ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile "verimli görüşmeler yapıyoruz" diyerek askeri saldırıları 5 gün ertelemesinin ardından başlayan diplomatik krizde, gözlerin çevrildiği isimden net bir açıklama geldi. İsrail medyasında ve ABD basınına sızan haberlerde, Trump'ın bahsettiği gizli muhatabın İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf olduğu iddia edilmişti. Kalibaf, bu iddialara sosyal medya hesabı üzerinden yanıt verdi.
İddiaları kesin bir dille reddeden Meclis Başkanı Kalibaf, ABD ile dolaylı ya da doğrudan herhangi bir diplomasi kanalı açılmadığını belirtti. Kalibaf, ortaya atılan iddiaların asılsız olduğunu ifade ederek, "ABD ile hiçbir müzakere yapılmadı" ifadesini kullandı.
Bu tarz haberlerin bilinçli olarak dolaşıma sokulduğunu savunan Kalibaf, Washington ve Tel Aviv yönetimlerinin içinde bulundukları stratejik çıkmazdan kurtulmaya çalıştıklarını öne sürerek şunları kaydetti: "Sahte haberler, finans ve petrol piyasalarını manipüle etmek ve ABD ile İsrail’in içine saplandığı bataklıktan çıkmak için kullanılıyor."
"SALDIRGANLAR CEZALANDIRILANA KADAR GERİ ADIM YOK"
Açıklamasında İran halkının ve devletinin savaştaki kararlı tutumuna da değinen Kalibaf, bir "uzlaşma" veya "taviz" iddialarının gerçeği yansıtmadığını vurguladı.
Meclis Başkanı Kalibaf, İran'ın karşı saldırı planlarına atıfta bulunarak, "İran halkı, saldırganların tam ve pişmanlık duyacakları bir şekilde cezalandırılmasını talep ediyor. Tüm İranlı yetkililer, bu hedefe ulaşılıncaya kadar dini liderlerinin ve halkın arkasında kararlılıkla duruyor" dedi.

NE OLMUŞTU?
ABD Başkanı Donald Trump, enerji tesislerine yönelik saldırıları ertelediğini duyururken, Dini Lider Ali Hamaney'in yerine geçen Mücteba Hamaney ile değil, İran'daki "en çok saygı duyulan bir başka üst düzey yetkiliyle" görüştüklerini iddia etmişti. Bunun hemen ardından Axios haber sitesi, İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde ABD'li elçiler Steve Witkoff ve Jared Kushner'in doğrudan Muhammed Bakır Kalibaf ile temas halinde olduğunu yazmıştı. Kalibaf'ın bu açıklaması, ABD tarafının öne sürdüğü "anlaşma zemini" argümanlarını boşa çıkarmış oldu.
