Back To Top
Said Nursî’den Gülen’e Amerika/ Hıristiyanlık/ Diyalog Aşkı

Said Nursî’den Gülen’e Amerika/ Hıristiyanlık/ Diyalog Aşkı

 - Son Güncelleme: 08.10.2016 Cumartesi 11:08
- A +

Bilindiği gibi FETÖ elebaşı Gülen Amerika, Hıristiyanlık ve dinler arası diyalog aşığıdır. 1997 yılındaki bir röportajında, “Amerika dünya gemisinin dümeninde oturan bir milletin adıdır… Amerika göz ardı edilerek şurada burada bir iş yapmaya kalkılmamalıdır” şeklindeki sözleriyle Amerika sevdasını dillendiren Gülen, 1998 yılında Papa II. Jean Paul’e sunduğu mektupla da Hıristiyanlık ve dinler arası diyalog aşkını ilan etmiştir. Gülen’in ilan-ı aşk ifadeleri şöyledir: Papa VI. Paul cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinler arası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazı yardımlarımızı sunmak için size geldik… Peki, Gülen bu umarsız aşka nasıl yakalanmıştır? Bu sorunun cevabı çok boyutludur; ama en azından bir boyutu Said Nursî ve talebelerine ait şu pasajlardadır:

Bir Derece Mahremdir

(...) Hem Salâhaddin’in [Selahattin Çelebi] Asâ-yı Musa’yı Amerikalıya vermesi münasebetiyle deriz: Misyonerler ve Hıristiyan ruhanîleri, hem Nurcular, çok dikkat etmeleri elzemdir. Çünkü her halde şimal cereyanı İslâm ve İsevî dininin hücumuna karşı kendini müdafaa etmek fikriyle, İslam ve misyonerlerin ittifaklarını bozmaya çalışacak. Tabaka-i avama müsaadekâr ve vücub-u zekât ve hürmet-i riba ile burjuvaları avamın yardımına dâvet etmesi ve zulümden çekmesi cihetinde müslümanları aldatıp, onlara bir imtiyaz verip, bir kısmını kendi tarafına çekebilir. Her ne ise bu defa sizin hatırınız için kaidemi bozdum, dünyaya baktım (Said Nursî, Emirdağ Lahikası, Sözler Yayınevi, İstanbul 1993, s. 147).

(…) Âhir zamanda madem fetret derecesinde din ve Dîn-i Muhammedî’ye (A.S.M.) bir lakaytlık perdesi gelmiş. Ve madem âhir zamanda Hazret-i İsa’nın (A.S.) dîn-i hakikîsi hükmedecek, İslamiyet’le omuz omuza gelecek. Elbette şimdi, fetret gibi karanlıkta kalan ve Hazret-i İsa’ya (A.S.) mensup Hıristiyanların mazlumları çektikleri felâketler, onlar hakkında bir nevi şehadet denilebilir. Hususen ihtiyarlar ve musibetzedeler, fakir ve zaifler, müstebid büyük zalimlerin cebir ve şiddetleri altında musibet çekiyorlar. Elbette o musibet onlar hakkında medeniyetin sefahetinden ve küfranından ve felsefenin dalâletinden ve küfründen gelen günahlara kefaret olmakla beraber; yüz derece onlara kârdır, diye hakikattan haber aldım (Said Nursî, Kastamonu Lahikası, Sözler Yayınevi, İstanbul 1991, s. 75).

(…) Lillâhilhamd Risale-i Nur, âlî beyanatı ile ruhlarımızı teskin ediyor, hakiki dersleriyle kalplerimizi tatmin ediyor. İşte, bu günde meydana çıkan bu dehşetli cereyanı, ancak ve ancak Hristiyanlık âleminin müslümanlıkla ittihadı; yani İncil, Kur’an ile ittihat ederek ve Kur’an’a tâbi olması neticesi elde edilecek semavî bir kuvvetle mağlup edileceği iş’ar buyuruluyor ki Hazret-i İsa Aleyhisselâm’ın da vüruduna intizar etmek zamanının geldiğini mânâ-yı işârî ile ihtar ediyor. Mesmuâta göre bugünkü Amerika aktâr-ı âleme tedkikat için gönderdiği dört heyetten birisini bugünkü beşeriyetin saadetini temin edecek salim bir din taharrisine memur etmiştir.

Bu ise mücedditliğini mahkeme lisaniyle her tarafa ilan eden Risale-i Nur, bu muzdarip, perişan beşeriyetin en büyük bir saadeti olacağına imanımız pek kuvvetlidir… Çok Kusurlu Talebeniz Hüsrev (Said Nursî, Emirdağ Lahikası, s. 62-63).

(…) Demokratlar [Demokrat Partililer] mecburdurlar ki hem Nurcuları, hem ulemayı, hem milleti memnun ve minnettar etmek, hem Amerika ve müttefiklerinin yardımlarını kaybetmemek için bütün kuvvetleriyle ezan meselesi gibi Şeâir-i İslâmiye’yi ihya için mümkün oldukça tamire çalışmaları lâzım ve elzemdir… Nur Talebeleri ve Nurcu Üniversite Gençliği Namına Sadık, Sungur, Ziya (Said Nursî, Emirdağ Lahikası, s. 288).

(…) Ümmetin beklediği, âhir zamanda gelecek zatın üç vazifesinden en mühimmi ve en büyüğü ve en kıymettarı olan imam-ı tahkîkîyi ve ehl-i imanı dalaletten kurtarmak cihetiyle, o en ehemmiyetli vazifeyi aynen bitemâmihâ Risale- Nur’da görmüşler... O zatın ikinci vazifesi, şeriatı icra ve tatbik etmektir. Birinci vazife, maddi kuvvetle değil, belki kuvvetli itikat ve ihlas ve sadakatle olduğu halde, bu ikinci vazife gayet büyük maddi bir kuvvet ve hâkimiyet lazım ki o ikinci vazife tatbik edilebilsin. O zatın üçüncü vazifesi, Hilafet-i İslamiyeyi İttihad-ı İslam’a bina ederek İsevî ruhanileriyle [Hıristiyan din adamlarıyla] ittifak edip Din-i İslam’a hizmet etmektir. Bu vazife, pek büyük bir saltanat ve kuvvet ve milyonlar fedakârlarla tatbik edilebilir (Said Nursî, Sikke-i Tasdîk-i Gaybî, Sözler Yayınevi, İstanbul 1991, s. 9).

Yorum yok; takdir okuyucumuzundur.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Derste "Said nursiyi anlamadan Fetoyu anlayamazsınız" demişti Hasan Onat hocamız Bu yazıyı okuyunca bu cümle aklıma geldi.. Eleştirel okuma her zaman sağlıklı sonuçlar verir.Saygilar hocam AÜİF ne bekliyoruz
KARAR OKURU 25 Mayıs 2017 19:58
tabiki bende her yorum gibi yorumumu yapmak isterim bu olay bu topraklarda tohumu atılırken istikbarat teşkileti ne yapıyor ki buğün tu ka ka oldu..
Bence asıl olan yorumunuz olacaktır. Bunu cesaretle yazmanızı beklerim. Çünkü bunları paylaştığınız gibi. Sizin gibi düzgün olan din adamlarını diyanet desteklemeli ve bu cemaatlerin tamamında İslâma uygun olmayan konuları halka anlatmalıdır.bürüne kadar diyanet hiçbir cemaatin sapkın uygulamaları hakkında ses çıkarmamıştır. Tek faaliyetler her cuma para istemek oda fakir fukara için hiç olmaz !
Allame 26 Ekim 2016 11:35
"Ahir zamanda gelecek zatın üç vazifesi: * Ehl-i imanı dalaletten kurtarmak * Şeriatı icra ve tatbik etmektir * İsevî ruhanileriyle ittifak etmek. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî) Soru şu: * "İsevi ruhaniler" değil de neden "ehli iman" delaletten kurtarılıyor?
İbrahim KÜRELİ 25 Ekim 2016 01:20
Bu ifâdâtın mazmûnu olan ma'nâyı anlayabildiğinizden şüpheliyim Sayın ÖZTÜRK ! Ve işte bu yüzden yorum yapmayıp, okuyucunun takdirine bırakmanızı gerçekten takdirle karşılıyorum.
Ahmet bal 22 Ekim 2016 01:55
Fetullahcilarin bu ülkeye ve islama yaptıklarından dolayı millet biraz da haklı olarak şu an cemaatlere oldukça mesafeli durabiliyor tam da böyle bir ortam da mustafa hocanın yazdıkları beğeni toplayabiliyor. Fakat diğer nurcular özelde de sait nursi amerikan yardakcisi gibi gösterilmeye çalışılmış ki bu durumun o zatla hiç alakası yok. Onun dediği fetocularin amerika sevdasi aksine amerika yi islama yönlendirmek. Ayrıca tanıdığım nurcularin ekserisi de bizim elestirdgimiz gibi vetoyu elestirmistr Mustafa hoca da bilir ki haşa bir ayeti baglamindan koparıp yorumladigimizda ayetten tam tersi bir mana cikarabiliriz. Demem o ki o kadar bir kulliyattan üç beş cümle cimbizlarsaniz varamayacaginiz netice olmaz
Qereqoçani 24 Temmuz 2017 10:07
0
Zaten adam attığı başlıkla yorumunu yapmış.... kimi kandırıyor..
fırat 18 Ekim 2016 23:02
kaleminize yüreğinize sağlık hocam, at gözlüğünden balka gözlüğü olmayanlar ancak baktıları yere görebilirler, ümmetin durumu ortada bir öz eleştiri zamanı geldiğinin farkında olmayan güruh ancak savunma yazarlar....
Sefer AKGÜL 18 Ekim 2016 10:01
Adını yazmaya bile cesaret edemeyen ve karar.com takipçisi diye imza atan bir yorumcu said nursinin ciletle yüzünü traş ettiğini falan yazıyor.büyük bir kusurmuş gibi.Behey nadan yazısını beğendiğin Mustafa Öztürk'ün hem sakalı yok hem de bıyığı.Matruş bir ardamdan İslam alimi mi olur desek ne yapacçaksın? El-insaf.Önce gözündeki merteği gör !
Muvahhid 17 Ekim 2016 02:43
Ülkemizde tartısma ve fikir beyaninda temel sorun: Temellendirme çabası ve bir altyapi olmadan idollestirilmiş kisilerden alintilanarak "tavır" ortaya koymak... Lütfen degerli kardeşlerim, tavri aldigimiz kimselerden temellendirmelerini de temin edelim. Içsellestirmedigimiz yani taakkul mekanizmamizla denetimden gecirmedigimiz hicbir fikri salt tavırla ortaya koymayalim.
Balahan bozkurt 15 Ekim 2016 22:46
Hocam kalemine sağlık.yazılarınızı özenle takip ediyorum.bizim gibi sıradan müselmanların narcı nurcu ocu bucu olmadan Kuran müslümanı olması ve sevgili peygamberimizden başka yolbaşçımızın olmadığını en sade haliyle izah ettiğiniz içinde şükranlarımı sunuyorum.
KARAR OKURU 15 Ekim 2016 00:38
Kur'an yıldızlarına perde çekilmez. Gözünü kapayan yalnız kendi görmez, başkasına gece yapamaz. B.Cevab Veriyor - 243
KARAR OKURU 13 Ekim 2016 18:12
Geçtiğimiz günlerde Karar Gazetesinde Prof. Dr. Mustafa Öztürk’ün “Said Nursi’den F. Gülen’e Amerika, Hıristiyanlık ve Diyalog Aşkı” başlıklı bir yazısı yayınlandı. Yazı da Said Nursi’yi doğrudan doğruya FETÖ ile ilişkilendirme gayretkeşliği güneş gibi ortada. Risale-i Nurlardan “cımbızlama” yoluyla bazı pasajlar seçilerek Said Nursi’nin de  F.Gülen gibi -güya- Amerika, Hıristiyanlık ve diyalog aşığı biri olduğu anlatılmaya çalışılmış.Bunun cımbızlanan ifadelerle hiçbir alakasının olmadığı düpedüz iftira olduğu konuya aşinası olan herkesin malumu. İlmi namusu olan bir oryantalist bile bu kadar üstünkörü, özensiz ve ciddiyetsiz düşünmez. Onun için burada ciddiye alıp cevap vermeye çalışmayacağız. Niyeti cevap almak olanlara yeterince cevaplar verilmiş çünkü. Sadece bu iftiraların sahibinin Yahudi ve Hıristiyanlara bakışını sunmaya çalışacağız.Öyle ya bu iftiraları pervasızca dillendiren birinin Yahudi ve Hıristiyanlara nasıl baktığını bilmek herkesin hakkı. Biliyorum, bu satırların yazarına yine “tetikçisin” diyecek ama kimin hangi vasıf ile mutassıf olduğuna insaflı okuyucular karar verecek.İşte Yahudi ve Hıristiyanların mevcut itikatlarıyla -yani peygamberimize (asm) ve Kur’an’a iman etmeden- cennete girebileceklerini söyleyen Öztürk’ün açıklamaları şöyle:“…Kur’an’da öngörülen kurtuluşun asgari koşullarını Allah’a ve ahiret gününe iman, salih amel işleme ve bu şekilde kendisini ıslah etme şeklinde belirlemek mümkündür… burada konumuz açısından iki önemli ayet özel bir önem taşmaktadır. Bunlardan ilki, Bakara suresi 62. ayettir:“Muhakkak ki (bu ilahi kelama) iman edenler ile Yahudilerden, Hıristiyanlardan ve Sabiilerden Allaha ve ahiret gününe inanmış, doğru ve yararlı işler yapmış olan kimseler, Rablerinden hak ettikleri mükafatı alacaklar ve yine onlar ne korkacak ne de üzüleceklerdir.”Bu ayet M.Esed’in ifadesiyle islam’ın temel bir doktrinini inşa etmektedir. Başka hiçbir itikatta benzeri olmayan bir görüş zenginliği içinde kurtuluş fikri burada üç şarta bağlanmıştır: Allah’a iman, hesap gününe iman ve hayatta doğru ve yararlı işler yapmak… Bu bahisle ilgili ikinci ayet Maide suresi 69. ayettir: “Muhakkak ki (bu ilahi kelama) iman edenler ile, Yahudilerden, Sabiilerden ve Hıristiyanlardan Allaha ve ahiret gününe inanmış, doğru ve yararlı işler yapmış olan kimseler, Rablerinden hak ettikleri mükafatı alacaklar ve yine onlar ne korkacak ne de üzüleceklerdir.”Görüldüğü gibi bu ayette de kurtuluş yine üç temel şarta bağlanmıştır. Ne var ki müfessirlerin kahir ekseriyeti anılan ayetlerde açıkça ifadesini bulan ‘hangi guruba ait olursa olsun, Allah’a, ahiret gününe inanan ve iyi işler yapan her insan kurtulur’ şeklindeki yalın anlamı farklı şekilde te’vil etmek için Fazlur Rahman’ın ifadesiyle ellerinden gelen gayreti göstermişlerdir. Zira nüzul döneminde savaşa hazırlık yapıldığı bir sırada nazil olan ayetin hükmünü her halükarda tatbik edilmesi gereken tarih-üstü nihai bir hüküm olarak değerlendiren ve bu çerçevede diğer dinlerin mensuplarını cizye vermeye rıza gösterecek kadar ezip kendisine teb’a kılmayı; keza fitne kelimesini şirk olarak yorumlayıp ehl-i kitap dışındaki tüm gayr-i Müslimleri ortadan kaldırmayı Allah’a yakınlaşma vesilesi sayan bir anlayışı savunanların bu ayetin açık anlamını içselleştirmesi zor olsa gerek…” [Kur’an’ı Kendi Tarihinde Okumak, Ankara Okulu Yay, s.170-171]Evet, bütün cemaatlere Haşhaşi ve Said Nursi’ye Amerika, Hıristiyanlık ve diyalog aşığı diyen M. Öztürk’ün Yahudi ve Hıristiyanlara bakışı özetle böyle. Diyalogcular, kelime-i tevhidin  Muhammeden Resulullah kısmına gerek yok diyorlardı. Öztürk ise daha ileri giderek tümünün mevcut itikatlarıyla –yani peygamberimize ve Kur’an’a inanmadan- cennete girebileceğini ve üstelik bütün müfessirlerin bunu içselleştiremediklerini söylüyor.Şimdi soruyoruz: Kim FETÖ gibi Hıristiyan aşığı? “Hz. Muhammed Mustafa’ya (asm) iman etmeden cennete girmek muhaldir” diyen Said Nursi mi, yoksa Öztürk mü? Yorum yapmıyoruz. Takdir okuyucunun.Kaynak: Hıristiyanlık aşkı kimde? Said Nursi'de mi? Mustafa Öztürk'te - Şahin DOĞAN
muhammed koçoğlu 11 Ekim 2016 18:37
sayın hocam yazınız sadece 56 defa okunmuş. onu da en az 5 defa ben tıkladım, yorumları görmek için. ve bir çok nurcuya da okuttum. yorumlar da göz önünde bulundurulduğunda seni neredeyse sırf nurcular okumuş. yani şu toplumda karşılığınız yok. zaten sizi ve emsaliniz akdemisyen ve yazarları da bu kahrediyor; topluma bediuzzaman ve tarikatler yön veriyor. üstad mektubatta sizin gibilerin niçin kendisini eleştirdiklerini yazıyor. olay psikolojik yani nefsani. çok iyi araştırmış ve okumuş biri olarak bilerek söylüyorum; türkiyedekilerin eleştirdikleri noktalarda arap uleması üstadı yere göğe sığdıramıyor. mesela hemen tamamı müceddit bediuzzaman der, raculun mulhemun (ilhama mazhar olmuş zat) der. ancak tek bir tanesi yav bu vahiy mi deme şarlatanlığında bulunmaz! bunu sadece bizimkiler yapar... söylenecek çok şey var hocam. sadece şunu söyleyeyim; lütfen bu konularda şu üsluplarla, yani akademik incelemede bulunmadan, saldırgan vs yazmayınız. inanın nur talebelerinin en sıradanı bile sizi mat eder! bunu ilmi olarak söylüyorum..
KARAR OKURU 11 Ekim 2016 19:18
4
Mesele, şah mat meselesi değil; mesele cemaat mensubiyetlerinin takım taraftarlığından zerre kadar farklı olmamasının ortaya çıkardığı sonuçlar olsa gerek. İnsan, durup düşünür, Said Nursi değil de Mustafa Öztürk celcelutiye, cifr vs deyip Kur'an'daki onlarca ayetten kendine, doğduğu yere, eserlerine işaretler çıkarsaydı, acaba bunu da aynı engin gönülllülükle karşılar mıydınız. Hocanın kendine taraftar toplama merakı olsaydı, her şeyden kendisinin yönettiği önce bir sosyal medya hesabı olması gerekirdi. Kendi zihninizde kurduklarınızı hocaya izafe etmeyin, bir de kendisinden en az onlarca kez duyduğum "Ne kadar az insan, o kadar çok huzur" sözünü de burada kaydedeyim.
KARAR OKURU 14 Ekim 2016 10:07
3
kuranı kerimede yıllardır saldırı oldu. hiç bir şekilde aslı degişmedi. binlerce meal ve tefsir yazıldı hiç biri bu kurandır kuranın aynısıdır filan demedi.. BU KADAR hoş görü anlayışından beslenen bir anlayış top yekün SALDIRIYA GECMİŞLER... SORMAK İSTERİM.. SİGARA İÇEN BİRİ YÜZÜNÜ JİLETLE KAZIYAN BİRİ . İTTİHATCILARI DESTEKLEYEN BİRİ SAHİ DEN ASRIN ALİMİ OLABİLİRMİ ?. YOKSA BUDA BİR ALGIMI? CVP YAZMAK İSTEYENLER KURAN VE HADİSTEN CVP YAZSIN...
Matematik Hocası 14 Ekim 2016 13:40
2
Daha bir yazının kaç kere okunduğunun nerede yazdığını bilmeyen bir adam kimi mat edebilir ki? 56 defa okunduğu nerede yazıyor? Şu an 1200 beğeni almış durumda. Okunma sayısı 10 bini geçmiştir ki o açık ortamda yazmıyor. Kendi fikrinizi desteklemek için yalana dolana başvurmayın kardeşim. Sıradan nur talebesi bile mat eder lafına da çok güldüm. Hoş, mat etmek övünülecek şey değildir ama siz onu bile yapamayacağınızın farkında değilsiniz. Cahillik böyle bir şey. Öztürk gibi bir adamı anlamanızı beklemiyorum.
KARAR OKURU 11 Ekim 2016 17:33
Maşallah, yorumların sahiplerinin ağzından bal damlıyor. İki alıntı cemaatci kafaların röntgenini çekmeye yetiyor.
KARAR OKURU 11 Ekim 2016 17:21
Edipler edepli olmalı. İnanmak için olmasa bile ders vermek için İslamiyeti bilmeniz gerekir
KARAR OKURU 11 Ekim 2016 17:18
Hocam Allah aşkına biraz okuyun. Altıbin (6000) sayfalık kocaman bir külliyattan maksadınıza uygun olduğunu düşündüğünüz bir kaç cümle ile bir yazı yazmak (makale diyemiyorum) ismi önünde prof sıfatı olan birine yakışıyor mu?
Kardeşlerim yapılan yorumları okudukça kimi zaman seviniyor kimi zaman ise üzülüyorum. Sevincimin sebebi, yukarıdaki yazının saygı içerisinde eleştirildiğini görmem oluyor. Üzüntümün sebebi ise yine yukarıdaki yazının çok münasebetsizce eleştirilmesi ve yazarına karşı yapılan hakaret ve yaftaları görmem oluyor. Ben de bu yazılanların ve belli başlı alıntılarla ortaya atılan iddiaların daha detaylı bir şekilde yazılması taraftarıyım. Başı sonu belli olmayan ve detaylı bir şekilde incelenmeden ortaya konan alıntılarla böyle bir iddiada bulunmak son derece tehlikeli ve tutarsız gözüküyor.
okuyucu 10 Ekim 2016 20:52
sayende risale-i hakiki Nur okuduk Mustafa hocam. devamını dilerim
Özgür 10 Ekim 2016 18:18
Merhaba, Karar gazetesi gibi istikamet üzere olma çabasında bir gazeteden başlıkta adı geçen yazının yayınlanması nasıl büyük bir talihsizliktir. Yazı hakkında bir iki cümle yeterli değil ancak kısaca şunu söyleyebiliriz ki risale-i nurdan yapılan alıntılar ve girişteki yorumlar birbirini yakın ve fetönün besleyicisi gibi gözükse de fetö bu risale-i nur şeridinden gider gibi yapmış o kadar. Zaten kendi çalışmasında risale-i nuru bir maske olarak tuttuğu için, filmi bu kadar uzun sürdü. Ama son bölümde maske düştü, Allahta fırsat vermedi gerçek niyet, maksat anlaşıldı. Cumhurbaşkanımızda her vesile ile Risale-i Nur ile FETÖ nün farklılığını her vesile ile ortaya koymuştur. Ayrıca 15 Temmuz gecesi hakiki nur talebeleri şehitler dahi vermiş hatta bizlerinde içinde bulunduğu bir çok risale-i nur talebesi kardeşler o gece sabah mesele anlaşılana kadar evlerimize girmemişizdir. Eğer karar gazetesinde ki bu yazı bireysel bir hata değil ve kurumsal bir yanılgı ve şüphe, kafa karışıklığı vs. mevcut ise bunu hatayı düzelmek için gerekçelerle yazıda geçen alıntıları açıklamaya hazırız. Saygılarımla.
güneş 10 Ekim 2016 11:06
Bir kişiyi önder edinip o hoca yada efendi hatasız mis gibi duygusal yaklaşıyorsunuz yorum yapanlar.. Mustafa hocanın anlaşılamadığıni düşünüyorum bide ismet özel var... Hocam saygılar...
Karar sızlara. 10 Ekim 2016 11:04
Sayın editör yorumlarım okuyucuları değil sizi rahatsız ediyor.Siz okuyun yeter..
“Hiç bir müfsid ben müfsidim demez. Daima suret-i hakdan görünür. Batılı hak görür. Evet kimse demez ayranım ekşidir. Fakat siz mihenge vurmadan almayınız. Zira çok silik söz ticarette geziyor. Hatta benim sözümü de ben söylediğim için hüsn-ü zan edip tamamını kabul etmeyiniz. Belki ben de müfsidim veya bilmediğim halde ifsad ediyorum. Öyle ise her söylenen sözün kalbe girmesine yol vermeyiniz. İşte size söylediğim sözler hayalin elinde kalsın mihenge vurunuz. Eğer altın çıktı ise kalbde saklayınız, bakır çıktı ise çok gıybeti üstüne ve bedduayı arkasına takınız, bana reddediniz gönderiniz.” Hodri meydan diyor Kuran Talebesi, Üstad Bediüzzaman.& mihenge var misin... Bilimsel Araştırma vsvs bunun yanında kör kalır. Mal bulmuş mağribilik yapmayın...
Sayın yazar ve yazarlar..Şu Doğan medya aşkını bırakın.Bediüzzaman muhalefeti yapıp hooop Hürriyet köşeleri gelsin..Yok böyle bir dünya.M.Öztürk Yaşar Nurinin yerine göz dikmişe benziyor.Ne diyelim..
Aydın Doğan hayranlığı,Hürriyet te yazma rüyası,yeni coşkun,beki,selvi olma yarışında hezeyanlarınızı saklamıyor,millete doğru savuruyorsunuz.Tamam ,anladık.Milletin değerleriyle barışıp,milletle beraber olmayacaksınız.
KARAR OKURU 09 Ekim 2016 17:46
Birinci dunya savasinda ingilizlere karsi koyabilmek icin almanya yla nasil ittifak etmissek, dinsiz rusya ya karsi en azindan Allah a inanan hristiyanlarla gecici bir ittifak etmek kadar mantikli bir dusunceyi kavrayamayacak kadar mantiksizsiniz. Allah a havale ediyoruz sizi
emre turhan 09 Ekim 2016 13:33
yani fetöyle risalei nurları bir bahaneyle bağdaşdırmaya çalışmak nasıl bir kafadır arkadaşım evet yorum biz okuyucuların ve senin kasdi haraketlerle müfsit bir şahız olduğunu yoruyorum bu yazınla....
Irfan 09 Ekim 2016 13:17
Zaten yorum yok okuyucu ne anlarsa demenizden aslinda yazdiginizdan nasil bir sonuc cikarilabilecegi konusunda net bir fikir sahibi olmadiginiz goruluyor.6000 küsür sayfalik eserden cimbizladiginiz bu bir kac paragrafi biraz daha vicdani terazinizde tartmanizi öneririm.Nur talebelerinin sozde kiyasladiginiz camiaya nasil baktigini metodlarini elestirdigini,hizmet anlayislarinin kendileri ile bagdastirilamayacagini müteaddid defa zikrettiklerini görebilirsiniz.tabi bakmak isterseniz....
tilmiz-i kur'an 09 Ekim 2016 12:50
Bir zaman İngiliz Devleti, İstanbul Boğazı'nın toplarını tahrib ve İstanbul'u istila ettiği hengâmda; o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi'nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiye'den dinî altı sual soruldu. Ben de o zaman Dâr-ül Hikmet-il İslâmiye'nin a'zâsı idim. Bana dediler: "Bir cevab ver. Onlar altı suallerine, altı yüz kelime ile cevab istiyorlar." Ben dedim: "Altıyüz kelime ile değil, altı kelime ile değil, hattâ bir kelime ile değil; belki bir tükürük ile cevab veriyorum! Çünki o devlet, işte görüyorsunuz ayağını boğazımıza bastığı dakikada, onun papazı mağrurane üstümüzde sual sormasına karşı, yüzüne tükürmek lâzım geliyor. Tükürün o ehl-i zulmün o merhametsiz yüzüne!.." demiştim. Tarihçe-i Hayat - 1
timiz-i kur'an 09 Ekim 2016 12:45
Bunu (dinler arası diyalog'u) üstad Bediüzzaman'a dayandırmak olası bir şey değildir. O yazılan yazılar kendi siyak-sibak'ından tamamen mücererreddir. Söylediğiniz şeylere, yaptığınız tespitlere dikkat edin yoksa hesabını veremezsiniz.
KARAR OKURU 09 Ekim 2016 12:24
hocam otur da iyi niyetle, samimi olarak anlamak, istifade etmek niyeti ile baştan sona 1 defa oku bediuzzamanı da ondan sonra yaz allah aşkına.. yazık ediyorsun kendine, etiketine, ilahiyata, ilahiyatçılığa... risalei nurları yazan bediuzzaman değil de bir oryantalist ya da doğulu bir modernist olsaydı su gibi içerdiniz sayın ilahiyat akademisyenleri. bir kısmınız korkusundan eline alamıyor, sizin gibiler de nerden nasıl eleştiririm derdinde.. mekke müşriklerinin gizli gizli kuran dinlemeleri kadar bile cesaretiniz yok. bediuzzamanın 14 ciltlik kitaplarının tamamı tek kitap gibidir. sistematiğini çözmeden ordan burdan derleme ile yorum/tahlil yapan gülünç duruma düşer. ayrıca bu ülkede en az binlerce risalei nur hafızı var. bilerek söylüyorum; vallahi adamı paçavraya çevirirler. bunların cevap vermemesi sizi yanıltmasın. eleştirenleri muhatap almamak bir risalei nur düsturudur. googl dan ara bulursun sayın prof..
KARAR OKURU 09 Ekim 2016 12:18
YORUM YOK VE TAKDİR OKUYUCUNUN İSE ATTIĞIN O BAŞLIK NE ANLAMA GELİYOR? başka sorulabilecek soruları sormayayım; okuyucu kendisi sorsun...
KARAR OKURU 09 Ekim 2016 12:05
fetö ile ilgili olan ilk parağraf ile altındaki yazıların uzaktan yakından alakası yok. fetönün ne olduğunu bile bile bediuzzamana yamamaya çalışıyorsun. kasıtlı yapıyorsun. hayatın tarihselcilik; bağlam, ilgi, hikmet, şartlar, konjoktür, sosyolojik siyasal şartlar vs. ama buraya gelince hepsini çöpe atmışsın. senin yazılarından da alt alta ekleme yapıp seni de ''her türlü'' itham edebiliriz. sadece şunu söyleyeyim: alllaha hesap vereceksin ahirette! tabi bunlara da tarihsel hikayeler demiyorsan!
Uğur Ensar 09 Ekim 2016 11:49
Kör gözünüz okuduğunu anlamaz olmuş,artniyetli çünkü
Napolyon'un dediği gibi, "Bana tevili kabil olmayan bir cümle getiriniz, sizi onunla i'dam edeyim." Beşerin ağzından çıkan hangi cümle vardır ki, tevillerle cürüm ve suç teşkil etmesin. Şualar - 497 Feto dosyasını çözümlüyorum edasıyla ucuz hamleler :) yazık.. Eski Said ifadesi ise islama hizmet tarzının değişililiğinden gelir. Hatalar yaptığından değil. Said Nursi vs emsallerinin hayatlarında hata dedikleri şeyleri sen ben yapsak kahraman oluruz.. Şeriatta herşey bellidir. Ehli Kitabdan bir bayan ile evlenilebilir. Yemeği yenir. Bir Hristiyanla yanyana gelince onların dinlerindeki yanlışlıklar yerine ortak doğrulardan yola çıkarak hataları düzeltmek ya da ortak düşmana karşı cephe almak hikmettir. Feto bunu tersten okuyup saçmalamış Papaya el pençe divan durmuşsa bu onun karaktersizliği.. Zira Said Nursi hatt-ı vasatı esas tutmuş bir yandan dinsizliğe karşı bunu ifade ederken. Diğer taraftan dinsizlik var deyip kolkola girmeye kalkmayın uyarısını da "Umûr-u diniyede müsamaha veya teşebbühle medenîlere yanaşmayın. Çünki aramızdaki dere pek derindir. Doldurup hatt-ı muvasalayı temin edemezsiniz. Ya siz de onlara iltihak edersiniz veya dalalete düşer boğulursunuz." Mesnevi-i Nuriye - 126 Yapmıştır.. Bakma, Gör.. Göz Gezdirme, oku..
Harun 09 Ekim 2016 04:25
Mustafa hocam sizi takip ederim, ilahiyatçılar arasından bir tek sizi okurum ve tefsirinizi de dört gözle bekleyerek dua ederim bitirmeniz için. Fakat bu konuda size katılmıyorum. Risalelerde cifir gibi bazı şeylerin lüzumsuz kaçtığına katılmakla beraber ömrünü hapislerde Allah için feda etmiş bir insan için bence daha dikkatli olunabilir. Dediğiniz gibi: "fetö risaleleri kullanmıştır." Bundan ötesi bu fedakâr üstada ayıp olur kanaatindeyim. Hürmetlerimle. Sağlığınıza duacıyım.
Özüne dön 08 Ekim 2016 23:17
Sevgili hocam ,sizden bir ricam var O da şudur: Artık bu konu hakkında yazı yazmamanız. Sebebi de Cemaati de Fetöyü de biz çok iyi tanıyoruz. Bunların ne olduğunu nasıl bir ihanet içinde olduklarını 15 Temmuzdan sonra çok iyi gördük. Sizin ve İlhami Güler hocamızın yazıları bize ışık oldu.Sizden tek bir isteği var: Haberci 28.com daki yazıların standartını yakalamanız. Yani özünüze dönmeniz. Seviyoruz sizi. Dua ile.
Şamil çelik 08 Ekim 2016 22:59
Yazıklar olsun sana. Biz de seni alim diye dinliyorduk. Bediuzzaman ile fetoyu aynı çizgide göstermek için gerçekten art niyetli olmak lazım
O k u r 08 Ekim 2016 22:27
Bu din tahrif olacak diye endişeye kapılmayalım. Allah büyüktür ve dinini koruyacaktır. Allah bunu Kur'an'da açıkça bildiriyor. Batı, orta çağda nasıl bakırdan altın elde etmek için asırlarını heba etti, şimdi de İslam'ı tahrif etmek için asırlarını ziyan edecek...
MÜCAHİD 08 Ekim 2016 22:23
el insaf....sen ey mustafa beyyyy oturduğun yerden İslam'ı lekelemeyi çok iyi bilirsin...Kuran'da(haşa) hatalar var diyen sen, Kuran'daki(haşa) kıssalar hatalı diyen sen, Kuran'da tekrarlar anlamsız diyen sen, bu sefer de yeni şeyler mi üretiyorsun? sen o kötülemeye çalıştığın adamı ne kadar tanıyorsun, kaç tane risale okudun, kaç sohbet dinledin, o adamın bu şeyleri yazarken hangi durumda olduğuna baktın mı, peki ya paragrafın öncesini niye koymadın, fetretin ne olduğunu biliyor musun?....Subhanallah Rabbim bunu hesabını sorar. VALLAHİ BİLLAHİ TALLAHİ SORARRR!!!! Tabi dert ne? 'halif turaf' meselesi.... sana sormak lazım sen bu İslam ve İman davası için kaç kere hapishaneye girdin,i kaç kere zehirlendin, kaç kere yerinden yurdundan edildin, kaç kere aç susuz soğuk yerlerde yattın, kaç kere İslam ve İman davası için yastığını ıslattın, kaç geceni uykusuz geçirdin? ALLAHU EKBER.... ALLAH NURUNU TAMAMLAYACAKTIR....
Mustafa 08 Ekim 2016 20:48
Hocam kendi dusunce ekseninizle celisiyorsunuz. Ayetleri yorumlarken indigi zemini esas alirken neden yukardaki aktardiginiz sozleri, ki cogu talebelerine aittir, ayni cizginizi korumuyorsunuz. O sozler kominizm ve dinsizlik cereyanlarinin en yogun oldugu bir zamanda ehli kitap amerikayi dinsiz rusyaya tercih babindadir. Son asrin en buyuk islam mutefekkirine bu kadar insafsizca cephe almayin. Feto ile bediuzzamani yan yana getirmek bile fetonun sizde istedigi tesiri biraktigi anlamina gelir. Isid ne kadar muslumansa feto de ancak o kadar nurcudur.
Talebe 08 Ekim 2016 19:42
fetret kelimesinin manasına dikkat!! ederek tekrar okuyun. Üstad bediüzzaman ne kadar doğru söylemiş anlarsınız. İncil, Kur’an ile ittihat ederek ve Kur’an’a tâbi olması.... ... Hz. Peygamber'in bir hadisi şerifinden yola çıkarak üstad konuyu çok güzel izah etmiş. Risale-i Nur'a düşmanlığınız başınızı yiyecek.
KARAR OKURU 08 Ekim 2016 19:32
Okunulduğu üzere sadece arama motoruna "Risale-i Nur" yazılmış. İlk çıkan sayfalar da girilip arama kısmına "İsevilik veya Hristiyanlık" yazılmış çıkan sonuçlara karşılık hızlıca okunmuş ve işe yarayan yerler alınmış diğer kısımlar kısaltılmış gibi " (...) " öncesine konulmuş. Tabii sizlerden de bu kadar "Araştırmacı yazar" oluyor. İsterseniz "Âhir zamanda madem fetret derecesinde din ve Dîn-i Muhammedî’ye (A.S.M.) bir lakaytlık perdesi gelmiş. Ve madem âhir zamanda Hazret-i İsa’nın (A.S.) dîn-i hakikîsi hükmedecek, İslamiyet’le omuz omuza gelecek..."olan kısmın dahi öncesine bakalım ne yazılmış. Şiddet-i şefkat ve rikkatten, bu kışın şiddetli soğuğuyla beraber mânevî ve şiddetli bir soğuk ve musibet-i beşeriyeden biçarelere gelen felâketler, helâketler, sefaletler, açlıklar şiddetle rikkatime dokundu. Birden ihtar edildi ki: "Böyle musibetlerde kâfir de olsa hakkında bir nevi merhamet ve mükâfat vardır ki, o musibet ona nispeten çok ucuz düşer. Böyle musibet-i semaviye mâsumlar hakkında bir nevi şehadet hükmüne geçiyor. Üç dört aydır ki, dünyanın vaziyetinden ve harbinden hiçbir haberim yokken, Avrupa'da, Rusya'daki çoluk çocuğa acıyarak tahattur ettim. O mânevî ihtarın beyan ettiği taksimat bu elîm şefkate bir merhem oldu. Şöyle ki: O musibet-i semaviyeden ve beşerin zâlim kısmının cinayetinin neticesi olarak gelen felâketten vefat eden ve perişan olanlar, eğer on beş yaşına kadar olanlar ise, ne dinde olursa olsun şehit hükmündedir. Müslümanlar gibi büyük mükâfat-ı mâneviyeleri, o musibeti hiçe indirir. On beşinden yukarı olanlar, eğer mâsum ve mazlum ise, mükâfatı büyüktür, belki onu Cehennemden kurtarır. Çünkü... " devamını yukarıda okuyabilirsiniz. Fıkıh kitaplarından da biliyoruz ki ergenliğe ulaşmamış (buluğ çağına erişmeyen) hangi dinden çocuk olursa olsun din-i islama göre İnşaallah sayılır. Daha da yazılacak bişi yok size bu bile yeter.
Kerem kuzey 08 Ekim 2016 19:08
Seçime hazırlık çalışması
semiramis 08 Ekim 2016 17:44
bediüzzaman said nursi ile zamanın ejderhaları uğraştı, baş edemediler, sivrisinekler ne yapabilirler ki... cımbızcı mustafa hoca, senin derdin ne?
Yorumsuz 08 Ekim 2016 17:36
"yani İncil, Kur’an ile ittihat ederek ve Kur’an’a tâbi olması neticesi elde edilecek"
KARAR OKURU 08 Ekim 2016 17:29
Agabeylerin sozleride risaleden alinti.yazida FG ile bir tutma yok ve istismara acik sozler oldugunu talebelerden uyari tedbir namina bir sey gormedigimizi itiraf edelim.
Kemal cömertoğlu 08 Ekim 2016 15:57
Alıntılarda Saidi Nursi'nin ve taraftarlarının, hristiyanların da islam'a yaklaşması tavsiyesi-umudu ve abd ile ilgili de siyasi bir tespit var. Uzun uzun alıntılanınca başlık doğrulanmış olmuyor. Sanki hileli bir sunuş gibi geldi bana.
Yorumsuz... 08 Ekim 2016 15:48
Bediüzzamanın yazmış olduğu, Kur'an-ı Kerimin asrımız insanlarına iman hakikatlerini çok açık bir şekilde isbat eden risale-i nur tefsirlerini tahrif etmek için nurcu perdesi ardına saklanan kainat münafığını, en büyük düşmanıyla bir göstermek ya bilgisizlikten ya sui kasıttan kaynaklanıyor... Bediüzzamana, risale-i nur hizmetinin mehdi as hizmetine çok benzeten talebelerine ben mehdi değilim ve olamam mealinde verdiği dersi, kırpıp alıntılamışsınız şöyle diyor tamı tamına ; "Bu üç vezâifi birden bir şahısta, yahut cemaatte bu zamanda bulunması ve mükemmel olması ve birbirini cerh etmemesi pek uzak, âdetâ kabil görülmüyor. Âhir zamanda, Âl-i Beyt-i Nebevînin (a.s.m.) cemaat-i nuraniyesini temsil eden Hazret-i Mehdîde ve cemaatindeki şahs-ı mânevide ancak içtima edebilir..."
hakan 08 Ekim 2016 15:10
Yav he he aklınca feto uzerinden asrin sahibine vurmaya kalkmış yav 90 senedir onu karşısına alanlar rezil oldular bu kervana sizde katilirsiniz
İskender 08 Ekim 2016 15:04
Mustafa bey ağzında pelesenk ettiği "anakronizm"e düşmeme maharetini keşke Said Nursi konusuna gelince de samimiyetle gösterebilmiş olsa... Ama nerde... Yazıklar olsun.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN