Ukrayna'daki savaş beşinci yılına girerken, Rusya ekonomisi onu ayakta tutan dinamiklerle birlikte geri dönüşü zor, hatta yeni bir kriz olmadan imkansız bir yola girdi. Batı dünyası yıllardır Rus ekonomisinin aniden çökmesini bekliyor olsa da, The Economist dergisinde yayımlanan son analize göre, tablo çok daha farklı ve tehlikeli. Ekonomi aniden çökmeyecek ancak toparlanması da mümkün görünmüyor. Uzmanlar, Rusya'nın mevcut durumunu dağcıların kullandığı bir terimle, insan vücudunun kendini onarabildiğinden daha hızlı tükettiği 8.000 metre üzerindeki "ölüm bölgesi"ne benzetiyor.
Ukrayna-Rusya müzakerelerinde 4'üncü turun tarihi netleşti
Makaleye göre Rusya ekonomisi, kendini ayakta tutarken gelecekteki kapasitesini de istikrarlı bir şekilde yok eden bir "negatif denge" içine sıkışmış durumda. İhracat gelirleri düşerken ve ekonomik zayıflık bütçe açıklarının vergiyle kapatılmasını engellerken, büyümenin 2025'te sadece yüzde 1'de kalması ve gelecek yıl için beklentilerin daha da kötüleşmesi tablonun vehametini ortaya koyuyor.
Zelenski'den Putin çıkışı: 3. Dünya Savaşı'nı başlattı
EKONOMİNİN DİĞER UNSURLARI KAYNAKLARA ERİŞEMİYOR
Son dört yıl içinde Rus ekonomisi, birbirinden tamamen farklı işleyen iki ayrı metabolik sisteme bölündü. Bu yapının merkezinde yer alan öncelikli sistem, doğrudan savunma ve askeri sanayiden oluşuyor. İş gücüne, sermayeye ve ithalata ilk erişim hakkına sahip olan bu imtiyazlı sektör, tabiri caizse ekonominin tüm hayati "kan akışını" tek başına kendine çekiyor ve adeta hayati organlar gibi besleniyor. Öte yandan, denklemin diğer tarafında kalan dışlanmış sistemde ise özel teşebbüsler, küçük işletmeler ve tüketici endüstrileri yer alıyor. Ekonominin geri kalan tüm unsurlarını barındıran bu sivil alanlar, kaynaklara erişimden mahrum bırakılarak adeta dondurucu bir soğukta kendi kaderlerine terk edilmiş bir görünüm sergiliyor.
Ukrayna: Rusya 50 füze ve 297 İHA ile hava saldırısı düzenledi
The Economist, Rusya'nın artık 2000'li yıllardaki dış kaynaklı "petrol rantı" yerine, yıkıma yönelik varlıklara yapılan içsel bir kaynak transferi olan "askeri rant" ile çalıştığını vurguluyor. Bu durum, "vücudun enerji için kendi kas dokusunu sindirmesi" olarak özetleniyor ve mevcut durumun para politikalarıyla çözülebilecek döngüsel bir yorgunluktan ziyade, kaldıkça kötüleşen bir "yükseklik hastalığına" benzediği ifade ediliyor.
"ZİRVEDEN İNİŞİN" ZORLU MATEMATİĞİ
Savunma sektörünün GSYH'nin yüzde 8'ine ulaştığı bir denklemde, Rusya'nın kriz yaşamadan normalleşmesi (sivilleşmesi) için beş imkânsız koşulun aynı anda gerçekleşmesi gerekiyor. İhtiyaç duyulan bu senaryonun gerçekleşme ihtimali ise "sıfıra yakın" görülüyor.
Bunun yanı sıra ülkenin mali oksijeni de hızla tükeniyor. 2025 için bütçe açığı pandemiden bu yana en yüksek seviye olan GSYH'nin yüzde. 2,6'sına ulaştı. Devlet borcunun faiz ödemeleri, eğitim ve sağlık harcamalarının toplamını aşacak. Rus petrolü (Urals), Brent petrole göre yüzde 25-30 indirimli işlem görüyor ve ihracat gelirleri 2020'den bu yana en düşük seviyesine geriliyor.
KÜRESEL EKONOMİDEKİ ZAYIFLIK PUTİN'İ CESARETLENDİRİYOR
Peki ekonomik tablo bu kadar alarm verirken Kremlin neden geri adım atmıyor? Analize göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, sadece kendi oksijen seviyesine değil, "diğer dağcıların" durumuna da bakıyor. Avrupa'nın kendi yapısal krizleriyle boğuşması, Ukrayna'nın tükenmişliği ve küresel ekonomideki genel durgunluk beklentisi Putin'i cesaretlendiriyor. Rakiplerin zayıfladığı bir ortamda, acıya daha uzun süre dayanabilme inancı taviz vermek yerine savaşta ısrar etme mantığını güçlendiriyor.
Putin'in Ukrayna'daki savaşının ağır bedeli: Rusya yüzde 12'ye karşılık 1,2 milyon askerini kaybetti
Ayrıca Moskova elitleri arasında, savaş nasıl biterse bitsin Batı'nın asıl hedefinin "Rusya'yı kalıcı olarak çevrelemek" olduğuna dair derin bir inanç var. İki tarafın da kalıcı bir çatışma beklemesi, mevcut durumu "tek istikrarlı sonuç" hâline getiriyor.
SİSTEMSEL ÇÖKÜŞ RİSKİ
Rusya, öngörülebilir bir gelecekte savaşı sürdürme kapasitesine sahip olsa da hiçbir dağcı "ölüm bölgesinde" sonsuza kadar hayatta kalamaz. Zirvede geçirilen her fazladan yıl; mali kriz, kurumsal çöküş ve savaş sonrası hiçbir politikanın onaramayacağı kadar ağır hasar riskini artırıyor.
Makale, Batılı politika yapıcılara şu kritik soruyu yönelterek sona eriyor:
"İniş nihayet başladığında nasıl bir Rusya ortaya çıkacak ve bundan sonrası için kimsenin bir planı var mı?"
