Back To Top
Nuh’un Gemisi’nden çocuk teolojisine…

Nuh’un Gemisi’nden çocuk teolojisine…

- A +

Evvela, geçen hafta bu köşede yayımlanan “Diskur çeken Tasavvuf” başlıklı yazımıza Yeni Şafak’ın bir köşesinden hışımla fırlatılan cevap üzerine iki çift kelam edeyim. Cevap sahibi, “Bir İlmin Nefsi Müdafaası” başlıklı müdafaanamesinde tasavvuf ilminden kırk yıl ekmek yediğini belirttiğinden, bizim bu topraklarda da hiç kimsenin ekmeğiyle oynamamak düsturuna riayet gerektiğinden, reddiyeye reddiye yazmamaya karar verdim. Kaldı ki aynı konuda ikinci bir yazı yazmaya salahiyetli olduğumdan pek emin değilim. Ne de olsa İstanbul’a yeni taşınmış ve halk tabiriyle henüz kırkı çıkmamış “hoca”nın tekiyim…

***

Gelelim bu yazının konusuna, geçen gün TRT 1 televizyonunda Pelin Çift’in sunduğu bir programa gözüm ilişti. Daha ilk andan itibaren pek heyecanlı ve bol hezeyanlı olacağını fark edince üşenmeyip izledim. Program sırasında İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri Fakültesi’nde akademisyen olarak görev yaptığını öğrendiğim Dr. Yavuz Örnek’in söylediklerini duyunca kendi kendime, “Böyle bir şey anlatılmaz, yaşanır” dedim. Dr. Örnek, deniz bilimleri alanındaki engin birikimini hemen hiçbir behrem yok diye itiraf ettiği Kur’an ve tefsir alanına da -muhtemelen ilm-i mevhibe yoluyla- taşıyarak son dönemde hayli popüler hâle gelen “kamusal tefsircilik” mesleğine dair üstün başarı sertifikası almaya hak kazandı.

Sayın Hocamız, Hz. Nuh’un tufan sırasında oğlunu cep telefonuyla aradığını, bu arada geminin nükleer enerjiyle çalıştığını, Erciyes gibi bir dağın başında mahsur kalan oğlunu gemiye aldırmak için insansız hava aracı filan yolladığını söyledi. Bütün bunları söylerken, ağzından çıkan her sözden o kadar emindi ki adeta bilimdeki tek rakibim Massachusetts Teknoloji Enstitüsü, Kur’an tefsirindeki tek rakibim ise henüz dünyaya gelmemiş kuantumcu müfessirlerdir, der gibiydi. Bu yüzden, Dinler tarihi alanındaki duayen hocalardan biri olan Prof. Dr. Ömer Faruk Harman’ın aklı başında iki çift söz söylemesine dahi katlanamıyor, kıraathane jargonuyla, “Kardeşim, bak…” diyerek sürekli müdahale ediyordu.

Özellikle XX. yüzyılın başlarından itibaren Kur’an metnine sözde bilimsel yorum sondajı yapma alışkanlığı Batı’nın teknik ve teknolojik üstünlüğü karşısında hissedilen aşağılık kompleksinin dramatik bir tezahürü olarak maalesef hâlen devam ediyor. O gün bugündür, Kur’an metninin aynı zamanda bilimsel bir mucize olduğundan da sık sık dem vuruluyor ama ne hikmetse bu satırları yazdığımız klavyeden, “Bak, televizyonda bir üniversite hocası Hz. Nuh’un cep telefonundan söz ediyor” diye birbirimize mesaj attığımız telefona varıncaya değin gündelik hayatımızda ne kadar teknolojik aygıt varsa hemen hepsinin keşfi nasıl oluyor da kendisinden bilim fışkırdığı iddia edilen Kur’an’ın müminlerine değil de muharref İncil ve Tevrat’ın müminlerine nasip oluyor, diye düşünme ihtiyacı hissedilmiyor. Bunun yerine kimi zaman bilim, kimi zaman din adına Hz. Nuh’un cep telefonu gibi boş lakırdılarla ömür tüketiliyor.

Allah kelamı bilimsel keşifler ve bilimsel işlerden söz etmiyor; bilakis ilâhî kelam hangi iş olursa olsun o işin ehliyet ve liyakatle yapılması gerektiğinden, emanetin ehline verilmesinden, adalet ve hakkaniyetin gözetilmesinden, ahlâkî ilkelerden asla ödün verilmemesinden, kısacası adam gibi adam olmanın ve adam gibi yaşamanın gerekliliğinden söz ediyor. Bu açıdan bakıldığında, Nuh’un gemisinin nükleer enerjiyle çalıştığı, o dönemde cep telefonu ve insansız hava aracı kullanıldığı gibi absürtlükleri dinî terminolojiye ulayarak konuşmanın sadece ve sadece çocuksu bir ruhun teolojik tahayyüllerine karşılık geldiğini söylemek gerekiyor. İşin bu kara mizah boyutu bir kenara, Dr. Örnek’in Hz. Nuh ile oğlu arasında dağ gibi dalgalar varken yüz yüze konuşmaları mümkün olmadığına göre baba ile oğul arasındaki bu konuşma ancak cep telefonuyla gerçekleşmiştir, şeklindeki mantıksal çıkarımı Kur’an’ın dil ve kavram dünyasına ilişkin kapkara cahillik olarak kendini fâş ediyor.

***

Örnek’in yürüttüğü mantık esas alındığında, Sâffât suresi 50-57. ayetlerdeki temsilî kıssadan da cep telefonu veya telsiz yoluyla görüşme/konuşma sonucu çıkarmak mümkün olabilir. Çünkü bu kıssada, biri cennette nimetler içinde yaşayan, diğeri cehennemde yanan iki arkadaştan ve cennettekinin cehennemdekiyle konuşmasından söz edilir. Cennet ve cehennemin iç içe geçmiş mekânlar olduğunu düşünmek pek makul görünmediğine göre bu konuşma facetime gibi bir teknolojik bir imkânla gerçekleşmiş olsa gerektir… Her neyse, vakıa şu ki Kur’an özellikle inkârcılar zümresinin zihniyet yapılarından ve acıklı sonlarından söz ederken kimi zaman illüstrasyon yoluyla tasvirleri anımsatan temsilî, hatta Zemahşerî’ye göre tahyilî anlatımlar sunar. Kur’an’daki bu tür anlatımlar olgusal ve fiziksel gerçeklikle birebir örtüşen anlatımlar olarak algılanıp bu minvalde yorumlandığında, Hz. Nuh’un cep telefonu gibi absürt iddialar ortaya çıkar. Hâsıl-ı kelam, Dr. Örnek vakası bir kez daha gösterdi ki cehalet, konuşan kişiyi müthiş cesaretlendirir, dinleyen kitleyi de çoğu kez eğlendirir.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Feyzullah Kalkan 29 Ocak 2018 10:48
türk üniversitelerinin ne hale getirildiğini, kimlerin (?!) üniversitede hocalık yaptığını görmemiz açısından bu konu üzerinde dikkatle düşünülmesi gereken bir konudur!! böyle bir rezalet, böyle bir kepazelik türk televizyonlarında şimdiye kadar görülmemiştir... yazıklar olsun!!
Güven 17 Ocak 2018 22:42
Benim kanaatim, yeryüzü ve üstünde bulunanlar, yada içindekiler ya da kainat herşeyin insana okuması için ayrı bir kitap sunmaktadır. Ancak birşeye baktığımız zaman illa da onu göreceğimiz manası çıkmaz. Bakarız geçeriz. Halbuki her gün gözümüzün önündedir. Hergün tekrarlanmaktadır. Kafamızda bir ilime sahip değilsek baktığımız şeyi göremeyiz.Her insan farklı bir şeyde görebilir. Bir arabaya bir mühendis farklı bakar.Bir fizikçi daha farklı, bir döşemeci başka bakar. Ama aynı şeydir. Bakış kafamızdaki ilimle şekillenir. Bu da ilmi araştı
ahmet tavan 15 Ocak 2018 18:00
hocam, kuran'da anlatılan kıssaları illüstrasyon ve tahyili anlatım diye tanımlamak , yani gerçekleşmemiş olabileceğini ima etmek oluyor da, cep telefonu mu komik kaçıyor.
Tarık Selim 18 Ocak 2018 13:50
0
Cumhurbaşkanı ana muhalefete 'dış mihraklarla iş tutup ülkeye ihanet ediyorsunuz', anamuhalefet de 'asıl siz ülkeyi uçuruma sürükleyerek ihanet ediyorsunuz' diyor. Şimdi bu bir temsil. Birilierinin çıkıp bu sözleri aynen harfi harfine böyle söylemiş olması gerekmiyor ama meselenin özü benim bakış açımdan bu. Şimdi ben bu temsille iktidar-muhalefet didişmesini inkar mı etmiş oluyorum? Kıssalarda da ‘Allah’ın bakışıyla’ meselenin özü hikaye ediliyor. Yoksa kıssalar yüzde yüz tarihsel bir gerçekliğe tekabül etmiyor. Bunu anlamak niye bu kadar zor?
Polat Karaman 15 Ocak 2018 10:23
Yavuz Örnek hala İstanbul Üniversitesi'nde ders veriyor!!! İNANILMAZZZZ!!!!!!!!!!!!!!!!
KARAR OKURU 14 Ocak 2018 14:01
Allah kelamı okunduğunda bazı müşrikler gürültü çıkarıp diğerlerinin kur'an dan etkilenmemesi için çabalıyorlardı...Hakikatin insanlara ulaşmasını engellemek ve hakikatin bilgisi ulaşmışsa onun manasını tahrif etmek gibi vazifeler de müşrikler tarafından teşvik ediliyordu....Sistematik bir psikolojik savaş ve dezinformasyon süreciyle karşıkarşıyayız.Din ve dindarlık algısı yozlaştırılıyor...murat b.
KARAR OKURU 14 Ocak 2018 12:10
Dunning-Kruger Sendromu, diyor batılılar buna
Bülent 13 Ocak 2018 22:20
Aman hocam dikkat et. Siyasiler için sayısı fazla olan Gelenekçiler önemlidir, oy deposudur. Onları tutar sizi harcarlar. Vefa etmezler!...Aklıma vaktiyle Hans Von Aiberg ismiyle piyasaya çıkan zat geldi. Adam Batı Kara Delikleri keşfedince ve bilimkurgu fimleri hayatımıza girince Kur'an'da Kara Deliklerin bahsedildiğini keşfetmiş ve semanın katmanlarını bilimsel olarak açıklayıvermişti. Yetmedi, kimi tarikatlar da bunun kitaplarını kaynak göstererek gaybi konulara izahlar getirmişti:) Zülkarneyn kitabı da malumunuz:) Hocam tefsir okuyacağınıza Fizik okusaydın
ilbeyhan 13 Ocak 2018 21:41
Devami mahiyetinde kisaca,dinden kahir ekseriyete lazim olan, isini dogru yapacaksin,kimsenin namusuna,malina,hak etmedikce canina zarar vermeyeceksin...Elinden gelirse gucun yeterse cevrene yaratilmislara yaradandan dolayi merhamet edip,iyilik edeceksin...gucun yetmezsede kotuluk etme yeter.Ibadetini Allah icin yapacaksin,yaparsanda kendine yapmazsanda.En onemlisi paraya degil Allaha tapacaksin ,din tuccarlarina itibar etmeyeceksin.Kainat imami,kefen tuccari cubbeli cubbesiz feto meto vs bilumum sapiklari Allahinla arana sokmayacaksin. o muptezeller once kiclarini temiz tutsunlar ...
ilbeyhan 13 Ocak 2018 21:31
A be hocam ,bu kadar karmasanin icinde bogulmak yerine dine hizmet etmek adina bir seyler yazip soyleyip dahada karmasik hale getirmek yerine temiz sayfa acsak nasil olur? 8.5 milyar insanin 8milyar 499 milyonuna lazim olan dinin hukumleri nedir?mesela mad1:Kainatin sahibi Allah'tir.mad2:ilmin sahibi ve tek kudret sahibi kendisidir mad3:Allah adildir butun insanlari ve kavimleri esit yaratmistir mad4: iyi de kotude yapsa insanin kendine ,Allah insanlarin secimine birakmistir. mad5:hicbir yaratilmis Allahin yerine gecip hic kimseye ne kotuluk nede iyilik yapamaz
Haksever 13 Ocak 2018 20:52
Karar okuyucuları yorumlarında daha ön yargısız, ilmî bir üslûpla fikirlerini yazsalar ne olur! Farklı fikirdekini ne kadar kolay itham ediyoruz. Böyle yapmayalım lütfen...
KARAR OKURU 13 Ocak 2018 19:45
Ulkemin doktoru profesoru umut vaad ediyor!!! Gerisini siz hayal edin...
ne bekliyordunuz ki üstad, kardeşim bak... der, sen ne biliyon ki ... der, sizin sözlerinizi dinlemez, saçma sapan ahkam keser ve tevhid diye , halkın önüne bunlar ve daha niceleri sürülür... cahil için farketmezki , karşısındaki sn. harman, sn. Bardakoğlu, sn. çağrıcı, sizler, sn.özafşar, sn. ocak, sn. Hakyemez kim olursa olsun aldırmaz bile... ne kadar hazin... adını hatırlıyamadığım hocalardan affola...
Zeynep POLAT 13 Ocak 2018 17:53
Hüzünlü bir duruş, karşı dünyaya güven sunabiliyor. İlminiz, çalışmalarınız... bunlara zaten söyleyecek söz bulamıyorum; lâkin duruşunuz insana huzur ve güven vermeye yetiyor, saygılarımızla Hocam.
Taraf okuyucusu 13 Ocak 2018 17:42
Olmadı sayın Hocam. Sayın Mahmud Erol Kılıç hocaya hitap üslubunuz bir alime hiç mi hiç yakışmadı.
KARAR OKURU 13 Ocak 2018 22:13
2
Mustafa Hoca, laz damarını zapt u rapt altına almış ,dişini sıkmış, Kılıç'a çok kibar bir üslupla cevap vermiş. Ben olsaydım ...
LA HAVLE 13 Ocak 2018 23:09
1
Erol Kılıç hocanın acaba nasıl bir üslup kullandığına da aynı hassasiyetle yaklaşmış olsaydınız sayın TARAF OKUYUCUSU. Kılıçın üslubuyla kıyaslandığında Mustafa Hoca bence fazla kibar bir üslup kullanmış...
Ali ALTUN 13 Ocak 2018 17:01
çalıntı sorularla kimler amerika'ya doktoraya gönderiliyor, kimler (?!) istanbul üniversitesinde akademisyenlik yapıyor, verdiğimiz vergiler nerelere gidiyor ortaya çıktı.... Yetkililere duyurulur!!!!.
ŞERAFETTİN KONYALI 14 Ocak 2018 08:00
0
MAAŞLARIMIZDAN KESİLEN VERGİLERİMİZİ HAKSIZCA YİYENLERE, BU ŞARLATANLARA YEDİRENLERE HARAM-ZIKKIM OLSUN!!!! ALLAH BELANIZI VERSİN!!!
KARAR OKURU 13 Ocak 2018 15:14
Ağzınıza ve elinize sağlık Hocam
Samsunlu 13 Ocak 2018 14:21
Bilgi bazen kadehdeki haram sıvı gibi olabiliyor.İşin ilginç yanı ise o haramdan tadanlar kendinden geçtiğinde ise genellikle yalan konuşmazlar.Bütün bir ilim camiası olarak zannediyorum hepiniz gerçekten inanarak konuşuyorsunuz.Sizde birşey eksik ve onun ne olduğunu henüz anlayamadım.Selamlar.
Yorumcu 13 Ocak 2018 13:55
Kuran müslümanın hayatında en basit ifadeyle bir “Anka kuşu” benzeri bir işleve sahip. Çünkü adı var kendisi, “manası” yok. Tefsirci hocalarımızın “icması” bu yönde. Böyle olunca fantazi sahibi kimi sözde “hocalar” ilgi görmek (tv’de arz-ı endam etmek) için istedikleri saçma sapan, uçuk kaçık hayallerini Kurana fatura edebiliyorlar. Bu konuda söz söyleme makamında olan hocalarımız da sadece şikayet ediyorlar. Kuran günümüz müslümanı için ne ifade eder gibi basit bir soruya hala herkesin anlayabileceği bir cevap verilememiştir, ama ne if
mansur tuncay 13 Ocak 2018 13:32
Bu hususta paranın yazı/tura yüzü gibi iki kompleksi vardır. ilki teknolojiyi üretene karşı diğeri, teknolojiyi üretene hayranlık “Diskur çeken Tasavvuf” başlıklı yazımıza Yeni Şafak’ın bir köşesinden hışımla fırlatılan cevap üzerine iki çift kelam edeyim. Cevap sahibi, “Bir İlmin Nefsi Müdafaası” başlıklı müdafaanamesinde tasavvuf ilminden kırk yıl ekmek yediğini belirttiğinden, bizim bu topraklarda da hiç kimsenin ekmeğiyle oynamamak düsturuna riayet gerektiğinden, reddiyeye reddiye yazmamaya karar verdim. " bu uslup sizde sizin ahlakı
KARAR OKURU 13 Ocak 2018 12:58
hocam ..bu denizciyi ciddiye alıp vakit ayırmanız sizin seviye ve kalitenize uymamış..keşke kaale almasaydınız...
KARAR OKURU 13 Ocak 2018 12:13
Bu adamlar akademisyen olmasa, genç dimağlar bu adamlara emanet edilmemiş olsa güleceğim de, gülemiyorum sadece dehşete düşüyorum. Çocuklarımız bu adamlara mı emanet. Bunun gibi daha kaç tane var. Bunları buralara getirenler kimler. Onların da zihniyeti böyle mi. Sordukça dehşetim derinleşiyor.
metin palamut 13 Ocak 2018 11:47
Kuran haşa bir bilim kitabı değil,bir hidayet,yol gösterici,dünya ve ahiret kurtuluşu için bir reçetedir.Onda bilime ve bilimsel gerçeklere sadece bir işaret vardır.Bilimin kendisinden çok herşeyin hukukunu açıkladığı gibi bilimin de bir ahlak,hukuk ve sınırlarını çizer.mesela zülkarneyn kıssasında bilim ve teknolojinin insanlık ve iyilik uğrunda kullanılması gerektiğine kuvvetli bir işaret vardır.
KARAR OKURU 13 Ocak 2018 14:46
0
Bilim ve teknolojinin insanlığın hayrına kullanılması gerektiğini anlamak için zülkarneyn kıssasındaki işarete mi ihtiyaç var, diye düşünüyorum da... her yer işaret, levha ama hayatımızda birtek bile tanımlı kurallı ahlaklı alan yok diye de düşünüyorum da...
Burak Ersoy 13 Ocak 2018 10:47
Değerli Hocam, güzel tespitler gerçekten.. Malum aydınlanma bilim ve kişisel haklar ile çıktı.. erken dönemde en uç fikirleri ortaya koyan Bentham , mutluluk makinaları fikrini dahi ortaya koydu. Geç dönem ise ilk dönemin aksine bilimin sorgulamaya açık ve hata üretebileceği , o sebeple eleştiri ile rafine olacağını söyledi. Bu vesile ile Kur'an ı anlamak yerine şeyhi şıhının söyledikleri ile yoğrulan 200 yıllık kültürel formasyonun fikir çıkartması mümkün değil . Her ne kadar deli saçması gelse de , geçte olsa acaba bıraksakta birileri fikir ürets
KARAR OKURU 13 Ocak 2018 10:46
" Diri diri toprağa gömülen kıza, hangi günah sebebiyle öldürüldüğü sorulduğunda,.." (Tekvir Suresi 8,9) Hocam dün meclis ziyaretçi giriş kapısı önünde diri diri kendini yaktı,vatandaşın biri.! Kimse neden bir insan CANLI VE DİRİ ÜSTÜNE BENZIN DÖKEREK YAKMAK İSTER? Sebep ve faili kim.Kur'an bu soruyu sormuş ve faili de fiilide ortadan kaldırmış.Biz Hz.Nuh ceple konuşmuştu yu konuşuyoruz..
Ben 13 Ocak 2018 10:38
(3) İşte biz de bu kargo kültü gibiyiz. Mış gibi yapınca sanki bazı şeyler oluverecek zannediyoruz. Mış gibi yapmak yeterli değil halbuki. Yaptığımız şeyler dış görünüş itibariyle görüntüyü kurtarıyor ama içi boş. Üniversite yapıyoruz, binaları ile övünüyoruz. Adalet sarayları dikiyoruz görüntüyü güzel kurtarıyoruz. Ama ülkede özgürlük, bilim ve adalet tam anlamıyla yaşanıyor mu bunu pek sormak aklımıza gelmiyor.
Kelamcızâde 13 Ocak 2018 10:36
Bayındır ayrıca Nuh'un gemisinin buharlı gemi olduğunu söylemekte. Bayındır ilgili ayetin "Gemi, dağlar gibi DALGALAR arasında akıp giderken Nuh oğluna seslendi" şeklinde meallendirildiğini, haliyle dağlar gibi dalgalar arasından akıp giden gemiden karada olan birine seslenmek mümkün olmaz, diyor. Bu meali doğru sayan biri, Nuh'un kendi sesi ile oğluna seslenemeyeceğini anlar. Yapacağı tek şey sesini ona nasıl ulaştırdığını tahmin etmek olur. Ayete bu şekilde meal verilince Yavuz Örnek, bu görüşmenin cep telefonu ile olduğunu söylemesine şaşırmamalıd
Kelamcızâde 13 Ocak 2018 10:35
Allah, Âdemi yarattığı zaman ona bütün isimleri, varlıkların ne işe yaradığını en ayrıntılı şekilde öğretmişti. Alak Suresinden de bunları Âdem’e yazıyla öğrettiğini anlıyoruz. Dolayısıyla Âdem her ihtiyacını üretebilecek bilgi ve donanıma sahipti. Nuh'da onun soyundandır. Biz birinci kat göğü görürken, Âdem ve Nuh ise bunun ötesini de görmüşlerdir. Onlar uzay konusunda, bugün bizim bilmediğimiz bilgilere sahiptir. Nuh gemisini, her hayvandan birer çifti yerleştirecek şekilde yapmıştır. Bu, da geminin hayallerin ötesinde bir büyüklüğ
N.Öztürk 13 Ocak 2018 10:22
Sayın Hocam, denizci hocanın yaptığı gibi absürd çıkışlar dikkatleri üzerine toplarken asıl ana konu gözden kaçırılıyor, o da şu: Din inancı kurusıkı haline getiriliyor. Biraz daha açayım: Mesela camide hepimiz müslümanız, söylemde hepimiz müslümanız, ama bu inanç bütünlüğümüz orada kalıyor. Çıkın trafiğe, bakın kim kimin hakkına ne kadar saygılı. Bakın adliyelere, kardeşler arasında ne davalar var, karı-kocalar arasında ne anlaşmazlıklar var, birbirimizin hakkını nasıl da çatır çutur yeme peşindeyiz. Sigortasız işçi ça
Güven 13 Ocak 2018 09:53
Tasavvuf'un bir hikmet olup olmadığı tartışıladursun, Stephen Hawking en usta tasavvufçuların bile ulaşamadığı hayatı boyunca konuşamama ve bir sandalyeye mahkum olma, her türlü nefsi zevkten mahrum kalma konusunda kıskanılacak bir seviyededir. Öte yandan fizik konusunda ve dünyanın gidişatı ile ilgili insanlığa yol gösterebilmektedir. Bu da nefsi terbiye etmenin en zirve noktasını istemeden de olsa ulaşan böyle bir kişinin yinede insanlığa faydalı olmasını gösteriyor ki, düşünen ve akıl eden insanlara şükretmeleri için müstesna bir örnek olabilir
Sorgulayıcı 13 Ocak 2018 08:47
Sorun din bilim ilişkisiyle alakalı kıymetli hocam. Kuran'ı bir bilim kitabı olarak görürsek ondaki mantık ve bilim dışı gözüken iddiaları komik yorumlarla mantıki bir zemine otuttmak durumunda kalıyoruz. Ortaya da komedi çıkar.
Güven 13 Ocak 2018 08:41
Günümüz biliminin akıl sır erdiremediği o kadar çok şey var ki. Stephen Hawking'i ele alın. Adam konuşmak için bile alet kullanacak kadar zavallı durumda. Hani doktorlar, ABD'nin en gelişmiş hastaneleri bulsunlar bakalım tedavisini. Yok. Böyle aciz bir durumdaki bir adamın hiç bir deney yapacak mecale sahip olmadığı halde sadece düşünmek ve gözlemlemek suretiyle dünya bilimine katkı sunması da ayrı bir komedi.Yani o kadar eli ayağı tutan, gözü kulağı işleyen üstün zekalı bilim adamı bu adamın ağzına bakıyor.
KARAR OKURU 13 Ocak 2018 16:00
0
ne komedisi? anlamadım.
KARAR OKURU 13 Ocak 2018 17:45
0
güven bey, stephen hawking'in bilime katkısına sizden başka komedi diyen yoktur tahminimce.
KARAR OKURU 13 Ocak 2018 19:29
0
Bence Güven, "eli ayağı tutan, gözü kulağı işleyen üstün zekalı bilim adam"larının Hawking'e muhtaç olmalarını, “mucize” olarak görüyor. Böylesine sağlıksız/güç şartlardaki birine bu kadar bilgi veren Tanrı, Nuh’a da (Üstelik O’nun Peygamberi) telekomünikasyon teknolojisini öğretmiş olamaz mı, diyor. Eğer imtihan olanın Allah olduğunu düşünüyorsanız, her şey mümkündür.
cevat karakalem 13 Ocak 2018 04:41
"Gercek tarikat yolu" ile nefislerin terbiyesi, dinin deruni anlaminin icsellestirilmesi yollari kesilince vardigimiz nokta bu. "Bufe Islam'i" deniliyor ya, tam o. Artik geleneksel tarikat yolu gene nasil acilir, bilmiyorum. Cok az temsilcisi kaldi. Ne yazik ki son 100 yilladaki tahribatin sonucu.
KARAR OKURU 13 Ocak 2018 10:18
2
cevat, tarikat yolu diye bir din yok. birtek islam var. bir de islami yetersiz bulup, kendince tapınma şeklini geliştirenler var. islamda tarikatlar yok. Biliyorum, senin gibi yetişenler hep tersine inanıyor ama peygamberin hangi tarikattan olduğu sorusuna hiçbiriniz cevap veremez çünkü böyle birşey yok. tarikat islam değildir.
Avami 13 Ocak 2018 04:25
Hocam şu anda ülkemizde siyaset,ekonomi, din,eğitim, politika alanında olan da aynı değil mi!Biz hâlâ YAPILAN VE KONUŞULANI konuşuyoruz..Oysa toplum olarak KILİNİK VAKALIK olduğumuz gerçekliği var !Aslında sorunumuz bu.Akşam haberlerine , meclis arânasına bakınca görülür.Ufak mesele de dahi birbirimize sözlü ve fiili şiddet uyguluyoruz.Neden hasta olduğumuz aklımıza gelmez de yok şöyle yaptıyı konuşuruz!
KARAR OKURU 13 Ocak 2018 01:50
İlahiyatçılar susarsa meydan Deniz bilimcilere kalır. Gerçi televizyonda konuşan çoğu Prof. Ünvanlı hocalarda kabirde olup bitenlerden,cinlerin günlük meşgalelerinden, Mesih, Mehdi ve deccalın yapıp edeceklerinden bahsettiklerini düşününce bu zata diyecek fazla bir söz yok
KARAR OKURU 13 Ocak 2018 00:42
Kur’an metninin aynı zamanda bilimsel bir mucize olduğundan da sık sık dem vuruluyor ama ne hikmetse bu satırları yazdığımız klavyeden, “Bak,........ hayatımızda ne kadar teknolojik aygıt varsa hemen hepsinin keşfi nasıl oluyor da kendisinden bilim fışkırdığı iddia edilen Kur’an’ın müminlerine değil de muharref İncil ve Tevrat’ın müminlerine nasip oluyor, diye düşünme ihtiyacı hissedilmiyor. Zor mu anlamak.Neden?
KARAR OKURU 13 Ocak 2018 00:36
Allah kelamı bilimsel keşifler ve bilimsel işlerden söz etmiyor; bilakis ilâhî kelam hangi iş olursa olsun o işin ehliyet ve liyakatle yapılması gerektiğinden, emanetin ehline verilmesinden, adalet ve hakkaniyetin gözetilmesinden, ahlâkî ilkelerden asla ödün verilmemesinden, kısacası adam gibi adam olmanın ve adam gibi yaşamanın gerekliliğinden söz ediyor. Zor mu geliyor bu yorumu kavramak ümmete.
Ben 13 Ocak 2018 00:35
(2) Uçakların gelmesi sona erince kargo kültü kabilesi ileri gelenleri bir araya gelmiş. Uçakların inmeme sebebini iniş kulesi, uçak iniş yolu ve iniş ışıklarının artık orada olmamasına bağlamışlar. Hemen kendileri derme çatma bir iniş kulesi, iniş yolu yapmışlar, yanına ışıklar filan koymuşlar sonra da kendi inançlarına göre dansetmeye ve dua etmeye koyulmuşlar ama nafile... Yeni kargo uçağı inmemiş.
Ben 13 Ocak 2018 00:34
Meşhur fizikçi Feynmann anlatır. Afrika'da bir kargo kültü kabilesi varmış. Bunlar ikinci dünya savaşında topraklarına inen kargo uçaklarından çıkan önceden hayatlarında hiç görmedikleri ganimetleri görünce afallamışlar. Zamanla o uçaklardan kendilerine topraklarını kullanma karşılığı dağıtılan ganimetlere bir güzel alışmışlar. Savaş bittikten sonra ise artık uçaklar inmez olmuş.
KARAR OKURU 13 Ocak 2018 00:26
Mucizeyi inkar etme yolunu sen açtın o da girdi.
Akif 13 Ocak 2018 13:01
3
Kuran’a inanarak okuyan hiç bir insan mucizeyi (Kuran'ın diliyle ALLAH'IN AYETLERİ'ni) inkar etmez. Allah, İsa'ya şunu, Musa'ya bunu, Süleyman'a, Salih'e diğerlerini verdim onları desteklemek için diye bas bas bağırırken, hayatı Kuran'ı anlamak için uykusuz geçen Öztürk Hoca mı mucizeyi inkar edecek ? Ben, Mustafa Hoca’nın, SANA VAHİYDEN BAŞKA MUCİZE YOK diyen Kuran’a rağmen, Efendim için, peygamber yarıştırma sevdasıyla, selefin uydurduğu, senin de yediğin, rivayetlere karşı olduğunu, düşünüyorum, sufi kardeş.
İbrahim Zengin 13 Ocak 2018 18:17
2
Maalesef , ilmi seviyemize bakmadan üzerinde fikir yürütmeye cür'et ettiğimiz Rabbimizin Kelamına karşı edepli olmayı bir türlü öğrenemedik. "Akif" isimli kardeşimiz " Allah , bas bas bağırırken " ifadesini rahatlıkla kullanabilmiş ; üzüntü verici. Her devirde gelen müfessirler , ilminin yettiği kadar ayetlerden ne anladığını açıklamış ; ama hemen ardından " Allah-u a'lemu bi-muradih" demiştir.Müslümana edep yakışır vesselam.
EDEP YA HÛ 13 Ocak 2018 19:43
4
Kuran, Allah'ın indiği dönemin Arabıyla, Arapça olarak ve olay bazlı, 23 sene süren konuşmasıdır, İbrahim Zengin. Uzun süreli her konuşmada da, ses bazen normal, bazen tiz, bazen bas olabilir. Allah bu hitabında, kızmıştır, sövmüştür, (Evet bildiğin küfür. 68/13’teki ZENİM, nedir bir araştır.). Gönülleri yumuşatmak, yasaklara intibakı kolaylaştırmak için (Mesela içkinin yasaklanma süreci) alttan alan bir dil bile kullanmıştır.
İbrahim Zengin 15 Ocak 2018 19:57
0
(1) Adını açıkça yazamadığı için muhtemelen önceki yorumuma kinâye olarak “ Edep Ya Hû “ rumuzu kullanan arkadaş.Normal bir okur seviyesinin üzerinde bilgi sahibi olduğunuz anlaşılıyor. Merak etmeyin “Zenîm” i de biliyoruz.Üslûb güzelliği müslümana yakışır ; bunu belirttik. Kelâmullâhın ne gibi ince vecihler taşıdığını ise tam olarak bilemeyiz. Allâh’ın Kitâbını herhangi bir bilim adamının eseri gibi irdeleyip , yarı-müsteşrik bir ağızla, tazîm ifadelerine gerek duymadan “ Allah , Muhammed, bas bas bağırdı , alttan ald
İbrahim Zengin 15 Ocak 2018 20:07
0
(2) Şöyle dolu dolu “ Allâhu Azîmüşşân , Hak Teâlâ, Efendimiz Aleyhisselâm “ demekten çekinmeyin.Kalbiniz yumuşasın , kelimelerin kuru lügat manalarına takılmayın. İsterseniz Elmalılı Hamdi Yazır’ın tefsirine başlarken yazdığı “ İlâhi ,Hamdini sözüme sertâc ettim ....“ cümlesiyle başlayan yarım sayfalık enfes duasını bir okuyun ; sonra da kalbinizi bir yoklayın bakalım. Bir kıpırdanma yok mu ? , tekrar okuyun. Ta ki, “sadece kuru kelime bilgileriyle yorum yapmak pek de yeterli olmuyormuş” deyinceye kadar.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN