun farkında fırsat.Artık kişi üstünü örtme yerine "elbisesini temizle"ye başlamıştır... Selam ve saygılar
M. Ali 27 Kasım 2017 13:28
E te'murûnen-nâse bil-birri ve tensevne enfüseküm ve entüm tetlûnel-kitâb, efelâ ta'kılûn) "Siz insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Kitabı okuyup dururken, okuduğunuz halde, hiç akıl etmeyecek misiniz? Hiç akıllanmayacak mısınız? Aklınızı başınıza toplamayacak mısınız?.." hocam rabbim bizi bizde daha iyi biliyor. kuran kerimde bizi tarif etmiş. Hz. Adem peygamberimizden hz. muhammed peygamberimize kadar her türlü insan gelmiş. ve din tamamlanmıştır. insan oğlu kurana bakarsa hatasını görür.
KARAR OKURU 26 Kasım 2017 00:07
Hocam tefsiriniz ne zamana hazır olur inşallah. Bu arada sizleri yıllardır takip eder ve doğru bulmadığım fikir ve tezlerinize karşın hep sizlere dua ile karşılık vermişimdir. Farklılığa saygılı olmayı yıllar önce öğrendim. Meyve veren ağacın taşlanmasi tabi ise, bilgi üreten kişinin de ötekileştirilmesi kaçınılmazdır. Allah yardımcınız olsun! Selam ve dua ile
KARAR OKURU 25 Kasım 2017 21:03
Müslümanlar ortaçağı şimdi yaşıyor : ya ders alacaklar ya da yok olacaklar :
Yorumcu 25 Kasım 2017 15:01
Dini söylem ve dini eylem iki farklı alandır. Yorumcu olarak şikayette bulunduğum alan dini söylemin (Allah’ın mesajı -Kuran- ve bu mesajın Peygamberimiz rehberliğindeki pratiği) değil, Peygamberimizin vefatından günümüze kadar “alimler” tarafından ortaya konulmuş ve çoğu zaman da Kuran ve onun Peygamberimiz tarafından hayata tatbikiyle çelişen, hatta çatışan, ve bazen insanlıkla bağdaşmayan mezhep, meşrep, cemaat, tarikat vs. yorumlarıdır. Mustafa hocanın bu “islam yorumlarını” alimleri savunayım derken sahiplenir bir görüntü vermesini pek anlayamadım. Yazıdan anladığım kadarıyla sanki müslümanların elinde İslamın Peygamberimizin tatbikatına uygun ve bu sebeple de hayatla bağdaştırılabilen bir yorumu; alimlerin (tarihselcisi, gelenekçisi, evrenselcisi, modernisti) birlikte yaptıkları bir meal, bir tefsir, bir islam tarihi kitabı, bir fıkıh eseri veya bir ilmihal kitabı ortaya koymuşlar ve biz müslümanlar bu kitapları okumamışız, kendi başımıza bir islam anlayışı geliştirip uygulamışız ve bu sebeple de Mustafa hocanın -bu kez haklı olarak- belirttiği gibi din görüntüsü altında dinsizliği yaşar hale gelmişiz. Hayır, ortada Kuran ve Peygamberimizin tatbikatına uygun ve islam alimlerinin birlikte ortaya koyduğu üzerinde ittifak edilmiş bir İslam yorumu yok, müslümanlar rüzgarın önündeki kuru yapraklar misali bir “islam yorumundan” öbürüne sürüklenmekle karşı karşıya bırakılmışlardır ve herkes kendi dini anlayışını kendisi oluşturmuştur. Bu noktada en büyük sorumluluk kimindir? Müslümanların mı, alimlerimizin mi? Soru budur ve cevabını herkes bilmektedir. Sahih bir İslam anlayışı bugün islam dünyasının en büyük ihtiyacıdır. Bu ihtiyacı eğer durumdan şikayetçi iseler müslüman Türk ilahıyatçıları kendi çaplarında karşılamakla işe başlayabilirler.
KARAR OKURU 25 Kasım 2017 14:37
İslam medeniyetinin temeli iman ve ahlak sonra da ibadet ilkeleri gelir.mekkede eren ayetlerde yok denecek kadar ahkâm vardır.iman infak ahlak ve köle azadlığı.çünkü infak olmadan nifaktan kurtuluş yoktur.önce ahlak ve infak.
Biz bu hâl ve minvalde iken bir gayri müslim çıkagelse ve bize, “Benim müslüman olmamı istiyorsunuz; ama bu konuda bana nasıl bir teklif sunuyorsunuz? Yani ben sizin gibi müslüman olunca şu an bende olmayan hangi değeri kazanacağım, sözgelimi ahlâkî açıdan hangi eksiğimi tamamlayacağım?” dese, bu gayri müslime nasıl bir karşılık vereceğimizi sizlerin yüksek takdirlerine arz ediyorum. *** CEVAP.. La ilahe illallahı ele alalım. İlla Allah diyoruz da kimin Allah tarifini onaylıyoruz oraya bir bakalım. GENELDE İNSANLIĞIN ÖZELDE MÜSLÜMANLIĞIN YOL AYIRIMI.
Ahmet Doğan 25 Kasım 2017 11:13
Allah resülü ( S.A.V) ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim buyurmuştu .
KARAR OKURU 25 Kasım 2017 10:20
kaleminize saglik sayin hocam. Dedikodu konusunu daha derin irdelemenizi rica ederim. Bu gunku toplumun en onemli sorunu. ibadet ve taatinde bir cok dostjmuz ki buna bizde dahil olaak bu batakliga saplanip kaldik. Sayin Nurettin topcunun soyledigi gibi Dini katlediyoruz. Tum.islam alemi sadece bu sorunla.ugrassa problemlerinin %50 sini cozer. Din adina ahkam kesip tv lerde boy goagerwn sayin hocalarjmizdan bu konuda ciddi bir mucadele bekliyorum.
KARAR OKURU 25 Kasım 2017 09:17
Sayın Hocam bütün yazdıklarınız sonuna kadar doğru, acı gerçekleri duymak insanları sinirlendirir. Keşke tespitlerinizle yüzleşebilsek. Ancak bu arada diyanet ve din alimlerimizin çok vebali olduğunu da düşünüyorum. Yıllar yılı hiç bir fikir üretmediler, hiç yol açmadılar. Saçla tırnakla uğraştılar. Aydınlatıcı eserler üretmediler. Sizler de özeleştiri yapmalı değil misiniz?
Kadir Köz 25 Kasım 2017 08:53
Hocam,yazınıza veyahut içinde bulunduğumuz ana dair,kendimden yola çıkarak şöyle bir şerh düşmeye çalışacağım.Günlerce sokağa çıkmamışlık hallerim,kimseyle bir çift sözün belini kırmamışlarım çok olur.Çokca olur.Fakat sokağa çıktığım zaman da,şaşırmışlığım,ulan ne yapacaktım ben şimdilerimin sonu gelmez.Hele hele tanıdık biri zorla bir yere,bir çay ocağına oturtmaya görsün.Ne yapayım kendi kaşınmıştır.A der keserim,B desin de bir görsün hele Z yi gösteririm ben ona.Konuşurum konuşurum konuşurum.Yani demem o ki;ülkemizde dine dair her var ise onyıllar boyu dışarı çıkmayan(çıkmasına müsaade edilmeyen) görüngüler zembereğinden boşalırcasına oraya buraya savrulup dibe vurdu.Evet artık dibe vurdu.Daha bundan öteye bir dip yok.Dibe vuranın sıçramaması ihtimal her zaman vardır.Ayağa kalkmak istemeyen bir insanı,koluna girerek ne kadar yürütebilirsiniz.Fakat "ümit"diye bir kelime var.Madem ki var.O zaman "huruç".
KARAR OKURU 25 Kasım 2017 08:31
Hocam ilâhiyat alanında prof olmak hem bir nimet hemde bir sorumluluktur. Hocam din adamı iktidarların gölgesinde konuşmamalı, o hep kuranın gölgesinde konuşmalıdır.size misal :atmışlarda risale i nur hakında, yanlışlar var diye diyanet den rapor isteniyordu bu gün diyanet o kitapları basıyor. Bu gün de diyanetten fetö kitapları için rapor isteniyor belki ileri de farklı bir tablo çıkar bilemiyoruz .Kırmızı kitaplar la insanlar hain ,ajan terörist ilân edilirken ilâhiyat çının bir duruşu olmalıdır. Diyanetin bir duruşu olmalıdır ha diyanet özerk değil fakat sız farklısınız. Sırf zaman gazetesi promosyon verdi diye elmalı tefsiri hadis külliyat ı evlerde yakıldı ve çoplere gitti. Niye fetö cü ilan edilir diye. İslâm alimler i bağımsız konjonktür e göre değil ,kuran a göre bir duruş sergilemelidirler yanlışa yanlış doğruya doğru demeli.
Sorgulayıcı 25 Kasım 2017 07:55
Hocam biraz da bu durumun kaynağına inmek ve onun üzerine kafa yormak lazım. Şahsi kanaatim ülkemizdeki son dönem muhafazakarların din anlayışlarının siyasal islamcı bir tabana oturduğu yönünde. Seyyid kutup, hasan el-benna ve ali şeriati gibi çoğunluğu ingiliz sömürüsü altında yaşamış olanları model alarak onların sömürge altında ürettikleri din anlayışlarını ithal ettik. Bu ithal din anlayışının temel özelliği islamı siyasal bir sisteme indirgeyerek özgürlüğe kavuşmanın yolunu siyasal islamın iktidar olmasında görmesiydi. Kuşkusuz bu din anlayışı bir ahlak da içeriyordu. Ancak temel motivasyonu islamı iktidar yapmaktı ve ahlak da bu hedefe ulaşmaya yardımcı olmanın ötesinde bir anlam taşımıyordu. Kutsallaştırılmış hedef olan islamın iktidarı için başta takiye olmak üzere yalan ve dolanın pek çoğuna müsaade edildi. Örneğin bu anlayışta demokrasi islami yönetimin alternatifiydi ve islam dışıydı. Ancak iktidar olmak için de bu yola baş vurulması kaçınılmazdı. Fetöye göre iktidar için takiye ve yalanın her türlüsü islami yönetime kavuşmak için caizdi. İslam dinini siyasal bir sisteme indirgeyerek araçsallaştıran bu anlayışın bir ahlak üretmesini beklemek en büyük hatamız. Bugün din anlayışımız büyük oranda bu islamcı söylemin etkisinde olduğu için motivasyonumuzu ahlaklı bir müslüman olmak değil, kendi islamcı anlayışımızı iktidar yapma hayali belirliyor. Arkasına üç beş kişi toplayan dini grup ve cemaat liderlerinin hemen siyasete meylederek iktidar olma hayaline kapılması buradan kaynaklanıyor. Çünkü siyasal islamcı söylem dindarlaşmayı daha ahlaklı olmak yetine daha çok siyasallaşmak olarak anlıyor. Bu anlayış bugün dünyadan el etek çekmeyi misyon edinmiş tasavvuf gruplarının bile şah damarlarına kadar girdiği için siyasetten uzak kalarak ahlak ve insan merkezli bir din anlayışı sunan dini grup ve cemaatlerimiz yok gibi. İnsanlar artık siyasetin göbeğinden konuşan dindarlardan usanmış olmalılar ki yüksek sesle itiraz etmeye başladılar. Bu sese kızmak yerine kulak vermeliyiz. Günümüz islamcılığının en önemli alternatifi olarak gördüğüm mevlana, yunus, hacı bektaş çizgisini elimizin tersiyle reddederken alternatif olarak takdim ettiğimiz din anlayışları daha insani ve daha ahlaki mi? Bunun üzerinde kafa yormak zorundayız. Son söz: siyasal islamcı din anlayışımızla yüzleşmeden hiç bir şeyi düzeltemeyiz. benzer sorunları konuşmaya ve yaşamaya devam ederiz. Saygılarımla.
karar okuru 25 Kasım 2017 14:20
8
sorgulayıcı ! gerçekten ihlaslı bir mümin olsaydın o yazıyı yazmaktan ar ederdin. 1
KARAR OKURU 25 Kasım 2017 07:52
Biz, etliye sütlüye karışmayan, güzel menkıbe anlatan Mevlana gibi hocaları severiz. Ayna tutup bize bizi gösterenleri sevmeyiz.
KARAR OKURU 25 Kasım 2017 11:56
2
mevlanayı çok yanlış anlamışsın kardeş, ya da hiç anlamamışsın.
KARAR OKURU 25 Kasım 2017 07:51
Allah size hayırlı uzun ömür versin hoca!Peki ne diye kızıyorsunuz ki.. hiç mi hakkımız yok..?Aha bizi yönetenlerin ülkeyi getirdikleri yer..Bunlar kimin yazdığını okudu..kimi dinledi..? Peki siz sadece yazar okur musunuz.. Kim YAPACAK..sizler olup biten olumsuz gelişmeler karşısında neden eylemde bulunmazsınız ...Meydan bizim gibi cahiller kalınca dil ve el acemiliği ile tavır takınıyoruz.. Ne yapalım.. BİZ TUTMİK TUTDURİK.! Bir kaç kafadar Ramazan ayında orucunu yiyen bir genci orucunu yediği için iyice bir hırpaladıktan sonrada sıkı sıkı tembih ederler. " Bak birdaha orucunu yediğini görmeyek bu seferkinden daha beter ederik." Aradan bir iki gün geçtikten sonra dayak yiyen genç bakar ki, ohooo! oruç tutmadığı için kendisini dövenlerden ikisi oturmuş yemek yeyiler !hemen yanlarına giderek "Gardaş iki gün önce ben oruç tutmamıştım diye beni dögdüz ahan siz de orucuzu tutmisiz. Ayıp olmimi?" "Gardaş biz tutmik ama tutdurik.".. YAPMİK YAPTIRİKGİLLER... Ne yani hocalar, şeyhler ,allameler siz yapmayıp yaptıranlarmısınız ? Aha bizlerin elinden gelen budur.. Önümüze gelene dalıyoruz..Ne yapalım..Önümüzde uyacağımız Emanet ve ehliyet sahibi adam olmayınca!..Mazur görün ..Saygılar hocam..
KARAR OKURU 25 Kasım 2017 07:30
Hocam elbette bizlerin de kusur ve hatalarımız var..Ancak bizler dini bizden daha iyi bilen diye ( sadece sizi kast etmiyor,genel kelam, kalem ehlini kast ediyorum) okuyup,dinleyip, gördüklerimize bakarak ,sizleri sorumlu tutuyoruz.. Bir bakın bu kadar yazmış,konuşmuş hoca,allame,alim,şeyh var..Ülkenin ekonomik ,siyasi,eğitim,adli,sosyal ,ahlaki, toplumsal adalet ve huzur ,suç haritası,yolsuzluk,yoksulluk karşısında mıvadeke eden magdur muhataplarına bakıyorsun ,bizden kaç tane adam var..Sizce müslüman aydın ve dini anlatan ların sorumluluğu yokmu..?Başımzdaki adam müslüman ve haksızlıkları gidermek için gelmedimi iktidara!... Bu kadar insan mağduriyeti olurken, takmışsınız 15 Temmuz darbesi ve fetöya.Tamam işbirlikçi ve hain de peki palazlanmasında vebali kusuru olanlar neden hesap vermedi..Yine uyarıp karşı çıkanlar kemalistler di.. Zamanın da Hocalar Allah rızası için, adalet ve hak ile uyarı ve tavrını koysalardı , bu gün RTE kendini LA.YÜSEL / MÜSTAĞNİ görmezdi.. Arada bir güya özeleştiri yapar ayağına yatıyor.Ancak o kendini seçilmiş biri sanıyor..Bun da siz hocaların vebali yokmu..Fetö yü kim havalara soktu uçurdu..Eşşek kadar prof çıkmış TV anlatıyor.Fetönün ağzını sildiği peçeteyi kapmak yemek için yarışırdık diyor... Peki hocam bu kadar kitap yazdınız Allah ecrini versin..pratikte varolan olumsuzlukları gidermeye yararı oldumu ? Yazılmamış olsa idi zararı olurmuy du!. Neden karaktersiz şahsiyetsiz, hırsız, yalancı,vicdansız,ehliyetsizler ,emanet ehli olmayanlar işbaşında..Peki sizlerin sorumluluğu yokmu.. Devlet görevinin bir çok kademesinde bu partizanlık halini görüyorum..35 yıldır kamudayım bin dönem kadar kalitesiz döneme raslamamıştım..Selam ve saygılar
KARAR OKURU 25 Kasım 2017 17:00
0
uslubu beyan ayniyle insan derler... nezaketten uzak olup yorum yapmak kişisel tatminden öteye geçebilir mi?
KARAR OKURU 25 Kasım 2017 06:53
İşte bu... Kalemine kuvvet.
cevat karakalem 25 Kasım 2017 05:58
Dinin ahlak boyutunun samimiyetsizlik nedeni ile gunluk hayata yansimadigina katiliyorum. Ama gene cok temel bir noktayi da gundeme getirmek isterim: Dinin "gorevi" iyi ahlakli bir toplum degildir. Hatta "dinin gorevi" diye bir sey olamaz. Din inanan icin "gercektir". Yaradan ne emrederse o yapilir. Mesela gercekten inandiginiz din "Her sene 10 kisiyi yakaraktan kurban edeceksiniz" dese bu sorgulanamaz, ne ahlak ne de baska bir acidan. Kisacasi ahlak dinin bir "yan urunudur", cikis noktasi olamaz.
KARAR OKURU 25 Kasım 2017 23:30
0
On kişinin yakıldığı senelerin. birinde on kişilerin arasında siz de olsanız yine sorgulamayacaktınız değil mi !? Çünkü size göre din sadece başkası için olunca dindir. (!)
ademoğlu 25 Kasım 2017 04:18
Sayın yazar, şikayetçi olduğunuz tiplerin çok iyi bir örneğisiniz. Biraz bu millete merhamet edin. Yıllardır başka kesimler tarafından aşağılanan insanları -farkında olun veya olmayın- içeriden bir edayla siz de aşağılıyorsunuz. Bu milletin molla kasımların değil yunusların diline ihtiyacı var. Mollalık yapana mollaca cevap verilmesini kimse yadırgamamalıdır
Salih 25 Kasım 2017 02:35
Hayatımıza ıslami sokmadigimiz sürece yanlıstayiz. Sol görüşlüler bu ülkede diktatörlukle yönetiliyor diyorlar. Cumhurbaşkanı sürekli chp zihniyetini ve ısmet ınönü uygulamalarını eleştirir. Ama su anki düzen chp nin eski düzeninin ak partili versiyonu. İmamlar hakimler savcılar öğretmenler polisler ilahiyatcilar hepsi siyasetin içine girmiş durumda iftira içerikli paylasimlarda bulunuyorlar siyaset yapıyorlar. Bu kurumlara siyaset girdiği anda ülke bitmiş demektir. Tebliğ ve irşadi hangi yüzle yapacaksınız. Camiye gelenler sadece ak partili mi chp lisi hdp lisi iyi partili si mhp lisi gelmiyor mu. İlahiyatçı faizin haram olduğunu faiz düzeninin yanlış olduğunu soyleyemezmi. İftiranın günah olduğunu soyleyemezmi. Öğretmen siyasi görüşünü empoze etmeye çalışırsa bu ülke 20 sene sonra iç savaşa gider. Kutlu ak parti davası ni islamla iliskilendiremezsiniz. Caizde degildir. Bu durumda ülkede kutuplaşmaya hizmet eden herkes vatan hainidir. Ak partiyi kutlu dava diye mezheplestirenler, ak parti genel başkanını ummetin lideri diye ululastiranlar . Ve yanlışları görüp dünyevi beka için suspus olan ilim ve din adamları da ödlektir. Zulme ortaktır. Vaaz ında söylediğini kimse iplemez. Mumin yaşantısıyla örnek insandır vesselam.
SİZLERİ SEVEN 25 Kasım 2017 02:06
Ben Necmettin Nursaçan' ın üslubunu seviyorum. Hiç kötü söz kullanmaz, gönüllere hitap eder. Moderniteyle fazla ilgilenen hocalarımız metamorfoz geçiriyor. Başkalaşıyor, saflık kayboluyor.Suyun başından seslenen kendisini aşan hocalara ihtiyacımız var.
kasım gezen 25 Kasım 2017 11:12
2
necmettin nursaçan hoca bugünden konuşmuyor ki geçmişin kitabiyatını dillendirmek konuşmak mıdır? suyun başından seslenen suyun yeraltından çıksa da yeryüzünden süzülenleri dışarıya çıkardığını bilir. necmettin hocayı beyeriyorsanız dinleyin ama bütün hocaların da onun gibi konuşmasını beklemeyin, konuşmayanları da eleştirmeyin. tarihi bilen ve tarihsel verilerin farkında olanlardan rabbim eylesin...
Mücahid 25 Kasım 2017 01:57
Hocam çok teşekkürler. Teklifi önce kendimize yapmak ve teklifin içeriğini önce kendimizde tatbik etmek konusunda neyi bilmiyoruz ya da neyi anlamadık da ikide bir birilerini suçlu ilan etme ihtiyacı hissediyoruz ben de bunu anlayamıyorum. Şimdiye kadar çok geç kaldık gibi görünüyor. Allah bizi affetsin. İhsan Fazlıoğlu Hoca da sık sık bu konuya temas eder. Allah sayınızı artırsın, razı oldukları arasına katsın. Bu konuyu işlediği konuşmalarından birisinin videosunun ilgili kısmı şuradan izlenebilir: youtube.com/watch?v=vVnBxbSQDa0
KARAR OKURU 25 Kasım 2017 01:35
Elinize sağlık helal olsun
KARAR OKURU 25 Kasım 2017 01:30
Vicdanlı, inaaflı, iz'anlı feryadınız inşaallah makes bulsun.
KARAR OKURU 25 Kasım 2017 00:57
Evet....bunların kriptolarının hala ortaya çıkmamasının sebebi bukalemunlukları dışında, bahsettiğiniz acı gerçek içinde rahat gizlenme imkanı bulabilmeleri. Özellikle de ANTİ-RTE nefreti maskesi altında çok rahat ediyorlar. Hepimiz özeleştirimizi yapmalıyız !..."Bu arada çok yakıcı bir gerçek olarak belirteyim ki 15 Temmuz darbe teşebbüsünden beri devlet ve milletçe FETÖ’nün maddi ve fiziki gücünü kırma mücadelesi veriyoruz; ama bu melun yapının ahlakıyla (ahlaksızlığıyla) mücadeleyi sanki es geçiyoruz. "
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN