Ortadoğu’daki savaşın enerji piyasasında yarattığı sarsıntı Türkiye’de direksiyon başındaki vatandaşa yeni bir maliyet olarak dönüyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaşı sonrası Hürmüz Boğazı’nın kademeli kapanmasıyla petrol akışına kesintiler artarken Brent petrol 100 dolar seviyesinin üzerine çıktı.
Küresel petrol fiyatlarındaki yükseliş, kur ve vergi yüküyle birleşince akaryakıt tabelaları da peş peşe değişti. Yılbaşında yaklaşık 53 lira olan benzinin litresi 80,40 liraya, 54 lira seviyesindeki motorin ise 93,50 liraya çıktı. Böylece benzindeki artış yüzde 52’yi, motorindeki artış yüzde 73’ü buldu. Pompada gelen peş peşe yükselişler vatandaşın kart harcamalarına da yansıdı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) haftalık verileri, sürücünün akaryakıt için ödediği faturanın ne kadar büyüdüğünü ortaya koydu.
18 Eylül ile biten haftada kartlardan akaryakıt için 50,7 milyar lira harcandı. Bir önceki hafta 45,8 milyar lira olan tutar, yalnızca yedi günde 4,8 milyar lira arttı. Akaryakıt tek başına toplam kart harcamalarındaki 18,7 milyar liralık haftalık yükselişin yaklaşık dörtte birini oluşturdu. Bu süreçte motorin fiyatları da 100 liranın üzerine çıkarak rekor seviyeyi görmüş ve psikolojik eşiği test etmişti. 2026’nın ilk haftalarında yaklaşık 26,5 milyar lira seviyesinde bulunan haftalık akaryakıt kart harcaması, eylül ortasında 50,7 milyar liraya ulaştı. Böylece yılbaşından bu yana nominal artış yüzde 91 oldu.
Geçen yılın aynı döneminde ise haftalık akaryakıt kart harcaması 29-30 milyar lira bandındaydı. Daha da geçmişe dönük bakacak olursak beş yıl önce tablo çok daha farklıydı. Eylül 2021’de haftalık kartlı akaryakıt harcaması 3-4 milyar lira civarında bulunurken, tüm sektörlerdeki haftalık kart harcaması toplamı 35-40 milyar lira seviyesindeydi. Pompa fiyatlarındaki değişim de beş yıllık farkı ortaya koydu.
Eylül 2021’de benzinin litresi 7,85 lira, motorinin litresi 7,40 lira, LPG’nin litresi ise 6,30 lira seviyesindeydi. Böylece beş yılda benzinin litre fiyatı 10 katına, motorin 13 katına, LPG ise yaklaşık 5,5 katına çıktı. Beş yıl önce 2 bin 825 liralık net asgari ücretle 360 litre benzin alınabiliyordu. O dönem tek bir 200 liralık banknotla 25,4 litre (neredeyse yarım depo) akaryakıt alınabilirken, bugün aynı banknotla ancak 2,5 litre benzin alınabiliyor. Finansmana erişimde yaşanan zorluklar, yüksek döviz kuru ve vergi yükü otomobile halihazırda ulaşımı zorlaştırırken, yükselen akaryakıt fiyatları da hem araç sahibi olanları hem de araç sahibi olmak isteyenleri düşündürüyor.
9 AYLIK TOPLAM TUTAR 1,4 TRİLYON LİRA
11-18 Eylül haftasında banka ve kredi kartlarıyla yapılan toplam harcama 661,4 milyar TL’den 680,1 milyar TL’ye yükselerek bir haftada 18,7 milyar TL arttı. Ancak artışın önemli bölümü vatandaşın günlük hayatında vazgeçilmez hale gelen kalemlerden geldi. Sadece bir haftada akaryakıt harcamaları yüzde 10,6 arttı. Tek başına 4,86 milyar TL’lik artış kaydeden akaryakıt, toplam harcama büyümesinin yaklaşık dörtte birini sırtladı. Yılbaşından bu yana akaryakıt istasyonlarında banka ve kredi kartlarıyla yapılan toplam harcama tutarı da yaklaşık 1 trilyon 414 milyar 800 milyon TL oldu. Kart kullanımındaki artışın en büyük bölümünü ise market ve alışveriş merkezi harcamaları oluşturdu. Bu kategorideki harcamalar 137,46 milyar TL’den 144,73 milyar TL’ye yükselerek 7,27 milyar TL arttı, oran olarak ise yüzde 5,3 oldu. Yalnızca bu iki kalem (market ve akaryakıt), toplam harcama artışının yüzde 65’ini oluşturdu. Yeme-içme harcamaları ise yüzde 4,6 düşüşle 41,51 milyar TL’ye geriledi.

SİYAH ALTIN YÜKSEK VOLTAJA DÖNDÜ
Elektrikli süper spor yarışına petrol zengini Suudi Arabistan da girdi. Yıllarca petrol gelirleriyle küresel enerji piyasasında ağırlık kuran ülke, şimdi siyah altından kazandığını yüksek voltaja dönüştürüyor. Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu ve Foxconn ortaklığıyla kurulan Ceer, ilk modelleri EXOBOT sedan ve SUV’u tanıttı. Fütüristik tasarımıyla dikkat çeken EXOBOT’un PLUS versiyonu 850 beygir güç üretiyor. 112 kWh batarya ve 800V elektrik mimarisine sahip sedan, 0’dan 100 kilometre/s hıza sadece 2,6 saniyede çıkarken SUV versiyonu 2,9 saniyede tamamlıyor. Menzil sedan için 670, SUV için 560 kilometre olarak açıklandı. Araçlar yüzde 10’dan yüzde 80’e 30 dakikada şarj olabiliyor. Yukarı doğru açılan kapıları ise Ceer tarafından ‘şahin kanat’ olarak tanımlanıyor. BMW, Rimac, Siemens ve Hyundai Transys gibi şirketlerle tedarik anlaşmaları yapan Ceer, yerel üretime geçerek ülkede kapsamlı bir otomotiv ekosistemi oluşturmayı hedefliyor.

BENTLEY’DEN İLK TAM ELEKTRİKLİ MODEL
Bentley, 107 yıllık tarihinde yeni bir dönemin kapısını açtı. Markanın ilk tamamen elektrikli seri üretim modeli Torcal, 888 beygir gücü, 600 kilometreye kadar menzili ve lüks SUV kimliğiyle tanıtıldı. Çift elektrik motoruyla dört tekerlekten çekiş sunan Torcal, standart versiyonunda 821 beygir güç ve 1.194 Nm tork üretiyor. 0-100 kilometre/s hıza 3,4 saniyede çıkan modelin maksimum hızı 250 kilometre/s. 113 kWh net bataryaya sahip Torcal, yüzde 10’dan yüzde 80’e 20 dakikadan kısa sürede şarj olabiliyor. Modelin 2027’nin ikinci yarısında Türkiye’ye gelmesi planlanıyor. Ancak Torcal’ı Türkiye açısından asıl dikkat çekici hale getiren performansı değil, ÖTV’si. Elektrikli Bentley yüzde 75 ÖTV’ye tabi olacak. Markanın mevcut modellerinde ise ÖTV oranı yüzde 220 seviyesinde bulunuyor. Böylece vergi sistemi nedeniyle Bentley tarihinin en güçlü modeli, Türkiye’de aynı zamanda markanın en düşük vergilendirilen modellerinden biri olacak. İngiltere’de başlangıç fiyatının 173 bin sterlin (11,2 milyon TL) olması planlanıyor.

İSTANBUL OTOMOBİLDE EN PAHALI KENTLERDEN
İstanbul, 49 bin 100 dolarlık ortalama sıfır araç fiyatıyla 40 şehir arasında en pahalı kentlerinden biri oldu. 10 yılda fiyatların yüzde 89 arttığı İstanbul, dünyada 4. sıraya yerleşti. Vergi, ithalat ve sahiplik maliyetleriyle birçok Avrupa ve ABD kentini geride bıraktı.
Deutsche Bank ve Numbeo’nun hazırladığı araştırmada, Volkswagen Golf 1.5 ve dengi modeller baz alınarak 40 kent karşılaştırıldı. İstanbul’da sıfır bir otomobilin ortalama fiyatı 49 bin 100 dolar olurken kent listenin dördüncü sırasında yer aldı. İstanbul’da yeni otomobil fiyatları 2016-2026’da yüzde 89 arttı. Listenin zirvesinde 156 bin 200 dolarlık ortalama fiyatla Singapur yer aldı. Kentte otomobil sahibi olmak için satın alınması gereken COE sertifikasının bedelinin 100 bin dolara yaklaşması, fiyatları yukarı çeken temel unsurlardan biri oldu. Onu 57 bin 900 dolarla Tel Aviv, 51 bin 300 dolarla Kopenhag ve İstanbul izledi. İstanbul’un ardından Oslo 47 bin, Hong Kong 44 bin 600 ve Cenevre 44 bin 100 dolarla sıralandı. Son 10 yılda Tel Aviv’de fiyatlar yüzde 70 artarken, Moskova ise yüzde 134’lük artışla en yüksek değişim oranlarından birine sahne oldu. İngiltere kentlerinden Birmingham 40 bin 300 dolar, Londra ve Edinburgh ise 38 bin 700 dolarlık ortalama fiyatlarla listede yer aldı. ABD şehirleri San Francisco ve Los Angeles’ta ortalama araç fiyatı 37 bin dolar olurken, Boston 36 bin 600 dolar, Chicago 36 bin 500 dolar ve New York 35 bin 500 dolar ortalamaya sahip oldu. Almanya’nın Münih, Frankfurt ve Berlin şehirlerinde yeni bir otomobilin ortalama fiyatı 33 bin 600 dolar düzeyinde eşitlendi.
LİSTENİN ALT SIRALARINDAKİ KENTLER
Listenin alt sıralarında Kahire ve Riyad 34 bin 600 dolarlık ortalama fiyatla yer aldı. Taipei’de fiyat 33 bin 300 dolar olurken Budapeşte 32 bin 400, Prag 32 bin 100, Varşova ise 32 bin dolar seviyesinde kaldı. İncelenen 40 kentin büyük bölümünde yeni otomobil fiyatlarının 35 bin ila 50 bin dolar aralığında yoğunlaştığı görüldü. Raporda satın alma fiyatının otomobilin toplam maliyetinin yalnızca bir bölümünü oluşturduğu belirtildi. Kullanım süresi boyunca ortaya çıkan yakıt, periyodik bakım, sigorta ve diğer işletme giderlerinin, tüketiciler üzerindeki nihai maliyet yükünü önemli ölçüde şekillendirdiği belirtildi.
