Türkiye ekonomisinde doğrudan yabancı yatırımların seyrine ilişkin dikkat çeken bir veri gündeme geldi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın eski Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, sosyal medya hesabından TCMB verilerine dayanan bir grafik paylaşarak yıllıklandırılmış net doğrudan yabancı yatırımın negatife döndüğüne dikkat çekti.
Kara, paylaşımında şu ifadeyi kullandı:
“Yıllık net doğrudan yabancı yatırım 2000 yılından bu yana ilk kez negatif oldu.”
2007’DE 26 MİLYAR DOLARI AŞMIŞTI
Kara’nın paylaştığı grafikte Türkiye’ye yönelik 12 aylık net doğrudan yabancı yatırımların 2000’li yılların ortasından itibaren hızla yükseldiği görülüyor.
Net doğrudan yabancı yatırımın 2007 civarında 26 milyar doların üzerine çıkarak zirve yaptığı, sonraki yıllarda ise dalgalı ancak genel olarak aşağı yönlü bir seyir izlediği dikkat çekiyor.
2010’lu yıllarda birçok kez 10-15 milyar dolar bandına çıkan yıllık net yatırımın, 2020 sonrasında belirgin biçimde zayıfladığı ve son verilerle birlikte sıfırın altına indiği görülüyor. Grafiğin kaynağı olarak TCMB gösterildi.

TIMOTHY ASH: TÜRKİYE İÇİN BİR FELAKET
Kara’nın paylaşımına ekonomist Timothy Ash de dikkat çeken bir yorum yaptı. Ash, doğrudan yabancı yatırımların yalnızca finansman açısından değil, ekonomik büyüme ve yapısal dönüşüm açısından da önemli olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bu Türkiye için bir felaket.”
Ash, doğrudan yabancı yatırımın borç yaratmayan bir dış finansman kaynağı olduğuna dikkat çekerek, bunun aynı zamanda büyümeyi ve yapısal reformları destekleyen bir unsur olduğunu vurguladı.
“BU TERSİNE DÖNÜŞÜN NEDENİ SORULMALI”
Ash, Türkiye’ye yönelik yabancı sermaye akışındaki bozulmanın nedenlerinin sorgulanması gerektiğini belirtti.
İngiliz ekonomist değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Doğrudan yabancı yatırım borç yaratmayan bir dış finansmandır ve aynı zamanda büyümeyi ve yapısal reformları destekler. Bu tersine dönüşün nedenini sormak gerekiyor: Makroekonomik istikrar, iş ortamı ve artık rekabet gücü.”
DOĞRUDAN YATIRIM NEDEN ÖNEMLİ?
Doğrudan yabancı yatırımlar, sıcak para olarak nitelendirilen kısa vadeli portföy girişlerinden farklı olarak şirket satın almaları, yeni tesis yatırımları, üretim kapasitesi ve uzun vadeli sermaye yatırımlarını kapsıyor.
Bu nedenle doğrudan yatırımların azalması yalnızca döviz girişi açısından değil; istihdam, teknoloji transferi, üretim kapasitesi ve uzun vadeli büyüme açısından da önemli bir gösterge olarak kabul ediliyor.
