Ölüm kusan savaş uçakları, balistik füzeler ve aralıksız çalan sirenler... İran, ABD ve İsrail koalisyonunun 28 Şubat 2026'da başlattığı yıkıcı savaşın 15. gününde, Tahran sokakları tarihte eşine az rastlanır bir psikolojik direnişe sahne oluyor. Başkentin kalbi Firdevsi Meydanı'nda toplanan on binlerce İranlı, başlarının üzerinde uçuşan ölüm tehditlerine ve miting alanını sarsan devasa patlamaya rağmen tek bir adım bile geri atmadı. Savaşın sivil alanları hedef aldığı o dehşet anlarında çekilen bir video ise, "korku duvarının" İran halkı tarafından nasıl yıkıldığını tüm dünyaya kanıtladı.
SAĞIR EDİCİ PATLAMANIN ORTASINDA SARSILMAZ BİR İRADE
Kudüs Günü mitingi için toplanan kalabalığı hedef alan ve İsrail dronları yahut ABD jetleri tarafından gerçekleştirildiği düşünülen saldırı, beklendiği gibi bir kaosa yol açmadı. Aksine, gökyüzünü kaplayan kara dumanlar ve sağır edici patlama sesi, halkın direniş ateşini körükleyen bir kıvılcıma dönüştü.
O anların en çarpıcı özeti, miting alanında doğrudan Amerikan halkına İngilizce seslenen İranlı doktor Feriştah Hanım'ın kamerasından dünyaya yansıdı. Batı'nın yıllarca terörle özdeşleştirdiği "Allahu Ekber" nidasının gerçek anlamını açıklayan Dr. Feriştah, ölümün kıyısında dururken şu tarihi sözleri sarf etti:
Tam o esnada, kadının hemen arkasında büyük bir patlama meydana geliyor ve gökyüzüne dumanlar yükseliyor. Ancak videonun asıl sarsıcı yanı, patlamanın ardından yaşananlar: Kalabalıkta en ufak bir panik, en ufak bir kaçışma belirtisi yok. Aksine, patlama sesini bir savaş narası gibi kabul eden binler, hep bir ağızdan tekbir getirmeye başlıyor. Dr. Feriştah Hanım, yüzündeki o sakin ve meydan okuyan ifadeyi zerre kadar bozmadan sözlerini şöyle tamamlıyor: "Allahu Ekber, Tanrı'nın her şeyden büyük olduğu anlamına gelir. Sizin ABD uçak gemilerinizden, B-2 bombardıman uçaklarınızdan çok daha büyük. İşte bu yüzden sizden korkmuyoruz ve kaçmıyoruz!"
Bu görüntüler, Pentagon'un milyarlarca dolarlık teknolojik üstünlüğünün, sokaktaki inanç ve sarsılmaz irade karşısında psikolojik olarak nasıl çaresiz kaldığının en somut kanıtı olarak uluslararası basının manşetlerine oturdu.
15 BİN HEDEF VURULDU AMA İRADE KIRILAMADI
Tahran sokaklarındaki bu destansı meydan okumanın gölgesinde, ABD ve İsrail'in yıkıcı saldırıları tüm vahşetiyle sürüyor. ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın petrol ihracatının can damarı olan Harg Adası'ndaki askeri hedefleri "tamamen yok ettiklerini" duyurarak adeta zafer çığlıkları attı. Trump, "Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğini engellemeye kalkarsanız, sivil ve ticari tüm tesislerinizi vururuz" diyerek açık bir ültimatom verdi. Pentagon ise savaşın başından bu yana İran'da 15.000'den fazla hedefin yerle bir edildiğini açıkladı. Ancak bu astronomik rakamlar bile, Firdevsi Meydanı'nda patlamaya karşı slogan atanların cesaretini kırmaya yetmedi.
"KANA KAN, İNTİKAMA İNTİKAM"
Saldırıların şiddeti arttıkça, İran'ın öfkesi de misliyle büyüyor. İlk sürpriz hava saldırılarında hayatını kaybeden eski Yüce Lider Ali Hamaney'in kanını yerde bırakmamaya yemin eden yeni Yüce Lider Mücteba Hamaney, halkın bu korkusuz duruşundan aldığı güçle ulusal "direniş ve seferberlik" çağrısını yineledi. İran Parlamentosu Sözcüsü ise Harg Adası'na yönelik saldırının bedelinin çok ağır olacağını belirterek, misillemenin "düşmanı cehenneme çevirecek yeni bir seviyeye" taşınacağını ilan etti. İran ordusu, savaşın başından bu yana ABD üslerini ve İsrail kentlerini füze ve kamikaze dron yağmuruna tutmaya devam ediyor.
