AK Partili Elitaş'tan ekonomi mesajı: Savaş enerji maliyetleri ve enflasyon hedeflerini etkileyebilir

AK Partili Elitaş'tan ekonomi mesajı: Savaş enerji maliyetleri ve enflasyon hedeflerini etkileyebilir

AK Parti Genel Başkanvekili Elitaş, Orta Doğu’da tırmanan gerilimin enerji fiyatları üzerinden küresel bir enflasyon baskısı yarattığını belirterek, dünya genelinde ekonomi yönetimlerinin hedeflerini revize etmek zorunda kalabileceğine dikkat çekti. Elitaş, iç piyasada ise asgari ücret tartışmalarının erken başlatılmasının piyasa dengelerini bozabileceği uyarısında bulundu.

Ekonomi Gazetesi Ankara Temsilcisi Maruf Buzcugil ve beraberindeki heyetin sorularını yanıtlayan AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, küresel jeopolitik krizlerin gölgesinde şekillenen yeni ekonomik konjonktürü değerlendirdi. Elitaş, özellikle Hürmüz Boğazı ve çevresindeki istikrarsızlığın enerji maliyetlerini tetiklemesinin, sadece Türkiye için değil, dünya ekonomisi için de "olağanüstü" bir dönem başlattığını vurguladı.

"EŞEL MOBİL SİSTEMİ KRİTİK BİR GÜVENCE"

Enerji fiyatlarındaki sert yükselişin enflasyon üzerindeki etkilerini sınırlamak adına Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hayata geçirilen adımlara değinen Elitaş, eşel mobil sisteminin uygulamaya alınmasını stratejik bir müdahale olarak nitelendirdi. Bu sistemle, akaryakıt ve enerji fiyatlarındaki artışın doğrudan tüketiciye yansımasının engellendiğini ve dezenflasyon sürecinin koruma altına alındığını belirtti.

ASGARİ ÜCRET ÇIKIŞI: "PİYASAYI OLUMSUZ TETİKLEMEYELİM"

Muhalefet kanadından gelen asgari ücret artış taleplerini de değerlendiren Elitaş, zamanlama konusundaki hassasiyetin altını çizdi. Ekonomik istikrarın korunması için beklenti yönetiminin önemine değinen Elitaş, şu ifadeleri kullandı:

"Yılın dördüncü ayı yeni başlamışken yeni gündemler ortaya çıkarmak, piyasayı olumsuz yönde etkileyen ve fiyatlama davranışlarını bozan bir tetiklemeye sebebiyet verebilir. Henüz erken aşamada başlatılan bu tartışmaların makro dengeler üzerindeki etkisini gözetmeliyiz."

KÜRESEL REVİZYON BEKLENTİSİ

Savaşın uzaması ihtimaline karşı temkinli bir perspektif sunan Elitaş, enerji fiyatlarındaki artışın kalıcı hale gelmesi durumunda, birçok ülkenin orta vadeli enflasyon ve büyüme hedeflerini yeniden değerlendirmesinin "kaçınılmaz" bir zorunluluk haline gelebileceğini ifade etti.

■ Savaş nedeniyle olağanüstü gelişmeler yaşıyoruz. Ekonomiye etkileri günden güne daha fazla hissedilmeye başlandı. Bu konudaki değerlendirmeleriniz nelerdir?

Türkiye bölgede en huzurlu, en istikrarlı Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren istikrarını korumaya çalışan demokrasisini temayüz ettirmiş bir ülke. Bölgesinde en huzurlu ülke olarak Türkiye’yi görüyoruz. Normal şartlar altında 2026 yılında hem Türkiye’deki hem de dünyadaki ekonomistler petrol fiyatlarının varil başına 60 ile 65 dolar olacağını düşünüyorlardı. Bizim Maliyemiz de Merkez Bankamız da 65 dolar petrol fiyatları üzerinden hesaplama yaparak ona göre perspektiflerini ve enflasyonla mücadelenin enstrümanlarını çalıştırıyorlardı. Ama 60 küsur dolarlık petrolde önemli artışlar oldu. Hazine Maliye Bakanlığımız bu çerçevede ÖTV ile ilgili eşel mobil sistemini uygulayarak önemli bir iş yaptı. Bu da iç maliyetleri düşürebilmek için atılmış bir adım, hem tarım hem lojistik açısından da çok önemli. Lojistik çerçevesinde dünyada yüzde 50’nin üzerinde bir artış varken biz de iç piyasada bunu yüzde 30’larda tutup maliyetlere yansımasını engelleyebilmek için gayret gösteriliyor.

Savaşın uzaması ve enerji fiyatlarındaki artışın sürmesi halinde, dünya genelinde birçok ülkenin enflasyon hedeflerini yeniden değerlendirmesi kaçınılmaz hale gelebilir diye düşünüyorum. İran’ın “Artık bu savaş sadece İran sınırları içerisinde de komşu ülkelerle de kalmayabilir. Dünyadaki ki başka yerlere de gidebilir” şeklinde iyi okunması gereken bir mesajı var. Bunu dış politika uzmanları daha iyi değerlendirebilir. Ama biz ekonomiyi etkisinin ne olacağına baktığımızda bölgemizde devam eden sıcak çatışmalar ve enerji fiyatlarında yaşanan dalgalanmalar, küresel ekonominin temel girdileri üzerinde belirleyici etkiler oluşturmaktadır. Bu tür gelişmeler doğal olarak üretim maliyetleri, tedarik zincirleri ve beklenti kanalları üzerinden makroekonomik göstergeleri etkilemektedir. Bu çerçevede ortaya çıkan küresel maliyet enflasyonu dalgasının, birçok ülkenin makroekonomik göstergeleri üzerinde etkiler oluşturabilir. Nitekim bu tür dönemlerde ülkeler, enflasyon hedeflerini ve politika setlerini gelişmelere göre gözden geçirebilmektedir. Bu bağlamda; Rusya Devlet Başkanı’nın nükleer savaş uyarısı enteresan bir noktaya doğru götürebilir. Onun için sonumuz dünya barışı ve huzuru açısından ‘hayır olsun’ diye düşünüyorum.

■ Bir de içerdeki gelişmeler var, belediyelere yapılan operasyonlar sürüyor bu gelişmeler üst üste gelince gerilimi daha fazla artırmıyor mu?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve ondan öncesindeki başlayan şikayetlerle ilgili kısımda yargıya, savcılığa veya çeşitli kurum ve kuruluşlara X partili birinin X belediye başkanı ile ilgili yaptığı yolsuzluklar konusundaki iddiaların ortaya çıkarılmasıyla yargının soruşturma başlatmasıyla ortaya çıkan bir sonuç. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki yapılan işler belli, kimlerin itiraz ettikleri, kimlerin bu konuda iddialar ortaya koydukları, kimlerin itirafçı oldukları belli. İstanbul’daki diğer ilçelerle ilgili kısım belli. Uşak’taki son hadiseyle ilgili olarak “Herkes biliyordu, sağır sultan duydu bu işi’ diyorlar. Hatta yerel televizyonlarda da konuşulmuş, ilçe başkanları gelmiş. Genel merkeze “Bakın böyle böyle bir şey oluyor. Yani 52 bin oy aldığımız 120 bin civarında seçmenin bulunduğu 200-250 bin merkez nüfusun bulunduğu bir yerde şaibeler, dedikodular ayyuka çıkmış gereğini yapın” denilmiş. Kendi aralarında konuşuluyormuş.

■ Kamuoyunda AK Parti’nin kaybettiği belediyelere karşı böyle bir operasyon yapılıyor algısı var.

Böyle bir algı doğru bir algı değil. Esas mesele şu. Bunu güncelleştiren gündeme taşıyan aynı partiden insanlar. Aynı partiden insanların demek ki; bir paylaşım mücadelesi var ki paylaşımda huzursuzlukları var ki ‘bana 10 lira vermen gerekirken niye 9 lira verdin kardeşim? Niye 5 lira verdin kardeşim’ diye bir intikam duygusuyla veya kaybetmişlik, kandırılmışlık güdüsüyle yaptıkları şikâyetin sonucu olabilir bu işler. Zaten anketlerde de görüyoruz, operasyonlarla ilgili vatandaşın gündeminde o kadar fazla bir şey yok. Şu anda vatandaşın en çok ilgilendiği çevremizde olan olaylar. Amerika ve İsrail’in yaptığı bu fütursuzluk, soykırım, bir toplumu topyekün yok etmek için 10 bin km öteden buraya gelip burayı dizayn etmeye çalışması, yeraltı kaynaklarını kendi menfaatine çevirmek için bütün milletlerarası hukuku, insanlık değerlerini yok eden İsrail gibi bir terör devletinin Orta Doğu coğrafyasında haritaları yeniden dizayn etmeye çalışması. Bizim esas gündemimizin de zaten bu olması gerekir.

■ Dünyanın en yüksek faizi en yüksek gıda enflasyonu bizdeydi, şimdi bir de maliyet enflasyonu şoku yaşayacağız, olağanüstü tedbirler gerekir mi, daha sıkı maliye politikası vs?

Küresel ölçekte ortaya çıkan maliyet artışlarının ülkeler üzerindeki etkileri, her ekonominin üretim yapısına ve dış ticaret dengelerine göre farklılaşmaktadır. Türkiye ekonomisini bölgedeki diğer ülkelerle aynı çerçevede değerlendirmek doğru değildir. Enerji ve lojistik maliyetlerinde yaşanan artışların gıda fiyatları başta olmak üzere bazı alanlarda etkiler oluşturması doğal olmakla birlikte, ekonomi yönetimimizin temel önceliği olarak bu maliyet baskılarının vatandaşlarımıza yansımasını sınırlayacak tedbirleri ivedilikle almaya ve kararlılıkla uygulamaya gayret ediyoruz. Bu süreçte kaynakların etkin kullanımı ve ekonomik dengelerin korunması her zamankinden daha fazla önem taşımaktadır. Nitekim Rusya-Ukrayna savaşı sürecinde dünya genelinde ciddi bir tahıl krizi yaşanırken Türkiye güçlü diplomasisi ve dengeli ekonomi yönetimi sayesinde bu süreçten olumsuz etkilenmediği gibi, tahıl koridorunun hayata geçirilmesine öncülük ederek küresel gıda arz güvenliğine de önemli katkı sağlamıştır.

“SAYIN ÖZGÜR ÖZEL ŞU ANDA VESAYET ALTINDADIR”

■ CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in gündeme getirdiği ara seçim açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sayın Özgür Özel bunu neden yapıyor, niye gündeme getiriyor çünkü bugünlerde anketlerde düşmeye başladı. Sayın Özgür Özel 2024 Mart’ından sonra hiç söylememişti bunu. ‘Erken seçim istemek yanlış olur. Vatandaş iradesine hakaret olur’ demişti. Baş başa yaptığımız görüşmede de Sayın Cumhurbaşkanı’na söylemişti. Demişti ki; ”Millet 14 Mayıs’ta ve 28 Mayıs’ta Türkiye’yi idare etme yetkisini Cumhur İttifakı’na ve Recep Tayyip Erdoğan’a vermiştir. Biz 2028 yılına kadar bunun böyle devam etmesini istiyoruz. 31 Mart seçimlerinde de millet yerel yönetimleri bize vermiştir, biz bize gelen oyları kalıcı hale getirmek, siz de emanet oyu veya sandığa gitmeyen oyları kendinize çevirmek için gayret edeceksiniz” demişti. Biz sandığa gitmeyen veya başka yere oy veren vatandaşlarımızı, seçmenlerimizi çekmek için gayret ediyoruz ve başarılı olduğumuzu görüyorum. Sayın Özgür Özel’in CHP'deki bu düşüşten kaynaklı olarak, ‘hadi gel kendine güveniyorsan çık meydana’ gibi söylemler geliştirmeye çalışıyor. İkincisi, şu anda Sayın Özgür Özel, vesayet altında birisi. Silivri ile şu anda haftalık olağan görüşmeler yapmak mecburiyetinde. Eskiden biliyorsunuz Başbakanla Cumhurbaşkanının haftalık olağan görüşmesi olur. Ondan bir iki saat önce de Genelkurmay Başkanı Başbakanla görüşürdü. Yani devlet günüydü. Her çarşamba günü de Sayın Özgür Özel’in vesayete saygılarını sunma günü olarak devam ediyor.

Bilmediği konu milletvekillerinin, milletvekilliğinden istifası tek başına hüküm ifade etmez. Anayasa koyucu bu meseleleri görüp, herhangi bir şekilde istismar edilmesini, siyasetteki istikrarın ortadan kaldırılmasını engelleyebilmek için istifayı tek başına bir irade değil parlamentonun oyuna sunuyor. İstismarı ve kötü niyeti önleyebilmek için istikrarı ortadan kaldıracak bir davranış sergilemesini durdurabilmek için Anayasa koyucu bu tür manipülasyonlara, bu tür vesayet altındaki kişilerin söylemlerini engelleyebilmek için böyle bir hüküm koymuş. Genel seçimlerin normal tarihi 7 Mayıs 2028. Seçimlerin yenilenmesi ile ilgili kısım Parlamento kararını bağlı, 360 milletvekilinin seçimlerin yenilenmesi ile ilgili karar vermesi gerekiyor. 14 Mayıs 1950’den sonra seçimler genellikle haziran ile aralık ayları arasında yapılmış. Benim kanaatim şu; hem yerel seçimin hem genel seçimin -tarih söylemiyorum- en doğru zamanı haziran ile aralık ayının içerisinde yapılacak seçimdir. Genel seçim için en uygun tarih Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık ayının ilk haftaları da olabilir. Bu 2027’de olabilir ama 2028’in bu aylarına götürme şansımız yok. 7 Mayıs 2028’de seçim olmak zorunda. Ama bunu öne alıp yenileyebilirsiniz. Ben de; seçim için en uygun atmosfer, takvim haziran ve kasım arasında diyorum.

"YILIN DÖRDÜNCÜ AYINDA ASGARİ ÜCRET TARTIŞMASI ÇIKARIRSA PİYASA OLUMSUZ ETKİLENİR"

■ Asgari ücrete ara zam muhalefet partileri tarafından yeniden gündeme getirilmeye başlandı. Bu konudaki değerlendirmeleriniz nelerdir?

Bu işleri Hazine Maliye Bakanlığı ile Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı değerlendirir, şu anda bilemiyorum. Yılın dördüncü ayı yeni başlamışken yeni yeni gündemleri ortaya çıkarmakla piyasayı olumsuz yönde etkileyen, tetikleyen durumlara sebebiyet vermiş oluruz. Aylar sonra olacak bir şeyi bugünden tartışmaya açmak belki 3 milyon kişinin hoşuna gidebilir ama 83 milyon kişinin cebinden bir şeylerin gitmesine sebebiyet verebilir. Bir şeyin konuşulması bir şeyin ortaya atılması şu anda bunun gündeme tekrar taşınması 86 milyonun cebine haksızlık demektir. Siyasetçiler belki bunu yapabilirler, popülizm olarak değerlendirebilirler ama titrinde ekonomist olan siyasetçiler bunu yapamazlar. Özgür Bey yapabilir, onun hakkıdır, bilmeyebilir. Ama danışmanlarının müsaade etmemesi gerekir, çünkü profesör yazan ekonomist danışmanları var. Onların müsaade etmemesi gerekir.

"ASGARİ ÜCRETİ BİTCOİN İLE KARŞILAŞTIRSIN"

Kıt kaynaklarla olan bir şeyin fiyatla değerlendirmesi doğru değildir. 2002 yılında çeyrek altın 30 lira iken şu anda 11 bin 700 lira, 2002 yılında ons altın 200 dolar iken şu anda 4.600 dolar. Yani bu fiyatlarla kontrol edilemeyen, arzı belli olmayan bir emtia ile paraya tahvil kabiliyeti çok yüksek olan bir şeyle yapabildiğinizde mümkün değil. Ben Özgür Bey’e şunu söylüyorum, bitcoin herhâlde 2005-2006 yılında çıktı. Özgür Bey asgari ücreti bitcoin’e göre hesaplasın. Ne kadar olmuş? Bitcoin o zaman çıktığında 1 sentti, şimdi 65 bin dolar. Sayın Özgür Özel ekonomist arkadaşlarına asgari ücret, en düşük emekli maaşı, bitcoin çıktığında bu kadardı. Farz edelim ki; 1 dolarlık Bitcoin’le adam 185 tane Bitcoin alabilirken şu anda Bitcoin 65 bin dolar olmuş. Yani Ethereum, ripple gibi şeylerle değerlendirmek doğru değil, hisse senetleriyle de değerlendiremezsiniz bu işleri. Yıllar itibariyle enflasyon oranları nedir onlara bakarsınız. Asgari ücret 2002 yılında 184 liraymış.

Alım gücüyle baktığımızda şu anda refah seviyemizdeki konfor ihtiyacımızdaki ürünler arttığı için o gün ile kıyaslamak yanlış olur. Biz bütçe konuşmalarını yaparken 12 kilogramlık tüp kaç tane alabiliyorduk, kaç kilovat elektrik kullanabiliyorduk, çiftçi ne kadar mazot alabiliyordu? Onların hesabını yapıyorduk ama şu anda onların hesabını yapmak 2026 yılında doğru değil. 2002 yılında bir en düşük maaşlı memur veya asgari ücretli kişi 7- 8 tane tüp gazı alabilirken, biz bunu 11-12 kg’a çıkarmıştık. Ama şu anda getirip de asgari ücretle 2002 yılında 11 tane alırken şu anda 80 tane alıyorsun, 50 tane alıyorsun demek yanlış bir şey çünkü artık tüp gaz kullanılmaz oldu.

2002 yılındaki elektrik kilowatt’ın tüketimi ile de olabilir, 2002 yılındaki doğal gaz tüketimi ile de olabilir burada meselemiz hayat pahalılığı meselesi. 2002 yılında asgari ücret 184 lira iken ekmek 15 kuruşmuş, bugün ekmek 15. Ekmek 15 kuruştan 15 liraya geldiğinde asgari ücret 150 misli artmış, ekmek 100 misli artmış. Ona bakmak lazım. Yani alımla ilgili çünkü tüp gazı hayatımızdan çıkarmışız ama ekmeği hayatımızdan çıkarabilmemiz mümkün değil. Yani bununla ilgili değerlendirmemiz lazım. Ama refah ve konfor seviyemiz çok farklı.

YORUMLAR (6)
6 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN