Kitap’ta yazıldığımız gibi değiliz

Kendimizi yargılarken, kendimize yontabiliriz. Bunun, terbiye edilmemiş insan tabiatının bir özelliği olduğuna değinmiştik.

Bütün kötü örnekler, iç dünyamızda, ‘ben yapmadım ki,’ ‘ben öyle değilim ki,’ şeklinde savunma cümlelerinin oluşmasına sebep olabilir.

Birçoklarımız, böyle cümleler kurmakta gerçekten haklı da olabilir.

Gerçekten de bizler, o kadar da kötü değiliz.

Bizler kim? Tekrar belirtmeme gerek var mı?

Bizler, Müslümanlar.

Nedense, evvela ‘merhametli’ insanlar demek geldi içimden.

Yaratılanlara, tabiata, eşyaya, Allah’ın kullarına merhametle muamele eden insanlar.

Böyleyiz biz, böyle olmamız gerekiyor.

Hakkaniyetli insanlar.

Adaletli, vicdanlı insanlar.

Güzel işler yapan insanlar. Kötülüklerden uzak duran insanlar.

Kul hakkına, yetim hakkına riayet eden insanlar.

‘Komşusu açken tok uyuyamayan’lar.

‘İşçinin hakkını alın teri kurumadan veren’ler.

Konuştuğu zaman doğru söyleyen insanlar. Dürüst insanlar.

Allah’a kulluk eden, başkasına kulluk etmeyen insanlar.

Ne güzel değil mi?

Bu güzel vasıfları saymaya devam edebiliriz.

Yok mu böyle insanlar?

Var. Eminim var. Benim tanıdıklarım arasında da, Allah’a şükür, çok sayıda mevcutlar.

Fakat, dünyanın dört bir yanına şöyle bir göz gezdirdiğimiz zaman... Haritaya şöylece bakıp, üzerinde yaşayan insanları hayal ederek durumumuzu resmetmemiz gerektiği zaman...

Maalesef, kötü bir resim çıkıyor ortaya.

Haksızlıklar, yolsuzluklar, hileler, küçük hesaplar, küçük büyük menfaatler, hak yemeler, haksızlıklar, adaletsizlikler, zulümler, kurnazlıklar, kolaycılıklar, bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılıklar, yalancılıklar, kula kullukçuluklar, birbirinin kuyusunu kazmalar, birbirini öldürmeler, beleşçilikler, Rabbena hepbanacılıklar, ‘başkaları cehennemdir’cilikler, akla gelebilecek ne kadar kötülük varsa, hepsi, dünya haritasının üzerinde bizim yaşadığımız bölgelerde, yürek yakıcı fragmanlar olarak gözlerimizin önünde canlanıyor.

Kitapta güzel nitelikler yazılı olduğu halde biz neden böyleyiz? Neden böyle bir resim veriyoruz?

Birer birer selfi çekilirken resimlerimiz güzel çıkıyor da, neden toplu halde çirkiniz?

Bence ilim adamlarımız, en azından ilim adamlarımızın bir kısmı, işi gücü bıraksınlar, bunun sebebini bulsunlar.

Hocalar, her hutbenin sonunda okuyup meal veriyor.

“Allah, adaleti, ihsanı, akrabaya yardım etmeyi emrediyor. Aşırılıklardan, kötülükten ve azgınlıktan nehyediyor” diye her Cuma anlatıyor.

Biz, bunu yanlış mı anlıyoruz?

(Bu arada, ‘akrabaya yardım etmek’ akrabayı başkalarına haksızlık etmeyi göze alarak kayırmak anlamına gelmez, her ihtimale karşı bunu da not edelim.)

Bütün bu manzarada, başkalarının, -batılıların, büyük güçlerin, emperyalistlerin, daha başka şeylerin- bize ettikleri kötülükleri mahfuz tutuyorum.

Onlar kötülüklerini yapıyorlar, fakat hani bizim yaptığımız iyilik?

İşimize yarayan kötülük kötülük değildir.

İşimize yarayan haksızlık haksızlık değildir.

İşimize yarayan yalan, yalan değildir.

Hatta...

İşimize yaramayan iyilik iyilik değildir.

İşimize yaramayan adalet adalet değildir.

İşimize yarayan yalan doğrudan daha güzeldir...

Gibi yeni ‘aforizma’lar mı icat ettik?

Bu yüzden mi Kitap’ta yazıldığımız gibi değiliz?

Bu yüzden mi, haritaya baktığımızda resmimiz kötü görünüyor?

Bu kötü resimden, yediden yetmişe hepimize bir hisse çıkar.

İsteyen kendini müstağni sayabilir.

Sayan saysın.

YORUMLAR (19)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
19 Yorum