Umut VAR mı ki!..

Türkiye kurallara uyanların cezalandırıldığı uymayanların ise ödüllendirildiği garip bir ülke. Bu spor sahalarından iş hayatına, eğitimden sağlığa kadar hemen her alanda aşağı yukarı böyle.

Hukuk’un sana göre bana göre, ahlakın da yanar döner olduğu bir düzen kurmuş gidiyoruz. Eşiyle kızıyla akşamları dizi izleyemeyen beyefendiler sabah kuşağı ve akşam kuşağındaki gerçek hayatlardan kesitler sunan programlardaki ifşalardan habersizcesine konuşabiliyor.

Vergi aflarına bakın! Verginin bazıları için ceza gibi kullanıldığı ama genelde ödeyenlerin bu derece enayi yurduna konduğu kaç ülke var dünyada?

Birilerine teşvik adı altından milyarlar bağışlanabilen birilerine de keyfi cezalar yazılabilen bir ülke!...

Adalet sisteminin durumu zaten ortada. Ha babam çıkan aflarla ülkede suç ve ceza arasında sağlıklı bir ilişki kalmadı. Suçlulara sadece suç işlemek için doğru zamanı ve zemini belirlemek kaldı.

Mafya hayatımızdan çıktı derken haber saatleri mafya haberleri ve Meksika vari çatışma görüntüleri ile dolup taşıyor. Sıradan vatandaş yolda yürürken, trafikte giderken korkar oldu.

Diğer yandan da zengin olmanın bu denli kolaylaştığı ama fakirliğin (göreceli bir fakirlik) ise sıradanlaştığı bir dönem hatırlamıyorum hayatımda. Milyonlarca insan ve aile devlet eli ile çalışan ve üretenlerin cebinden alınan vergilerle desteklenirken bu duruma itiraz etmesi gerekenlerin sesinin hiç çıkmaması ve derin bir tevekkül hali yaşamaları da oldukça ilginç!

***

2002-2014 arasını yaşamasak içine düştüğümüz durumu inanın yadırgamayacağım ama çıtayı yükseltip tekrar dip yapınca insan ister istemez kendi için daha önemlisi çocukları için üzülüyor.

‘Kopenhag Kriterlerini Ankara Kriterleri yapacağız’dan nerelere geldik.

***

Darbe Girişimi sonrası FETÖ’nün hemen her hücresine girilirken nedense bazıları kıyıda köşede kendi haline bırakıldı.

Düşünsenize dünyada futbola adalet getirsin diye getirilen VAR sistemi bizde adaletsizliği daha da katmerleştirdi. Paydaşlarının tümü futbolumuzu değersizleştirmek için el birliği ile çalışıyor.

Bu beş para etmeyen lig şifreli kanallarda yayınlandığı için futbolun içindeki baronlar da keyiflerince at koşturmaya devam ediyor. Dahası son yayın ihalesinde yaşananlar ve birbirlerine rakipmiş gibi görünenlerin tepkisizliği de bize sadece bir komedi izlettirildiğinin emaresi değil mi?

Düşünsenize daha iki gün önce aynı maç içinde VAR’daki ve sahadaki şiddet mağduru hakem olmayan penaltı pozisyonu için maçı 2 dakika durdurup penaltı ararken maçtaki tek ve penaltıya yakın pozisyonunu ise izlemeye bile değer görmeyip maçı devam ettirebildiler.

Yarın eminim onlar da emekli olduktan sonra babaları-ağabeyleri gibi milyonların gözünün içine baka baka masummuş rolü yaparak günah çıkaracaklar.

Bizde günah çıkarmanın cezası yok biliyorsunuz.

Yanlışıkla(!) kaçırdıkları çocukları sırf yüzlerini gördüğü için kafasına sıkarak infaz ettiğini itiraf eden silahlı bir devlet görevlisi bu ülkede delilsizlikten beraat etti. Böyle bir ülkede hakemler vermesi gereken ya da vermemesi gereken penaltı için mi ceza alacak... Nasıl olsa ödül gibi üst üste aynı hataları tekrarlamak için aynı takımın maçına atanmaya devam edecek, atı alan da Üsküdar’ı geçmiş olacak.

Sonrasında itiraf etse kaç yazar!

***

Bozulma tüm hücrelerimize kadar yayılmış durumda. Dindar nesil yetiştireceğiz derken gençler dinden koşarcasına uzaklaşıyor. Bırakın gençleri, kimse itiraf edemese de ülke giderek dindar görünümlü dindarlar sayesinde dinden soğuyor. Din maalesef mahalle kisvesine bürünmüş bir örtü gibi çoğu kez.

Yıllarca din ve vicdan özgürlüğü için mücadele etmiş birisi olarak gördüğüm şey çok açık. 20-30 sene içinde bu ülkenin din algısı tamamen değişecek ve bu da bizzat muhafazakârlar eli ile yapılıyor.

40 yaş üstü için çok büyük anlamlar ifade eden Müslümanlık, İslamcılık, Alevilik, Sünnilik gibi kavramlar yakın bir gelecekte anlamsız hale gelecek. Bizim önemsediğimiz konular kimsenin umurunda olmayacak.

Etnik kimlik ise maalesef hayatımızın bir parçası olmaya devam edecek çünkü mevcut çarpık anlayışımız bunun devamını her gün her fırsatta besliyor.

Siteler esnafı Suriyeli sığınmacıları köle olarak çalıştırıp sırtlarından para kazanmak isterken onların kendi sermayeleri ve becerileri ile iş sahibi olmalarına ise itiraz ediyor. Alın size neo-milliyetçilik…

Ne kadar ilginç değil mi?

Kürtler ve Türkler milliyetçilik için kapışırken Suriyeli Mülteciler onları birleştirmişti ama bu ittifakın da aslında ne denli pamuk ipliğine bağlı olduğunu yaklaşan belediye seçimleri bir kere daha gösterdi.

“Alavere dalavere Kürt Memet nöbete” anlayışının çok da değişmediği bir kere daha ortaya çıktı.
İnsan güzel şeyler yazmak istiyor ama umut sıra sıra dağların ardına gizlenmiş durumda… Umarım o dağları aşacak bir yol buluruz…

YORUMLAR (12)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
12 Yorum