İran’ın yeni Dini Lideri olarak anılan Mücteba Hamaney’in X hesabından yapılan açıklamada, ABD ve İsrail’le yaşanan savaşın ardından Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nda “yeni bir dönemin” başladığı savunuldu. Açıklamada, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki “yeni yönetim kurallarıyla” bölgeyi güvenli hale getireceği, bu su yolunun “düşman tarafından kötüye kullanılmasına” izin verilmeyeceği belirtildi. İran medyasında da son haftalarda Hürmüz’ün artık yalnızca kapatma tehdidi değil, “yönetim ve denetim aracı” olarak ele alındığı yorumları öne çıkıyor.
WSJ: ABD, Hürmüz Boğazı için yeni uluslararası koalisyon planlıyor
Farsça paylaşımda, ABD ve İsrail’in bölgedeki saldırılarının üzerinden iki ay geçtiği belirtilerek, “Amerika’nın planının ağır yenilgiye uğratıldığı” ve Basra Körfezi ile Hürmüz Boğazı’nda yeni bir sürecin başladığı ifade edildi.
Açıklamada, “İslami İran, Hürmüz Boğazı üzerinde yönetim uygulama nimetinin fiilî şükrü olarak Basra Körfezi bölgesini güvenli hale getirecek ve düşmanın bu su yolunu kötüye kullanma zeminini ortadan kaldıracaktır” denildi.
"ABD'NİN ÜSLERİ İÇİ BOŞ"
Mesajlarında doğrudan ABD'yi ve bölgedeki ABD müttefiklerini hedef alan Hamaney, çatışmaların ikinci ayını geride bırakırken peş peşe sert paylaşımlarda bulundu: "Bugün, dünyanın zorbalarının bölgemizdeki en büyük askeri harekatı ve saldırganlığının üzerinden iki ay geçmişken ve Amerika'nın kendi planındaki utanç verici hezimetinin ardından, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı için yeni bir sayfa açılıyor."
ABD'nin bölgedeki askeri varlığını güvensizliğin temel kaynağı olarak nitelendiren yeni lider, Körfez ülkelerine de gözdağı verdi:
"Amerikalı yabancıların varlığı ve Basra Körfezi topraklarına yuvalanmaları, bölgedeki güvensizliğin en önemli nedenidir. Amerika'nın içi boş üsleri kendi güvenliklerini bile sağlayamazken, bölgedeki Amerika'ya bağımlıların ve ona tapanların güvenliğini sağlaması nasıl beklenebilir?"
KÖRFEZ'E "KADER BİRLİĞİ", HÜRMÜZ'E "YENİ KURALLAR"
Hamaney, mesajlarının devamında komşu ülkelere bir "ortak kader" vurgusu yaparak, ABD'nin bölgeden tamamen çıkarılması gerektiğinin altını çizdi. "Allah'ın gücü ve kudretiyle Basra Körfezi bölgesinin parlak geleceği; Amerika'nın olmadığı, milletlerinin ilerlemesine, huzuruna ve refahına hizmet eden bir gelecek olacaktır. Biz, Basra Körfezi ve Umman Denizi'nin mavi sularındaki komşularımızla 'aynı kaderi' paylaşıyoruz. Binlerce kilometre uzaktan, açgözlülükle o [Basra Körfezi ve Umman Denizi'nin mavi sathında] kötülük yapan yabancılar, ancak onların suların dibinde bir yerleri var." ifadelerini kullandı.
Bu ifadeler, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yalnızca askerî bir koz olarak değil, aynı zamanda ekonomik ve hukuki bir denetim alanı olarak konumlandırmak istediği şeklinde yorumlandı.
Trump: İran ile görüşmeler telefon üzerinden sürdürülüyor
İRAN MEDYASINDA “TAM KAPANMA DEĞİL, YÖNETİM” VURGUSU
İran medyasında son haftalarda Hürmüz Boğazı’na ilişkin değerlendirmelerde “tam kapatma” yerine “kontrollü yönetim” kavramının öne çıktığı görülüyor.
İran merkezli yayınlarda yer alan analizlerde, Hürmüz’ün artık İran’ın füze kapasitesi, nükleer programı ve bölgesel müttefik ağının yanında “dördüncü caydırıcılık sütunu” haline geldiği yorumları yapılıyor. Bazı değerlendirmelerde, İran’ın bu su yolundaki hamlelerini “geçişi tamamen durdurmak” yerine “geçişi yönetmek, sınırlamak ve yönlendirmek” olarak sunduğu belirtiliyor.
Tasnim’de yer alan bir analizde ise İran’ın eski pazarlık çerçevelerine dönmek istemediği, Hürmüz Boğazı için yeni bir “hukuki ve güvenlik düzeni” oluşturulduğu ve boğazın durumunun savaş öncesi döneme dönmeyeceği savunuldu. Aynı analizde, Hürmüz’ün artık yalnızca yaptırımlar konusunda pazarlık aracı değil, enerji ve uluslararası güvenlik akışını etkileyen stratejik bir koz olarak görüldüğü ifade edildi.
