Sinema dünyasının kalbinin attığı BAFTA Ödül Töreni, sinema başarılarından çok BBC'nin Filistin konusundaki sansürcü tavrıyla konuşuluyor. Gecenin en çok tepki çeken ve The Guardian'ın analizine de yansıyan olayı, yönetmen Akinola Davies Jr'ın sahnede yaptığı teşekkür konuşmasında geçen "Özgür Filistin" (Free Palestine) ifadesinin yayıncı kuruluş BBC tarafından anında makaslanması oldu. Filistin meselesinin İngiliz devlet televizyonunda kesin bir dille "kabul edilemez" bulunarak yayından kesilmesi, izleyiciler ve medya eleştirmenleri tarafından açık bir sansür olarak nitelendirildi.
BBC'nin uyguladığı bu sansürü asıl skandal haline getiren gelişme ise kurumun aynı gece yaşanan bir başka krizdeki tutumu oldu. Tören esnasında, Tourette sendromlu bir izleyici olan John Davidson, kontrolü dışında saygın siyahi aktörler Delroy Lindo ve Michael B. Jordan'a yönelik ırkçı "N-kelimesini" bağırdı. BBC yetkilileri, hedefteki aktörlerin büyük bir olgunlukla karşıladığı bu ağır ırkçı hakareti yayında "yapımcıların fark etmediği" bahanesiyle sesini kısmadan veya sansürlemeden doğrudan izleyiciye aktardı. Filistin için istenen özgürlük çağrısının saniyeler içinde fark edilip yayından kesildiği bir ortamda, en ağır ırkçı ifadelerin milyonlara engelsizce ulaşmasına göz yumulması BBC'nin çifte standardını gözler önüne serdi. Öte yandan, hayatını kaybeden sinemacıların anıldığı özel bölümde efsanevi yönetmen Béla Tarr'ın unutulması da gecenin bir diğer talihsiz ihmali olarak kayıtlara geçti.
YAPILAN AÇIKLAMALAR TEPKİLERİ DAHA DA ŞİDDETLENDİRDİ
Törenin ardından BAFTA ve BBC cephesinden gelen açıklamalar ise Filistin sansürü ve ırkçılık krizini dindirmek yerine daha da alevlendirdi. Sahnede ve sonrasında kurumlar tarafından sarf edilen "Eğer bu gece kırıldıysanız özür dileriz" şeklindeki ifadeler, üstünkörü ve ciddiyetsiz bulundu. Uzmanlar, "eğer" kelimesiyle başlayan bu tarz açıklamaların, incinen tarafı olayları abartan kişiler olmakla itham eden ve sorumluluktan kaçan kibirli bir yaklaşım olduğunu ifade ediyor. Sunucu Alan Cumming'in tören sırasında "herkes için saygılı bir alan" talep etmesinin haklılığına dikkat çekilirken, kültürel bir barış ortamı sağlamanın bedelinin Filistinlilerin sesini kısmak veya sahte özürler dilemek değil, adil ve samimi bir yayıncılık anlayışı olduğu belirtiliyor.
