Back To Top
SMS yoluyla “Benden Boş Ol!”

SMS yoluyla “Benden Boş Ol!”

- A +

Birkaç gün önce ulusal gazetelerde yer alan ve sosyal medyada da hararetli tartışmalara konu olan bir habere göre Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Hanbelî fakih İbn Kudâme’nin el-Muğnî’si ile Hanefî fakih İbn Âbidîn’in Reddü’l-Muhtâr adlı eserlerini referans göstererek, “Telefon, mesaj ve internet yoluyla boşama geçerli midir?” sorusuna cevap olarak şöyle bir fetva yayımlamış: “Bir kimse, yüzüne karşı ‘seni boşadım, benden boş ol’ gibi boşamayı ifade eden sözleri şifahi olarak söylemek suretiyle eşini boşayabileceği gibi, bu sözleri telefon, mektup, mesaj, internet ve faks yoluyla bildirerek de boşayabilir. Söz konusu iletişim vasıtalarıyla boşamak, sözlü olarak yüz yüze boşamak gibi geçerlidir. Ancak bu durumda kocanın, boşamış olduğunu inkâr etmemesi gerekir. Boşamanın yazılı olması halinde ise boşanan kimse yazının veya mesajın eşinden geldiğinden emin olmalıdır. Bu durumda boşama hükümleri, kadının mektubu okuduğu andan itibaren başlar. Fakat koca eşini daha önce gıyaben boşamış da bunu mektupla haber veriyorsa, boşamanın hükümleri kocanın boşadığı andan itibaren başlar.”

***

Sosyal medya hesaplarında, “sms, faks ve mektupla boşanma oluyorsa evlilik de olur; ben faksla evlenmeyi düşünüyorum”, “Diyanet boşanma olayında ‘üç kere boş ol’dan sonra çağ atlamış! Sms, faks ve mektup ile de boşanılabilir fetvası vermiş. Benim tercihim mektup tabii, romantik olur” gibi sarkastik ifadelerle eleştirilen bu fetva, geleneksel fıkıh mantığı ve mentalitesine yönelik zihniyet analizi açısından mevzu bahis edilmeye değer niteliktedir. Klasik fıkıh doktrinine göre boşama ve boşanmada (talâk) temel unsur, siygadır. Bu görüş Hanefî ekolüne aittir. Rüknü daha geniş çerçeveli kabul eden diğer mezheplere göre ise talâkın ana unsurları taraflar (karı-koca), yetki ve siygadır. Siygada aslolan söz, sözlü beyandır; fakat bazı durumlarda yazı ve işaret de söz yerine geçebilir.

Bu bilgilerden anlaşılacağı gibi talâk işlemi karı-koca arasında bir çift sözle başlayıp bitmekte, yani koca “Boş ol…” dediği an itibariyle boşama/boşanma gerçekleşmektedir. Birçok fakihe göre “Boş ol!’” sözü şakayla söylense dahi boşama gerçekleşmekte, yine fakihlerin çoğunluğu nezdinde sarhoş kişinin boşaması da geçerli kabul edilmektedir. Diğer taraftan boşamada temel unsur sözlü beyandan ibaret olduğu için, bu işleme resmiyet kazandırma ya da resmî belgeyle kayıt altına alma gibi hususlar pek önem taşımamakta, sonuçta boşama/boşanma off the record (kayıt dışı) şekilde gerçekleşmiş olmaktadır. Din İşleri Yüksek Kurulu’nun fetvası da maalesef böyle bir talâkı onamaktadır. İslam fıkhında boşama yetkisinin kocaya ait olduğuna ilişkin temel kural dikkate alındığında, kadının evlilik hayatıyla ilgili mukadderatının kayıt dışı bir çift söze baktığı kendiliğinden anlaşılır. Ancak böyle bir uygulamanın kadın aleyhinde ciddi istismarlar, mahzurlar ve mağduriyetler doğuracağı açıktır.

Bu bakımdan talâk işlemine devletin müdahil kılınması, yani mahkeme yoluyla bu işleme resmiyet kazandırılması ve miras, tazminat, nafaka gibi konularda hukukî sonuçlar doğuracak şekilde kayıt altına alınması zorunludur. Resmî tescil evlilik akdi için de söz konusudur. Daha açıkçası halk arasında “imam nikâhı” diye tabir edilen ve çoğu zaman merdiven altı denebilecek usullerle gerçekleştirilen gayri resmî nikâhın da ancak devlet tesciliyle meşruiyet kazanacağını söylemek lazımdır. Ama gelin görün ki Din İşleri Yüksek Kurulu şifahi kültür kodlarının egemen olduğu bir dönemde, köy veya kasaba ölçeğine göre düzenlenen ve birçok yönüyle İslam öncesi dönemdeki örfî uygulamayla örtüşen şifahi boşama prosedürünün klasik fıkıh literatüründeki formülasyon şekline tarih-üstü değer atfetmektedir. Böyle bir mantık ve mentalite ile ne din ve diyanet ne de kültür ve medeniyet açısından bugünkü dünyaya söyleyecek bir sözümüz olabilir.

***

Talâk işleminin mahkeme sürecine bağlanması ve böylece resmî tescille kayıt altına alınması gerektiği yönündeki teklifimiz eski köye yeni âdet getirmek kabilinden değerlendirilebilir, hatta dinî alanda reform talep ettiğimiz bile ileri sürülebilir. Ne var ki evlilik ve boşanma “din”e taalluk eden meseleler değildir. Evlilik en nihayet bir akittir, boşanma ise bu akdin bozulmasından ibarettir. Din, nikâh ve talâkın arka planındaki niyet ve amaçla ilgilidir. İşin prosedür kısmı dini ilgilendiren bir husus değildir. Talâk konusundaki görüşümüze ille de dinî bir referans bulmak gerekirse, Bakara 2/282, Talâk 65/1 ve Nisâ 4/35. ayetler kıyas, re’y ve/veya te’vil yoluyla istidlale elverişlidir. Kaldı ki 1917 tarihli Osmanlı aile kanununun (Hukuk-ı Aile Kararnamesi) 131. maddesinde de boşama işlemi tescil usulüne bağlanmış, ayrıca birçok İslam ülkesinin aile kanunlarında istihsan ve maslahat gibi delillere atıfla miras, mehir ve iddet gibi haklar ve borçların tespiti için talâkta resmî tescilin şart olduğu hükmü yer almıştır. Bizim Din İşleri Yüksek Kurulu ise asırlar öncesindeki sosyolojik şartlar mucibince üretilen ictihad ve fetvalara atıfla ve dahi o asırlardaki fıkıh mantığıyla telefon, sms, internet komponentli son model bir soruyu cevaplamak gibi büyük bir başarıya imza atmıştır(!) Sonuç, el âlem aya biz yaya, vesselâmü alâ meni’t-tebea’l-hüdâ…

Diğer Yazıları

Yorumlar

ilkay 10 Şubat 2018 19:39
kabile devleti değiliz.kurumlaşmışız ALLAHTAN.yoksa kadınlara daha neler yapcaklar düşünemiyorum.hocayı eleştirenler kızını imam nikahıyla versin kocaya sıkıysa
KARAR OKURU 19 Aralık 2017 22:57
Dinin de içinde olacağı bir sosyo-hukuki bir yapı şart ve kadının, mahkemelerin veya devletin de boşama yetkisinin olması dine aykırı değil ki yeter ki siz din ve dinin kurallarını da tanıyıp temel alın. Günümüzde bu sorun bitecektir. Devlet kural veya içtihadı tercih edebilir. Bu da zaten dinde de olan boşanma hakkının kadına verilebileceği gibi erkekte de kalmasına müsade edilebilir veya devlet otoritenin se bırakılabilir. Din ve devlet de maslahat açısından bu dönemde eşlerin ayrılma işlemini devlet çözer diye ellerinden rızalarını alarak reylerini eşlerden alıp nikah aktine şehrini koyabilir. Burda eşlerin devlete reylerni vermesi şart vermezlerse. ..Sonuca da resmi olarak katlanırlar. Ama sonuç ne olursa olsun nikah ahitlerinin resmileşmesi gerçekleşecek ve Miras hukuku ve çocukların nesep problemi kalkacaktır. Bu bir İçtihadı birleştirme, bağlama gibi görülmesin. Sadece devlette dini temsil ve bağdaştırma bağlamındadır. Diğer dinler bunlara kıyas edilsin, laiklik gibi bir tartışma çıkarılmasında diyebilirim. Bu görüş de ancak beni bağlar bunu da bilesin.
by 12 Aralık 2017 14:29
ezmanın tegayyürü ile ahkamın tegayyürü bizde nedense işletilmiyor. karakaplı kitabı yazanlar sanırsınız kendi zamanının kültüründen coğrafyasından ikliminden etkilenmemiş verdikleri fetvalar bütün zamanlar ve bütün mekanlar için ve bir defa verilmiş değişmez değiştirilmesi teklif edilemez kurallar.Lafız amacın önüne geçince olacağı budur.
zafer 11 Aralık 2017 17:22
Konunun en iyi özeti hocanın son cümlesi idi :) :) "Sonuç, el âlem aya biz yaya, vesselâmü alâ meni’t-tebea’l-hüdâ…"
KARAR OKURU 10 Aralık 2017 17:04
Evlere şenlik Bitcoin fetvasından sonra benim için devlet güdümlü diyanet kurumunun gereksizliği bu fetva ile iyice perçinlenmiş oldu. Gerçi merdiven altı şeyler bu konuda çok farklı düşünmez diye tahmin ediyorum. Size olan eleştirim ise, evlilik akdi için devlet müessesesini zorunlu görmeniz. Bilakis, bana göre bağlayıcı akitler devletin karışmasını gerektirmez.
N.C 16 Aralık 2017 20:02
0
Devlet müessesi olmazsa tarafların hukukunu kim koruyacak? Önceden ç aşağı beş yukarı belli hangi hukuk ile çeerçevelenecek. Merdiven altı konusunda haklısın. Diyanet değil Diyanete hakim zihniyet sorunlu. Kurumsal olarak gerekli. Zaten ya diyanet ya cami cami cemaat tarikat temelinde bölünme ...
KARAR OKURU 10 Aralık 2017 15:17
Hukuk'un belli başına bir alan olduğunu unutmazsak ve hukuğu dinleştirmezsek bunun gibi vb sorunlar çözülecektir fıkhı dinleştirdigimizde ortaya çıkıyor Mustafa hocam , ağzınıza sağlık ...
KARAR OKURU 09 Aralık 2017 23:02
Amaciniz Topluma bunlar üzerinden kurgusal öcü bir gelenek imajı sunmak mi hakikati mi aramak !! Bu sorun toplumda ne kadar yer alıyor Elinizde istatistik var mı ? Yoksa üç beş olay üzerinden öcü gelenek imajı mi vermeye çalışıyorsunuz ? Bu toplumun gerçek gündemi bunlar değil neyin pesindesiniz ?
KARAR OKURU 09 Aralık 2017 22:57
Burada sorun tescilde değil. Adam karısını tutmak istemiyorsa faksla da boşar, e-mail ile de iphone ile de. Akdi bozduktan/bozmak istedikten sonra siz onu hiç bir güç ile tutamazsınız. Sorun tescilde değil günümüz hukuk sisteminin tüm meseleleri belgeye/tescile bağımlı tutmasında. Hiç kimse neredeyse şahitle davasını ispat edemiyor. Kur'an'ın şahite verdiği önemi günümüz hukuku tescilli belgeye veriyor. Şahidi sadece kendi kurumları olarak kabul ediyor. Kişinin göstereceği şahidi hiçbir şekilde kabul etmiyor. Adamın boşadığı karısı nafaka, çocuk ya da miras ile ilgili bir talepte bulunması halinde adam kendiliğinden kadına düşen ayı vermiyorsa ister bugün olsun ister geçmişte kadıların bulunduğu bir zamanda olsun hakkını arayacağı yer mahkemelerdir. Ne var ki işin özü gereği bir kaç şahit ve muhitinde yapılacak küçük bir araştırmayla kadın haklarını çok rahat her mahkeme önünde ispat edebilecek iken Türkiye Cumhuriyeti hukukunda en başında evliliğini bir kağıda bağlatmamışsa haklarından mahrum bırakılmakta. Bu sadece boşama hukukunda değil, kişiler arası özel hukuktan iş hukukuna kadar çok mağduriyetler oluşturmakta. Haklı olmasına rağmen taraflar kamu kurumu tarafından tescil edilmiş belgesi bulunmadığından yahut zorunlu tutulan bir belgeyi kaybetmiş olmasından ötürü ciddi manada zarara uğratılmakta mahkemeler tarafından. Mustafa Öztürk'ün algısındaki sorun günümüz garabet hukukunu asli bir hak kaynağı olarak görmesinden kaynaklanmaktadır. Bu probelemi kafasında çözse islam hukukun işin özüne dair muazzam bir hak sağladığının farkına varacaktır. Ayrıca Öztürk burada olaylara sadece dünya menfaatleri açısından bakmakta kadının kendisi hakkında zinaya düşer miyim korkusunu göz ardı etmektedir. Kadını şunu diyebilirsiniz. Mahkeme sizi boşamadıysa boşanmadınız, evliliğinize devam edebilirsniz. Oysaki kadınlar bunu daha çok zinaya düşme korkusundan ötürü sormaktadır. Adam akdi bozmuş, hangi kanal ile olursa olsun herhangi bir şekilde seni boşadım demiş. Hayır siz boşanmadınız demekle kadının vicdanındaki sorunları çözebilecek misiniz ? Herşeye materyalist bakmak, uhrevi açıdan insanları ne felaketlere sürükleyebilir. Ancak dünyaya madde gözüyle bakınca bunların bir öneminin, kıymet-i harbiyesinin kalmaması gayet doğaldır.
Adimi napcan 10 Aralık 2017 04:49
0
Mahkemenin bosamamasi mi??Sen cok fazla turk dizisi izlemissin...
KARAR OKURU 09 Aralık 2017 22:56
Olayı dramatize etmekte üstünüze yok beyfendi !! Gençler evlenmiyor, neden acaba? Evlenenler en fazla 1 yıl sonra bosaniyor, neden acaba? Bu ve buna bener acı gerçekler hakkında da sizden dramatik ve üst düzey teatral fondotenli yazılar okumak isteriz. Bir de bu sorunları da gelenekle ilgilendirir de yazarsaniz aliyyul ala olur!!
KARAR OKURU 09 Aralık 2017 22:23
Sahih bir din algısının inşası için bu tür değerli yorumların varlığı umut verici...Bağlamından koparılan anakronik ve dogmatik dayatmaların ,meşruiyetinin sorgulamaksızın kabulü ise endişe verici..Otoritenin emrinde olan dini ''otorite''den beklentilerin de gerçekçi olması gerekir.Şekilperest islam ile din tüccarlarının elinde kalan gayriislami yorumların gerçek din olarak sunulması ibrete şayan.Bu döngü yeni birşey de değil ancak ciddi anlamda üzerinde düşünülmesi gerekir.Özgün ve özgür fikirlerin hakkıyla anlaşılması dileğiyle...murat b.
KARAR OKURU 09 Aralık 2017 21:53
Evlilik akittir. Tarafları rızasına bakar. Ister hakim huzurunda olsun ister sözle, ister mesajla. Şekillerin farklı olması karar sahibi kişinin sorumluluğunu düşürmez. Ayrıca resmi belgeyle evliliği tescil ettirmek güvenin olmadığı ve kişilerin sorumluluklarını yerine getirmediği durumlarda yönetimin gücüyle bu sorumlulukları yerine getirtmektir.
METİN PALAMUT 09 Aralık 2017 21:07
İSLAMDA KADININ DA BOŞANMA HAKKI VARDIR.MESELA NAFAKASI TEMİN EDİLEMEYEN KADIN KADIYA VEYA BUGÜN MAHKEME DEDİĞİMİZ KURUMA BAŞVURABİLİR.AYRICA KÖTÜ MUAMELE,CANA KASIT,REZİLCE BİR HAYAT MESELA SÜREKLİ İÇKİ İÇEN KUMAR OYNAYAN BİR EŞ ALEYHİNDE DİĞER EŞ KADIN DA DAHİL MAHKEMEYE BAŞVURARAK BOŞANMA İSTEYEBİLİR.BÜTÜN BU SEBEPLER İSLAMDA BOŞANMA SEBEBİ SAYILMIŞTIR.ÇOK MUTEBER HADİS KİTAPLARINDA SADECE SAHABİNİN BİRAZ ÇİRKİN OLMASI DOLAYISIYLA SABİT BİN KAYS BİN ŞEMMASIN KARISI ONDAN BOŞANMAK İÇİN PEYGAMBERES.A.V. BAŞVURDU.PEYGAMBERİMİZ KADININ BİR MİKTAR MAL VEREREKBOŞANMASINI KABUL ETTİ.
HACI CAVCAV 09 Aralık 2017 19:49
Evlenmelerin çok büyük bir kısmında hem resmi,hem de dini nikah kıyılmaktadır.Dini yönden boşanmanın gerçekleştiğine inanan karı-koca mahkemeye müracaat edip resmen boşanmayı da tescil ettirmektedirler. Boşanmada çoğu zaman doğrudan mahkemeye baş vurulmaktadır.Şu hususu da buraya not etmekte fayda var:Bugün resmi nikahla resmen evlenen çiftler arasında boşanma oranı çok yüksek.Dini olarak boşanma çok kolay görünmesine rağmen bu şekilde boşanma mahkemelerdeki boşanmaya nisbetle azın da azıdır.Kayda geçmediğine göre nereden bileceğiz denebilir.Bunu herkes yakın çevresinden,muhitinden bilebilir.
KARAR OKURU 09 Aralık 2017 15:38
Niye ömür boyu haram nafakalar veriliyor? Bu hırsızlıktır. Daha da ötesi kul hakkıdır. Kurana göre 3 ay veya iddet süresince nafaka ödenir. Hz. Muhammed kul hakkı yiyenin cenaze namazını kılmamıştır. Çocuğun velayeti Kurana göre babanındır, Talak suresi 6. ayete ve Bakara 233'e göre velayet babanındır, ama devlet hak hukuk tanımıyor, çocuğun velayetini anaya veriyor. Bu da hem haram hem de zulumdür. Bu zulüm karşısında neden Diyanet açıklama yapmıyor? Neden Allahın ayetlerini gizliyor?
KARAR OKURU 14 Aralık 2017 22:52
0
Evet diyanet nafaka konusunu gündeme taşımalı HARAM olduğunun altı çizilmeli
KARAR OKURU 09 Aralık 2017 15:24
Tefsir hocası (Öztürk Hoca) fıkıhtan müctehid seviyesine yükselerek fetva veriyor.
N.C. 09 Aralık 2017 19:16
7
Metod tartışması için fıkıhçı olmak şart değil. Evlilik ve boşanma dine taalluk eden meseleler değildir. Evlilik en nihayet bir akittir, boşanma ise bu akdin bozulmasıdır. Din, nikâh ve talâkın arka planındaki niyet ve amaca bakar. Din, evlilik akti ve boşanma üzerine tarafların hak ve hukukunu gözetmek, meşru otoritenin hakemliği ile mümkün olduğuna dikkat çeker. Bin yıl önce köy ihtiyar heyeti ve aile meclisi, otoritedir. Hak-hukuk, mükellefiyetler döneme, şartlara göre değişir. Şifahi kültürün işler olduğu bir dönemde, köy veya kasaba ölçeğine göre düzenlenen ve birçok yönüyle İslam öncesi dönemdeki örfî uygulamayla örtüşen şifahi boşama şekline tarih-üstü değer atfetmek doğru değildir. Buradan hareketle medeni hukuk dini vurgusu olmamakla birlikte, din dışı veya karşıtı görülme takıntısından uzak durulmalıdır. Yukarıda bir yorumcu ayetlerden bahsetmiş. Kuran-ı Kerim, seslendiği cemiyetin meseleleri üzerinden konuşmuş, o hayatı tefsir etmiş. Bugün müslümanlar Kuran-ı Kerim’i tefsire mecbur. Çünkü araya asırlar girdi. Bu yorumu yazan vatandaşa sorsalar, Selefiliğe karşıdır. Ancak tam da Selefi bir mantıkla Kuran-ı Kerim’in her zaman ve mekana uyarlı fıkhi meselelerini din zannediyor. Oysa din, evlilik, boşanma, devlet, siyaset vs değil. Bunlar belirli çerçeve dahilinde beşere bırakılmış. İtikat unsuru değil. Böyle bir mantık ve mentalite ile ne din ve diyanet ne de kültür ve medeniyet açısından bugünkü dünyaya söyleyecek bir sözümüz olabilir demiş. Doğrudur. Bence İslam fıkhı eski fıkhı literatürün güya benzer durumlara göre tekrarlanmasından ibaret. Kadın hakları, çok evlilik, çocuk yaşta evlilik vs gibi konularla ortalama müslümanı, fıkıhçılarla konuşsanız oturur ağlarsınız. İslam değil ama onun çekirdek anlamını bugün toprağında tomurcaklandıracak müslümanlar çağ dışıdır.
osman topal 09 Aralık 2017 21:24
4
mustafa hoca akıl sahiplerine doğru söylemiştir
KARAR OKURU 14 Aralık 2017 03:07
0
NC, boş konuşuyorsun. Müslüman hiç bir işini dini hesaba katmadan yapamaz. Ekmek yerken, dilerse buğday ekmeği dilerse arpa ekmeği yer ama ekmeği şaraba batırarak yiyemez. Müslüman için dünya ve içindeki her şey ahiretin tarlasıdır. İslam'da meşruiyetin tek kaynağı dindir. Akıl Tanrıyı anlamak içindir. Tanrıya akıl vermek için değil...
MEHMET SEVİM 09 Aralık 2017 15:19
oHocam Diyanet sizin seviyenizde ve görüşünüzde olsa, bugün yaşadığımız sıkıntıların büyük kısmı yaşanmazdı... Beyninize yüreğinize sağlık.. Hem kitabınızdan büyük haz aldım, hem de makalelerinizden... Aslında ben Türkçüyüm, Hanefi - Maturidi çizgisinin mükemmelliğine yürekten inanıyorum... Aklın olmadığı yerde, inançtan değil, taklitten bahsedilebilir... İslam alemi acilen nakilcilikten, akılcılığa geçmezse yaşadığı felaketler asla sona ermez...
Ali Müezzinoğlu 09 Aralık 2017 14:56
Sorun, Diyanetin fetvasında değil; sorun, bu fetvayı geçerli saymayan laik hukukta.. Siz batılı bir medenî kanunu alıp müslüman bir topluma uygulamaya kalkarsanız böyle tenakuzlar yaşarsınız. Mustafa Hoca buna da dikkat çekmeliydi.
KARAR OKURU 12 Aralık 2017 22:19
0
Iyi de şuan islam hukuku olmadığına göre suçu laik hukuka atmanın mantığı ne? Diyanet ya Islam hukukunu getirecek ya da klasik görüşleri modern döneme aktarabilecek. Yoksa ortaya böyle komik görünümlü akıbetler izhar ediyor. Arada da ne olduğunu anlamayan ya da az birşey anlayınca nereye(görüş) saldıracağını şaşıran halka oluyor.
KARAR OKURU 09 Aralık 2017 14:53
Kadınlara kız çocuklarına hakaretten başka bir şey değil bu gericiliğe doğru hızlı adımlar atılıyor maalesef. Herkes ayakları yere basan çocuklar yetiştirsin bu örümcek kafalı düşüncelerin hakkından gelsinler. Cehalette dibe vurmak derler buna. Kaçıncı yüzyıldayız hangi yüzyılda yaşıyor bunlar.
ilbey 09 Aralık 2017 14:39
Hocam be bizler sizler yeni yetistigimiz yillarda Anadoluda saf Allah inanci ve muslumanlik vardi...Meyhanedeki adam bile helal haram ayip gunah bilirdi...Hazinenin vakiflarin malina kul hakkina atesten kacar gibi kacar el uzatmazdi.Helal rizk asildi...Ozalla baslayan alni secdeli fetul cia vs patentli irili ufakli binlerce kerameti kendinden menkul hazretler ve mubarekler yonetime agirligini koydu,ogun bugun ne bereket nede insan kaldi(B u dincilerin pirlerinden Nurettin Topcu ahir omrunde derki Muslumanlik Sark demektir,Sarktan da degil musluman insan cikmaz der...Arap tezgahlarindsn cikip ALLAHa dosdogru dumduz gitmezsek iki dunyadada rezillikten kurtulamayiz.Akil,Akil,Akil Allahin verdigi en buyuk nimet obur dunyadami kullanmayi dusunuyorlar...Araci sahtekarlari cikari dosdogru Allaha yuzunuzu donun...
sumeyye 09 Aralık 2017 14:28
hocam bikmadiniz mi hayatinizi bu sacmaliklarla gecirmekten?
KARAR OKURU 09 Aralık 2017 18:12
0
Size göre saçmalık da olsa millet bunlarla zihnimi meşgul ediyor. O zaman kaçınılmaz olarak konuşmak gerekiyor
puhaha 09 Aralık 2017 12:15
Watsupp'dan da oluyor muymuş onu da açıklasalardı. Hatta 'hanımı boşuyorum' diye grup kurulup şahitler de eklenirse tam olur belki.
evin 09 Aralık 2017 10:43
kadını "eşya" olarak gören zihniyetin dışavurumu. arkaik bir zihniyet...
Yalniz 09 Aralık 2017 10:13
Her ne kadar kabul etmesenizde bu ülkede İkinci evlilik yapanlarda Mevcut bunlar için de bir düzenleme yapılarak resmi nikah altına alınması teklif edilmesi gerekir. Böylece ikinci eş de zarar görmemiş olur
n.öztürk 09 Aralık 2017 10:05
Hocam , Diyanet'i uyarın. Takdir edersiniz ki, bir bilginin açıklaması kadar onun toplumda nasıl anlaşılacağı, nasıl bir algı yaratacağı da önemlidir. Belki din bilginlerinin eski dönemlere ilişkin farklı yorumları olabilir, ama kurul olarak bunun güncellenerek ve uygulanabilir havasında topluma duyurulması sonunda din ve inanç sistemimiz zarar görür, istismarı da cabası. Saygılarımla.
KARAR OKURU 09 Aralık 2017 09:31
Madem ki evlilik bir akit, madem ki bu akdi gerçekleşmesi şahitler huzurunda oluyor, peki akdin bozulması da şahitler huzurunda olması gerekmez mi?
KARAR OKURU 09 Aralık 2017 12:55
5
Gerekmez tabii ki. Resmî işlemler yeterlidir. Bozmak isterlerse kim karışabilir. Şahitler kayıt işlemlerinin olmadığı bir zamana ait bir uygulama. Şimdi özgür iradesi ile herkes evlenir boşanır. Şahitler olmasa da bu eylemin doğruluğu şüphesiz ispat edilebilir. Bitcoin i düşünün. Her birinin değeri binlerce dolar. Bilgisayarda kayıtlı bir sayı. Başka bir şey değil. Ama kimse doğruluğunu inkar edemiyor değerinden kaybetmiyor değiştirilemiyor. Akıllı insana şahit gereği yok. Verdim fetvayı gitti :-)
nuray 09 Aralık 2017 09:09
Diyanette boş işlerle uğraşan ne kadar çok adam var Allahım.İslamı hiç mi anlamadınız siz arkadaş.Boşanma olayını da insana yakışır bir şekilde hak hukuk nezaket gönlü hoş tutarak kendini güzelce anlatarak yapamaz mı insan?Mesajla boşanmak insanlığın neresıne sığar.
Akif 09 Aralık 2017 14:13
6
Nuray, meseleye "kadınca" bakınca ne kadar da aklı başında bir yorum yazmış. Bacım sen siyasi yorumlar yazma. Sana yeşil oy verme zevkinden bizi mahrum etme. :)
KARAR OKURU 09 Aralık 2017 08:54
Bunlar müslüman mi? Sizce dostlar
KARAR OKURU 09 Aralık 2017 08:51
Devletin resmi bir kurumu resmî bir görüş yayınlıyor (fetva), ancak kanunlarla çelişiyor. Bu durumda ilgili fetva danıştaya ve dahi AYM ye götürülmelidir. Böyle ortada bırakılmamalıdır. Yoksa cahiller onunla hareket edecektir. Ancak bu ülkede herkes kafasına göre hareket ediyor. Kural kanun kimilerine hiç işlemiyor (Çağlayan) kimilerine ise yıldırım hızıyla işliyor (Zarraf ve 7 sülalesi).
sorgulayıcı 09 Aralık 2017 08:45
Sayın hocam bu paralel din mantığı bizi bedevileştiriyor, çağ dışılığa itiyor maalesef. Enterasan olan, paralel dinlerin önüne geçmek için kurulmuş olan diyanetin kendisi paralel din üretiyor. Devlet paralel nikah uygulamalarını ortadan kaldırmak için müftülere nikah yetkisi verirken, devletin bir kurumu olan diyanet paralel boşama usullerini meşrulaştırıyor. Devletin resmi hukukuyla islam hukukunu bir orta yolda buluşturup paralel hukuk anlayışını ortadan kaldıramadığımız sürece Türkiye'deki muhafazar çevreler toplumun en tabanını oluşturmaya devam edecek. Hukukta maslahat gözetilmesi gerekiir. Hele hanefi hukukunda bu çok daha önemli olmalıdır. Zira ebu hanife toplumu dikkate alan bir din anlayışının temsilcisidir? Kendilerini Ebu Hanifenin yolundan giden Hanefiler olarak gören kurul üyeleri bu hükümleriyle hangi maslahatı gözettiler? İkincisi kendi kızlarını kocaları facebook'ta ilan ederek boşasa kaç tanesi buna rıza gösterir?
Abdullah birisi 09 Aralık 2017 07:06
Tam bir dibe vuruş...diyaneti ile siyaseti ile sivil toplum kuruluşlariyle..tam bir dibe vuruş....örtünde ölelim....dini diyaneti ne hale getirdiniz..üstelik adı islami muhafazakar bir iktidar döneminde...
cevat karakalem 09 Aralık 2017 05:07
Yazida islenen guzel ornek uzerinden dinin ruhunu idrak etmeyip onu sadece kelimesel (literal) anlamda degerlendirme yoluyle egip bukmenin bizleri goturecegi, ve ne yazik ki buyuk oranda goturdu, traji-komik durum cok guzel anlatilmis. Bu sadece bir ornek, ayni zihniyet dinin cok daha temel kavramlarina da uygulaniyor. Yazik ...
Kayıt Dışı 09 Aralık 2017 04:07
İslam’ın bütün ahkamını kayıt dışı sayan bir hukuk sistemine göre neyi tartışıyorsunuz. Bu, basket maçında futbol kurlalları uygulamak gibi bir şey.
KARAR OKURU 09 Aralık 2017 04:01
Kuran'ın ne dediği gelenekten daha mı önemli...Galiba diyanet meseleye böyle bakıyor..Ne galibası ya hu tabi ki böyle bakiyor.
Has Parti 09 Aralık 2017 03:25
Diyanet İşleri Başkanı'nın telefonu yanlışlıkla elime geçerse, eşine 'boş ol' diye bir mesaj atmak istiyorum o telefondan, sayın yazar bu eylemden sonra Türk Ceza Kanunu'na göre mi, şeriat kanunlarına göre mi yargılanmalıyım sizce?
KARAR OKURU 09 Aralık 2017 12:57
6
siz fetöcülerin uzmanlık alanıdır böyle kumpaslar , demek ki harbiden eski gücünüz kalmadı.
KARAR OKURU 09 Aralık 2017 00:34
Çok doğru ,diyanet günümüzn sosyal yapısını göz önüne alarak fetva vermeli eski görşleri günümüz sosyal yapısına göre altını doldurmalıdır. Fıkıh değişkendir eskide söz senetti ama simdi öyle değil ,devlet boşanma lara müdahil olmalı, her önüne gelen boş ol sözüyle yuvayı yıkamaz. Diyanetin fetvası yüzeysel olmuştur.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN