İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik başlattığı savaş, tüm Orta Doğu'yu içine çeken devasa bir girdaba dönüştü. Lübnan ve Irak'taki Şii müttefiklerin ardından, İran'ın bölgedeki en tehlikeli ve menzili en uzun vurucu gücü konumundaki Yemenli Husiler de (Ensarullah) çatışmalara resmi olarak dahil oldu.
İsrail ordusu (IDF), Cumartesi sabahı erken saatlerde Yemen topraklarından ateşlenen bir füzenin radar sistemleri tarafından tespit edildiğini açıkladı. Bu gelişme, Cuma günü Husilerin "İran'a ve Direniş Eksenine karşı tırmanış devam ederse harekete geçmeye hazırız" şeklindeki uyarısından sadece saatler sonra yaşandı.
Uluslararası haber ajansı Reuters da geçtiği acil kodlu bülteninde, Husilerin savaşa dahil olmasının bölgesel çatışma riskini eşi benzeri görülmemiş bir seviyeye taşıdığını vurguladı.
Savaş Kızıldeniz'e sıçradı: Husilerden Babülmendep resti
HUSİ SÖZCÜSÜ SAREE: "BU İLK ASKERİ EYLEMİMİZ"
İsrail'in güneyini hedef alan balistik füze saldırısının ardından Yemen silahlı kuvvetleri adına kameralar karşısına geçen Husi Askeri Sözcüsü Yahya Saree (Sari), saldırıyı resmen üstlendi.
Saree, savaşa katılma kararlarını; "askeri tırmanış, altyapıya verilen devasa zararlar ile Lübnan, İran, Irak ve Filistin'deki kardeşlerine karşı işlenen suçlar ve katliamlara" bağladı. Sözcü Saree, operasyonun detaylarına ilişkin şu tarihi açıklamayı yaptı: "Husiler, Tanrı'nın yardımıyla, işgal altındaki Filistin'in güneyindeki hassas askeri hedeflere balistik füzeler fırlatarak ilk askeri eylemlerini gerçekleştirmişlerdir." Saree ayrıca, "belirtilen hedeflere" ulaşılıncaya kadar bu askeri eylemlerin ve füze saldırılarının artarak devam edeceği tehdidinde bulundu.
KIZILDENİZ VE ARAP YARIMADASI ATEŞ ÇEMBERİNDE
Husilerin savaşa aktif katılımı, sadece İsrail'in hava savunma sistemleri (Demir Kubbe, Davut Sapanı, Arrow) için yeni bir sınav anlamına gelmiyor; aynı zamanda küresel ticaretin ve Amerikan donanmasının kabusu niteliğini taşıyor.
Hatırlanacağı üzere Husiler, 7 Ekim 2023 sonrasında Gazze'deki katliamlara misilleme olarak Kızıldeniz'i ve Arap Yarımadası etrafındaki deniz yollarını küresel denizcilik şirketlerine fiilen kapatmıştı. Dün "Bölgeyi İsrail'in kontrolüne bırakmayacağız, Kızıldeniz'deki ABD savaş gemilerini vuracağız" diyen Husilerin bugün İsrail'i doğrudan vurması, Washington ve Tel Aviv'in İran savaşında artık çok cepheli, asimetrik ve kontrolü son derece güç bir "bölgesel savaşla" yüzleşmek zorunda kaldığını kanıtlıyor.

