Görüşler

Camus ve Derrida: İdam cezası

Camus ve Derrida: İdam cezası

Albert Camus’un ölüm cezasına karşı duruşuna yer veren Halil Turhanlı, Camus’un adaletin yalnızca verilmiş veya hesaplanmış kararlarla sınırlı olmadığı düşüncesini yazdı. Turhanlı, felsefi söylemlerin hiçbirinin ölüm cezasını kınamamış olmasının son derece önemli ve ilginç olduğunu belirtti.

Düşünür ve yazar Albert Camus etiket taşımayı reddeden gerçekten bağımsız bir entellektüeldi. Bir düşünce sistemi kurmuş, düşüncelerini bir filozof gibi sistemleştirmiş değildi. Bunu kendi de kabul ediyordu. Ama önemli felsefi meseleleri ele aldı; bu girişimlerinde başarılı da oldu. Etik konusundaki açıklamaları özellikle ilgi topladı. Sisifus Söyleni’nde Nietzsce’nin ahlaki yaklaşımını ele almıştır.

7 Kasım 1913’de Cezayir’in kuzeydoğu kıyısı yakınlarında doğdu. Yoksul göçmen olan ve bir şarap mahzeninde çalışan babasına Birinci Dünya Savaşı’nda bir şarapnel parçasının isabet etti. Kaldırıldığı sahra hastanesinde öldü. Okuma yazma bilmeyen İspanyol kökenli annesi temizlikçi ve çamaşırcı olarak çalışarak Camus’yu büyüttü. Yoksulluk dünyasında yetişti. Çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını Cezayir’de geçirdi. Ancak otuz yaşına geldiğinde kalıcı olarak Fransa’ya yerleşti. İkinci Dünya Savaşı’nda Nazilere karşı Fransız Direnişi’ne katıldı ve bir yeraltı gazetesi çıkardı.

Cezayir’in bağımsızlığı için verilen, yedi yılda yaklaşık bir milyon insanın ölümüne neden olan. Dördüncü Cumhuriyet’in çöküşüne yol açan savaş sonucunda Camus ilerici çevrelerde sessiz ve kayıtsız kalmakla suçlandı. Ancak beri yandan onun ölüm cezasına kararlılıkla karşı çıktığı unutulmamalı. Ölüm cezasına muhalefetini açıklarken insan yaşamını bireye kıyasla gücü aşırı olan devletin üstünde tutuyordu. Devletin mutlak değerleri yoktur. Hakim tanrı gibi davranmamalıydı. Ölüm cezası kesin ve geri döndürülemez, telafi edilemezdi.

Camus ölüm cezasına karşı çıkarken hukukta mutlak olanı reddeder. Oysa ölüm idam cezası mutlak hükmündedir. Adalet anlayışı hesaplara dayandırılır; cezalandırıcı bir adalet anlayışı hesaba dayanır. Hiç kimse devleti telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açmaya yetkilendirmemiştir. Adalet anlayışı basit bir hesaplamaya dayanmaz. Camus adaletin yalnızca verilmiş veya hesaplanmış kararlarla sınırlı olmadığını savunur. Her zaman yeniden düşünülen, yeniden yapılandırılan bir adalet konusunda ısrar eder. Derrida ile Camus bu noktada uyuşurlar.
Camus ölüm cezasına karşı kurmaca metinlerinde de tavır almıştır. Ancak Yabancı romanında ahlaki belirsizliğin bulunduğu da belirtilmiştir ve bu eleştirilmiştir. Romanın baş kişisi Meursault’un sömürgeci kimliği doğrultusunda davrandığı ileri sürülmüştür. Bu tezi savunan ve Camus’u eleştirenlere göre Meursault’un duygusal kayıtsızlığı sömürgeci kimliğinin bir uzantısıdır. Roman sömürgecinin bakış açısını yansıtmaktadır. Romanın hegemonik yapıyı sahiplenen ve savunan etik ve politik açıdan özürlü olduğu belirtilmiştir.

Yabancı‘da üç ölüm vardır. Mursault’in annesi eceliyle ölür, o deniz kıyısında rastladığı ve hiç tanımadığı bir Arab’ı gün ışıkları gözlerini alırken öldürür ve işlediği bu cinayetten dolayı idam cezasına çarptırılır. Toplum tarafından benimsenen ve onaylanan bir ceza almıştır. Cezayir’de geçen Yabancı’da Meursalt hapishanede ölümünü beklerken kaderiyle yüzleşir. Ölüm hücresinde ölümle yüzleşmek zorunda kalır. Aldığı ölüm cezası ölüme bakışını değiştirir. Daha önce çevresinden kendini soyutlayan Meursault artık yabancılaşmayı aşmaya çalışır Ölümün anlamını kavrar; annesinin ölümü ile daha önce hiç görmediği, tesadüfen ilk kez rastladığı Arap’ın ölümü arasında fark olmadığını anlar. İnsanlığın geri kalanına yabancılaşmış olduğunun bilincine varır. Roman okuru son derece varoluşsal bir soruna cevap aramaya yöneltir. Karmaşık düşünce ve derin duygu uyandıran bir romandır. Ölüm cezası cinayete başka bir cinayetle karşılık vermektir. Camus bunu kesinlikle adil bir ceza olarak görmez. Ölüm cezasının caydırıcı etkisi ve sonuçları olmadığını düşünür. İdam cezası “gizlice bir hapishane avlusunda” işlenen cinayettir.

Camus’un Meursault’a karşı sempati duymaz , ama okurunun toplumun suç ve suçun karşılığı olan ölüm cezası hakkında derinlemesine düşünmesini sağlar. Okuru son derece varoluşsal bir soruna cevap aramaya yöneltir. Camus bunu kesinlikle adil bir ceza olarak görmez. Ölüm cezası cinayete başka bir cinayetle karşılık vermektir .Meursault toplumsal normları hiçe sayar, toplumsal gelenekleri çiğner. Toplumun kurallarına uymadığı için yabancıdır. Toplum onu cezalandırmak için fırsat yakalar. Mahkemede Hristiyanlığı alenen reddeder. İyi ve kötü arasında farkı göremez, daha doğrusu görmezlikten gelir. Yargıç mahkemede Tanrı’ya yönelmesi çağrıda bulunur.

Camus Cezayir’le ilgili siyasi görüşlerden bir süre uzak durdu. Cezayir’den pek söz etmemede kararlıydı; bu konuda temkinliydi. Doğup büyüdüğü ülkeyi eski haliyle olduğu gibi görme arzusundaydı 1959’un ikinci yarısında o günlerin Cezayir’ini yakıp yıkan savaşın kargaşası doruğa çıkmıştı. Ülke şiddetli bölünmeler içindeydi. Camus bunlarla pek ilgilenmek; açıkça Cezayir’in tarafını tutmak istemiyordu. Çağdaşlarının çoğu çatışma meselesi yüzünden onunla yollarını ayırmışlardı. Sömürgeci amaçlarla yapılan haksızlıkları görmezden gelmekle suçlanıyordu. 16 Eylül 1959 günü De Gaulle, Cezayir’in kendi kaderini tayin planlarını duyurduğunda bu hamleyi umut verici buldu. Cezayir yerlileriyle çoğunluğunu Fransızlardan oluşan Avrupalılar arasında barışçıl bir yaşamın mümkün olduğunu düşünüyordu. Birçok nedenle ve birçok yönden kuşağının vicdanını temsil ediyordu. Cezayir’in sivil halkına yönelik devlet terörünü kınadı. Ölüm cezası verilen FLN üyelerine hayatını kurtarmaya yardımcı oldu.

Camus 1957 tarihli makalesinde giyotinle idamı “iğrenç bir kasaplık” olarak niteliyordu. Giyotinin vahşetinden nefret ve tiksinti duydu. Fransa, Cezayir’de şiddetten uzak ve adaletli bir çözüm aramıyordu ;askeri güç kullanması amansızdı .Direnişçilere bastırmak için işkence ve idama başvurdu. Camus, Cezayir Savaşı sırasında yaşanan siyasi şiddete, Fransız hükümeti idam cezasına başvurmasına karşı çıktı. Bu cezaların önlenmesi için özel çaba sarfetti. Adeta vicdanları yönlendiren bir kılavuz olarak davrandı.

Ölüm cezası devlet kaynaklı şiddet ; devlet eliyle uygulanan vahşet. Kurumsallaşmış şiddetin en belirgin biçimi. Camus ölüm cezasını insanlığın henüz ilkelliğinden kurtulamadığı çok eski zamanlarında insan kurban etmeye benzetir. İdam nedeni ne olursa olsun idam edilen şiddetin kurbanıdır. Kilisenin de idamlara onay vermesini eleştiren Camus bizleri şiddetten tamamen arınmış bir dünya toplumuna davet ediyordu.

Derrida, Chicago University Press tarafından yayımlanan idam cezasını eleştirdiği kitabında (aslında konferanslarının metinleri) Fransız edebiyatından metinler alıyor ve bunlara göndermeler yapıyordu. Ölüm cezasına karşı bir dizi çarpıcı argüman geliştiriyordu. Denilebilir ki ölüm cezasını edebiyat aracılığıyla tartışıyordu. Edebiyatın her zaman ölüm cezasına karşı olduğunu belirtiyordu. Kuşkusuz ele aldığı romancılar arasında Camus de vardı. Camus ve Derrida pek çok noktada bakış açılarının farklılığına karşın ölüm cezasıyla ilgili benzeri görüşler ileri sürmüşlerdi. Ölüm cezasına kesinlikle ve ödünsüz karşı çıkmışlardır. İdam cezası Batı uygarlığını derinden sorgulama nedenidir.

Açık sözlülüğüyle tanınan Camus idam cezasının kaldırılması tartışmasında öne çıkıyordu. Derrida onun metinleriyle kaçınılmaz olarak ilgilenir ve konunun geniş kapsamlı bir analizini sunar. Camus ile hemfikirdir. İdam cezasının kaldırılması adalet, demokrasi ve insanlık sorunudur. Derrida’nın da vurguladığı gibi ölüm mahkumunun durumu kurban kavramıyla yakından ilgilidir. Ölüm cezasında temel alınan adalet adına intikam ve misillemedir. Dini , özelde Hıristiyanlığı radikal şekilde sorgular. Temelinde ilkel “ göze göz, dişe diş” anlayışı vardır .Adaleti “kaba bir aritmatiğin kurallarına göre” tanımlıyoruz. İşin aslında adalet hesaplanabilir bir süreç değildir. Üstelik, Camus’un belirttiği gibi misilleme adaletin doğasındaki hesaplamalara karşıdır. Yasal intikam yoluyla adalet sağlamaya çalışamayız.

Derrida idam cezasının kaldırılmasını savunurken. Victor Hugo ve Albert Camus’un farklı tutumlarını vurgular. Hugo idam cezasının Hristiyanlığın savunduğu inançlara aykırı olduğu için kaldırılması gerektiği fikrini ileri sürmüştür. Bu onun derin Hıristiyan bakış açısının sonucudur. Hugo ölüm cezasını İsa’nın çilesini içeren doğal bir yasaya başvurulmadan ortadan kaldırılmayacak bir olgu olarak görür. Ölüm cezası İsa adına ve İsa’nın çektiği çileler düşünülerek kaldırılmalıdır. Camus ise idam cezasının kaldırılmasının daha ziyade laik bir toplumun gereği olduğunu vurguluyor, ilahi adaletle ilgilenmezdi. Dünyada var olan insani adaletle ilgilidir. Fakat Derrida, Hugo’nun derin Hristiyan yaklaşımını ile Camus’un bakışı arasında yakınlık bulmaktadır

Derrida’nın ölüm cezasını edebiyattan örnekler vererek tartışıyor; ölüm cezasına karşı ilkeli bir felsefi duruş geliştirirken verdiği örneklerin başında Camus ve Hugo geliyordu. Ölüm cezası aslında mutlak güce sahip tanrı-hükümdar fikrinden, mutlak güce sahip devlet anlayışından miras kalmıştır. Ölüm cezası o dönemden arda kalan bir kavram ve uygulamadır. İlahi bir ceza sayılmıştır. Felsefi söylemlerin hiçbirinin ölüm cezasını kınamamış olması son derece önemli ve ilginçtir. Derrida felsefede kölelik karşıtı söylemin yokluğuna da dikkat çeker; köleliğe karşı hiçbir felsefenin olmadığını belirtir. Ölüm cezasıyla kölelik arasında yakınlık bulur. Egemenlikçi siyasi gelenek bir bakıma ölüm cezasını desteklemiştir.

*Halil Turhanlı, hukukçu ve araştırmacı yazar.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Bunlar da İlginizi Çekebilir