ABD merkezli finans ve haber platformu Bloomberg, İran’da giderek yayılan protestoları ve olası bir rejim değişikliği ihtimalini mercek altına aldı. Analizde, İran İslam Cumhuriyeti'nin 1979'dan bu yana en zorlu sınavını verdiği belirtilirken, ABD Başkanı Donald Trump’ın askeri müdahale seçeneklerini değerlendirdiği vurgulandı.
İran’da iki haftadır devam eden ve ülke geneline yayılan protesto gösterileri, bölgesel ve küresel dengeleri değiştirme potansiyeli taşıyan bir krize dönüştü. Bloomberg’de yayımlanan kapsamlı analize göre, Tahran yönetimi ekonomik çöküş ve halkın öfkesiyle köşeye sıkışmış durumda.
Analizde, İran İslam Cumhuriyeti'nin devrilmesi ihtimalinin, küresel jeopolitik ve enerji piyasalarını kökten değiştirecek "çığır açıcı bir olay" olacağı ifade edildi.
TRUMP'TAN ASKERİ MÜDAHALE SİNYALİ
Haberde, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun yakalanması ve Suriye lideri Beşar Esad'ın devrilmesinin ardından ABD dış politikasının daha agresif bir çizgiye kaydığına dikkat çekildi. ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’daki gelişmeleri yakından takip ettiği ve "çok güçlü seçeneklerin" masada olduğunu belirttiği aktarıldı.
Beyaz Saray kaynaklarına dayandırılan bilgilere göre, ABD'li komutanlar Trump'a olası askeri saldırı seçenekleri hakkında brifing verdi. Trump, Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, "Durumu çok ciddiye alıyoruz. Ordu inceliyor, biz de çok güçlü bazı seçenekleri değerlendiriyoruz" ifadelerini kullandı. Ayrıca Trump'ın, İran'da kesilen internet erişimini sağlamak için Elon Musk ile Starlink uydularının kullanımı üzerine görüşeceği belirtildi.
500'DEN FAZLA KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı'nın (HRANA) verilerine göre, son iki haftada çıkan olaylarda 500'den fazla kişi hayatını kaybetti, 10 binden fazla kişi ise tutuklandı. Başkent Tahran başta olmak üzere onlarca şehre yayılan gösterilerde, halkın ekonomik krizin yanı sıra doğrudan rejimi hedef aldığı kaydedildi.
Eski CIA Orta Doğu analisti William Usher, yaşananları "İran'da 1979'dan bu yana görülen en büyük an" olarak nitelendirdi. Usher, "Rejim şu anda çok zor bir durumda ve bunun birincil nedeni ekonomi. Kontrolü yeniden sağlamak için daralan bir pencereleri ve azalmış araçları var" değerlendirmesinde bulundu.
PETROL PİYASALARI SARSILDI
İran'daki belirsizlik enerji piyasalarında doğrudan yankı buldu. OPEC'in dördüncü büyük üreticisi olan İran'da arz kesintisi yaşanabileceği endişesiyle Brent petrolün varil fiyatı yüzde 5'in üzerinde artarak 63 doları aştı.
Sürgündeki Şah'ın oğlu Rıza Pehlevi'nin petrol işçilerine grev çağrısında bulunması, piyasalardaki tedirginliği artırdı. 1978'deki petrol grevlerinin, monarşinin çöküşünde kilit rol oynadığı hatırlatılan analizde, şu ana kadar petrol ihracatında bir azalma belirtisi görülmediği ancak piyasanın tamamen İran'a odaklandığı vurgulandı.
GÜÇ BOŞLUĞU ENDİŞESİ
Analizde, İran rejiminin olası çöküşünün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin için de büyük bir darbe olacağı belirtildi. Venezuela ve Suriye'deki müttefiklerini kaybeden Moskova'nın, Tahran'ı da kaybetmesi durumunda bölgedeki etkisinin ciddi oranda azalacağı öngörülüyor.
Öte yandan, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyelerinin, olası bir güç boşluğundan endişe duyduğu aktarıldı. Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nden Ellie Geranmayeh, Körfez ülkeleri için en kötü senaryonun İran'da kaos olduğunu belirterek, "Bilinen şeytan, tam bir kaosa veya kendilerine yabancı, bilinmeyen bir güç yapısına tercih ediliyor" yorumunu yaptı.
REJİMİN GELECEĞİNE DAİR SENARYOLAR
Bloomberg Economics Orta Doğu analisti Dina Esfandiary, İslam Cumhuriyeti'nin mevcut haliyle 2026 sonuna kadar hayatta kalmasının zor olduğunu savundu. Esfandiary'ye göre en olası senaryo, sistemi büyük ölçüde koruyan bir liderlik değişimi ya da Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) tarafından gerçekleştirilecek bir darbe. Bu durumun, daha fazla sosyal özgürlük ancak daha az siyasi özgürlük ve daha militarist bir dış politika anlamına gelebileceği belirtildi.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın "sorunları el ele vererek çözelim" çağrısına rağmen, DMO ve güvenlik güçlerinin sert müdahaleye hazır olduğu ve rejimin hayatta kalmak için şiddet dozunu artırabileceği ifade edildi.
