İngiliz yayın kuruluşu BBC, ABD Başkanı Donald Trump ile İran arasında sağlanan iki haftalık ateşkesi mercek altına aldı. Analizde, ateşkesin Trump'ı "ya savaşı tırmandırmak ya da geri adım atmak" gibi tehlikeli bir ikilemden kurtardığı belirtilirken, Başkan'ın benzeri görülmemiş tehditlerinin ABD'nin dünyadaki itibarını kalıcı olarak zedelediği ve masadaki müzakere şartlarının zorluğu vurgulandı.
Ateşkes sonrası 6 haftalık bekleyiş son buldu: İran, Hürmüz Boğazı'nı yeniden açtı
BBC'nin değerlendirmesinde, Trump'ın ateşkes ilanıyla itibarını zedelemeden geri adım atabildiği, ancak önümüzdeki iki haftalık müzakere sürecinin "oldukça engebeli" geçeceği ifade edildi.
Analizin en dikkat çeken kısımlarından biri, Trump'ın diplomatik üslubuna yönelik eleştiriler oldu. Trump'ın "Bütün bir medeniyet yok olacak ve bir daha geri gelmeyecek" şeklindeki akıllara durgunluk veren tehdidinin modern hiçbir ABD başkanı tarafından dile getirilmediğine dikkat çekilen haberde, şu değerlendirmeye yer verildi:
"Bir zamanlar kendisini dünya çapında istikrarın gücü olarak konumlandıran bir ulus, şimdi uluslararası düzenin temellerini sarsıyor. İç siyasette normları ve gelenekleri yıkmaktan keyif alan bir başkan, şimdi aynısını dünya sahnesinde yapıyor. İki haftalık ateşkes kalıcı bir barışla sonuçlansa bile, bu savaş ve Trump'ın son sözleri dünyanın ABD'ye bakış açısını temelden değiştirmiş olabilir."
İran'dan 'zafer' bildirisi: ABD irademize boyun eğdi, savaş henüz bitmedi
CUMHURİYETÇİ PARTİ'DE ÇATLAK SESLER YÜKSELİYOR
Trump'ın tehditkar söylemleri ABD iç siyasetinde de fay hatlarını tetikledi. Demokratların Trump'ın görevden alınması çağrıları (Kongre üyesi Joaquin Castro'nun "liderlik etmeye uygun değil" çıkışı ve Senatör Chuck Schumer'in "tüm sonuçların sorumlusu Cumhuriyetçilerdir" uyarısı) beklenirken, asıl sürpriz Cumhuriyetçi Parti cephesinden geldi.
BBC, Trump'ın partisinden gelen şu nadir itirazları öne çıkardı:
- Temsilciler Meclisi Üyesi Austin Scott: "Başkanın yorumları amaca zarar verici, kendisine katılmıyorum."
- Senatör Ron Johnson: Bombalama kampanyasını sürdürmenin "büyük bir hata" olacağını söyledi.
- Kongre Üyesi Nathaniel Moran: "Bütün bir medeniyetin yok edilmesini desteklemiyorum. Biz bu değiliz ve bu, Amerika'ya uzun zamandır rehberlik eden ilkelerle tutarlı değil."
- Senatör Lisa Murkowski: "Başkan'ın tehdidi, İran'la müzakerelerde koz elde etme çabası olarak görülüp mazur gösterilemez."
HEDEFLERE GERÇEKTEN ULAŞILDI MI?
Trump, askeri hedeflerin "karşılandığını ve aşıldığını" iddia etse de, BBC sahadaki gerçekliğin daha karmaşık olduğunu belirtiyor. İran ordusu zayıflatılmış ve üst düzey liderleri öldürülmüş olsa da; nükleer programın temelini oluşturan zenginleştirilmiş uranyumun akıbeti hala meçhul ve Husiler gibi bölgesel vekil güçler üzerindeki İran etkisi devam ediyor. Üstelik İran, küresel ekonominin kilit noktası Hürmüz Boğazı'nı kontrol etme kapasitesini eskisinden daha net bir şekilde kanıtlamış durumda.
10 MADDELİK PLAN: ÖNÜMÜZDE MAYINLI BİR YOL VAR
BBC analizine göre, sürecin en zorlu kısmı şimdi başlıyor. İran Dışişleri Bakanı Arakçi'nin "ABD, 10 maddelik planın genel çerçevesini kabul etti" şeklindeki açıklaması büyük soru işaretleri barındırıyor.
Söz konusu plan; ABD askeri güçlerinin bölgeden çekilmesini, ekonomik yaptırımların kaldırılmasını, savaş tazminatı ödenmesini ve İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü sürdürmesini içeriyor. BBC, Trump'ın bu koşulların herhangi birini fiilen kabul etmesinin "hayal etmesi güç" olduğunu belirterek, önümüzdeki 14 günün son derece tehlikeli olabileceği uyarısında bulunuyor.
Analiz şu çarpıcı tespitle sona eriyor: "Şimdilik bu, Trump için kısmi bir siyasi zafer. Dramatik bir tehditte bulundu ve istediği sonucu aldı. Ancak ateşkes kalıcı bir çözüm değil, sadece bir ertelemedir. Başkan'ın sözlerinin, eylemlerinin ve genel olarak savaşın uzun vadeli maliyeti ise henüz tam olarak hesaplanmadı."

