Halil Turhanlı, 1960’lı yıllardan başlayarak Türkiye’nin düşünce iklimine farklı bir sosyoloji anlayışı getiren Baykan Sezer’i yazdı. Sezer’in Türk sosyolojisiyle Batı’ınki arasında ayrım yaptığını belirten Turhanlı ‘Toplumsal sorunlarımıza sağlıklı çözümler bulabilmek ve sunabilmek açışından bu ayrımın kaçınılmaz olduğunu ısrarla belirtmiştir’ diyor.
Baykan Sezer özgün düşünceleri olan bilim insanlarımızdandı. 1960’lı yıllardan başlayarak ülkemizin düşünce ikliminde farklı bir sosyoloji anlayışını vurgulayarak yenilik getirmiştir. Türk sosyolojisiyle Batı’ınki arasında ayrım yapmış; bunların farklı olduklarını ısrarla belirtmiştir.
Toplumsal sorunlarımıza sağlıklı çözümler bulabilmek ve sunabilmek açışından bu ayrımın kaçınılmaz olduğunu ısrarla belirtmiştir. Ona göre Batının toplumsal degişmelere ve bunların doğurduğu sorunlara özgü sosyolojisi Doğu’nun sorunlarına çözüm olamaz. Batı toplumlarına esas olan bir sosyoloji Batılı degerleri evrenselleştirme tasarısının bir parçasıdır. Görüldüğü üzerre, her bakımdan Batı toplumlarından aktarımı savunan Le Play ekolünü etkisini pek değişiklik yapmadan benimseyen ve uygulamaya çalışan Prens Sabahattin’in tezlerinin tam aksini savunmuştur. Marksizm’i ülkemizin gerçeklerine uyarlayan Kemal Tahir düşüncelerine esin kaynagı olmuş, ona eşsiz kaynak sunmuştur. Sonuçta onun sosyoloji kuram ve anlayışı kendine özgü yönlere sahiptir.
Sosyoloji on dokuzuncu yüzyılda Batı’nın sorunlarına çözüm bulmak amacıyla ortaya çıkmış, Batı’nın dünya egemenliğini meşrulaştırrmak amacıyla doğmuştur. Vurgulayalım: Batı’daki “çalkantılı şartlar” ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Batı sosyolojisinin geliştirdiği yaklaşım kurulu dünya düzenini oldugu gibi muhafaza etmeyi amaçlamıştır. Batı birçok disiplin gibi sosyolojiyi de Doğu toplumları üzerinde sistematik bir denetim ve egemenlik kurmak, yayılmak için kullanmıştır. Ülkemizin sorunları açısından çözüm olarak sunulmulmuştur. Türk aydınları da genelde Batı sosyolojisinin etkisinde olmuşlardır. Bunun sonuçunda ülkemizde Batı eksenli bir bakış ve anlayış hakim olmuştur. Taklitçi bir sosyoloji anlayışı doğmuştur. Baykan Sezer bu taklitçiğin istisnalarındandır. “Yerli” bir sosyoloji yaratmış olmak onun büyük başarısıdır. Türk toplumunun sorunlarını Doğu-Batı ilişki ve çatışmaları çerçevesinde ele almıştır. Onun özgün kuramı birçok disiplinin, bu arada sosyolojinin Batı yayılmacılığına hizmet ettiğini ortaya koymuştur.
Ancak kısa süre sonra Batı dışında ve elbette ülkemizde de kabul görmüş, yer edinmiştir. Fakat olayları taraflı olarak, Batı egemenliği bağlamında degerlendirmiştir. Batı bu bilgiyle kendi sorunlarına çözüm bulmaya ve dünyanın geri kalanı üzerinde tahakküm kurmaya çalışmıştır. Söylemek bile fazla, sosyolojinin Batı’da ortaya çıkmış olması bu tarafgirliğini meşru kılamaz. İşte bu nedenle Baykal Sezer Batı’nın bakışını ve çıkarlarını merkeze alan sosyolojiye karşı eleştirel bir tutum içinde olmuştur. Batı egemenliği temelli açıklamalara ve sonuçta Batı’nın çıkarlarına hizmet eden görüşlere karşı çıkmıştır.
Baykan Sezer’in Cezayir Bağımsızlık Savaşı yıllarında doktora çalışmaları dolayısıyla Paris’de bulunması onun Doğu-Batı çatışmasıyla yakından ilğilenmesini sağlamıştır. Batı’dan taklit bir sosyolojinin sorunlarımıza çözüm olamayacağını söyler. O sosyolojisinde tarihsel çözümlemelerin önemini kavramış ve bu ikisini daima birlikte düşünmüştür. Batı sosyolojisinin dışında açıklamalar yapmış, Batı sosyolojisinin evrensellik iddiasını sorgulamıştır. Batı’nın oryantalist tezlerini ve bakışını kararlılıkla ve ödünsüzce eleştirmiştir.İnceleme ve açıklamalarında içinde yaşadığı toplumun özelliklerini dikkate almaya özen göstermiştir. “Yerli sosyoloji” anlayışını çözüm olarak sunmuş; bu soy bir sosyolojinin gerekliliğine dikkat çekmiştir.
Baykan Sezer aktarmacılığa, Batı merkezli tarih ve sosyolojiye karşı çıkmıştır. Onun kuramı özgündür ve Doğu’ya özgüdür. Türklerin Orta Asya’da başlayan serüvenini, Türk toplumunun tarih içerisinde biçimlenişini bu ülkeye özgü olarak açıklamıştır. Batı’dan farkını vurgulamıştır. Bu farkın daima göz önünde bulundurulmasını Türkiye’nin karşılaştığı toplumsal sorunların üstesinsen gelebilmenin biricik yolu olarak görmüştür. Türk toplum tarihine bu özgün bakışın toplumumuzu anlamanın başlıca yolu olduğunu ısrarla öne sürmüş; sosyolojinin yerlileşmesi çağrısında bulunmuştur. Bu çağrıya dayanak olarak gayet haklı ve ikna edici gerekçeler sunmuştur. Prof. Ertan Eğribel’in isabetle belirttiği gibi Baykan Sezer düşüncesinin ayırt edici özelliği Batı eksenli sosyoloji anlayışına karşı oluşudur.
Baykal Sezer’e göre “Anadolu’nun Türkleşmesi” tarihimizde önemli bir toplumsal değişmedir. Türklerin Anadolu’yu yurt edinmeleri büyük göç sonunda gerçekleşmiştir. Anadolu’nun Türkleşmesi yüzyıllarca sürmüştür. Orta Asya’dan gelen Türk toplulukları burada yerleşik hayata geçme sürecine girmişler, burayı yurt edinmişlerdir. Anadolu’nun Türkleşmesi süreci böylece başlamıştır. Bu süreçte İslamiyet yaklaşık beş yüz yıllık bir geçmişe sahiptir. Osmanlı İmparatorluğu Doğu’da tarım alanlarını koruyan asker devletler içinde en güçlüsü ve uzun ömürlüsüdür. Anadolu daha önce ne Doğu’nun ne de Batı’nın ele geçiremedigi, mutlak egemenlik konusu yapamadığı bir yaşam alanı olmuştur.
Baykan Sezer’in bakış açısı, özellikle Osmanlı toplumunu irdelemesi klasik Marksist teoriden farklı bir biçim almıştır. O özgün kuramında Türklerin Orta Asya’dan Anadolu’ya gelişini, buraya yerleşmelerini temel olay olarak degerlendirmiştir. Anadolu’nun Türkleşmesi bu anlamda tarihte önemli bir olaydır. Türkleşme olayı yüzyıllar süren tarihsel ve toplumsal bir gelişmedir. Anadolu’nun Türkleşleşmesi ile Bizans eski önemini kaybetmş, ağır ağır sona doğru yol almıştır. Baykan Sezer burada önemli bir noktaya parmak basar: Türklerin Anadolu’ya gelişleri ve burada yerleşmeleri onların “devlet kurma kabiliyeti”ni gösterir. Anadolu’da büyük uygarlık inşa etmişlerdir. Anadolu bağımsız bir Türk yurdu haline gelmiştir. Burada söz konusu olan salt bir yurt edinme olayı değildir, daha fazlasıdır. Baykan Sezer’in sözleriyle “Anadolu’nun Türkleşmesi olayı, yalnızca kendi tarihimiz (açısından) değil , dünya tarihi bakımından da önem taşımaktadır. Anadolu’nun Türkleşmesi ile Doğu-Batı çatışmasında önemli kilit noktası olan Anadolu , Doğu’nun eline geçmiştir”.
Din de Baykal Sezer’in ele alıp incelediği fenomenler arasındadır. Dini toplumu anlamak için önemli unsurlar ararsında sayar. Ona göre din bir toplumu anlamanın önde gelen unsurları arasındadır. Din toplumsal yaşamı, toplumlar arasındaki ilişkileri, yakınlıkları, farklılıkları ve gerilimleri anlamayı sağlar. Önemli bir nokta daha var: Baykan Sezer’e göre dini anlamamız Doğu-Batı ilişkilerini kavramamız açısından hassastır. Din sosyolojisi toplumun dinamiklerine ilişkin özgün bir bakış kazandırır. Din çok eski bir kurumdur ve tarih boyunca insanların hayatını etkilemiş ve şekillendirmiştir
Avrupalı sosyologların din sosyolojisi alanındaki çalışmışları Hıristiyanlık merkezlidir. Hıristiyanlığın pek dışına çıkamamışlardır. Baykan Sezer’in dine yaklaşımı ise Batı sosyolojisinin dışındadır. Ancak belirtmek gerekir, onun dine bakışı ülkemizdeki güncel tavırla da uyuşmaz. Din konusunda tam anlamıyla Türk toplumunun gerçeklerini göz önüne almış ve bu gerçekler doğrultusunda fikir bildirmiştir. İçinde yaşadıgı toplumu anlamaya ve tanımaya çalışmıştır. İnanç sistemimizin Batılı toplumlardan hayli farklı olduğunu vurgulamıştır. Taklitçilikten ve aktarmacılıktan kesinlikle kaçınmıştır.
Denilebilir ki Baykan Sezer, Batı’dan aktarma bir sosyoloji anlayışına savaş açmıştır. Sosyolojinin tarihten ayrı düşünülemeyeceğini ileri sürmüş ve kuramsal düşüncesini Doğu-Batı çatışması ekseninde kurmuştur. Batı diger cografyalardaki halkları, toplulukları sürekli ötekileştirmiş ve aşağılamıştır. Onları “az gelişmiş” “geri kalmış” halklar olarak nitelemiştir. Batı’yı örnek almaya, Batılı gibi davranmaya zorlamıştır. Batı tarihsel olarak özellikle bilimi ve aklı öne çıkararak Doğu üzerinde üstünlüğü olduğu iddiasını ileri sürmüşdür. Kendi degerlerinin ve yüksekliğinin sorgulanmadan kabul edilmesini ve benimsenmesini istemiştir.
Tarihteki en uzun ömürlü imparatorluk olan ve yıkılmaya tüm gücüyle direnen Osmanlı, Doğu-Batı ilişkilerinde uzun süre etkili ve söz sahibi olmuştur. Yıkılmamak ve boşluk bırakmamak için çok uzun süre direnmiştir. Türkiye Cumhuriyeti imparatorluğun yıkıntıları üzerine kurulmuştur ve onun mirasçısı sayılır. Baykan Sezer’in özgün ve yerli sosyolojisinde Doğu-Batı çatışması belirleyicidir. Osmanlı’yı bu çatışma içinde kavramış ve açıklamıştır.
Türk toplumunun sorunlarını doğru anlamaya çalışmış; bu nedenle Avrupa merkezli çözüm ve önerilerden uzak durmuştur. Mevcut Avrupa sosyoloji anlayışına hayli eleştirel yaklaşmıştır. Batı’nın dışında ve uzağında özgün bir sosyoloji kuramı inşa etme gayretinde olmuştur. Yerlilik konusunda önemli katkılarda bulunmuştur. Yaygın egilimlerin aksine mevcut Avrupa sosyoloji anlayışına hayli eleştirel yaklaşmış ve Türk toplumunun sorunlarını doğru anlamaya çalışmıştır. Batı kaynaklı modernite söylemine ve buna bağlı olarak Batılı sosyolojiye karşı çıkarak bunun dışında özgün bir sosyoloji kuramı inşa etme gayretinde olmuştur.
*Halil Turhanlı, hukukçu ve araştırmacı yazar.
