"Yükselen Türkiye Zirveleri"nde konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ekonomi programının hedefleri, küresel krizler ve yapısal reformlar üzerine önemli açıklamalarda bulundu.
Şimşek'in açıklamalarına, isim vermeden İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran'a verdiği yanıt damga vurdu. Bilindiği üzere Aran, geçtiğimiz haftalarda bölgedeki savaş koşullarını gerekçe göstererek mevcut programın sürdürülemeyeceğini ve "enflasyonla mücadele programının bırakılması gerektiğini" söylemişti. Kamuoyunda ve ekonomi yönetiminde büyük tepki çeken bu sözlerin ardından Aran, katıldığı bir canlı yayında geri adım atarak Bakan Şimşek ve Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan'dan özür dilemişti.
İş Bankası Genel Müdürü Aran'dan geri adım: Şimşek ve Karahan'dan özür diledi
"ARTIK BİR YERDE DURALIM DEMEK MİYOPİK BİR YAKLAŞIM"
Bakan Şimşek, dünkü konuşmasında doğrudan bu tartışmaya değinerek, enflasyonla mücadelenin sekteye uğramayacağının altını çizdi. Türkiye'nin küresel borçluluk oranlarına göre çok daha avantajlı bir konumda olduğunu vurgulayan Şimşek, Hakan Aran'ın geri adım attığı çıkışına şu sözlerle yanıt verdi:
"Bizde borçluluk çok yüksek değil. Ne hane halkının ne devletin ne şirketlerin ne de finans sektörünün. Hane halkı ve reel sektörün borcu düşük olduğu için biz eğer enflasyonu tek haneye düşürürsek, büyüme katlanır. 'Bu enflasyonla mücadele çok oluyor, artık bir yerde duralım' yaklaşımları var. Bu çok miyopik (uzağı göremeyen/kısa görüşlü) bir yaklaşımdır. Çünkü kalıcı, sürdürülebilir yüksek büyümenin formülü, tabii ki düşük enflasyondur."
Hakan Aran: Enflasyonla mücadele programını şartlara göre revize etmeliyiz
OVP ELEŞTİRİLERİNE SERT TEPKİ: "METNİ OKU, ESKİ EZBERLERLE KONUŞMA"
Ekonomi yönetimine ve Orta Vadeli Program'a (OVP) yönelik "Sadece para politikasından ibaret" şeklindeki eleştirilere de yanıt veren Bakan Şimşek, akademisyenleri ve ekonomistleri hedef aldı.
Şimşek, "Profesör olan arkadaşlar ekranlara çıkıyorlar, 'maliye politikası görevini yapmadı, para politikasıyla da bu kadar' diyorlar. Arkadaş, bir metni bir oku, OVP 110 sayfaysa onun iki sayfası bile para politikası değil. Bu kadar da olmaz yani, okumadan, eski ezberlerle... Bu programın çok ciddi yapısal dönüşüm ve reform ayağı var. Bu program ne para politikasından ne maliye politikasından ne de gelirler politikasından ibarettir. Bunu söylemek o dokümanı reddetmek veya okumamış olmak demektir." ifadelerini kullandı.
"KUSURSUZ DEĞİL AMA ŞOKLARI SAVUŞTURDU"
Programın ikinci evresinin başarıyla geçildiğini ve bütçe açığının yüzde 5,1'den yüzde 3'ün altına düşürüldüğünü belirten Şimşek, ekonomi programının "mükemmel" olmadığını ancak Türkiye'yi büyük krizlerden koruduğunu savundu: "Hiçbir program mükemmel çalışmaz, mükemmeliyetçilik en büyük hastalıktır. Bu program mükemmel değil, mükemmel sonuçlar da vermiyor ama bu program Türkiye'yi son iki yılda yaşanan bütün şoklara karşı korudu, kolladı ve savuşturdu."
YAPAY ZEKA, SAVUNMA SANAYİİ VE "İKİNCİ ÇİN ŞOKU"
Bakan Şimşek'in gündeminde küresel riskler ve Türkiye'nin önüne açılan yeni fırsat pencereleri de vardı. Şimşek'in tespitleri şöyle oldu:
Yapay Zeka ve Otonom Sistemler: "Küresel robot piyasası 2050'ye kadar 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşecek. Üniversitelerimizin ve sanayicilerimizin bu trendleri ıskalamaması lazım. Katma değer burada."
İkinci Çin Şoku: "Çin, bugün dünya imalat sanayinin yüzde 30'unu üretiyor. Çin artık teknolojide Batı'yı geride bıraktı. ABD'nin yüksek gümrük tarifelerine rağmen Çin, satamadığı ürünleri bütün dünya pazarlarına yüklüyor. Bunun Türkiye'ye de etkisi var."
Savunma Sanayii Fırsatı: "Küresel savunma sanayi harcamaları 2,6 trilyon dolardan 6,6 trilyon dolara çıkacak. Türkiye savunma sanayisinde çok güçlü bir altyapıya sahip, bu bizim için büyük bir fırsat ve caydırıcılığımızı artıran önemli bir faktör."
Bölgesel Kalkınma: "Önümüzdeki 20-30 yılda Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi, yenilenebilir enerji ve insan kaynağı potansiyeliyle Türkiye'nin yeni kalkınma motoru olacak. Yeter ki terörsüz Türkiye'yi ve yapısal dönüşümü başaralım."
Şimşek ayrıca, vatandaşın en çok şikayet ettiği konulardan biri olan vergilerle ilgili de mesaj vererek, "Dolaylı vergilerin toplam vergiler içerisindeki payını 2023'te yüzde 65,5'ten yüzde 62'nin altına düşürdük. Gönül ister ki bunu yüzde 50'lerin altına düşürelim" dedi.
Şimşek'in konuşmasının tamamı şu şekilde:
"Artan gelir ve servet eşitsizliği riski, ülke içinde, ülkeler arasında ciddi bir risk. Bölgeler arası dengesizlikler ciddi risk. Yapay zeka verimliliği artırarak refahı artırabilir ama onun dışındaki etkilerin yönetilmesi gerekir. Şimdi tabii otonom, yani robotlar, otonom sistemler dedik, oturup şikayet edeceğimize, sanayicimiz için söylüyorum, daha çok erken aşamadayız. Küresel robot piyasası, 100 milyar dolar civarı bir piyasa. Az bir piyasa değil ama küresel ekonomi için ufak bir piyasa. Bu piyasa, 2050'ye kadar 100 milyar dolardan 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşecek. Şimdi bizim üniversitelerimizin, sanayicilerimizin oturup bu trendleri ıskalamaması lazım. Bunlara odaklanması lazım. Çünkü katma değer burada, kar marjları burada, en azından orta vadede. Dolayısıyla fırsat pencereleri Türkiye için büyük. Yapay zekanın hukuk, sosyal bilimler, yönetim gibi alanları çok daha dramatik bir şekilde etkilemesi bekleniyor ama el yordamıyla yapılan işlere etkisi daha düşük görülüyor."
"KALICI, SÜRDÜRÜLEBİLİR YÜKSEK BÜYÜMENİN FORMÜLÜ DÜŞÜK ENFLASYONDUR"
Bakan Şimşek, dünyanın borcunun dünya milli gelirine oranının yüzde 300'ün üzerine çıktığı bilgisini paylaşarak, gelişmekte olan ülkelerde bu oranın yüzde 235, Türkiye'de ise bu oranın yüzde 92 olduğunu vurguladı.
Türkiye'nin burada avantajı olduğuna işaret eden Şimşek, "Bizde borçluluk çok yüksek değil. Ne hane halkının ne devletin ne şirketlerin ne de finans sektörünün. Şimdi bu bize ne anlatıyor? Türkiye'nin yine bu küresel meydan okumalardan bir tanesi olan borçluluk noktasında avantajlı olduğunu gösteriyor. Hane halkı ve reel sektörün borcu düşük olduğu için biz eğer enflasyonu tek haneye düşürürsek, büyüme katlanır. Bu enflasyonla mücadele çok oluyor, artık bir yerde duralım yaklaşımları var. Bu çok miyopik bir yaklaşımdır. Çünkü kalıcı, sürdürülebilir yüksek büyümenin formülü, tabii ki düşük enflasyondur." diye konuştu.
Şimşek, dünyada diğer bir meydan okumanın dünyada hızla yaşlanan nüfus olduğuna işaret ederek, Türkiye'de de nüfusun hızlı şekilde yaşlanacağını söyledi.
Nüfusun hızlı yaşlanmasının getirdiği dramatik etkiler olduğuna değinen Şimşek, "Biz fırsat penceresine bakacağız. Sağlık turizmi, yaşlı bakım hizmetleri şu an 4,2 trilyon dolarlık bir pazar. Orta vadede 8,5 trilyon dolara çıkıyor. Dolayısıyla her yerde fırsat var. Meydan okumalar var ama fırsatlar da var. Önemli olan şikayeti bırakıp bu fırsatlara odaklanmak. Biz turizmde çok iyi bir ülkeyiz, sağlıkta çok iyi bir noktadayız. İkisini birleştirelim, buyurun size muazzam fırsat. Şimdi küresel ısınma bir realite dedik. Bunu ben söylemiyorum, istatistikler söylüyor. Birçok ülkede, Türkiye dahil, su stres seviyesi yüksek. Bütün bunlar bizim tabii ki değişim, dönüşüm yapmamızı gerektiriyor. Hükümetlerimiz döneminde sulama yatırımlarına çok ciddi kaynak ayırmışız. 108 milyar dolarlık yatırım yapılmış sadece sulamaya. Biz burada da seyirci değiliz. Tabii ki birçok anlamda tedbir lazım. Yeşil teknolojiler, yenilenebilir enerjide Türkiye büyük bir potansiyele sahip. Bunu ben söylemiyorum, uluslararası akademisyenler söylüyor. Küresel temiz enerji yatırımları da yine ikiye katlanacak. Daha fazla artacak. Yani 2 trilyon dolar civarından 4,5 trilyon civarına çıkacak." ifadelerini kullandı.
"BU PROGRAM OLMASAYDI ENFLASYON NEREYE GİDERDİ SORUSUNU SORMAK İÇİN BİRAZ KAFA YORMAK GEREKİYOR"
Şimşek, küresel ekonominin kısa vadede savaşın beraberinde getirdiği önemli bir arz şokuyla karşı karşıya olduğunu belirterek bunu iyi yönettiklerini bildirdi.
Orta-uzun vadede dünyanın karşı karşıya olduğu büyük meydan okumalar olduğuna işaret eden Şimşek, "Bu meydan okumalara karşı biz ülkemizi doğru ve güçlü bir şekilde konumlandırıyoruz ve fırsat penceresinden olaylara bakıyoruz. Bizim uygulamakta olduğumuz ekonomi programının 3 evresi var. Birinci evre risklerin kontrolüydü, yönetimiydi. 2023'te tarihimizin en büyük felaketi, deprem felaketi yaşanmış, 13 ilimizde milyonlarca vatandaşımız büyük bir depremden etkilenmişti. Bugün hiç yokmuş gibi söylemler var. Şimdi bu depremin yaralarını sararken büyük bütçe açıkları verip de bu bütçe açıklarını parasallaştırırsanız, yani para basarak finanse ederseniz, hiperenflasyona girersiniz. Bunu yapmamanız lazım. EYT hayata geçirildi. 3 milyon civarında vatandaşımız, yani 37-38 yaştan 40'lı yaşlara kadar erken emekli oldu, daha olacak, EYT kanunu bu." şeklinde konuştu.
Şimşek, Türkiye'de, 2023'te 120 milyar dolar seviyesinde ciddi bir dış ticaret açığı bulunduğunu kaydederek, finansmana, dış finansmana erişimde sıkıntıların olduğunu anımsattı.
Bu risklerin yönetiminin önemli olduğunu vurgulayan Şimşek, "Ülkenin bir ödemeler dengesi stresine girmemesi, enflasyonun 3 haneye gitmemesi için çok ciddi bir çaba gösterilmesi gerekiyordu. Çok kolay söylemler var, 'enflasyon şuradaydı da şimdi buraya gelmiş', tamam da bu program olmasaydı enflasyon nereye giderdi sorusunu tabii sormak için biraz kafa yormak gerekiyor. Kolaycı yollar her zaman tercih ediliyor. Şimdi dolayısıyla ilk yılı biz böyle geçirdik, o geride kaldı." dedi.
"BÜTÇE AÇIĞI YÜZDE 5,1'DEN YÜZDE 3'ÜN ALTINA DÜŞTÜ, YÜZDE 3'ÜN ALTI ZATEN İDEAL"
Bakan Şimşek, programda ikinci evrede hedefin ekonomideki dengesizlikleri azaltmak olduğunu hatırlattı.
Şimşek, "Enflasyonu azaltmaya başlamak, bütçe açığını azaltmak, cari açığı azaltmak, KKM'den çıkış. KKM çok önemli bir koşullu yükümlülüktü. İkinci evreyi de geriye bıraktık ve ana hedeflerin tamamında ilerleme sağladık, sonuç aldık. Şimdi üçüncü evre var. Üçüncü evre ise biraz önü açık bir evre. Normalde 2027 sonu diye bekliyorduk bu evrenin tamamlanması için. Fakat gerek geçen sene yaşanan şoklar, gerek bu sene çok daha devasa bir dış şokla karşı karşıyayız. Bu şoklar tabii üçüncü evreyi etkiliyor. Bu bir bahane de değil, bu bir gerçeklik. Bütün dünya şu anda bu şokun etkileriyle mücadele edecek, bunları yönetecek." değerlendirmesinde bulundu.
Hedeflerinin bugüne kadarki kazanımları pekiştirmek olduğunu dile getiren Şimşek, bunun da reformla pekiştirilebileceğini söyledi.
Şimşek, "Politikayla bir yere varırsınız. Para politikası, maliye politikası gibi ama bunu kalıcı hale getirmenin tek yolu var, o da reformdur, dönüşümdür. Bu reel sektörde de dönüşüm gerekiyor, kamuda da dönüşüm gerekiyor. Genel anlamda bir reform çabası gerekir. İkincisi, tabii burada tek haneli enflasyon, cari açığın kalıcı olarak sorun olmaktan çıktığı, bütçe açıklarının kalıcı olarak yüzde 3'ün altına düştüğü ve verimlilik ve rekabet gücünün kalıcı bir şekilde arttırıldığı bir dönem. Şimdi bu döneme ilişkin vizyonumuzda zerre değişiklik yok ama tabii ki bu dönemin ne kadar süreceği meselesi, tabii ki dış gelişmelerin bir fonksiyonudur. Burada da bizim söylediğimize aykırı bir şey yok." şeklinde konuştu.
Enflasyonun yüzde 85 ile Ekim 2022'de zirveyi bulduğunu, yılı 64 ile kapattığını ve ondan sonra 2023'te enflasyonu 65'te tuttuklarını anlatan Şimşek, "Dezenflasyon 2024'te başlamış, yüzde 44. Geçen sene yüzde 31, şu anda da yüzde 31 civarı. Geçici olarak 1-2 ay bu son gelişmeler etkiler ama enflasyonun aşağı yönlü trendinde bir değişiklik olmayacak, enflasyonu düşürmek ve o trendi devam ettirmek Türkiye için önemli bir kazanım. Gelir dağılımının kötüleştiği dönemler var son 20-25 yılda. İyileştiği dönemler var. Dezenflasyonla birlikte gelir dağılımında iyileşme başlamıştır ama tabii ki daha gideceğimiz mesafe var." dedi.
Şimşek, muhtemelen bu yılın ortası itibariyle deprem bölgesinde yeniden inşa ve ihya sürecinin büyük oranda tamamlanmış olacağını bildirdi.
Geçen sene sonu itibariyle 90 milyar dolar para harcandığını aktaran Şimşek, "Bunu piyasalara hissettirtmeden, önemli bir şok yaşatmadan, bu imkanları biz ilgili Bakanlığa aktardık, ilgili birimlere aktardık ve bu 455 bin konut teslim edildi. Şimdi devam eden 166 bin var. Bu sene içerisinde onlar da tamamlanmış olacak. Dünyada bu kadar büyük bir yükün altından bu kadar rahat bir şekilde çıkışı başaran kaç tane ülke vardır bilmiyorum. Ama bu önemli bir kazanım. Çabuk unutuyoruz. Bu deprem yaralarının sarılmasına rağmen, 90 milyar dolar para harcamamıza rağmen, EYT'nin sisteme etkisine rağmen, bakın bütçe açığı yüzde 5,1'den yüzde 3'ün altına düştü. Yüzde 3'ün altı zaten idealdir." şeklinde konuştu.
ABD/İsrail-İran savaşının beraberinde getirdiği geçici birtakım makro ekonomik etkilerin olduğunu dile getiren Şimşek, küresel enflasyonda bir yükseliş beklentisi, finansal koşullarda bir miktar sıkılaşma riski ve büyümede bir ivme kaybının konuşulduğunu ifade etti.
Şimşek, dünyanın savaşlar, jeopolitik gerginliklerle beraber iklim krizi, borç sorunu, ticarette korumacılık gibi birçok sorun ve başlıkla karşı karşıya olduğunu belirtti.
Türkiye için önemli hususlardan birinin ticaret ortakları olduğunu ifade eden Şimşek, "Biz dünyaya mal ve hizmet satıyoruz. Geçen sene 400 milyar dolar civarında dünyaya mal ve hizmet sattık. Şimdi 400 milyar dolar önemli bir para, önemli bir büyüklük. Peki bizim bu mal ve hizmet sunduğumuz ülkelerde büyüme nasıl? İhracatımızın yüzde 95'inin gittiği ülkelerde büyüme geçen sene yüzde 2,4'tü. Dünya büyümesinin bir puan altındaydı. Bu sene IMF'nin tahminlerine göre, bu da referans senaryo, yani makul bir senaryo, yüzde 1,6'ya gerileyecek, yani bizim mal sattığımız ülkelerde talep zayıflayacak. Özellikle Avrupa Birliği'nde (AB) ama daha önemlisi Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da savaşın etkisiyle büyüme dramatik bir şekilde yavaşlayacak. Bunlar öngörü. Tabii bu bizim ihracatımızı önemli ölçüde etkileyebilecek bir faktör." diye konuştu.
"ÇİN, ABD'YE SATAMADIĞI ÜRÜNLERİ BÜTÜN DÜNYA PAZARLARINA YÜKLÜYOR"
Bakan Şimşek, Merkez Bankasının yaptığı bir çalışmaya değinerek, ihracatın dış talep esnekliğinin kur esnekliğine kıyasla 11 kat güçlü olduğunu, esas belirleyici olanın dış talep olduğunu söyledi. Şimşek, "Kur etkisizdir demiyorum ama esas belirleyici taleptir ve maalesef talepte de 2026 için en azından şu an itibarıyla öngörüler çok da olumlu değil." dedi.
"İkinci Çin Şoku"na işaret eden Şimşek, "Birinci Çin Şoku"nun kural bazlı bir dünyada Çin'in Dünya Ticaret Örgütüne katılımı olduğunu dile getirdi.
Şimşek, Çin'in bugün dünya imalat sanayinin yüzde 30'unu ürettiğini belirterek, "Eğer dünya bu şekilde devam ederse, Çin önümüzdeki 10 yıl içinde belki dünya imalat sanayinin yüzde 45'ine hakim olacak. Tek başına bir ülke küresel imalat sanayinin neredeyse yarısına hakim olacak. Çin'de artık ucuz iş gücü üzerinden bir üretim yok. Çin teknolojide Batı'yı geride bıraktı." değerlendirmesinde bulundu.
Ticarette önemli kırılmalar yaşandığını dile getiren Şimşek, ABD'nin Çin'e karşı yüksek gümrük tarifleri uygulamasına rağmen Çin'in dış ticaret fazlasının 1,2 trilyon dolar olduğunu söyledi.
Bakan Şimşek, bunların Türkiye'ye de etkisi olduğunu, Çin'in ABD'ye satamadığı ürünleri bütün dünya pazarlarına yüklediğini ifade etti.
"KÜRESEL SAVUNMA SANAYİ HARCAMALARINDAKİ ARTIŞ TÜRKİYE İÇİN BİR FIRSAT PENCERESİ"
Şimşek, küresel ekonominin kısa vadede belirsizliklerle karşı karşıya bulunduğunu, orta uzun vadede ise önemli meydan okumalar ve fırsatlar olduğunu söyledi.
Önemli bir meydan okumanın küresel savunma sanayi harcamaları olduğunu dile getiren Şimşek, şöyle konuştu:
"Bütün ülkeler, mesela Avrupa'da şu anda bazı ülkeler milli gelirinin yüzde 5'ini savunma sanayine harcamaya başladı. Trump'ın istediği de NATO ülkelerinden bu biliyorsunuz. Yüzde 3,5 doğrudan doğruya silah sanayine, yüzde 1,5'i de dolaylı olarak onu destekleyen altyapıya. Şimdi Türkiye burada büyük bir fırsat penceresi görüyor. Cumhurbaşkanı'mızın 20-25 yıldır buradaki güçlü liderliği, buradaki hassasiyetleri Türkiye için büyük bir fırsat penceresi aralamış durumda. Şimdi küresel savunma sanayi harcamaları 2,6 trilyon dolardan 6,6 trilyon dolara çıkacak. Dolayısıyla savunma sanayinde Türkiye çok güçlü bir altyapıya sahip ve bundan dolayı da biz bunu bir fırsat olarak görüyoruz. Aynı zamanda Türkiye'nin caydırıcılığını da artıran önemli bir faktör."
"KÜRESEL PARÇALANMALARA KARŞI BAĞLANTISALLIĞA YATIRIM YAPIYORUZ"
Şimşek, ikinci büyük trendin ticarette korumacılık olduğunu, ticaretteki korumacı önlem sayısının 4 bin tedbir civarına çıktığını söyledi.
Bunun çok dramatik bir artış olduğu değerlendirmesini yapan Şimşek, bu konjonktürde Türkiye'nin durumuna ve kendini konumlandırmasına değindi. Şimşek, "Biz de bu korumacılığa karşı kendimizi nasıl daha güçlü konumlandırırız? Onun çabasındayız. Bir taraftan bağlantısallığı, Türkiye'yi merkeze oturtan ticaret, enerji ve diğer bütün koridorların merkezinde oturtan bir çaba içindeyiz. Kalkınma Yolu onlardan biri. Daha savaştan çok önce Körfez ülkeleri ve Irak'ı ikna edip gelin Basra'dan Türkiye'ye yaklaşık olarak 1200-1250 kilometrelik bir demir yolu hattı döşeyelim, bir otoyol yapalım, yanına bir de enerji koridoru yapalım, bu Cumhurbaşkanı'mızın fikri ve daha savaştan çok önce. Burada Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Irak bunların hepsi birer paydaş." dedi.
Orta Koridor'un önemini vurgulayan Şimşek, bu koridorun Asya'yı Avrupa'ya bağlayan ana koridorlardan biri olduğunu ve Anadolu'dan geçtiğini belirtti.
Şimşek, bu koridorun güçlendirildiğini dile getirerek, "İstanbul'daki 3. Köprü, o köprüden geçecek demir yolu bağlantısı için özellikle geniş yapıldı, bu Orta Koridor'un en önemli birleşeni 8,1 milyar dolarlık bir proje. Projenin yüzde 83'ünü uluslararası finansal kuruluşlar sağlayacak. Onun çok önemli bir bileşeni olan Dünya Bankası ile olan anlaşmayı biz imzaladık. Niye bunu yapıyoruz? Orta Koridor'u güçlendirmek için. Dolayısıyla ticaretteki parçalanmalara karşı bizim stratejimiz ne? Küresel parçalanmalara karşı biz bağlantısallığa, bölgesel ekonomik entegrasyona yatırım yapıyoruz, bu koridorları Türkiye'nin menfaatine güçlendiriyoruz." diye konuştu.
"YENİ NESİL TİCARET ANLAŞMALARININ PEŞİNDEYİZ"
Bakan Şimşek, yeni nesil ticaret anlaşmalarının peşinde olduklarını belirterek, hizmet ticaretinde henüz bir korumacılık olmadığını dile getirdi.
Şimşek, sağlık turizmi, eğitim, normal turizm, yeniden inşa yani taahhüt işlerinin de ihracat olduğunu kaydederek, "Şimdi hizmet ihracatında henüz bizim bildiğimiz anlamda bir korumacılık, yani tarife veya tarife dışı uygulamalar yok. Bu yüzden bundan sonra yapacağımız ticaret anlaşmalarına diyoruz ki hizmetleri de katalım, kamu alımlarını da katalım, tarımı da katalım diyoruz." ifadesini kullandı.
Şimşek yaptığı konuşmada, önceki dönemdeki bakanın kendisine bir rapor verdiğini belirterek, "26 Mayıs 2023 tarihinde seçimler bitmeden, Hazine ve Maliye ekibi raporuna göre, tedbir alınmazsa baz senaryo ile bütçe açığı yüzde 9,8 olacaktı. Siz gelip bu bütçeyi toparlamak için ve depremin yaralarını sarmak için, kaynak anlamında çaba için kayıt dışılıkla mücadele ettiğiniz zaman birileri mutlu olmuyor." diye konuştu.
Herkesin kayıt dışılıkla mücadele edilmesini istediğini ancak kimsenin kendisine dokunulmasını istemediğini dile getiren Şimşek, büyük sivil toplum kuruluşlarının da kayıt dışılıkla mücadeleyi desteklediğini vurguladı.
Şimşek, bütçe disiplinine yönelik şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bugün eğer bütçede biz bu disiplini sağlamasaydık, eşel mobil sistemini uygulayabilir miydik? Bugün mazot, benzin fiyatları ne olurdu litre başına? Petrol fiyatları 100 dolar civarındayken sizce ne olurdu? Eğer bugün bunu bu boyutlarda hissetmiyorsanız, bu önceki yıllardaki çabaların bütçeyi getirdiği yerle açıklanabilir. Kamu borcunun milli geliri oranı yüzde 24. Bize benzer ülkelerde bu oran yüzde 74. İyi o zaman açılalım. Hayır. Konu o değil. Konu, o disiplini devam ettirip kaynağı üretken alanlara yani dünyadaki belirsizliğin yarattığı dönüşüm ihtiyacına harcamak. Evet, kaynak varsa doğru alanlara tahsis etmemiz lazım.
Kamuda tasarruf milletimizin büyük bir beklentisiydi. Cumhurbaşkanımızın Tasarruf Genelgesi'yle birlikte kanunu da getirdik. Yetkiyi, Hazine ve Maliye Bakanlığına aldık. Önemli kalemler yani en çok şikayet konusu olan kalemler; taşıtlar, binalar, haberleşme, seyahat, enerji, kırtasiye ve demirbaş. Bu kalemlerin tamamının bütçe içindeki payının 10 yıllık ortalaması yüzde 4,6'ydı. Biz bu oranı yüzde 3'ün altına düşürüyoruz. Tasarruf yapılması gereken kalemlerden 3'te 1 oranında reel tasarruf sağlıyoruz. Bakınız, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) de bir tasarruf programı açıkladı ancak başarılı olamadı, ortada bir sonuç yok."
Bakan Şimşek, tasarruf konusunda son derece samimi olduklarını belirterek, söz konusu yetkinin Hazine ve Maliye Bakanlığına verilemeseydi ve kurumlarda 2 bine yakın denetim yapılmasaydı bu tasarrufların sağlanmayacağını dile getirdi.
"DOLAYLI VERGİLERİN TOPLAM VERGİLER İÇERİSİNDEKİ PAYINI GÖNÜL İSTER Kİ YÜZDE 50'LERİN ALTINA DÜŞÜRELİM"
Bakan Şimşek, vergi sistemine ilişkin eleştirilere yönelik yaptığı açıklamada, "Dolaylı vergilerin toplam vergiler içerisindeki payı 2023'te yüzde 65,5'ti. Biz bunu yüzde 62'nin altına düşürdük. Gönül ister ki bunu yüzde 50'lerin altına düşürelim." diye konuştu.
Bakan Şimsek ayrıca, kayıt dışılıkla mücadelede, beyanname sayısının 3,8 milyondan 5,5 milyona çıktığını belirtti.
Şimşek, cari açığa ilişkin yaptığı açıklamada, "Cari açık ciddi bir düşüş trendindeydi. Şimdi diyeceksiniz ki geçen sene yükseldi. Geçen seneki açık altın ithalatı hariç yüzde 0,6'ydı. Türkiye'de ciddi bir altın ithalatı var ama altın bir tüketim malzemesi değil. Finansal yatırımdır ancak demek istediğim üretken bir yatırım değil. Geçen sene altın fiyatları hızla yükseldiği için altın talebi yüksek. Önceki yıllarda öyle ama sonuçta cari açığa altın hariç bakarsanız, cari açık temelde düzelme sürecinde. Bu sene petrol şoku nedeniyle, bölgedeki savaş nedeniyle cari açık daha da yükselecek ama bu geçici." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin brüt dış finansman ihtiyacının milli gelire oranının yüzde 17'ye düştüğüne dikkati çeken Bakan Şimşek, reel sektör ile bankacılık sektörünün dış borç çevirme oranındaki iyileşmeye, dış borçlanma faizlerindeki ve risk primindeki düşüşe değinerek uygulanan programın birçok açıdan sonuç verdiğini vurguladı.
Şimşek, Türkiye'nin 5 yıllık kredi risk priminin (CDS) 2023 yılından bu yana 471 baz puan düştüğünü, benzer ülkelerde ise bu düşüşün 51 baz puan olduğunu dile getirerek, "Türkiye'deki iyileşme dünyaya kıyasla 9-10 kat daha yüksek. Bu da tesadüf olabilir mi? Program olmasa bu olabilir mi?" dedi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) uluslararası rezervlerini savaş öncesi dönemde güçlendirdiklerinden bahseden Şimşek, Kur Korumalı Mevduatın (KKM) sonlandırılması ile bilanço yükümlülüğünün de artık rahatlayacağını aktardı.
"SÜRDÜRÜLEBİLİR YÜKSEK BÜYÜMENİN FORMÜLÜ DÜŞÜK ENFLASYON, MALİ DİSİPLİN"
Şimşek, bazı sektörlerde sorunlar olduğunu gördüklerini, sorun olan sektörlere kamu maliyesi üzerinden destek sağlandığını ifade ederek, yüksek ve orta yüksek teknolojinin ihracattaki payının yükselmeye başladığına dikkati çekti.
Emek yoğun sektörlerde kar marjının düşmesinin en büyük etkenlerinden birinin Çin ve Asya'daki fiyat gelişmeleri olduğunu belirten Şimşek, dünya genelinde büyümenin çok değişmediğini, Türkiye'nin ticaret ortaklarının büyümesinin de yüzde 2-2,5'lerde olduğunu, Türkiye'nin buna rağmen büyüdüğünü kaydetti.
Bakan Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Orta Vadeli Program hedeflerinde bir değişiklik yok. Fiyat istikrarı, düşük enflasyon demek, yüksek büyüme demek. Biz sürdürülebilir yüksek büyüme istiyoruz. Sürdürülebilir yüksek büyümenin formülü de düşük enflasyon, mali disiplin. Zor bir coğrafyada yaşıyoruz, şoklara karşı her zaman tamponlar olması lazım. Geçmişte yaşanan bütün şokları toplayın, Hürmüz Boğazı'nın kapanması nedeniyle etkilenen enerji arzı kadar büyük bir şok yok.
OVP yapılırken uluslararası kuruluşlar petrol fiyatlarının 60-65 dolar olacağını tahmin ettiler. Ocak-nisan döneminde savaşın en yoğun olduğu dönem 82 dolar olmuş ortalama, vadeli piyasalarda yıllık ortalama 81 dolar. Yuvarlayınca 80 dolar olursa enflasyon baz senaryoya göre yaklaşık 2,8 ve 3,5 puan yüksek olabilir. Fiyatlama davranışı önemli. Biraz daha yüksek olabilir, biraz daha düşük. Bunu net söyleyemeyiz. Bu teknik model çıktısı. Cari işlemler açığı da milli gelire oranla 0,7 ile 1,1 puan yüksek olabilir. Büyüme biraz yavaş seyredebilir.
“SAVUNMA SANAYİSİ İHRACATINDAKİ KAR MARJLARI GELENEKSEL İHRACATA GÖRE YÜKSEK”
Bakan Şimşek, savaş sonrası fırsatlara değinerek, savunma sanayisinin Türkiye için büyük bir fırsat olduğunu ve geçen sene 10 milyar dolarlık ihracat yapıldığını anımsattı.
Şimşek, yeni 18 milyar dolarlık sipariş olduğunu vurgulayarak, savunma sanayisi ihracatındaki kar marjlarının yüksek olduğunu ve 50-60 milyar dolarlık geleneksel ihracata bedel olduğunu söyledi.
Yeniden imar konusunun da Türkiye için fırsat olduğuna değinen Şimşek, savaş olan bölgelerin yeniden imar edildiğinde Türk inşaat sektörünün buradan pay alacağını bildirdi.
Şimşek, enerji koridorlarına işaret ederek, “Türkiye zaten çok önemli bir enerji koridoru. Doğal gaz, petrol hatları anlamında dünyanın önemli bir güzergahı, önemli bir enerji kullanıcısı. Bu bizi şöyle bir avantajla karşı karşıya bırakıyor. Petro-kimyada geçmişte kimse Ceyhan'a fazla bakmıyordu. Şimdi firmalar orayı değerlendirecek. Çünkü bir yerde kriz çıkınca acaba bu devlete devam edebilir miyiz diye bakacaklar diye düşünüyorum ama yeni enerji koridorları gelecek, gelmesi lazım. Mesela Irak'ın oturup güneydeki petrolü kuzeye bağlaması ve Türkiye üzerinden dünyaya ihraç etmesi, Katar’daki doğal gazın boru hattıyla Avrupa'ya Türkiye üzerinden taşınması, Türkmenistan'ın doğal gazı gibi konular, bunlar şu anda olmasını muhtemel gördüğümüz koridorlar.” diye konuştu.
“BU PROGRAM NE PARA POLİTİKASINDAN NE MALİYE POLİTİKASINDAN NE GELİRLER POLİTİKASINDAN İBARET”
Şimşek, OVP'ye ilişkin eleştirilere dikkati çekti.
Bu programın para politikasından ibaret olduğunu söyleyenler olduğunu belirten Şimşek, şunları kaydetti:
“Biz ne kadar anlatsak da ekonomi programının para politikası dışında bir ayağı yok diyorlar. Profesör olan arkadaşlar ekranlara çıkıyorlar, maliye politikası görevini yapmadı diyor, para politikasıyla da bu kadar, artık bundan sonrası bu kadar. Arkadaş, bir metni bir oku, OVP 110 sayfaysa onun iki sayfası bile para politikası değil. Bu kadar da olmaz yani, bu kadar okumadan, eski ezberlerle. Bu programın çok ciddi yapısal dönüşüm ve reform ayağı var. Reformlarda ne kadar ilerleme var bunları tartışalım. Bunlar söylendi ama yapıldı mı, ne kadar yapıldı bunları tartışalım ama bu program ne para politikasından ne maliye politikasından ne gelirler politikasından ibarettir. Bunu söylemek o dokümanı reddetmek demektir veya okumamış olmak, bakmamış olmak demektir.”
En öncelikli hedeflerinin sanayide dönüşüm olduğunu kaydeden Şimşek, yeşil ve dijital dönüşümün hızlandırılması, rekabet gücünü artırmak için üretilen altyapı yatırımlarının önceliklendirilmesi, kamu maliyesinde önemli reformların yapılması ve “Terörsüz Türkiye” başlıklarının yapısal dönüşüm ve reform gündemleri olduğunu bildirdi.
"TÜRKİYE, DİJİTAL DÖNÜŞÜM VE YAPAY ZEKADA GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE GÖRE İYİ"
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, sanayide dönüşüm demek katma değeri yüksek olan ürünlere doğru geçiş ve rekabet gücü olan ürünlere doğru geçiş ve karlı olan alanlara geçiş demek olduğunu söyledi.
Şimşek, sanayide dönüşüm politikasının ve buna yönelik desteklerin olduğunu belirterek, "Türkiye, enerji ithalatına 1,1 trilyon dolar ödemiş. Ne zaman? AK Parti hükümetleri döneminde. 1,1 trilyon dolar. Dış borcumuzun iki katı. Peki bunu azaltmanın ideolojik bir boyutu olabilir mi? Dolayısıyla 1,1 trilyon dolarlık faturayı azaltmak için biz yeşil dönüşümü hızlandıracağız. Bunun ideolojiyle alakası yok." dedi.
İlk çeyrek itibariyle toplam elektrik üretiminin yüzde 54'üne yakınının yenilenebilir enerji olduğunu aktaran Şimşek, "Biz toplam üretimin en az yüzde 70'inde biz yenilenebilir enerjiyi kalıcı bir şekilde yapmak istiyoruz. Türkiye bu konuda hakikaten ilerliyor ve bölgesinde, Avrupa'da önemli bir konumda ki Avrupa bu konuda en fazla hassasiyeti olan bölge biliyorsunuz." ifadelerini kullandı.
Şimşek, Türkiye'nin dijital dönüşüm ve yapay zekada gelişmekte olan ülkelere göre iyi olduğunu anlatarak, "Bu bizi tatmin etmiyor. Gelişmiş olan ülkelere göre gerideyiz. Biz gelişmiş ülkeleri yakalamak istiyoruz. Fiber kapasitesi, 680 bin kilometrelik fiber hattı yapılmış durumda ama bunun 1 milyon kilometreyi aşması gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.
"DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ TÜRKİYE'NİN YENİ KALKINMA MOTORU OLACAK"
Türkiye'de doğurganlık oranının yüzde 1,5'in altına düştüğünü ifade eden Şimşek, "Yüzde 2,1 nüfusu aynı düzeyde tutan rakam. Şehirleşmeyle birlikte, gelişmeyle birlikte bu trendler çok yaygın. O nedenle biz bazı sektörlere diyoruz ki emek yoğun sektörlere, ya fabrikanızı alın, diğer bölgelere götürün, sanki yeni yatırım yapmış gibi size 12 yıl, 16 yıl teşvik verelim diyoruz. Önümüzdeki 20-30 yılda Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Türkiye'nin yeni kalkınma motoru olacak. Çünkü yenilenebilir enerjide çok zengin bir bölge. İnsan kaynağı anlamında çok zengin bir bölge. Cumhurbaşkanımızın liderliğine bu bölgelere altyapıyı biz götürdük. Üniversiteleri açtık. Beşeri sermayeye yatırım yaptık. İnanılmaz teşvikler veriyoruz. Yeter ki biz terörsüz Türkiye’yi başaralım. Yeter ki biz yapısal dönüşümü başaralım." dedi.
Şimşek, KOBİ'lerin toplam kredilerdeki payının program döneminde yüzde 24,6'dan yüzde 27'ye çıktığını anımsatarak, “İhracat kredilerinin toplam kredilerdeki payı ikiye katlanmış, yüzde 6 civarından yüzde 11 civarına çıkmış. Ya bu nasıl tesadüf oluyor? Madem biz üretimi ihracatı desteklemiyoruz, madem bu politika sadece para politikasıdır, nasıl oluyor da ihracat kredilerinin toplam krediler içerisindeki payı yüzde 6'dan ikiye katlanıyor." dedi.
KOBİ'lere değer verdiklerini belirten Şimşek, "İstihdamın korunmasını önemsiyoruz. Sanayi bizim için önemli. Çiftçilerimizin kullandığı kredilerin faizinin yüzde 70'ini, esnafımızın kullandığı kredilerin faizinin yüzde 50'sini Hazine veriyor." değerlendirmesinde bulundu.
Şimşek, bu program işe yaradığını ve sonuç verdiğini belirterek, “Hiçbir program mükemmel çalışmaz, mükemmeliyetçilik en büyük hastalıktır. İlerlemenin önündeki en büyük engel mükemmeliyetçiliktir. Bu program mükemmel değil, mükemmel sonuçlar da vermiyor ama bu program Türkiye'yi son iki yılda yaşanan bütün şoklara karşı korudu, kolladı ve savuşturdu.” diyerek sözlerini tamamladı.
