ABD Adalet Bakanlığı, geçtiğimiz kasım ayında uluslararası sularda seyreden Carnival Horizon yolcu gemisinde yaşanan kan donduran cinayetin detaylarını kamuoyuyla paylaştı. Savcılar, 16 yaşındaki ismi açıklanmayan bir erkek çocuğunun, 18 yaşındaki üvey ablası Anna Kepner'e cinsel saldırıda bulunduğunu ve ardından onu kasten öldürdüğünü bildirdi.
CESEDİ CAN YELEKLERİYLE GİZLEMİŞ
Olay, ailenin hep birlikte çıktığı bir gemi tatili sırasında meydana geldi. ABC News'in paylaştığı mahkeme ve polis kayıtlarına göre, 18 yaşındaki genç kızın cesedi bir yatağın altında, battaniyeye sarılı ve üzeri can yelekleriyle örtülmüş halde bulundu.
Miami-Dade adli tıp ofisi tarafından yapılan incelemeler sonucunda, Anna Kepner'in ölüm nedeninin "mekanik asfiksi" (fiziksel baskı yoluyla boğulma) olduğu tespit edildi.
ÇOCUK DEĞİL, 'YETİŞKİN' OLARAK YARGILANACAK
Vahşi cinayetin ardından gözaltına alınan 16 yaşındaki şüpheli, ilk etapta çocuk suçlu statüsünde yargılandı. Ancak savcıların elde ettiği deliller ve suçun ağırlığı göz önüne alınarak davanın seyri değişti. Şüpheli üvey kardeşin, "birinci derece cinayet" ve "ağırlaştırılmış cinsel istismar" suçlamalarıyla tıpkı bir yetişkin gibi yargılanmasına karar verildi. ABD Adalet Bakanlığı, zanlının suçlu bulunması halinde ömür boyu hapis cezasıyla karşı karşıya kalacağını açıkladı.
"ORDUYA KATILMAK İSTİYORDU"
Hayatının baharında korkunç bir cinayete kurban giden Anna Kepner'in okulunda amigo kız (cheerleader) olduğu, mayıs ayında liseden mezun olmaya hazırlandığı ve mezuniyetinin ardından orduya katılma hayalleri kurduğu öğrenildi.
AİLE ŞOKTA: "ARAMIZDA ÜVEY DİYE BİR ŞEY YOKTU"
Korkunç olayın yaşandığı gemide maktul ve katil zanlısının babası, üvey annesi ve büyükanne-büyükbabası da dahil olmak üzere geniş ailenin birçok üyesi bulunuyordu. Aile üyeleri yaşananlar karşısında derin bir şok yaşarken, büyükanne Barbara Kepner olayın ardından verdiği demeçte, "Hepimiz çok güzel vakit geçiriyorduk. Kimsenin bebeğime neden zarar vermek isteyebileceğini aklım almıyor" diyerek gözyaşı döktü.
Büyükbaba Jeffrey Kepner ise aile içinde hiçbir zaman ayrımcılık olmadığını belirterek, "Anna ile üvey kardeşinin arası çok iyiydi, mutlu bir ilişkileri vardı. Bizde üvey kardeş diye bir kavram yoktu. Hepimiz bir aileyiz. Evet, karma bir aileyiz ama bizim dinamiğimiz birbirimize bağlı sıradan bir aile olmak üzerine kuruluydu." ifadeleriyle yaşanan dehşeti anlamlandırmakta zorlandıklarını dile getirdi.
