Doğu Akdeniz havzası, dakikalar arayla meydana gelen ve büyüklüğü giderek tırmanan üç ayrı depremle sallandı. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre; Adana’nın Saimbeyli ilçesinde saat 14.19’da 4,8 ve 14.36’da 4,9 büyüklüğünde sarsıntılar kaydedildi. Bu iki depremin şoku atlatılamamışken saat 14.43’te komşu kent Osmaniye’nin Sumbas ilçesinde meydana gelen 5,2 büyüklüğündeki yer sarsıntısı bölge halkını sokağa döktü.
Son dakika! Adana ve Osmaniye peş peşe sallandı: 24 dakikada 3 deprem
Adana ve Osmaniye başta olmak üzere Hatay, Kahramanmaraş, Kayseri ve Gaziantep gibi çevre illerde de şiddetle hissedilen deprem dizisinin ardından İçişleri Bakanlığı koordinasyonundaki AFAD ekipleri saha taramalarına başlarken, ilk belirlemelere göre herhangi bir can kaybı ya da ağır yıkım bildirilmedi. Sarsıntıların büyüklük grafiğinin alışılmışın aksine yukarı doğru ivmelenmesi ise bilim dünyasını ve kamuoyunu teyakkuza geçirdi.
PROF. DR. OSMAN BEKTAŞ: İLK SAATLERE DİKKAT
Gelişmelerin ardından değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Saimbeyli çevresinde başlayan ve Sumbas yönüne doğru ilerleyen hareketliliğe işaret etti. Bu tablonun kesin olarak daha büyük bir felaketin geleceği anlamına taşımadığını belirten Bektaş, ancak Saimbeyli-Savrun-Sumbas üçgeninin aktif, parçalı ve gerilme boşaltan diri bir zon olduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Osman Bektaş
Bölge halkının paniğe kapılmak yerine deprem hazırlığına odaklanması gerektiğini hatırlatan Bektaş, özellikle ilk 3-4 saatin kritik olduğunu, artçıların hangi yönde yoğunlaşacağının ve nasıl bir hat boyunca yayılacağının yakından izlenmesi gerektiğini vurguladı.
PROF. DR. OKAN TÜYSÜZ: BÜYÜK DEPREM BEKLEMİYORUM
Sözcü TV canlı yayınına telefonla bağlanan İTÜ Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Tüysüz ise art arda gelen sarsıntıların 6 Şubat büyük depremlerinin ardından Göksun’dan Kozan’a doğru uzanan kırık zonunda meydana geldiğini belirtti. Bölgede Savrun ya da Saimbeyli fayı olarak adlandırılan bir fay sistemi bulunduğunu dile getiren Tüysüz, 4 ila 5 büyüklüğündeki sarsıntıların hasar ve yıkım üretmesini beklemediklerini söyledi.

Prof. Dr. Okan Tüysüz
Bölge için şahsi beklentisinin büyük bir deprem olmayacağı yönünde olduğunu ifade eden jeolog, meydana gelen hareketliliğin tek bir ana deprem değil, odak noktaları birbirinden biraz farklı üç ayrı sarsıntı olduğunu, benzer deprem fırtınası aktivitelerinin sürebileceğini ancak 5 büyüklüğündeki sarsıntıların başka fayları tetikleyerek büyük bir yıkıma neden olamayacağını sözlerine ekledi. Tüysüz ayrıca depremin merkez üssünün dağlık ve kayalık bir zemin olduğunu, ancak asıl risk unsurunun zeminden ziyade yapı kalitesi olduğunu hatırlattı.
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY: ADANA’NIN ÇATISI
Canlı yayında kamuoyundaki büyük deprem senaryolarına sert tepki gösteren Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ise bölgedeki tektonik yapıyı "Adana'nın çatısı" olarak nitelendirdiği bir kubbeye benzetti. Savrun fayı üzerinde 7 ve üzeri büyüklükte tek parça bir kırılma olacağı yönündeki tezlerin sahayı yansıtmadığını savunan Üşümezsoy, bölgede tek hatlı 70-80 kilometrelik devasa bir fay sistemi bulunmadığının altını çizdi.

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy
Arazideki tablonun tıpkı bir araba camının tuz buz olması gibi birbirini kesen onlarca küçük kırıktan ve mozaik bir yapıdan oluştuğunu vurgulayan Üşümezsoy, cam tek parça kaldığında büyük risk taşısa da paramparça olduğunda devasa bir enerji biriktiremeyeceğini söyledi. Üşümezsoy, Çardak ve Göksun’dan sarkan gerilimin bu parçalı yapıda 5 ila 6 büyüklüğündeki onlarca küçük depremle boşalacağını, çok sayıda sarsıntı kaydedilse dahi yıkıcı momentte büyük bir ana kırılmanın beklenmemesi gerektiğini ifade etti.
PROF. DR. ÖVGÜN AHMET ERCAN: AÇIK BİR DEPREM FIRTINASI
Sözcü TV'ye bağlanan bir diğer uzman olan Yüksek Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan ise sarsıntıların 4,8’den 5,2’ye doğru büyümesinin işin rengini değiştirdiğini ve açık bir deprem fırtınasına işaret ettiğini dile getirdi. 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından biriken gerginliğin Kozan ve Adana havzasına doğru kaydığının jeofizik çalışmalarla daha önce saptandığını belirten Ercan, büyüklüğün kademeli artmasının ardından daha büyük bir deprem gelip gelmeyeceğini bugünkü çağdaş bilimin kesin olarak kestiremeyeceğini, ancak bölgede olası bir ana kırılmanın jeofizikçiler için şaşırtıcı olmayacağını söyledi. Bölgedeki yapıların yıkıcılık eşiğinin 6,3 ve üzeri olduğunu vurgulayan Ercan, 5,2’lik depremin sağlam yapılar için yıkıcı olmayacağını fakat 6 Şubat sarsıntılarında yorulan binalardaki kılcal çatlakların büyüyebileceği uyarısında bulundu.

Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan
ÇUKUROVA’NIN ZEMİNİNE DİKKAT ÇEKTİ
Çukurova’nın alüvyonlu ve sulak zemin yapısının deprem dalgalarını 3 ila 4 kat büyüterek çok daha şiddetli hissettirdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, dağlık kesimlerde az hissedilen sarsıntıların ova kesiminde paniğe yol açmasının temel nedeninin bu jeolojik yapı olduğunu aktardı. Türkiye'nin mevcut ekonomik tablosunda hızlı kentsel dönüşümün güçlüğüne değinen Ercan, AFAD'ın vakit kaybetmeksizin bölgeye sıkı bir jeofizik izleme ağı kurması, mikro kırıkların hareket yönünü anbean ölçerek yer kabuğundaki gerilim değişimini haritalandırması gerektiğini belirtti.
