ABD Kongresi’nden onay almadan İran’a saldıran Trump’ın ‘Biz saldırmasak onlar bize saldıracaktı” iddiasına karşı Pentagon “Tahran’ın bize saldıracağına dair tek bir kanıt yok” demişti. ‘İran’ın nükleer silah ürettiği’ iddiası da Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu raporuyla yalanlanmıştı. Trump’ı zora sokan üçüncü rapor ABD Ulusal İstihbarat Konseyi’nden geldi. 18 istihbarat teşkilatının ortak analiziyle hazırlanan rapor, İran’da Amerikan yanlısı bir yönetim kurmanın zor olduğunu ortaya koydu.
HAMANEY SONRASI PROTOKOLLERİ
ran’a yönelik büyük ölçekli bir askeri saldırının bile ülkedeki yönetimi devirmesinin düşük ihtimal olduğuna dikkat çekilen raporda, Trump’ın kendi tercih ettiği bir lideri iş başına getirme planının uygulanabilirliğine dair ciddi soru işaretlerine vurgu yapıldı. İran’daki dini ve askeri kurumların olası bir yönetim boşluğunda iktidarın sürekliliğini sağlamak üzere tasarlanmış özel protokolleri devreye sokacağına değinildi. Bu protokollerin Hamaney’in ölümü sonrasında da sistemi ayakta tutacağı belirtildi.
TEKLİFİNİ KÜRT GRUPLARI KABUL ETMEYİNCE: ‘BEN ZATEN KÜRTLERİ İSTEMİYORUM’ ÇARKI
İran’daki Kürtleri ayaklanması için kışkırtan, Irak’taki Kürt gruplarından İran’a operasyon konusunda destek isteyen ABD Başkanı, beklediği desteği alamayınca tam tersi açıklama yaptı. “Onlar bölgeye girmek istediler. Kürtlerin oraya girmesini istemediğime karar verdim” dedi.
SELAM DURDU ‘OLUR BÖYLE ŞEYLER’ DEDİ
ABD Başkanı Trump, Kuveyt'teki bir üsse düzenlenen saldırıda ölen 6 ABD'li askerin cenazelerini karşılama törenine katıldı. Biri kadın ve 20 ile 54 yaş aralığındaki askerlere 'selam' duran Trump, "Ne yazık ki savaş bitmeden daha fazlası olacak. Bu savaşın bir parçası, savaşın üzücü ve kötü tarafı budur" dedi. Savaşı üç günde bitireceğinden söz eden ABD Başkanı, süreyi yine uzattı. Bu kez savaşın dört ila beş hafta sürebileceğini ifade etti. Netanyahu ile İran’a ortak saldırı düzenleyen Trump’a kamuoyundan tepkiler ise yükselmeye devam ediyor.
TAHRAN SOKAKLARINDA PETROL SELİ
İran’da stratejik yakıt depolarının vurulmasıyla Tahran sokakları alevlere teslim oldu. Petrol sızıntılarının kanalizasyon şebekesine karışması tehlikenin boyutunu büyüttü. “Toksik yağmur” ve kalıcı akciğer hasarı riski uyarısı yapıldı.

ABD’DE BAŞKANI ZORA SOKAN BİR RAPOR DAHA: REJİMİ DEVİRME İHTİMALİ DÜŞÜK
İran savaşı konusunda her gün söylem değiştiren Trump’ın rejimi devirme hedefi de, ABD istihbaratının 18 kurumu tarafından “imkansız” olarak nitelendi. Trump’ın “biz saldırmasak İran saldıracaktı” ve “birkaç günde nükleer bomba yapabilirler” söylemleri de Pentagon ve BM ajansı tarafından yalanlanmıştı.
ABD istihbaratının gizli değerlendirmeleri, Pentagon’un Kongre brifingi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın açıklamaları derken Trump yönetiminin İran savaşına sunduğu temel gerekçeleri bir bir çürütülüyor. Son olarak ABD’de Ulusal İstihbarat Konseyi’nin hazırladığı gizli bir raporun, İran’a yönelik gerçekleştirilecek daha büyük ölçekli saldırıların bile İran’ın yerleşik askeri ve dini yönetimini devirmesinin olası olmadığını ortaya koyduğu belirtildi. Washington Post’un (WP) raporun içeriğine aşina üç kaynağa dayandırdığı haberinde, Trump’ın İran’da ABD yanlısı bir yönetim getirme planı hakkında şüpheler gündeme getirildi. ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlayan saldırılarından yaklaşık bir hafta önce tamamlandığı belirtilen raporda, İran’ın dini ve askeri kurumlarının, dini lider Ali Hamaney’in öldürülmesi dahil, iktidarın sürekliliğini korumak için tasarlanmış protokolleri izleyerek yanıt vereceği sonucuna varıldı. Söz konusu gizli rapor hakkında konuşan kaynaklar, ABD ve İsrail saldırıları sonucunda İran’da parçalanmış durumdaki muhalefetin ülkenin kontrolünü ele geçirme ihtimalinin “olası olmadığını” öne sürdü. ABD Ulusal İstihbarat Konseyi, Washington’da 18 istihbarat teşkilatının kolektif bilgeliğini temsil etmek amacıyla ABD tarafından toplanan üst düzey analizlerini koordine eden ve tahminler üreten deneyimli analistlerden oluşuyor ve doğrudan Ulusal İstihbarat Direktörü’ne bağlı bulunuyor. Daha önce bu tabloya Pentagon’un Kongre’ye verdiği kapalı brifing de eklenmişti. Reuters’a yansıyan bilgilere göre Savunma Bakanlığı yetkilileri, İran’ın ABD güçlerine önce saldırmayı planladığına dair ellerinde herhangi bir istihbarat bulunmadığını ifade etmişti. Böylece Trump yönetiminin operasyon öncesinde sıkça dile getirdiği “önleyici savaş” savunması, bizzat Amerikan güvenlik bürokrasisinin kendi değerlendirmeleriyle zayıflamış oldu. Trump yönetiminin bir başka temel iddiası olan “İran’ın nükleer silah eşiğinde olduğu” söylemi de uluslararası denetim mekanizmalarının bulgularıyla tam olarak örtüşmedi. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Rafael Grossi, İran’ın uranyumu yüzde 60 seviyesine kadar zenginleştirdiğini doğrularken, denetçilerin nükleer silah üretimine yönelik koordineli ve sistematik bir programa dair kanıt bulamadığını açıkladı. Grossi, bu düzeyde zenginleştirmenin ciddi soru işaretleri yarattığını vurgulasa da, bunun doğrudan “bomba yapma niyeti” anlamına geldiği sonucuna varılamayacağını ifade etti. Ortaya çıkan bu üçlü tablo, yani gizli istihbarat raporu, Pentagon’un brifingi ve UAEA’nın değerlendirmesi, Trump yönetiminin savaş gerekçelerini daha da tartışmalı hale getirdi. ABD medyasında yapılan analizlerde 2003 yılında Irak’a “kimyasal silah” yalanıyla giren ABD’nin, 2026’da benzer bir stratejiyle İran’ı hedef aldığı değerlendirmeleri yapıldı.
CENAZELERİ KARŞILAYIP SELAM DURDU: DAHA ÇOK ASKER ÖLECEK BU İŞİN PARÇASI
ABD Başkanı Donald Trump, İran’la savaşta ölen ilk Amerikan askerlerinin cenaze nakil törenine katılmak üzere Delaware’deki Dover Hava Üssü’ne gitti. İran’a ait bir insansız hava aracının Kuveyt’teki Port Shuaiba bölgesine düzenlediği saldırıda ölen 5 erkek ve 1 kadın askerin naaşları, askeri uçakla ABD’ye getirildi. Trump, ailelerle basına kapalı şekilde görüştükten sonra töreni Başkan Yardımcısı JD Vance ve üst düzey yetkililerle birlikte izledi. Bayrağa sarılı cenazeler uçaktan indirilirken Trump’ın selam durduğu görüldü. Ancak tören, siyasi tartışmaları da beraberinde getirdi. New York Times, Trump’ın önceki başkanlık döneminde başka yönetimlerden devraldığı savaşlarda ölen askerler için Dover’a gittiğini, bu kez ise cenazesi gelen askerlerin bizzat kendi başlattığı İran savaşında öldüğüne dikkat çekti. Törenin ardından Trump, “Savaşı büyük farkla kazanıyoruz, onların tüm kötülük imparatorluğunu yerle bir ettik. Eminim bu bir süre daha devam edecektir” yanıtını verdi. Daha fazla kayıp verilmesi ihtimali ve Dover’a yeniden gelip gelmeyeceği sorulduğunda ise Trump, “Bunu yapmaktan nefret ediyorum ama bu savaşın bir parçası, savaşın üzücü ve kötü tarafı budur” dedi. Sosyal medyada yayınladığı bir videoda ise “Ne yazık ki, savaş bitmeden daha fazlası olacak. Ama bunun olmaması için elimizden gelen her şeyi yapacağız” ifadelerini kullandı.
HAMANEY’İN HALEFİ SEÇİLDİ | İSRAİL: ONU DA VURURUZ
İran’da dini lider Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından gözler, ülkenin yeni “Dini Lider”inin kim olacağına çevrilirken, Tahran’dan dikkat çekici bir açıklama geldi. İran Temsilciler Meclisi, yeni liderin seçildiğini duyurdu ancak ismin güvenlik gerekçesiyle kamuoyuna açıklanmayacağını bildirdi. Kararın arkasında ise İsrail’in açık tehditleri yer aldı. İsrail tarafı, Hamaney’in yerine seçilecek ismin ve bu sürece katılanların da hedef alınabileceği mesajını verdi. İsrail ordusundan yapılan açıklamalarda, İran’daki liderlik değişim sürecinin yakından izlendiği belirtilirken, halef seçimi için bir araya gelmeye hazırlanan Uzmanlar Meclisi üyelerine de doğrudan gözdağı verildi. İran’da dini lideri belirleme yetkisine sahip olan Uzmanlar Meclisi’nin, Hamaney’in ölümünün ardından Kum kentinde toplanmasının beklendiği ifade edildi. Ancak İsrail ordusu, bu toplantıyı ve sürece katılan isimleri takip ettiklerini öne sürerek, “halef seçimi sürecinde rol alan herkesin” hedef listesinde olduğunu savundu. Bu açıklamalar, Tahran yönetiminde yeni liderin isminin gizli tutulması yönündeki tercihi güçlendirdi. İran cephesinde ise halefin belirlendiğinin duyurulmasına rağmen, ismin açıklanmaması ülke içindeki güvenlik kaygılarının ne kadar arttığını ortaya koydu.
‘KÜRT GRUPLAR SAVAŞA DAHİL OLMASIN’
ABD Başkanı Donald Trump, İran’daki çatışmalara Kürt grupları dahil etme düşüncesinden geri adım attı. Bir süredir İran’daki Kürt unsurları ayaklanmaya teşvik ettiği ve Irak’taki bazı Kürt gruplardan da İran’a yönelik operasyonlar için destek aradığı öne sürülen Trump, beklediği karşılığı alamayınca bu kez ters yönde açıklama yaptı. Trump, Kürt grupların İran sahasına girmesini artık istemediğini belirterek, savaşın mevcut haliyle zaten yeterince karmaşık olduğunu savundu. “Kürtlerin içeri girmesini istemiyorum. Savaş şu an Kürtler olmadan da yeterince karışık” diyen Trump, bu seçeneği devre dışı bıraktığını söyledi. Oysa ABD basınında son günlerde Trump yönetiminin bazı Kürt gruplarla temas kurduğu, hatta silah desteği ihtimalini değerlendirdiği yönünde haberler yer alıyordu. Trump’ın 6 Mart’ta Kürtlerin İran’a saldırmasının “harika” olacağını söylemesi de bu iddiaları güçlendirmişti. Ancak son açıklaması, Washington’ın bu başlıkta beklediği desteği bulamadığı ve bunun ardından söylem değiştirdiği yorumlarına yol açtı. Trump’ın, “Onlar bölgeye girmek istediler ama ben istemedim” çizgisine geçmesi, sahadaki hesapların istenildiği gibi ilerlemediğine işaret olarak değerlendiriliyor.
