İngiltere merkezli Financial Times (FT) gazetesi, Orta Doğu'da devam eden topyekûn savaşta İran'ın çıkış stratejisini ve çatışmaların geleceğini mercek altına alan çarpıcı bir analiz yayımladı. Batılı yetkililer, bölgesel diplomatlar ve rejime yakın kaynaklara dayandırılan habere göre; İran, savaşı yalnızca kendi şartlarıyla ve "uzun süreli bir yıpratma savaşı" stratejisiyle bitirmeyi planlıyor.
İran saldırısı sonu mu olacak? Trump için 'azil' çanları çalıyor
ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşın bitiş tarihini kendi inisiyatifinde görerek "Bunu iliklerimde hissettiğimde bitecek" demesine atıfta bulunan FT, Batılı bir yetkilinin şu sözlerine yer verdi:
"Herkes Trump'ın gelgitlerine odaklanmış durumda, ancak kendi iradesi olan devasa bir ülkenin (İran) varlığı tamamen gözden kaçırılıyor. Rejimin varoluş sebebi olan 'hayatta kalma ve direnme' güdüsü şu an tam anlamıyla devrede."
"BİR YIL SÜRSE BİLE GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ"
Analize göre İran, mevcut çatışmayı varoluşsal bir tehdit olarak görüyor ve caydırıcılığını yeniden tesis etmek istiyor. Rejime yakın bir İranlı kaynak, Tahran'ın stratejisini şu sözlerle özetliyor:
"İran, 'Bir garantiye ihtiyacımız var ve savaş bir yıl sürse bile geri çekilmeyeceğiz' diyor. Eğer İran yok edilirse, bütün bölge yok edilir."
İran'ın ateşkesi kabul etmesi için, ABD ve İsrail'in gelecekteki saldırıları özgürce başlatamayacağına dair kesin garantiler ve savaş sonrası dönemde ekonomik yaptırımların kaldırılmasını şart koştuğu belirtiliyor. Uzmanlar, bu taleplerin karşılanmasının çok zor olduğunu, ancak aksi takdirde Tahran'ın silahları susturmayacağını vurguluyor.
DEVRİM MUHAFIZLARI 'ASİMETRİK SAVAŞA' GEÇTİ
180 bin kişilik elit Devrim Muhafızları Ordusu'nun (DMO) ABD ve İsrail hava saldırılarından korunmak için klasik ordu düzenini terk ederek tıpkı Hizbullah veya Husiler gibi "militan/partizan" taktiklerine yöneldiği belirtiliyor. Rejime yakın kaynak, DMO'nun taktiğini, "Üslerini terk edip dağıldılar. Asimetrik savaşı çok iyi biliyorlar. Partizanları hava saldırılarıyla yenemezsiniz. Binlerce saldırıya rağmen yerin derinliklerindeki gizli tesislerde füze ve fırlatıcı üretimi sürüyor" şeklinde açıklıyor.
Batılı istihbaratlara göre füze atış kapasitesi savaşın başından bu yana yüzde 90 azalmış olsa da, İran'ın "uzun bir savaş" için elindeki mühimmatı idareli kullandığı ve her gün düzenli salvoya devam edebilecek kapasitede olduğu ifade ediliyor.
DİPLOMASİ ÇIKMAZDA: LARİCANİ SUİKASTI GÖRÜŞMELERİ BİTİRDİ
Haberde, savaşın diplomatik yollarla çözülme ihtimalinin giderek zayıfladığına da dikkat çekildi. Bölgesel bir diplomata göre, İsrail'in geçtiğimiz salı günü ılımlı muhafazakar ve tecrübeli müzakereci Ali Laricani'yi öldürmesi, diplomasi umutlarına vurulan en büyük darbe oldu. Laricani'nin olası bir diplomatik sürecin "ayrılmaz bir parçası" olacağı belirtilirken, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de ateşkes veya müzakere iddialarını "hayal ürünü" olarak nitelendirdi.
EN BÜYÜK SİLAH: HÜRMÜZ BOĞAZI
İran'ın bu savaştaki en etkili silahının ise füzelerden ziyade, küresel petrol ve gazın beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatma yeteneği olduğu kanıtlandı. Batılı yetkili, durumu şu çarpıcı sözlerle özetliyor:
"İran daha önce boğazı kapatmakla tehdit ediyordu ama deneyene kadar bunu gerçekten yapabileceklerini bilmiyorlardı. Şimdi biliyorlar ve bu oldukça etkili. En büyük risk, dünyayı rehin tutmaya devam etmeleri."
Trump çatışmadan çekilip "zafer" ilan etse dahi, zayıflamış bir İran'ın sırf İsrail'i vurmaya devam etmek ve Hürmüz'den hangi gemilerin geçeceğine karar vermek (Boğazı silahlaştırmak) suretiyle savaşı sürdürebileceği tehlikesi vurgulanıyor. ABD Ulusal İstihbarat Direktörü (DNI) Tulsi Gabbard'ın Senato'da yaptığı, "İran ve vekilleri ABD ve müttefik çıkarlarına saldırma kapasitesini koruyor" uyarısı da bu endişeleri destekliyor.
