Görüşler

Tartışmaların ışığında Türkiye’de ‘Siyasi Ahlak’

Tartışmaların  ışığında Türkiye’de  ‘Siyasi Ahlak’

Eski diplomat ve eski ABB Genel Sekreter Yardımcısı Baki Kerimoğlu, son yıllarda Türkiye’de sıkça tartışılan ‘Siyasi Ahlak’ konusunu yazdı. Siyasi Ahlak konusunun yasal düzenleme ile belirlenmesinde fayda olduğunu belirten Kerimoğlu, bu konuda oluşturulması gerektiğini belirttiği Siyasi Ahlak Dairesi’nin çerçevesini de çiziyor.

“Olgun bir devlet adamını sevindirmek isterseniz eleştiriniz, basit bir devlet adamını sevindirmek isterseniz övünüz”

Benjamin Disraeli

Son yıllar ülkemizde siyasi ahlak konusu tartışılmaktadır. Bu konuda yasal bir düzenleme yapmak için İktidar Partisi dahil TBMM’ne kanun teklifleri verilmiş ancak sonuçlandırılamamıştır.

Ülkemizde hem merkezi hem de yerel yönetimlerde yolsuzluk, kayırmacılık, özel hayata ilişkin ortaya çıkan olaylar gibi konularda yaşanan sıkıntılar siyasi ahlak konusunun tekrar yoğun şekilde gündeme gelmesine neden olmaktadır. Bu gelişmeler siyasi ahlak konusunda bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olduğunu ortaya koymaktadır.

Siyasi ahlak konusunda yapılacak düzenleme bütün siyasi görevlerde bulunanlara siyasi faaliyetleri ve özel hayatlarında önemli sınırlamalar getirecektir. Ancak yapılacak yasal düzenleme kendiliğinden ahlak ve siyaset ilişkisi konusunda her şeyi düzeltmeyecektir. Asıl olan siyasi partilerin siyasi ahlak konusunda da birbirleri ile yarışmaları, kendi yönetici ve üyeleri için siyasi ahlak kuralları geliştirmeleri ve siyasi görevlere seçilen temsilcilerinin siyasi ahlaki davranışlarını kendi içlerinde denetlemeleridir.

Konfüçyüs’ün dediği gibi “İnsanları yasa ve ceza ile yönetirseniz, onlar bir daha belki yanlış yapmayacaklar, ama şeref ve utanma duygularına da sahip olmayacaklardır. İnsanları erdem ve ahlak kuralları ile yönetirseniz o zaman onlar hem utanma duygusuna sahip olacaklar hem de doğruyu yapmaya çalışacaklardır.”

Siyasi ahlak konusundaki çabaların amacı da bundan farklı değildir: Siyasi görevlerde bulunanları utanma duygusu ve doğruyu yapmaya çalışma erdemine ulaştırmaktır. Bir ülkede temel amaç okul öncesinden başlayarak “dürüstlük en iyi siyasettir” Japon atasözünde olduğu gibi dürüst ve erdemli bireyler yetiştirmektedir.

Siyasi partiler ulusal ekonominin sektörel sınıflandırmasında, dernekler, vakıflar, meslek kuruluşları gibi, kar amacı gütmeyen hane halkına hizmet sunan kuruluşlar (Non-governmental Organizations-Sivil Toplum Kuruluşları) içinde yer almaktadır. Siyasi partilere diğer sivil toplum kuruluşlarından farklı olarak anayasa ve yasalarla ülke genelinde teşkilatlanma, genel ve yerel seçimlere katılma ve başarılı olduklarında ülkeyi ve kentleri yönetme hakkı verilmiştir. Siyasi partilere ayrıca faaliyet giderleri ve seçim zamanlarında seçimlerin finansmanına destek olmak üzere Hazine yardımlarından belirli kriterlere göre yararlanma imkanı tanınmıştır. Sahip oldukları bu haklar ve yetkilerinden dolayı siyasi partiler bir ülkede yaşayan bütün vatandaşların ilgi alanında ve gözetimindedir.

İngiliz gazeteci ve siyaset insanı John Morley’in “Politika ile ahlakı ayrı tutanlar ikisini de anlamamış demektir” diye anlamlı bir sözü vardır. Gerçekten de bir ülkenin geleceğinin belirlenmesinde önemli rol sahibi olan siyasetçilerin aynı zamanda ahlaklı kişiler olmaları gerekir. Yine İngiliz siyasetçi William E. Gladstone’nun “Ahlak bakımından yanlış olan bir şey politika bakımından doğru olamaz” şeklinde ahlak ve siyaset arasındaki ilişkiyi bütünleştiren ve tamamlayan kavramlardır.

Siyasi partiler, bütün dünyada olduğu gibi, ülkemizde de seçime dayalı temsili demokrasinin temel kurumlarıdır. O nedenle partilerin, onların liderlerinin, seçilmiş temsilcilerinin, adaylarının, çalışanlarının, üyelerinin siyasi faaliyetleri ve davranışlarında ahlaki kurallara göre hareket etmeleri siyasi partilerle vatandaşlar arasında güvenin oluşması ve demokrasiye güvenin kazanılması ve demokrasi kültürünün gelişmesi, yerleşmesi ve ayrıca TBMM, üyeleri ve diğer siyasi görevlerde bulunanların itibarı ve saygınlığı açısından kritik öneme sahiptir. Bu itibar ve saygınlık kazanıldığında ünlü hukukçumuz Ali Fuat Başgil’in “Politikacı kalbinin diliyle konuşabildiği gün devlet adamı olmuş sayılır” sözünde olduğu gibi özü, sözü ve eylemlerinde tutarlı olabilirler.

Ülkemizde daha çok “siyasi ahlak” kavramı kullanılırken bu konuda düzenleme yapan ülkelerde “siyasi etik” kavramı kullanılmaktadır. “Ahlak” ve “etik” kavramları birbirleri ile yakından ilişkili olsa da aralarında anlam farkı vardır. Türk Dil Kurumu sözlüğünde “ahlak” “toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları” olarak tanımlanmıştır. Aynı sözlükte “etik” kelimesi ise “çeşitli meslek kolları arasında tarafların uyması veya kaçınması gereken davranışlar bütünü” olarak tanımlanmıştır. Her iki tanımdan da siyasi açıdan doğru çıkarımlarda bulunulabilir. Ülkemizde siyasi görevlerde bulunan topluma ve özellikle gençlere rol model olduklarından siyasi faaliyetleri yanında, özel hayatlarını çok sınırlamayacak şekilde, toplum içindeki davranışları için de sınırlayıcı kurallar getirilmesinde fayda vardır. O nedenle “Siyasi ahlak” kavramının kullanılmasının daha kapsayıcı ve içinde yaşadığımız toplumun genel bakış açısını dikkate aldığımızda, daha doğru bir tanımlama olacağını söyleyebiliriz.

Dünyada siyasi ahlak konusunda düzenleme yapan ülkelerin sayısı oldukça sınırlıdır. Siyasi etik konusunda başka ülkelerde yapılan düzenlemelere bakıldığında sadece ulusal meclislere seçilenlerin düzenlemeye dahil edildiği, yerel yönetimlere seçimle gelen belediye başkanı ve meclis üyelerinin kapsam dışında tutulduğu görülmektedir. Oysa siyasi etik konusu sadece ulusal meclislere seçilenleri değil yerel siyasi görevlere seçilenleri de kapsayacak şekilde düşünülmelidir. Bu bakımda “siyasi görev” kavramı cumhurbaşkanı yardımcıları, atanmış bakanlar, TBMM üyeliği, belediye başkanlığı, yerel meclis üyeliğine seçilmiş veya bu görevlere atanmış görevliler için kullanılması ve yapılacak siyasi ahlak kanunun kapsamına dahil edilmeleri daha doğru olacaktır. Ülkemizde yerel yönetimlerde yolsuzluk, kayırmacılık gibi konularda yaşanan sıkıntılar siyasi ahlak konusunda yapılacak düzenlemenin kapsamının bu şekilde genişletilmesinin gerekli olduğunu ortaya koymaktadır.

Cumhurbaşkanı (belki siyasi parti faaliyetleri dolayısıyla kapsama alınabilir) Devleti temsil etmesi ve konumu itibariyle siyasi ahlak konusunda yapılacak düzenlemenin dışında tutulması daha doğru olacağı düşünülmektedir.

GRECO’nun 82’nci toplantısında (22 Mart 2019) kabul edilen Ara Uyum Raporunda; tavsiyelerin yerine getirilmesine yönelik hiçbir somut ilerleme kaydedilmediğine ve Değerlendirme Raporunda belirlenen eksikliklerin giderilmeden olduğu gibi kaldığına karar verilmiştir. Dünya Adalet Projesi’nin 2025 yılı Ekim ayında yayımlanan Hukukun Üstünlüğü endeksi verilerine göre Türkiye 143 ülke arasında 118’inci sırada yer almıştır. 2015 Yılında 80’ninci sıradayken 10 yılda 38 sıra gerilemiştir. Yolsuzlukla mücadelede dünyanın önde gelen sivil toplum kuruluşlarından olan Uluslararası Şeffaflık Örgütüne (Transparency International) Yolsuzluk Algı Endeksine göre ülkemiz 2015 Yılında Yolsuzluk Algı Endeksinde 42 puanla 168 ülke arasında 66’ncı sırada yer alırken 2025 yılında ise 31 puan ile 182 ülke arasında 124’üncü sıraya düşmüştür. Ülkemiz son on yıldır hem puan hem sıralamada sürekli gerilemiştir. Yapılan anketlerde TBMM’ne güveniyorum diyebilenlerin oranı %50’nin altında çıkmaktadır.

Yukarıda sayılan olumsuzlukları ortadan kaldırmak ve halkımızın gözünde siyaset kurumuna saygınlık ve itibarını artırmak için merkezi ve yerel düzeyde siyasi görevlere seçilenlerin uymak zorunda oldukları siyasi ahlak kurallarını yasal düzenlemeyle belirlemek, bunların uygulanmasını takip etmek ve aykırı davrananlar hakkında gerekli yaptırımların uygulanmasını sağlamak için gerekli yasal ve idari tedbirlerin alınması gerekmektedir.

Ahlak her yönüyle bir toplumun gelişmesi ve refahı için çok önemli bir unsurdur. Yukarıda ifade edilen Konfüçyüs’ün sözüne tekrar dönersek insanlar yasa ve cezalarla disipline edilebilir, kurallara uymaları sağlanabilir ama asıl olan utanma duygusuna sahip olmalarını sağlamaktır. Siyasi ahlak konusundaki çabaların amacı da bundan farklı değildir: siyasi görevlerde bulunanları utanma duygusu ve doğruyu yapmaya çalışma erdemine ulaştırmaktır.

Siyasi görevlerde bulunanların davranışlarına yönelik düzenlemeler 1982 Anayasası, 3069 Sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeliği ile Bağdaşmayan İşler Hakkında Kanun ve 3628 Sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununda yer almaktadır. Ancak bu düzenlemeler siyasi ahlak konusunun bütününü kapsamamaktadır.

Ülkemizde siyasi partiler geçmiş yıllarda siyasi ahlak konusunda kanun teklifleri vermişlerdir. Ak Parti İktidarı siyasi ahlak konusundaki yasal boşlukları tamamlamak üzere 2016 yılında TBMM Başkanlığına Siyasi Etik Kanunu Teklifini vermiştir. Teklif Anayasa ve AB Uyum Komisyonlarında görüşülmüş ve raporları hazırlanmış olmasına rağmen Genel Kurulda görüşülüp çıkarılması konusunda gerekli süreç tamamlanamamıştır. Teklifin içeriği incelendiğinde Kanun kapsamı oldukça sınırlı tutulmuş, kapsama sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri alınmış, Bakanlar Kurulu üyelerinin milletvekilliği görevinden kaynaklanan haller bakımından Kanun hükümlerine tabi olduğu kabul edilmiştir. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve özellikle sayıca çok daha geniş bir alanı kapsayan belediye başkanları ve yerel meclislere seçilenler kanun kapsamında düşünülmemiştir.

CHP Tarafından 2919 yılında TBMM Sunulan Siyasi Ahlaksızlıkla Mücadele ve Siyasi Etik Kanunu Teklifi verilmiştir. Kanun Teklifinin kapsamına TBMM üyeleri, cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar dahil edilmiş sayı olarak daha geniş bir alanı kapsayan belediye başkanları ve yerel meclislere seçilenler ile kayyum uygulaması gibi siyasi görevlere atananlar kapsamda düşülmemiştir.

Ak Parti ve CHP tarafından verilen tekliflerin pek çok ortak yönler vardır. Ancak her iki teklifte de siyasi ahlak konusunda gerekli çalışmaları yapacak, takip edecek, raporlayacak güçlü bir kurumsal alt yapının düşünülmediği görülmektedir. Oysa yapılacak düzenlemenin kontrol edilebilir, uygulanabilir ve yönetilebilir olması önemlidir.

TBMM’ne verilen kanun tekliflerinde siyasi görevlerde bulunanlara nasıl rehberlik edileceği, belirlenecek ahlaki kurallara aykırı davranışların nasıl takip edileceği, nasıl değerlendirileceği ve uygulanacak yaptırımlar konusunda sağlam bir yasal ve kurumsal altyapının oluşturulmadığı görülmektedir.

Siyasi etik konusunda düzenlemeler yapan ülkeler ekonomik ve demokratik olarak gelişmiş, demokratik sistemleri çalışan ülkelerdir. Pek çok ülkede konu “siyasi etik” olarak tanımlanmış ve sadece ulusal meclise seçilenleri kapsayacak şekilde siyasi etik kuralları belirlenmiştir. Bu kurallar meclis kararı şeklinde olup yasa gücünde/düzeyinde kurallar değildir. Siyasi etik konusunda düzenleme yapılan ülkelerde siyaset-yolsuzluk-kayırmacılık vb. ilişkilerde çok sorun yaşanmadığından bu konuda yaygın içtihat/uygulamalar oluşmamıştır.

Ülkemizde siyasi ahlak konusunun yasal düzenleme ile belirlenmesinde fayda vardır. Hem merkezi düzeyde hem de yerel yönetimlerde yaşanan sıkıntılar siyasi ahlak konusunun yasal düzenleme olarak yapılması, yapılacak yasada Siyasi Ahlak Dairesinin oluşturulması, siyasi görevlere seçileceklerin uyacakları siyasi ahlak kurallarının açık olarak belirlenmesi, bu kurallara uymayanlara uygulanacak yaptırımlara karar verecek TBMM üyelerinin dışında üniversiteler, Barolar Birliği gibi kurumlardan temsilcilerin de olduğu bağımsız bir Siyasi Ahlak Kurulunun oluşturulması, siyasi ahlak danışmanı ve siyasi ahlak denetçilerinin de çalıştırıldığı güçlü bir kurumsal yapının oluşturulması gereklidir.

*Baki Kerimoğlu, eski bürokrat ve Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Bunlar da İlginizi Çekebilir