Cem Sultan... Tarihimizin sıkıcı tarafı

Osmanlı dağ gibi durur arkamızda. Bankaya yatırılmış namütenahi sıfırlı bir mevduat gibi.

Harcayınca eksilmez.

Harcamayınca eksilir.

Bu lafta, Osmanlı’yı tahfif saiki var mıdır?

Yoktur.

Belki, Osmanlı’yı bilmeden, tanımadan müsrifane harcama salgınına bir dokundurma vardır.

Osmanlı’nın ihtişamı bana da hoş geliyor.

Ama, tarihimizin her tarafı aynı değil. Zeval diye de bir şey var.

Oralar sıkıcı ve oralardan hoşlandığımız söylenemez.

Şehzadeleri öldürme geleneği de tarihin sıkıcı taraflarından.

Gerçek, ama beni rahatsız ediyor.

En çok da Sultanahmet’te, şehzadelere ait 8-10 tane sandukayı aynı kubbenin altında gördüğümde rahatsız oldum.

Ne biçim laf? Rahatsız olmak?

Doğrusu, ‘üzüldüm.’

Üzüntümü zihinsel veya felsefi pansumanlarla tedavi etmek de en hafifinden kolaya kaçmaktır.

Peki şiir bunun neresinde?

Cem Sultan’da.

***

Biliyorsunuz, Cem Sultan, 2. Bayazıt’ın kardeşidir.

Fatih vefat edince, Cem’den çabuk davranıp tahta Bayazıt geçmiştir.

Karamani Mehmet Paşa iki şehzadeye de ulak göndermiş.

Cem’e giden ulağı Beylerbeyi Sinan Paşa yakalayıp öldürmüş. Böylece Cem, geç kalmış. Kaybetmiş.

Sonra kah Mısır’da, kah İtalya’da, Fransa’da, kah Rodos’ta sürgün yılları.

Cem Sultan’ın hayatı hepimiz için ibretamizdir.

Fakat biz şu anda şiiriyle ilgiliyiz.

Bence, babası Fatih kadar şair değil Cem Sultan.

Ortalama bir Divan şairi.

Ortalama bir Divan şairi deyip geçmek, doğru da olsa haksızlıktır.

‘Ortalama bir divan şairi’ nitelemesinin yüksek bir şiiriyete işaret ettiğini belirtmek gerekir.

Küçük bir misal. ‘Al’ kelimesinin farklı anlamları yan yana.

“Canum almak dilersen eyleme al/Al hacet değildür al iy dost”

Şurada da, ‘kıyam’ ve ‘kıyamet.’

“Kıyam itse kaçan ol serv-kamet/Sanasın kim kopar ol dem kıyamet”

Acı patlıcanı kırağı çalar mı? Çalmaz. Bu bile var Cem’in gazelinde.

“Rakibe ilenüben kılma nefrin/Ki badincan-ı beddir inmez afet.”

Ama, Cem Sultan’ın şiirinde bana tesir eden şey bunlar değil. Bunların daha iyileri, sultan olmayan şairlerde mebzul.

Cem’de gördüğüm şey, gurbet.

Cem’e “Bu gurbet cana gayet kar kıldı/Ki alemden beni bizar kıldı” dedirten gurbet.

Cem’i, “İy vefasuz hain ü bi-emn ü bi-aman felek” diye ağlatan gurbet.

Cem’in bir oğlu var. Adı Oğuz Han. Üç yaşında. (Başka çocukları da var ama komumuzla ilgili olan Oğuz Han.)

Sultan Bayazıt, bir yolunu bulmuş, Oğuz Han’ı öldürtmüş.

Türkçesi: Amcası, üç yaşındaki yeğenini öldürtmüş.

Yanmış yıkılmış Cem Sultan.

“Yakamı yırtup elinden nicesi ah itmeyem

Canumı odlara attı derd-i Oğuz Han felek.”

“Başuma karanıluk itdün cihan aydınluğun

Kara yüzlü kara bulıtlu per-i baran felek.”

“İşidelden şah Oğuz Han’un şehid olduğını

Derd ile oldı Firangistan’da Cem mecnun felek.”

***

Bir şey daha dikkatimi çekti. Divan şiirinin son demlerinde, Avrupa’yı öykünen bir çok şairimiz Avrupa şehirlerinin tasvir edildiği manzumeler yazdılar.

Cem Sultan, bunların yaptığını 400 sene evvel yapmış.

“Geldüğün şehr-i Franca bağçesinün her biri

Sidre-i huld ü naim ü ravza-i rıdvandur

Nar ağaçları vü limon kaysı vü şeftalular

Güller ü ziba çiçekler hem nerencistandur.”

Cem, hayatın iyisini de kötüsünü de görmüş. Bu dünyanın ahirinin viran olduğunu biliyor.

“Saltanat baki kalur dirlerse bu yalandur” dedikten sonra ilave ediyor:

“Padşah oldur ki her giz zatına irmez zeval

Hayy u Baki Kadir ü Hallak-ı ins ü candur.”

Cem Sultan’ın ‘kıssa’sı, tarihimizin en hüzünlü kıssalarından birisidir.

(Geleneğimizde trajedi yok derler ama, bakın, yapmışız!)

Hem siyasidir, hem insanidir.

Papa, vezirler, Rodos şövalyeleri, iktidar oyunları, ne ararsanız var içinde.

Ama, tarihin ‘sıkıcı’ tarafıdır. Hep ihmal edilir.

YORUMLAR (25)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
25 Yorum